Ay: Şubat 2012

  • Sayılarla: LinkedIn’i Kimler Kullanıyor?

    Business Insider, yapmış olduğu araştırmayla LinkedIn kullanıcı profilini çıkararak, LinkedIn’deki kitleyi daha yakından tanımamızı sağlamış oluyor. Türkiye’de 1 milyon kullanıcı sayısını aşan LinkedIn’in, Türkçe sayfalarda artık display reklam yayınlamaya da başladığını düşündüğümüzde (son günlerde Turkcell ve TTNET reklamları dönüyor), özellikle reklamverenlerin genel anlamda LinkedIn kullanıcı profilini demografik ve davranışsal olarak sınıflandırabilmesi önem kazanacaktır.

    Öncelikle cinsiyet dağılımına baktığımızda LinkedIn’de homojen bir dağılımın olduğunu söyleyebiliriz. Kullanıcılar %53 erkek ve %47 kadın olarak dağılmakta. Sosyal networkingin kadını erkeği olmaz!

    LinkedIn’deki yaş dağılımını diğer sosyal ağlarla kıyasladığımızda daha yaşlı bir kitlenin LinkedIn’de olduğunu görüyoruz. Kullanıcıların %71’i 25-54 yaş arasındayken, LinkedIn’in henüz üniversite öğrencilerinin yer aldığı 18-24 yaş grubu tarafından yeterince kullanılmadığını görmekteyiz. LinkedIn’de 18-24 yaş grubu oranı sadece %18,1. Üniversite öğrencilerinin sosyal networking farkındalığı Facebook farkındalığı ile yarışamayacak düzeyde. 🙂

    İnfografikte LinkedIn’deki şirketlerin büyüklüklerine (çalışan sayısı bakımından) ve kullanıcıların ilgili olduğu sektör dağılımına da yer verilmiş. LinkedIn kullanıcılarının %18 ile en büyük dilimini akademisyenler ve %13,9 ile IT  sektöründe çalışanlar oluşturmakta.

    LinkedIn daha çok orta yaşlı, IT ve eğitim (üniversite) sektöründen kullanıcıların yer aldığı bir sosyal platform olarak tanımlanabilir. Bunu LinkedIn’de en çok takipçisi olan şirketlere bakarak da anlayabiliriz. Ancak her geçen gün özellikle 18-24 yaş arasındaki kullanıcıların LinkedIn kullanıcı profilindeki payı artacaktır.

     

    linkedin

  • Bir Bloggerın Kafasından Neler Geçer?

    Bir blog yazarıysanız, şimdi okuyacaklarınız eminim size çok tanıdık gelecektir. Bir blogger, bloguyla ilgili neler düşünür, hangi konularda bloguyla ilgili kararlar almalıdır ve iyi blogger nasıl olur sorularının hepsine birden cevap niteliğindeki Infolink’in hazırlamış olduğu aşağıdaki infografiği çok sevdiğimi söylemeliyim 🙂

    Bir blogcunun düşündüğü temel konuları şu şekilde sıralayabiliriz:

    • Blog konusu ne olacak
    • Blog içeriğini nasıl oluşturacağım
    • Hangi tema ve sayfa yapısını kullanmam gerek
    • Yazıları sosyal medyada paylaşmalıyım
    • SEO çalışması yapmam gerek
    • En doğru görseli nasıl bulurum
    • “Hakkımda” kısmını nasıl oluşturacağım
    • Aramalarda üst sırada yer almam gerek
    • URL yapısını en iyi şekilde seçmeliyim
    • Bloguma daha çok trafik çekmeliyim
    • Nasıl para kazanabilirim
    Bir blogger, önce ne konu hakkında yazacağına karar verir ve ardından seçtiği içeriğe uygun temayı belirler. Bundan sonraki kısımlarda blogger içeriğini nasıl oluşturacağını ve oluşturduğu içeriği nasıl daha çok kişinin okumasını sağlayacağını düşünür. Bu aşamalarda SEO blogger için olmazsa olmazdır. Site adresini (domain) ve içeriğini oluşturmaya başlamasıyla birlikte oluşacak url yapısını belirlerken, atacağı başlıkların nasıl daha ilgi çekici ve SEO odaklı olacağını düşünmeye odaklanır. Burada içerik ile başlık uyumu SEO açısından çok önemlidir. Aramalarda hedef kitlenizde olamayan ziyaretçileri sayfanıza çekmenize neden olur ve bu da sizin sürekli ziyaretçi çekmenizi engeller.

