Ay: Ocak 2013

  • Türkçe İnfografik Yükseliyor!

    İnfografikler yükseliyor ve sizler bunu çok yakından takip edenlerdensiniz.

    Öncelikle bir okuyucu olarak bizler zaten infografikleri seviyoruz. Bilgiyi, veriyi bu kadar keyifli ve eğlenceli hale getiren başka bir yöntem, araç yok. Hatta onlarca slidedan oluşan sunumlar bile artık demode. Bilgiyi ya infografik olarak sunacaksınız ya da video infografik!

    İnfografik hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayın: İnfografik nedir?

    Çoğu zaman, her hangi bir bilginiz olmayan konularla ilgili tasarlanan infografikler öyle ilgi çekici oluyor ki ister istemez kendinizi infografiğin içinde kaybolmuş halde bulabiliyorsunuz. İyi tasarlanmış bir infografik, faydalı ve ilgi çekici verilerle zenginleştirildiğinde ise etkisi ve geri dönüşü muazzam olacaktır. Her ne şekilde olursa olsun, bilgi okuyucuyu kendine çekecektir.

    İnfografik, işinizi dijital ortamda pazarlamak için kullanacağınız benzersiz bir araç. Viral pazarlama, içerik pazarlaması ve hatta SEM gibi alanlarda etki yaratmak istiyorsanız yine infografiklerden sıklıkla yararlanmanızı öneriyorum. Şirketler ve markalar tam da bu noktada “klasik” dijital pazarlama yöntemlerinin arasına infografikleri de muhakkak dahil etmeliler. Çünkü artık infografikleri seven müthiş bir kitle oluşuyor! 🙂

    Günümüzde Türkçe infografikler de artık daha sık karşımıza çıkmakta. Büyük küçük birçok şirket, infografiklere olan ilgiyi ve infografikelrin etkisi gördükçe infografik tasarlatmaya başladılar. Bunlardan bazılarını buradan siz de görebilirsiniz.

    Aşağıdaki infografikte ise infografiklerin 2012’deki popülerliğinden yola çıkarak infografiklerin dijital ortamdaki etkisini gözler önüne seriyor. İnfografiği incelediğinizde özellikle sosyal medya, teknoloji, iş dünyası ve sağlığın en çok infografik oluşturulan konuların başında gelmekte olduğunu görebilirsiniz.

     

  • Lig TV’den Spor Toto Süper Lig’in İzlenme Verileri

    Lig TV, Spor Toto Süper Lig’in ilk yarısına ait izlenme verilerini infografik olarak paylaştı ve böylece kendisine İnfopik’te yer buldu. Lig TV’nin daha önce de Galatasaray – Fenerbahçe derbisi için hazırlamış olduğu infografiği de Facebook sayfamızdan sizlerle paylaşmıştık.

    Digiturk ve Lig TV markalarının dijitalde kullandıkları görsel tasarımlarına önemle eğildiklerini gözlemliyorum. Örneğin Digiturk’ün iş ilanları en iyi tasarlanmış iş ilanı yarışmalarında dereceye girerek beğeniliyor. Lig TV’nin ise pazarlama çalışanları infografiği keşfetmiş durumdalar.

    Verileri incelediğimde futbolumuz adına sevindim. Biliyoruz ki Digiturk Süper Lig’e hakkettiğinden fazla ödüyor. Ligimizin kalitesiyle bu paraları hak etmediği bir gerçek. Digiturk’ün bu anlamda yaptığı yatarımı geri alabilmesi, ligin izlenme verlerinin artıyor olması sevindirici.

    Benim için en dikkat çekici verilerden biri her 4 izleyiciden birinin kadın olması ile Süper Lig’in internetten izleme oranının %8’lik pay alması bilgisi oldu. ben de bir Digiturk Play müşterisi olarak Süper Lİg’i internetten izlemekteyim. Digiturk eğer internet üzerinden yayın alt yapısına yatırım yapmayı sürdürüp iyileştirmelere devam ederse %8’lik bu oranın artacağını düşünüyorum.

    Herkesle maç izlenmez. Siz nerede izliyorsunuz?

    Süper Lig izleyicilerinin %50’si maçları kendi evinde, %32’si de kafe ve restaurantlarda izlerken %18’lik kısım da maçları arkadaşlarının evinde izliyor.

    Uzun lafın kısası, Spor Toto Süper Lig’i kim, kiminle, ne kadar izledi?

