Ay: Aralık 2012

  • Mobil ve İnternet Bankacılığı, Alternatif Dağıtım Kanalı Olmaktan Çıkacak

    Benim de bir parçası olduğum ve aynı zamanda iş analisti olarak çalıştığım bankacılık alternatif dağıtım kanalları (ADK), her geçen gün kullanıcıların bankayla ilk temasa geçtiği ortamlar  olma yolunda ilerliyor. Yakın gelecekte internet bankacılığı ve mobil bankacılık birer alternatif olmaktan çıkacak ve özellikle genç kuşağın öncelikli olarak kullandığı kanallar haline gelecek. Bugün  bile birçoğumuz, özellikle “eğitimli ve genç” müşteri profili olarak sınıflandırabileceğimiz topluluk internet bankacılığını aktif bir şekilde  kullanırken, akıllı cep telefonlarına ve tabletlere sahip olanlarımız ise mobil bankacılığın kolaylıklarından ve avantajlarından faydalanmak yönünde istekli ve meraklı.

    Alternatif dağıtım kanalları şube haricinde kalan (şubesiz bankacılık), bankacılık işlemlerinizi gerçekleştirebileceğiniz kanallardan oluşmakta. Bunları ana hatlarıyla internet, mobil, atm, telefon bankacılığı (çağrı merkezi) olarak sıralayabiliriz.  Banka sektöründe ADK, teknolojik olarak kendisini sürekli yenileyen ve geliştirmek zorunda olan birimlerin başında gelmektedir. Her geçen gün yeni ödeme sistemleri, e-ticaret uygulamaları ve sosyal medya ile birlikte gündeme gelen sosyal crm gibi konular karşısında  bankalar buna müşteri beklentilerine cevap verecek şekilde çözüm üretmek, hızlıca teknolojik alt yapı geliştirmelerini devreye sokmak ve eğitimli iş gücünü aktif olarak hizmet verebilir hale getirmek zorundadır.

    Bankaların yapmış olduğu reklamları hatırlarsanız önceleri, internet şubelerinin reklamını yaparak müşterilerinin internet şubesini kullanmaya yönelik kampanyalar yapıp özendiriciliği artırmaya çalışıyorlardı. Şimdiler de ise mobil bankacılığı özendirerek, mobil bankacılık kullanım oranını artırılmaya çalışılıyor. Hala geleneksel müşteriler için telefon bankacılığı en yaygın kullanılan ADK kanalı olsa da mobil ve internet bankacılığına getirilen bankacılık avantajları ve evdeki genç bireylerin yönlendirmesiyle geleneksel müşterilerin özellikle internet bankacılığı kullanımın arttığını düşünüyorum. Bunun bir örneği de bizim evde söz konusu. 🙂

    Avuç içi tanıma özellikli atmler, ses tanıma özellikleri, görüntülü çağrı merkezi hizmetleri vb. hizmetler günümüzde yapılabilmekte. Ancak günün her anında yanımızdan ayırmadığımız mobil cihazlardan bankacılık işlemleri yapmak çok daha kolay ve birçok bankacılık işlemi ya ücretsiz ya da indirimli. Aşağıdaki infografikte ABD’de yapılan mobil bankacılık araştırma sonuçlarını görebilirsiniz.

    • Mobil kullanıcıların %20’si mobil bankacılık kullanmakta.
    • Mobil bankacılık kullanan kullanıcıların %80’i mobil bankacılığın kullanımının ATM’e göre daha elverişli olduğu görüşünde.

    Mobilde en çok yapılan bankacılık işlemi bakiye ve güncel işlemler sorgulama

    Mobil bankacılık kullanan kullanıcıların %90’ı mobil cihazlarıyla güncel hesap bakiye kontrolü ve en son yapılan işlemler listesi sorgulama işlemi gerçekleştiriyor. 2. en fazla yapılan işlem ise %42 ile para transferi. Ayrıca kullanıcıların %12’si ise mobil ödeme işlemi gerçekleştirdi.

    Mobil bankacılık kullanımın önündeki en büyük engel olarak yine güvenlik endişesini görmekteyiz. Bu Türkiye için de böyle. Ancak mabil bankacılığın internet bankacılığıan göre güvenlik açısından birçok avantajı var. Kişiselleştirilmiş akıllı cep telefonları, lokasyon bilgisinin aktarımı gibi özellikler mobil bankacılığı internet bankacılığına göre daha güvenli hale getirebilir.

    mobil-bankacilik-yukseliyor

     

  • Twitter’da En Çok Görsel Paylaşılıyor

    Bugüne kadar en çok tweet atılan gün ve saat dilimi, Twitter’da en fazla tıklama alınan zamanlar ve hatta daha fazla tıklama, takipçi elde etmek için nasıl ve hangi kurallar içerisinde tweetlenmeli gibi paylaşımlarda bulunmuştuk. Twitter kullanım alışkanlıklarımızdan biri de paylaşımlarımızın türü. Daha doğrusu ne tür linkler paylaştığımız. Paylaştığımız linklerin içeriği bir bakıma Twitter’ı ne amaçla kullandığımız konusunda da birer ip ucu vermekte.