    Özgün, alıntı olmayan içerikler üretmenin iyi bir blogger olma yolunda çok önemli olduğunu belirtelim. Özgün içerik ile hem kalitenizi konuşturursunuz hem de içerikleriniz daha çok kişiye ulaşmış olur. Bunun yanında içeriklerinizde kullanacağınız görseller de size sıkıntı olmaya başlayacaktır. İçerikle ilgili görsel bulmak çok zordur ve bulduğunuz görsellerin de tüm hakkı sahibine aitse işte o zaman ücretli görsel servisleri kullanmak zorunda kalabilirsiniz.

    Blog sayfalarınızda sosyal paylaşım butonları olmalı. Böylece içerikleriniz sosyal medyada paylaşılmaya elverişli hale gelmiş olur. Paylaşılan her içerik ile blogunuz yeni insanlara ulaşmış olur. Paylaşıldıkça artan ziyaretçi sayınızla birlikte blogumdan nasıl gelir elde edebilirim sorusu her bloggerın aklına gelir. Satış ortaklığı, adsense ve display banner en sıkkullanılan yöntemlerdir ve bloggerların ağırlıklı tercihi Google Adsense olmaktadır.

     

    blogger-beyni

     

  • Sosyal Medya Reklamcılık Büyüyor

    İyi yönetilen günümüz şirketlerinin pazarlama ve reklam harcamalarını dijitale kaydırmaları gerektiğini ve bir önceki yazımda P&G’yi örnek göstererek bu konuyu ele almıştım. Her geçen gün dijitale harcanan paranın artması kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüzde dururken geleceğin bize neler getirebileceğini inceleyelim.

    İnternet reklamcılığının ardından gelen sosyal reklamcılık, geleneksel reklamın tek düzeliğini yaşamaya devam eden şirketlerin kaçınılmaz olarak uğrayacakları duraklar olarak önlerinde durmakta. Elbette  bu aşamada hızlı olmakta fayda var çünkü henüz rekabetin üst sıralara tırmanmadığı sosyal ağ reklamcılığında her geçen gün yeni oyuncuların katılmasıyla birim reklam maliyeti artacaktır.

    eMarketer‘ın yapmış olduğu tahminlere göre sosyal ağlar reklam gelirlerini hızla artırmaya devam edecek. 2011’de sosyal medya sitelerine 5,20 milyar dolar reklam harcaması yapılırken, bu rakamın 2012’de %48,5 artarak 7,72 milyar dolara ulaşması ve 2014 sonunda 11,87 milyar dolara ulaşması beklenmekte. Bu rakamlara sosyal oyunlar ve uygulamaların da dahil olduğunu belirtelim.

    Dünya genelini kapsayan bu değerlerin neredeyse yarısından fazlasını Amerika sahiplenmekte. Yani ABD’de 2012 sonunda sosyal ağlara toplam 3.63 milyar dolar harcanacak ve 4,11 milyar dolar da dünyanın geri kalan ülkelerine dağılmış olacak. Bu açıdan bakılınca ülkemizin bu alanda ne kadar geride olduğunu ancak bunun büyüyecek bir pazarın habercisi olduğunu söyleyebiliriz.