  • Sosyal Medyada En Çok Konuşulan Diziler ve Programlar

    Bildiğiniz gibi geleneksel medyanın sosyal medyayı keşfetmesiyle offline ve online arasında ciddi bir iş birliği doğdu. Önce radyo programlarında Twitter etkin bir şekilde kullanılır oldu; bazı radyolar Facebook’ta canlı yayınla paralel etkinlikler düzenledi. Televizyon dünyasının sosyal medyayı keşfetmesi biraz daha zaman aldı. Bu keşfetme ifadesiyle demek istediğim, televizyonlarda program veya dizilere ait Twitter veya Facebook hesaplarının paylaşılması değil. Sosyal medya bir reyting ölçme aracı olarak kullanılmaya başlandı.

    TV programları ve dizilerde yayın sırasında ekranda paylaşılan hashtag  (örn. #infografik) ile Twitter kullanıcılarının gönderide bulunulması sağlanıyor. Özellikle dizilerde daha sık gördüğümüz bu uygulamayla o anda diziyi izleyen seyircilerin dizi hakkında konuşması sağlanıyor. Dolayısıyla televizyonda o anda ne kadar kişinin o diziyi izleyip, Twitter’da bundan bahsettiği ölçümlenebiliyor. Bir nevi sosyal reyting.

    Nielsen ve Twitter tam da bu noktada televizyon reytinglerini ölçme konusunda yakın zamanda iş birliğine gitti. Bu gelişme, televizyonlardaki geleneksel reyting değerlerinin yanısıra sosyal medyayda o programın ne kadar konuşulduğu ve insanların ilgisini nederece çektiği ölçümlenebiliyor. Buradan çıkan değerlerle programaların izlenme payları kıyaslanabiliyor.

    Aşağıdaki infografik 2012 yılını kapsamış olup, 2012’de sosyal medyada en çok etki yaratan dizi ve programlarını içeriyor. 2012’de sosyal medyada en çok konuşulan eğlence programları ve dizileri görebilirsiniz.

    2012-en-sosyal-dizi-eglence-programlari

  • Bizim Şirkette Çalışan Güzel Kızlar Varmış!

    Birkaç gün önce LinkedIn, blogunda paylaştığı haberle 200 milyon kullanıcıya ulaştığını aşağıdaki infografik ile paylaştı. Bizim için en kritik veri ise Türkiye’nin LinkedIn’de en hızlı büyüyen ülke konumunda olmasıydı.

    Son zamanlarda LinkedIn’de aşırı bir hareketlenme olduğunu ve özellikle sosyal mecralarla arası mesafeli olan kitlenin de yavaş yavaş LinkedIn’e dahil olduğunu görmekteydik. Bunu sizler de çok rahat gözlemlemiştirsiniz, LinkedIn neredeyse Facebook’ta olduğu gibi bütün tanıdıklarımızın yer aldığı bir sosyal network haline dönüştü. Uzun zamandır aktif bir LinkedIn kullanıcısı olarak söyleyebilirim ki zaman içerisinde hem LinkedIn kendini çok geliştirdi hem de kullanıcı sayısını her geçen gün artırmayı başardı.

    LinkedIn’de en agresif büyümenin Türkiye’de gerçekleşmesinin bazı belirleyici ve özel nedenlerinin olduğunu düşünmekteyim.

    • Bir gün işime yarar, ne kadar network o kadar ekmek!
    • Kim nerede çalışıyor bilmem gerek. Acaba ne kadar kazanıyor?
    • Bizim şirkette çalışan güzel kızlar varmış!
    • Bizim şirketteki bu yakışıklı çocuğu Facebook’tan eklesem olmaz, LinkedIn ilk adım için harika!

    Nasıl ama? Kabul edin bunlar gerçekler! 🙂

    Biz Türkler, sonunda LinkedIn’i de keşfettik. Saldırın!

    Yukarıda saydığım maddeler, dünya çapında nam salmış olan, sosyal medya kullanımının en yaygın olduğu ülkelerin başında gelen Türkiye’nin neden bu başarıya sahip olduğunun da bir göstergesi aslında. Sosyal medya her fırsatta bir arkadaşlık sitesi gibi algılan büyük bir kitleye sahibiz ülkece. Kadı ki yukarıda saydıklarım bence gayet masum aktiviteler, eğer rahatsız edici boyuta ulaşmazsa ve tanımadığınız insanları arkadaş olmak için eklemiyorsanız.

    Neden LinkedIn’de en hızlı büyüyen ülke Türkiye?

    LinkedIn’in özellikle Türkiye’de hızla yayılmasının bir de diğer boyutu var elbette. LinkedIn’in asıl kullanım nedenlerine ek olarak, bu nedenlerin de Türkiye için belirleyici olduğunu düşünüyorum.

    1. Genç, eğitimli fakat işsiz nüfusun yüksek olması
    2. Kariyer sitelerinin bir yerden sonra işe yaramaması
    3. Türkiye’de torpilin işe girişte hala fazlaca etkin olması

    LinkedIn’ın tüm bu saydıklarıma karşılık olarak profesyonel networking alternatifi sunuyor olması, LinkedIn’i popüler hale getirdi.

