Ay: Kasım 2012

  • Facebook Kısa Yolları ve Duygular

    Online iletişimde kullandığımız yegane araçlardan biri de şüphesiz Facebook. Özellikle mobilden sosyal medyayı en çok kullanan ülke konumunda olmamız (*) ve Facebook’a mobil araçlardan erişimin her geçen gün artması, bizlerin mobil iletişimde de Facebook’u kullandığımız anlamına geliyor. Özetle, Türkiye’de akıllı telefonlardan veya tabletlerden internete bağlanan kullanıcı sayısı artıyor ve bu kullanıcıların büyük bir kısmı mobil araçlardan intenete bağlandıklarında sosyal medya sitelerinde vakit geçiriyor.

    Facebook birçok konuda iletişimin başlangıç noktası konumunda yer almakta. Buna ister “sosyalleşme” diyin ister “teknolojinin kullanımı veya teknolojinin getirmiş olduğu kolaylık“, ikisi de aynı yere varıyor. Sosyal medya, iletişimin başladığı, devam ettiği ve sonlandığı yer. Bu, arkadaş ilişkilerimizden, markalarla olan ilişkilerimize kadar varan bir iletişim bütününü ifade ediyor. İletişimin temelleri veya ön iletişim artık sosyal medyada oluşuyor.

    Bütün bunlardan sonra “sosyal medya hayatın ta kendisi” diyeceğimi sanmayın. Asla bu fikre katılmıyorum. Sosyal medya birçok anlamda kolaylık ve gerçeğe ulaşmada kullanılan bir ortam, hayatın bir gölgesi.

    Facebook veya diğer bütün sosyal medya siteleri. Hepsi hayata bir adım daha yaklaşmak için çabalıyor aslında. Hayattan çalıp, dijital ortama taşımaya amaçlıyor. Büyük bir kolaylık ve büyük bir olanak sağlıyorlar. Hayata giden kestirme ve kısa bir yol sunuyorlar. Ancak bilmeliyiz ki hayatta üzerine basa basa yürünecek yollar varken, kestirme yaşamak asla aynı tadı vermez. Gerçek bir gülüşün yerini hiçbir ifadede yakalayamayacağımızı bildiğimiz gibi…

    Facebook kısa yolları ve duygu, yüz ifadeleri

    Facebook’ta da hayattaki gibi hissetmek için duygusal ifadeler kullanıyoruz; internetin iletişim ve sosyalleşmek için bir araç olabildiğinin anlaşıldığı ilk günlerden bu yana olduğu gibi. Bunlar için hazırlanmış bu infografik, kullanmak istediğinizde elinizin altında bulunması faydalı olacaktır. İstediğinizde buradan rahatlıkla kopya çekebilirsiniz. 🙂

    Emoticon-Infographic

  • Sosyal Medya Hesaplarınız İçin Görsel Ölçüleri

    Bu infografiği görünce açıkçası çok sevindim ve bunu hemen paylaşmam gerektiğini düşündüm sizlerle. Açıkçası benim de çok işime yarayacak bu infografik eminim sizin için de her an kullanabileceğiniz bir kılavuz olacaktır.

    Sosyal medya hesaplarınızda kullandığınız görselleri her ortam için farklı boyutlarda oluşturmalısınız. Bu bir zorunluluk değil ancak görselden en yüksek kaliteyi almak istiyorsanız bire bir istenen ölçülerde görselleri hazırlamalı ve öyle kullanmalısınız. Özellikle LinkedIn, Pinterest, Youtube ve Google Plus için bu ölçülere çok da hakim olamayabilirsiniz. Bu açıdan bu yazıyı saklamanızı öneririm. 🙂

    Facebook, Twitter, Linkedin, Google+ ve Pinterest ve Youtube da dahil olmak üzere sosyal medya sitelerindeki fotoğraf, görsel, avatar alanlarınında istenilen ölçüleri bir çırpıda öğrenebilirsiniz.

    sosyal-aglarda-gorsel-olculeri

     

  • Facebook Algoritması: EdgeRank Nedir?

    Facebook’ta yüzlerce arkadaşınız var ve aynı şekilde onlarca belki yüzlerce sayfayı takip etmektesiniz. Her gün arkadaşlarınız ve takip ettiğiniz sayfalar gönderide bulunurken, Facebook haber akışınızda (news feed) bütün bu gönderilerin hepsini görüyor olamazsınız değil mi? Hele ki gönderi yoğunluğunun hayli fazla olduğu akşam saatlerinde aslında takip ettiğiniz birçok marka sayfası gönderide bulunuyor fakat siz hepsini göremiyorsunuz; çünkü Facebook böyle istiyor!

    Peki bir de sayfalar açısından bakalım. Bir markanın binlerce takipçisi olan Facebook sayfasını yönetiyorsunuz. Gönderdiğiniz her içeriğin bütün kullanıcılarınıza ulaşmadığının farkındasınızdır. Hatta ortalama bir değerle gönderilen içerikler takipçilerinizin sadece %16’sına ulaşıyor. “O kadar takipçi var neden ulaşılan kişi sayısı çok az.” yorumlarını da yaptıysanız, yanıtını aşağıda veriyorum.