    Facebook En Fazla Reklam Geliri Olan Sosyal Ağ

    Sosyal medya mecralarının sosyal reklamcılıktan ne ölçüde pay aldığına baktığımızda ise 2011’de Facebook‘un %68 ile ilk sırada yer aldığını görüyoruz. Araştırma kapsamında sosyal oyunların ve uygulamaların da yer almasıyla Facebook daha da avantajlı görünmekte.

    Genel olarak baktığımızda sosyal reklamcılık gelirleri artsa da sitelerin paylarında fazla bir değişiklik gözükmüyor. Ancak burada Twitter’ın istikrarlı yükselişi göze çarparken, LinkedIn’ın yüzdelik dilim içinde fark yaratamayacak oluşu dikkat çekici. Bunun yanında 2014’e kadar pastaya Pinterest’in de dahil olmasını bekleyebiliriz.

    emarketer-sosyal-medya-siteler-reklam

  • İşinizi Dijital Pazarlayın, Sosyal Medyayı Atlamayın

    Bu yazıya başlamadan hemen önce öğrendim ki Procter & Gamble (P&G), dijital pazarlamayı daha çok kullanarak pazarlama masraflarını 1 milyar dolar azaltmayı planlıyormuş.

    Pazarlama çalışmalarında geleneksel araçlardan online medyaya kayarak  5 yıl içinde  1 milyar dolarlık tasarruf yapacak olan P&G, bunu pazarlama çalışmalarının azalacağı anlamına gelmediğini; daha etkin ve başarılı online pazarlama çalışmaları yapılacağı yönünde yorumlanması gerektiğini belirtmekte. Özetle P&G, dijital pazarlama ve sosyal medya ile pazarlama masraflarını azaltırken aynı zamanda pazarlama nın geleneksel araçlarını daha az kullanacağı mesajını da vermiş oluyor.

    P&G neden dijital pazarlamaya ağırlık vermeyi seçmiş olabilir? 

    P&G örneğinde olduğu gibi şirketlerin dijital pazarlama altında sosyal medya ve online reklamı kullanmaları için birçok haklı nedeni var. Online reklam yeni bir kavram değil; öte yandan sosyal medyayı şirketlerin pazarlama çatısı altında mutlaka değerlendirmesi gerekir. Kullandıklarında nasıl fark yaratacaklarını ve neden şirketlerin sosyal medyayı kullanmaları gerektiğine bakalım.

    Sosyal medyanın avantajları nedir ve şirketler neden sosyal medyayı kullanmalı?

     1. İnternetin Avantajı: Dünya nüfusunun %30’undan fazlası internette. Türkiye’de ise 24 milyon internet kullanıcısı bulunmakta. Ayrıca internet ile daha detaylı demografik hedefleme yapmak mümkün. Sosyal medya ve  online reklamı pazarlama kampanyalarına entegre edilerek, daha başarılı etki elde edersiniz. Bu hem ucuz hem de kolay bir yöntemdir.

    2. Marka Bilinirliği Oluşturabilirsiniz: Sosyal medyada marka bilinirliğinizi geliştirebilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken doğru bir iletişim dili ve içerik yönetimi. Markanızı sosyal ağlarda konuşturarak takipçilerinize offline ortamda da sizi konuşacak içerikler iletebilirsiniz.

    3. Feedback Yönetimi: Müşterileriniz, deneyimledikleri ürün ve hizmetleriniz hakkında olumlu ve olumsuz konuşma eğilimindedir. Artık bu konuşmalar (WOMM) online ortamda çok daha fazla yayılarak etkili olmakta. Bütün bu geri bildirimleri, şikayet ve önerileri sosyal medyada kontrol edebilir ve hızlıca kontrolünüzde tutabilirsiniz. Markanızı koruduğunuz gibi sosyal medyada müşterilerinizle kurduğunuz çift yönlü iletişimle gönüllerinde taht kurabilirsiniz bile!

    4. Sadık Müşterileriniz Reklamınızı Yapar: Facebook’taki marka sayfanızda paylaştığınız her içeriğe gelen yorum ve beğeni ile müşterilerinizin arkadaşlarına da viral yoldan ulaşmış olursunuz ve böylece çok daha fazla kişiye markanızı duyurabilirsiniz.