    Twitter’da paylaşılan linklerin içeriğini analiz eden bir servis olan Diffbot, 750.000 linki inceleyip analiz ederek Twitter’da kullanıcıların paylaşılan link açısından davranışlarını incelemiş. Çıkan sonuçlar ise benim gözlemlerimle de aşağı yukarı örtüşmekte. 750.000 linkin de böyle bir genelleme için fazlaca yüksek bir sayı olduğunu söyleyebiliriz.

    Araştırma sonuçlarına göre Twitter’da paylaşılan linklerin %36’sını görseller oluşturuyor. Yani fotoğraf, karikatür, resim ve infografikler bu gruba dahil. Ardından %16 ile içerikler gelmekte. Blog yazıları, haber içerikleri vb. içeriklerin paylaşımı %16 civarında.

    Benim için araştırmada en dikkat çekici oran; durum iletileri, ürün paylaşımları ve hatalı linkler gibi 3 unsurun da paylaşım oranlarının birbirine çok yakın olması. Özellikle Twitter’da text ileti paylaşımı sadece %7 olması pek de beklenen bir sonuç olmasa gerek. Ancak bu da gösteriyor ki Twitter bir mikro blog servisi olsa da kaliteli ve yarar sağlayıcı gönderiler paylaşmak, kaliteli içerik üretmek burada da etkisini ve önemini gösteriyor. Sadece kuru kuruya yazmak, text metinler paylaşmak sizi faydasız ve sıkıcı biri gibi göstererek takipçilerinizi kaybetmeye sebep olacaktır.

    gunluk-hayatta-twitter

  • Arama Moturu Pazarlaması ile İçerik Pazarlaması

    Arama motoru pazarlama ve beraberindeki arama motoru optimizasyon çalışmalarının temelde tek bir nedeni vardır; potansiyel müşterinizi onlineda size ulaştırmak. Başka bir deyişle, yer aldığınız sektör için arama yapan veya doğrudan sizi arayan ancak bunu doğru ifade edemeyen internet kullanıcısının bu isteğini öngörüp sizi bulmasını sağlamak. Peki bu nasıl mümkün?

    Google’ı ele alacak olursak; Google’da arama yapan kullanıcı için sizin web siteniz çölde bir vaha olsun. 🙂 Kullanıcının ulaşmak istediği tam da aradığı web site sizinki. Ancak sizin web sitenizi ifade eden başlıca arama sözcükleri aratıldığında web siteniz Google’da alt sayfalarda yer almakta ve sizin markanızın web sitesine ulaşılma olasılığı bu yüzden çok düşük. Bu sıkıntıdan dolayı da markalar profesyonel destek alarak optimizasyon çalışmaları yapmakta veya adwords reklamları vermekteler.

    Reklam maliyetleriniz düşürmek ve bu işi organik bir şekilde halletmek için Google’a iyi içerikle zenginleştirilmiş web sayfaları sunmanız gerekmekte. Google webde yer alan içerikleri tarayarak arama sonuçlarında gösteriyor, öyleyse Google’a doğru ve öncelikli kaynağın siz olduğunuzu gösterin!

    Gördüğünüz gibi içerik pazarlama ve arama motoru pazarlama bir arada düşünülmesi gereken iki konu. Aralarında bir neden-sonuç ilişkisi var. Eğer içerik pazarlamasına eğilip doğru stratejilerle özgün ve kaliteli içerik paylaşır, bunu olabildiğince görsel öğelerle zenginleştirerek sosyal medyada paylaşılmasını (viral) sağlayabilirseniz marka bilinirliğiniz artacak ve hatta doğrudan satışa yönelik arama yapan müşterilere daha az maliyetle ulaşabileceksiniz.

    sem-icerik-pazarlama

  • Neden İnfografik Kullanmak Zorundasınız?

    İnfopik’te yer alan yazarların bütün içerikleri, içerisinde bir infografik barındırması ile özelleşmiştir. Yazdığımız yazılarımızı hem araştırmalarla zenginleştirmesi hem de görselliği ön plana çıkararak, okuyanın keyif alarak kolay ve eğlenceli bir şekilde konuya dahil olmasını sağmak gibi faydalarından dolayı infografikleri çok sevdiğimizi belirtmeliyim.