    Takipçilerin %96’sı takip ettikleri markanın Facebook sayfasına ilk ziyaretten sonra tekrar uğramıyor. Edgerank bu açıdan çok önemli.

    Takip ettiğiniz her sayfanın ve bütün arkadaşlarınızın iletilerini elbette göremiyorsunuz. Bir düşünün, Facebook kullanımının en yoğun oluğu anlarda böyle bir şey söz konusu olsaydı Facebook haber akışınız çöp kutusundan farksız olurdu. Sizinle ilgili ilgisiz her şey haber akışınıza düşer ve haber akışınız hızlı bir şekilde güncellenirdi. Oysa oldukça rahatsızlık verici olan bu durumun önüne Facebook’un geliştirdiği algoritma sayesinde geçiliyor. Bu hem Facebook’un hem de kullanıcıların menfaatine. Peki ya marka sayfaları? Hal böyle olunca Facebook’taki şirket sayfalarının da bu bilinçle yönetilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Çünkü sayfanızı takip eden çok küçük bir yüzde sizin paylaşımlarınızı görebiliyor. Ancak bunu artırmak mümkün…

    EdgeRank Nedir?

    Facebook’un geliştirmiş olduğu algoritma sonucunda hangi içeriğin hangi kişinin haber akışında gözükeceğinin kararı alınmış oluyor. İşte bu kararın alınmasını sağlayan algoritmaya EdgeRank diyoruz. EdgeRank temelde 3 değişken tarafından hesaplanarak, kullanıcıların news feedlerininin nasıl şekilleneceğini belirlerken aynı zamanda sayfaların da erişim gücünü (erişebildikleri kullanıcı sayısı) ortaya çıkarıyor.

    EdgeRank’ın oluşmasındaki üç değişken; Affinity Score, Ege Weight ve Time Decay.

    Peki bunlar ne anlama geliyor?

    Affinity Score:

    Affinty Score, en öz ifadeyle; sizinle içerik sağlayıcı arasındaki geçmiş ilişkiyle oluşuyor diyebiliriz. Facebook daha önce bir içeriğini beğendiğiniz sayfanın içeriklerini beğenme eğiliminde olduğunuz, yine beğenebileceğiniz varsayımında bulunuyor. O sayfanın sizin ilginizi çektiğini ve böylece o sayfayla etkileşime girdiğinizi görüyor. Bu sayede bu sayfanın gönderilerinin duvarınızda görünmesine öncelik veriliyor.  Aynı şey arkadaşlarınızın gönderileri için de geçerli. Özetle, ilgi alanınıza göre duvarınız şekilleniyor dendiğinde aklınıza gelecek şey tam da affinity score.

    Edge Weight:

    Edge Weight Facebook’taki içerik türü sonucunda oluşan bir değer. Beğenilen, yorum yapılan veya paylaşılan içerik ileti, fotoğraf, link veya video olması durumlarına göre farklı değerlendiriliyor. Fotoğrafın daha yüksek puan getirdiğini söyleyebiliriz. Aynı zamanda fotoğraflar etkileşimi de olumlu etkilediğinden karşılılı bir fayda söz konusu oluyor. Bir markanın linkini diğerinin paylaştığı fotoprafı da beğenirseniz, fotoğrafını beğendiğiniz sayfanın paylaşımlarını daha fazla görebilirsiniz.

    Time Decay:

    Zaman faktörü de elbette EdgeRank’ın oluşmasında etkili. Çünkü EdgeRank sabit bir değer değil. Zaman geçtikçe arakdaşlarınız veya sayfalar yeni gönderilerde bulunuyor ve bu her gönderi için EdgeRank yeniden hesaplanıyor ve haber akışınız ona göre oluşuyor. Daha önceden çok fazla aksiyon alan popüler içerik zaman geçtikçe alt sıralara düşüyor ve en sonunda da haber akışınızın derinliklerinde kendine yer buluyor.

    EdgeRank temelde bu 3 faktörle şekilleniyor. Marka sayfaları kullanıcıyla etkileşime girebilmek için ciddi bir rekabet içinde. Facebook’ta kim daha fazla kullanıcının haber akışında yer alabilecek? İşte bu yüzden EdgeRank önemli.

    Yazı hayli uzun oldu ancak yine de EdgeRank’ın nasıl artırılabileceğine değinmek istiyorum. İnfografikte de görebileceğiniz gibi EdgeRank’ı bazı kurallara dikkat edildiğinde artırabilmek mümkün. Temel nokta kullanıcılarınızla etkileşime girebilmek ve bu etkileşimi artırmak. Sonrasında EdgeRank da artıyor. EdgeRank artınca takipçilerinizle etkileşime girme şansınız yükseliyor. Gördüğünüz gibi böyle bir döngü mevcut.

    EdgeRank algoritması Facebook tarafından zaman içinde geliştirilmekte ve yeniden düzenlenmekte. Bu yüzden sosyal medya uzmanları/danışmanları  yönettikleri sayfalar için bu faktörler ışığında stratejiler geliştirmeli.

    edgerank-nedir