    Sosyal medyada her şirket mutlaka olmalıdır diye bir kanı kesinlikle oluşmamalı. Yeterince yönetemeyeceğiniz bir alanda hiç olmamak her zaman daha iyidir. Sosyal medya doğru kullanılırsa pazarlama faaliyetlerinize entegre  edilerek her zaman avantaj sağlayacaktır.

    Not: Bu konuyla ilgili daha önce yazmış olduğum “Şirketler Sosyal Medyada Neden Yer Alır” başlıklı yazımı buradan okuyabilirsiniz.

    sosyal-medya-kariyer

  • Sosyal Ağların 60 Saniyelik Performansları

    60 saniyede, bir dakikada sosyal ağlarda neler olup bittiğine dair birçok bilgi ve veriyle karşılaşmak mümkün. Elbette burada en doğru bilgi için doğru kaynaklar ve güncellik önemli. İnfografikte listenin en başında Pinterest’i görmekle beraber, kaynak kısmında doğru referanslar kullanıldığını görüyoruz. O halde rahatça sosyal ağların büyüklükleri, hızları ve performansları hakkında bilgi sahibi olabiliriz.

    Pinterest ilgi çekmeye devam ediyor. Dakikada 1090 ziyaretçinin geldiği Pinterest’e aylık yaklaşık 12 milyon tekil ziyaretçi geldiğini biliyoruz.

    Foursqure‘de dakikada 2000 yer bildirimi yapılırken Flickr‘da 3125 fotoğraf yüklenmekte. Twitter‘da ise dakikada 175 bin tweet atıldığı yazsa da ben bu sayının daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Öte yandan LinkedIn‘de 7610 arama yapılıyor ve bu sayının bir sonraki sosyal medyada 60 saniyede neler oluyor infografiğinde artmış olacağını söylemek hiç de zor değil.

    60 saniyede Facebook‘ta 700 bin mesaj gönderiliyor ancak 60 saniyede en çok aksiyonun Youtube’a ait olduğunu görüyoruz. Youtube‘da dakikada 2 milyon video görüntüleniyor*.

    *Bunu “izlemek” olarak almamak gerekir. Dakikada şu kadar video izleniyor diyemeyiz çünkü bir video içeriğinin süresini ortalama olarak ne alacağımızı belirlemeliyiz.

    60-saniyede-sosyal-medyada-olanlar

  • Sosyal Oyunların Durdurulamaz Yükselişi

    İnternette harcanan her 5 dakikanın 1’inin sosyal ağlarda geçtiği dijital dünyada, sosyal oyunların popüler olması şaşırtıcı olmasa gerek.  Günümüz dijital dünyalıları sevdiği her oyunu artık Facebook üzerinde oynamak istiyor. Son olarak Angry Birds‘ün de Facebook üzerinden oynayabileceğinizi hatırlatalım. Sosyal medyanın hızlı yükselişine paralel olarak büyüyen sosyal oyun sektörü, oyun sektöründe kendisine ciddi bir yer açmaya devam edecek görünüyor.

     En Çok Beğenilen Facebook Oyunları

    1. Gardens of Times
    2. The Sims Social
    3. CityVille
    4. Double Down Casino
    5. Advanture World
    6. Words with Friends
    7. Bingo Bitz
    8. Empires & Allies
    9. Sloto Mania
    10. Diamond Dash

    Bunların yanında Farmville, Bejeveled Blitz ve Mafia Wars’ın ABD ve Birleşik Krallık bölgelerinde hala en çok oynanan 3 oyun olduğunu da belirtelim.

    Sosyal oyunları neden seviyoruz?

    Sosyal oyunları neden bu kadar fazla seviyorsunuz sorusuna verilen yanıtlar ile  oyun oynamayı neden seviyorsunuz sorusuna verilen yanıtların aslında benzer olduğunu görüyoruz.