    Daha önce yazmış olduğum iki yazıyla infografikleri ve İnfopik’in infografikleri kullanma yönteminden bahsetmiştim. [1] [2] Biz infografiklerin temelde görsel avantajlarından faydalanıyoruz. Zaten infografiklerin en büyük avantajı da uzun ve sıkıcı metinleri eğlenceli ve daha anlaşılabilir görsellerle sunuyor olması.

    Aşağıda infografiklerin faydalarını ve özellikle pazarlamacıların bu faydalardan neden yararlanmak zorunda olduklarını anlatan bir infografik var. Bugüne kadar infografik hakkında söylediklerimiz çok güzel özetlenmiş. Her şeyin git gide daha dijital ve görsel yapıldığı bir dijital çağda yaşadığımız düşünürsek, pazarlamanın da artık dijital yapılmak zorunda olması şaşırtıcı olmasa gerek.

    Ortalama bir insan her gün 174 gazeteye eş değer bilgiye maruz kalmakta

    Beyin maruz kaldığı bilgi bombardımanına karşı direnç gösterir ve bu bilgileri depolamaktan kaçınır. Böylelikle insan beyni bu bilgileri öğrenememiş olur. Beyin bu bombardımanda sadece %1’lik bir kısmı depolar. Yani kabaca 174 adet gazeteye sığacak kadar büyük olan bilginin sadece %1’lik kısmı beyne ulaşmaktadır.

    Görsellik her zaman beyin dostudur

    Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki beyin biyolojisi görsel olarak algılanan nesneleri daha iyi kaydedebilmektedir. Bizler her şeyi görsel olarak yorumlamaya meğilliyiz çünkü sahip olduğumuz beyin böyle istemektedir! Okuduğunuz kitaptaki bir cümleyi hatırlamaya çalışırken, kitabın o sayfasını ve o bölümdeki başlıkları ve diğer cümleleri gözümüzün önüne getirmeye çalışırız. Burada da insanın görsel zekası devreye girer ve hafıza, hayal gücü gibi soyut kavramlar devreye girer.

    Bütün bunlar bilgiyi görsel olarak sunmanın kaçınılmaz gösteriyor. Derdinizi olabildiğince kısa anlatmak, anlaşılmak ve hedef kitlenin dikkatini çekebilmek için kritik öneme sahip. En etkili kısa ve öz anlatım yolu ise anlatacaklarınızı grafikleştirmek. Dijital pazarlamada bu amaçla kullanılan en önemli araçlardan biri de infografikler. İnsaların ortalama %65’inin birer görsel öğrenici olduğunu düşünürsek infografiklerin kritik önemini bir kez daha vurgulamış oluruz.

    Bu arada farkındasınızdır, her geçen gün internete infografik kullanımı artıyor. Birçok blog-haber sitesi, infografikleri haberleştirerek sunmaya, haber bulamadıklarında birer kurtacı gözüyle infografiklere sarılmaya başladı. Belki de infografiklerin faydalarına bunu da eklemek gerekir. ne dersiniz? 🙂 Öte yandan markaların dijital pazarlama stratejilerinde infografiklerden daha fazla yararlanmaya başlamalarını kesinlikle anlayabiliriz.

    dijital-pazarlamada-infografik

  • CEO’lar Sosyal Medyayı Nasıl Yorumluyor?

    Günümüz CEO’larını düşündüğümüzde onların sosyal medyaya yaklaşımı şüphesiz başlarda bir “uzaktan seyretme” şeklindeydi. Özellikle 40 yaş üstü ve ortalama 55 yaşlarındaki yöneticilerden bahsettiğimizi düşünürsek bu söylediklerim daha da mantıklı gelecektir.

    IBM, 64 ülkeden 1700’den fazla CEO ile gerçekleştirdiği (2012 IBM Global CEO Study) araştırma ile günümüz CEO’larının sosyal medyayı nasıl yorumladığını ve şirketleri için sosyal medya kullanımının ne ölçüde olduğunu da ortaya koymuş. CEO’ların farklı ülkelerdeki farklı sektör şirketlerinden olduklarını düşünürsek bazı ortalamalar size düşük gelebilir. Öte yandan yine de şirketlerin stratejilerine yön veren tepe yönetimin sosyal medyaya bakış açısı gelecek adına bizlere değerli ip uçları da vermekte.

