Ay: Ağustos 2010

  • Hakiki Young CEO

    Özgüveni yerinde, olması gerektiği gibi. Saçlarım kesilirken konuşmaya alışkın olmayan beni ona eşlik etmeme zorluyor adeta. Ben de uyuyorum ona ve tüm günün yorgunluğunu tıraşı yarıda kesip birlikte nescafe içerek atıyoruz…

    Akranım olunca sohbet etmesi daha kolay oluyor. Dilimizden dökülen sözcükler dil bilgisi kurallarına ihtiyaç duymuyor duyguları yansıtırken. Alışılmışın dışına çıkıyorum, izin veriyorum Yaşar’ın anlatmasına. İlgimi kaybetmeden dinliyorum, önemsiyorum ve merak ediyorum…

    Gurur duyduğu babasından bahsediyor önce. 8 yıl boyunca akrabasının yanında çalışan babasının sigortalı yapılmadığını öğrenmesi ile bozulan ilişkilerinin hayatlarının dönüm noktası olduğunu söylüyor. O günden sonra babasının akrabasının yanında ayrılıp İstanbul’un ünlü otellerinde çalıştığını ve “köşeyi döndüğünü” anlatıyor. Babasının uğradığı haksızlık tüm aileyi başka bir yola sürüklüyor. Güzel bir yol bu. Konu buraya bir müşterisinin 14 yılda nasıl emekli olduğunu anlatırken geliyor. Hikaye ilginç. SSK piriminin normalden fazla yatırılmasıyla erken emeklilik arasında bir ilişki var mıdır? Yaşar öyle söylüyor, ben de dinliyorum. Aldığı ders ise başka bir yerde çalışsam da kendi paramla öderim sigortamı diyor. En kötüye planı hazır.

    Yaşar 14 yaşından beri öğrendiği mesleğini yapmak için askerden dönüşü beklemiş. 12 bin lira kredi çekerek kuruyor kuaför salonunu. Aileden destekli olsa da her şey onun adına. Borç Yaşar’ın borcu yani. Riske giriyor ve hayatında aldığı en büyük sorumluluğun o yıkıcı ağırlığını omuzlarında hissediyor. Tek bir macı var ailesini mahçup etmemek.

    Okumak mı ticaret mi? Soruyor, ben de ticaret diyorum. Okumak ticareti doğru yapmak içindir diyorum. O kendi cevabını yaşadıklarından anlatıyor. O, etrafta bir sürü kuaför var ama en iyi ben kazanıyorum, kredi borcumu neredeyse ödedim derken ben de doğru yere dükkan açmışsın Yaşar kardeş diyerek destekliyorum tebessümle onu. Cesaretini, azmini kutluyorum. Yaşar konuştukça anlıyorum ki karşımda “farkında” biri var. Ve asla bu konuşma diğer kuaförlerdeki örnekleri gibi değil.

    Soruyorum başarısının sırrını, geri çekiliyor ve “bak şimdi” diyip anlatıyor formülünü. En büyük rakibinden örnekler veriyor, rakibini analiz etmişsin diyorum. İçinden “ne analizi, bu işler böyle yapılır Erman” dediğini hissediyorum. Salonu açmadan her yeri inceledim diyor. En düşük kira neredeyse oraya açtım salonu. Bir müşterisinin ona verdiği tavsiyeleri aklından çıkarmadığını şöyle anlatıyor. “Bugün bir bakkala girdiğinde bakkal gazetesinden kafasını kaldırmaz sana ürünü verir paranı alır bir güle güle bile demeden seni yollar. Ben buraya giren müşteriyi her zaman güler yüzle karşılarım. Herkes müşterinin önce parasını almak ister, ben önce gönlünü alırım sonra parasını..” Yaşar konuştukça kendimi denek gibi hissetsem de sözlerine katılmamak elde değil. “Müşteriyle sıcak ilişkiler kurarım, onlarla ilgilenirim, derdim sorunum olsa da yüzümü asmam buraya geldiğimde herşeyi unuturum” diyor. Yaşar anlattıkça, ona söylediği herşeyin aslında neyi ifade ettiğini söyleme ihtiyacı duysam da o gece onun dilinden konuşmak daha keyifliydi. Yaşar aferim müşteri odaklılık, müşteri memnuniyeti, müşteri ilişkileri ve müşteri sadakati işte böyledir desem ne değişir ki..

    Yaşar işini iyi yapıyor ve önceliği asla para değil. En önemlisi amacını ve nereden başlamasını iyi biliyor. Sorunu yanlış yerde aramıyor. Kendi fikirlerine uymayan, müşteri kaybettirdiğine inandığı elemanın işine son veriyor. Marifetli eleman değil öncelik iş kültürü diyor. İşini kurmadan önce araştırıyor, uygun yeri belirleyip “tesis tasarımını” oluşturuyor. Kira burada belirleyici faktör olsa da salonun büyüklüğünden de taviz vermiyor. Vergi teşvikleri söz konusu olsa eminim onu da incelerdi (: Rakiplerine olan uzaklığa bakıyor ve müşteri potansiyeli oluşturabilecek yeri netleştiriyor. Planı en başında yapıyor. İlk hedefi kirayı döndürebilecek kadar iş yapmak. Kar elde etmesem de olurdu diyor. Kredi borcunu 2 yılda ödeme hedefi koymuş kendine ama şimdi neredeyse borcunu da kapatmak üzere. Oysa henüz 4 aydır işletiyor salonu. Herşey yolunda olduğunu söylüyor. Anlattıkça ben mutlu oluyorum o da taktir edildiğini hissettikçe keyifle sürdürüyor hikayesini anlatmaya. Beni memnun etmekten de geri durmuyor. Yarıda bırakıyor saçlarımı nescafe molası veriyoruz. Biran önce eve gitmek istesem de kıramıyorum Yaşar’ı.

    Yaşıtım birinin üstlendiği sorumluluk ve başarıya olan yaklaşımı beni etkiliyor. Mutlu oluyorum işini iyi yapmaya çalışan genç bir arkadaşımla konuşmaktan. Şimdi müşteri memnum. Ve ben bir marka elçisi oluyorsam bu Yaşar’ın başarısı.

    Kalite ve müşteri memnuniyeti gecenin konusu. Güzel kesilmiş saçlar ise Yaşar’ın marifeti…