    • Stresten kurtulmak
    • Rahatlama
    • Sosyal Etkileşim
    • Zihinsel Uyarılma
    • Rekabetçi ruh
    • Eğlence

    Buradaki en önemli ve fark yaratan yanıt “sosyal etkileşim” olmakta. Sosyal oyunu diğer oyunlardan ayıran ve daha çok sevilmesini sağlayan yegane unsur Facebook ile birlikte etkileşimin olanaklı hale gelebilmesi. Facebook ile daha gerçekçi ve bire bir iletişim kurarak oyun oynamanın kolaylığı, sosyal oyunu sevdiren en önemli unsur.

    Sosyal oyun oynayanların ortalama yaşı 39!

    Sosyal oyun pazarı ve sosyal oyuncu profiline baktığımızda aşağıdaki bilgiler öne çıkmakta. Detaylı oalrak infografiği inceleyebilirsiniz.

    • 510 milyon kişi (internet kullanıcıların yarısı) sosyal oyun oynamakta. Bu sayı 2010’dan bugüne %72 artarak oluştu.
    • İşte en az 1 saat sosyal oyun oynayanların oranı &14!
    • Günde en az bir kere sosyal oyun oynayanların sayısı 81 milyonken, 49 milyon insan günde birkaç kez sosyal oyun oynamakta.
    • Mobil oyun pazarının, 2014’e kadar 11,4 milyar dolara ulaşması beklenmekte.

    sosyal-oyun

  • Bu Kadarını Beklemiyorduk: Pinterest!

    Pinterest’in bu hızlı yükselişi bana Facebook’ta hesap açtığım zamanları anımsattı. Arkadaşlara bakıp çıkacağız diye girip, hurra saldırmıştık. O zamanlar henüz bu kadar bilinçli değildik! Şimdi ise aynı psikolojiyle Pinterest’e girip oynamaya başlıyoruz ancak bu sefer sadece oynamayacağız! Belki henüz Türkiye’nin sosyal ticaret için daha alacak yolu olsa da Pinterest bu süreci kısaltarak dikkatleri üzerine çekecek gibi görünüyor.

    Facebook ve Twitter varken, LinkedIn’in 1 milyon Türk kullanıcı sayısını aştığını konuşurken sosyal medyada yeni bir oyuncu olarak beklentilerim Google Plus üzerine yoğunlaşmıştı. Twitter’da marka sayfalarının açılması dahi beni yeterince heyecanlandıramazken, Pinterest geldi. Bu kadarını beklemiyorduk çünkü Pinterest çok hızlı büyüyor…

    Pinterest’te kadın kullanıcılar çoğunlukta

    Pinterest’in en önemli özelliği kadın kullanıcıların aşırı yoğunlukta olması. Sosyal ağlarda erkek kullanıcı sayısının kadınlardan fazla olmasına alışığız ancak Pinterest’te bu durum tam tersine. Pinterest’in Facebook  sayfasındaki kullanıcılarının %97’si kadın! Bu inanılmaz bir oran! Kadınların çoğunlukta olduğu her yer ticaret için büyük fırsatlarla doludur ve Pinterest’te bunu nasıl yapacağınızı düşünmeye biran önce başlamalısınız.

    Aylık 12 milyon tekil kullanıcı trafiğine rağmen Pinterest’in gelir modeli henüz yok!

    Pinterest’e 12 milyon tekil ziyaret gelirken, şirketin henüz bir gelir modeli yok. Yani bu gelen trafik Pinterest’i rekorlar kitabına yazarken, kasalarına henüz para eklemeye yardımcı olamıyor. 16 kişilik ekipte kimse bu kadar hızlı büyümeyi tahmin edemezdi. Bundandır ki “nasıl para kazanacağız?” sorusu üzerinde yeteri kadar durmadıklarını düşünmekteyim. Buna zamanları olmadı 🙂

    Pinterest hızlı büyüyor. Bu büyüme henüz kayıtlı olan kullanıcı sayısı ve siteye gelen trafik olarak olsa da Pinterest’in daha şimdiden yüzden fazla marka tarafından kullanılmaya başlanması sizce tesadüf mü?