    CEO’ların %16’sı için müşteriyle etkileşime girdikleri öncelikli ortam sosyal medya 

    Araştırmadaki en kritik veri CEO’ların %16’sı için sosyal medyanın, müşteri ile ilişki kurmak ve iletişime geçmek için tercih edilen ilk yöntem olması. Bana kalırsa bu oran düşük. Ancak düşük olması da bence gayet normal. Zira 5 yıl içinde sosyal medya kullanımı yaklaşık 5 kat artarak %16 olan oranın %57’ye ulaşacağı öngörülüyor.

    Araştırmada genel olarak anladığım CEO’ların sosyal medyaya bakış açılarının müşteriyle etkileşim kurma aracı olarak yorumlanmış olduğu. Bu ise güzel bir gelişme. Sosyal medya için doğrudan bir reklam veya bir satış beklentisi yok. Ya da kestirme olarak ciroları artıracak gibi büyük bir yanılgı olacak yaklaşım da söz konusu değil. Sosyal medya hak ettiği gibi ele alınmış ve az önceki saydığım amaçlara ulaşılmasındaki araçlardan bir tanesi olarak konumlandırılmış.

    Müşteriyle etkileşim için sosyal medyadan önce gelen yöntem ise müşterilerle kurulan yüz yüze iletişim. Web siteleri de müşterilerle kurulacak ilişkilerde etkisini artıracakken, çağrı merkezlerinin ve geleneksel medya araçlarının önümüzdeki yıllarda kullanımının git gide azalacağı CEO’lar tarafından öngörülmektedir.

     

  • Büyük Britanya, Birleşik Krallık ve İngiltere Arasındaki Fark Nedir?

    Bir ada ve üzerinde yer alan birkaç devlet. Aralarındaki ilişki tamamiyle siyasi ve coğrafi olsa da çoğu zaman yanlış kullanımlara neden olabiliyor bu ifadeler. Sportif turnuvalarda karşımıza kimi zaman İngiltere, kimi zaman da Büyük Britanya olarak çıkan bu devletler yapısının tam olarak nasıl olduğu hep merak uyandırmıştır.

    Özellikle sportif turnuvalarda neden Büyük Biritanya için İngiltere olarak bahsedildiği küçük yaşlardan beri bende soru işaretleri oluşturmaktaydı. Madem İngiltere diyoruz o halde neden Büyük Britanya olarak geçiyor? Bu konuda spor adamlarının bizi yeterince aydınlatamadığını da belirtmeliyim.

    Coğrafi bilgilerimiz İngiltere’nin bir ada üzerinde yer aldığını anlamamız için falasıyla yeterli. Zaten kafamızı karıştıran şey, mevcut olaydan ziyade halk arasındaki yanlış kullanımdan kaynaklanıyor. Siyasi ve coğrafi kullanımlardan oluşan bu farklılıklar infografik sayesinde görsel olarak tüm detayarına kadar kolayca öğrenmemizi sağlıyor.

    Büyük Britanya üzerinde İngiltere, İskoçya ve Galler’in yer aldığı adanın adı.

    Britanya Adaları ise Büyük Brtanya ile İrlanda ve çevresinde yer alan adaların genel adı. Burada İrlanda olarak bahsettiğimiz İrlanda’nın üzerinde yer aldığı ada. Yani coğrafi olarak, kara parçalarından bahsediyoruz.

    Birleşik Krallık ifadesi Büyük Britanya adaları üzerinde yer alan devletlerin tarihten gelen siyasi olarak oluşturdukları birliğin ifadesi. Bu birlik zaman içinde değişimlere uğrayarak ayrılan ve dahil olan devletler sayesinde zaman zaman yeniden şekillendi. Günümüzde İrlanda Cumhuriyeti hariç diğer devletler bu birlikte yer alıyor. Kuzey İrlanda, İskoçya, Galler ve İngiltere bu birliğin devletleri. İngiltere bu coğrafyada yer alan en güçlü ve baskın devlet olması sebebiyle zaman zaman bütün bu ifadeler yerine geçebilmektedir. Ancak bu gerçekte doğru bir kullanım değildir. Özellikle İngiltere dışındaki birlik halkları (İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler) kendilerine İngiliz denmesinden ve adanın komple İngiltere olarak anılmasından nefret ediyorlar dersek abartı olmaz.

    Sportif işleyişe gelirsek, bazı branşlarda İngiltere yeterince sporcu bulamadığında veya diğer ada devletlerinin tek başına temsil edilme kabiliyeti olmadıklarında Büyük Britanya adıyla yer alıyorlar. Büyük Britanya takımlarında İskoç, İngiliz veya İrlandalı sporcular bir arada yer alabiliyor.

    Birleşik Krallık demişken, Game of Thrones sizin de gözlerinizde canlanıyor mu? 🙂

    birlesik-krallik-ingiltere-arasinda-fark