     

    Pinterest-nedir

  • Deloitte TMT (Teknoloji, Medya, Telekomünikasyon) Öngörüleri 2012

    Deloitte, Medya ve Telekomünikasyon Grubu tarafından hazırlanan TMT Öngörüleri 2012 raporunu yayınladı. Raporu incelediğimizde globalde 2012 için medya, teknoloji (mobil ağırlıklı) ve telekomünikasyon alanında ilginç tahminlerin olduğunu görüyoruz. İşte bunlardan birkaçı;

    • Online marka reklamcılığına yönelik harcamalar, doğrudan tepkiye dayalı online reklamcılık veya geleneksel reklamcılığa oranla daha hızlı büyüyecek.
    • 2008-210 arasında sosyal oyun sektörü 20 kat artarken, 2012’de bu oranın max %20 olacağı öngörülüyor.
    • Akıllı telefonlardan 5 milyar saatlik tv yayınını kaydedilecek.
    • 2012 sonuna kadar perakende satış fiyatı 100 Dolar ve altında 500 milyon akıllı telefon kullanıma girecek

    deloitte-tmt-ongoruleri-2012

  • Markaları Takip Etmek İçin Twitter’a Kayıt Olanlar

    Twitter’da aktif 175 milyon kullanıcı olduğunu biliyoruz. Bunun 4 milyonunu ise Türk kullanıcılar oluşturmakta. Günden güne Twitter kullanımı markalar ve bireyler için daha yaygın bir şekilde kullanılmaya devam ediliyor.

    Twitter kullanıcıları Twitter’ı nasıl algılamakta ve Twitter’ı nasıl kullanmakta?

    Twitter kullanıcılarıyla yapılan araştırma sonucundan Twitter kullanım alışkanlıklarını görmüş oluyoruz. Pazarlama araştırma şirketi Lab 42’nin yapmış olduğu araştırma sonucunda ilginç sonuçlara ulaşılmış. Örneğin aktif Twitter kullanıcılarının %10’u hashtag (#) in ne olduğunu bilmemekte. Ayrıca, Twitter kullanıcılarının %65’si günde en az bir kez tweet atarken, %42’si ise birkaç kez tweetlemekte.

    Twitter kullanıcılarının %15’i marka ve ünlüleri takip etmek için Twitter’a kayıt olmakta

    Twitter’a katılmış olmanızı en iyi açıklayan ifade hangisidir sorusuna ise kullanıcıların %33’ü arkadaş tavsiyesi, %30’u Twitter’da ne olduğunu görmek (merak) ve %17’si ise söyleyecekleri olduğu için Twitter’a kayıt olduğunu belirtmekte.

    Twitter’da kaç marka takip ediyorsunuz?

    Twitter’daki marka takip oranına baktığımızda kullanıcıların %90’ının en az bir markayı takip ettiğini görüyoruz. Diğer oranlar ise şu şekilde:

    • Marka takip etmiyorum: %10
    • 1-5 Marka takip ediyorum: %31
    • 6-10 Marka takip ediyorum: %20
    • 11-20 Marka takip ediyorum: %18
    • 21-30 Marka takip ediyorum: %10
    • 31-50 Marka takip ediyorum: %3
    • 51+ Marka takip ediyorum: %8

    Twitter’da Neden Markaları Takip ediyorsunuz?

    Kullanıcıların %66’sı indirim kazanmak, %48’i yarışmalara katılmak için yanıtı verirken, markaların ilginç tweetleri olduğu için markaları takip ettiğini belirtenlerin oranı ise %47. Ayrıca kullanıcıların %30’u Twitter’da markalardan müşteri servisi hizmeti almak için markaları takip etmekte olduklarını belirtiyor.

    Twitter’a ait diğer trendleri video infografiği izleyerek edinebilirsiniz.

  • İş Arama Sürecinde Gizliliğe Yeterince Önem Veriyor Musunuz?

    Bir işe yerleşmede en etkin rol referans yöntemidir. Bir şirkette bir çalışanın size referans olması, yani iş yerine sizi önermesi sizin için büyük avantajdır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok üst düzey şirket işe alımlarının çoğunu bahsettiğim referans olma yöntemiyle yapar. Ülkemizde bu yöntem “torpil” ile karıştırılarak farklı yorumlanır ancak bu torpil değildir. Şirket, performansından memnun olduğu çalışanının önerisine güvenir.

    Eğer yeni mezunsanız ya da size referans olabilecek birileri yoksa, klasik olarak internet üzerinden başvurularınızı online ortamda gerçekleştirmiş olacaksınız. Yoğun olarak iş aradığınız durumlarda, iş arama konusunda agresif olduğunuzdan, öz geçmişinizin olabildiğince ulaşılabilir olmasını istersiniz.

    Online ortamda rahatça erişilebilir olan öz geçmişlerimizin gizliliği konusunda siz ne kadar hassassınız?

    Aslına bakarsanız “iş arıyorum” diyen herkes kariyer sitelerini ve LinkedIn, Xing gibi sosyal networking sitelerini kullanıyor. Kariyer siteleri ve sosyal networking sitelerinde oluşturduğunuz öz geçmişleriniz başvuru yaptığınız siteler tarafından zaten görülüyorken, aynı zamanda başvuruda bulunmadığınız şirketler tarafından da erişilebilir olarak ayarlamayı ne kadar doğru buluyorsunuz? Belki de bugüne kadar ciddi olarak bu soruyu pek düşünmediniz ancak kariyer sitelerini sadece kurumsal ve gizliliğe önem veren şirketler kullanmıyor. Online öz geçmişlerimizde sınırlı bilgi vererek ve kariyer sitelerinde birden fazla öz geçmiş oluşturup, herkese açık olan öz geçmişimizde daha sınırlı bilgilere yer vererek bilgilerimizi koruma altına alabiliriz.

    Amerika’da yapılan araştırmaya katılanların (iş arayanlar) %86’sı iş arama sürecinde gizliliğin önemli olduğunu belirtirken aynı zamanda %76’lık kesim online ortamda bu gizliliğin mümkün olamadığını düşünmekte. İnternette iş arıyorsanız gizlilikten ödün vermek zorundasınız düşüncesindeler ve haklılar da.

    Bazılarımız öz geçmişinini arkadaşlarıyla paylaşmaktan hoşlanmazlar.  Bunu anlayabilmek ise zor değil. Araştırmaya katılanların %56’sı ise öz geçmiş gizliliğinin, öz geçmişlerinin iş arama sürecinde çok kişiye yayılması ve ulaşmasından daha önemli olduğunu belirtiyor. Ben de buna katılanlardanım. Bir işe gireyim de gerisi önemli değil düşüncesi çok yanlış.

    Araştırma sonuçlarından biri de sosyal networking sitesinde şirketin insan kaynakları yöneticisiyle iş görüşmesi yapılması durumunda bu konuşmaların şirketin mevcut çalışanları tarafından görülüp görülememesi üzerine. %64’lük bir kesim eğer mevcut çalışanlar bu yazışmaları görebiliyorsa, bu yöntemi tercih etmem yönünde görüş bildirmiş. Hatta %30’luk bir kitle de bu gizliliği o kadar önemsemiş ki ofis içi ilişkilerinin iş yerindeki çalışanlar tarafından bilinmesinden bile daha önemli olduğunu belirtmekteler 🙂

    İş arama sürecinin heyecanına ve telaşına kapılmadan gizliliği koruyarak iş aramak, özellikle bir işe başladıktan sonra önemini daha da gösterecektir.

    is-arama-gizliligi-linkedin