    Daha önce LinkedIn’in aslında ne olduğunu birçok kez ele aldım. Örneğin İnfopik’te yazmış olduğum Profsyonel Networking İçin İlk Tercih LinkedIn yazısını okuyabilirsiniz. 29 Aralık 2011’de yazmış olduğum bu yazının ilk cümlesi şu şekildeydi: “LinkedIn’in 100 milyondan fazla kullanıcı sayısına ulaştığına daha önceki yazılarımızda değinmiştik.”

    LinkedIn artık 200 milyon kullanıcıya sahip.

  • Bırakın, Teknolojiyi Yaşayanlar Anlatsın

    Bundan yaklaşık 5-10 yıl sonrasında “hedef kitlesi gençler olan…“, “gençlere yönelik bir hizmet…” ve “gençlerin hayran kalacağı bir ürün…” gibi sözlerden bahsedildiğinde bugünün teknolojinin içine doğmuş olan z kuşağı temsilcilerinden bahsediyor olacağız. Bu yüzdendir ki, bugünün ve geleceğin yatırımcıları, iş insanları ve bizler bugünün ve geleceğin gençlerini yakından izlemeliyiz. Gençlik neredeyse, peşinden gitmeli, istek ve taleplerini anlamaya çalışmalıyız.

    Bugün birçok iş, ekonomi dergisini takip ediyorum. Birçoğunda dergilerin teknoloji, dijital dünya ve gelecekten haber veren yazarları 40-60 yaş arası kişilerden oluşmakta. Teknolojiyi en iyi kim kullanıyor? Elbette yaş bir yere kadar eleştirilebilir. Deneyime ve yoruma sonsuz saygı duyuyorum. Hepsi bir tarafa ben ortaya çıkan işi ve dışarıdan bir genç olarak bu dergilerin ve beraberinde yazarlarının nasıl göründüğünü anlatmak istiyorum. Düşünsenize iş dünyasını bilgilendirmekle görevli bu dergilerde, sanki daha dün icat edilmiş gibi ya da “ben keşfettim bakın siz de kendinizi hazırlayın, gelecekte bunlar olacak” şeklinde aslında bütün dünyanın bildiği gerçekleri, aylar öncesinde internetin içinde olan, blogları takip eden herkesin mutlaka okuduğu gelişmeleri aktaran yazarlar var.

    Teknolojiyi gençler kullanıyor, takip ediyor. Bugün teknoloji gençlerin hayal gücüyle şekilleniyor.

    Bugün dünyayı araştıran, geleceği inceleyen, fütürist, teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar faydalanan yaş gurubu 12-29 yaş arası gençler. Pazarlama stratejileri, ekonomik gelişmeler, ticari yönelimler, geleceğin meslekleri, geleceğe yön verecek buluşlar… Bunların hepsi ile ilgili size en doğru bilgiyi, görüşü verecek bizleriz. Biz araştırıyor ve öğreniyoruz. Öğrendiklerimizi hızlıca deneyimleyip, fikir sahibi oluyoruz. Bunu sosyal medyada yazıya döküp paylaşıyoruz. Etkiliyor ve etkileniyoruz.

    Geleceğin iş insanları olarak, gençlik kritik öneme sahip. Günümüz girişimlerinin ağırlıklı onlineda olduğu bir dünyada gençlerin önemi bir kat daha önem arz ediyor. Gençlerle iş yapmak, onlara ürün ve hizmet satmak istiyorsanız gençleri iyi anlamalı, tanımalı ve onlara değer vermelisiniz. Öyleyse geleceğin gençlerinin ne kadar online olduğu, medya kullanım eğilimlerinin ne şekilde olduğunu bilmek gerekir. Bugünden şirketlerin pazarlama ve reklam stratejilerini belirleyecek siz yönetici adayları, girişimciler ve geleceğin liderleri: Bugünün 12-15 yaş arası gençleri sizin hedef kitlenizin kalbi!

    Britanya Adası ülkelerinde yapılan araştırma sonuçları gösteriyor ki Z kuşağı temsilcileri olan 12-15 yaş arasındaki çocukların internet kullanımı, televizyon kullanımını yakalamış durumda. Özellikle daha yüksek yaş gruplarında televizyon izleme oranı gid gide azalırken 12-15 yaş arasında ki gençlerin internet kullanımının bu denli artmış olması dikkat çekici. Her an online olan gençlerin %62’sinin akıllı telefon sahibi olması da bir diğer dikkat çeken nokta. Ülkemizde bu değerin bu kadar yüksek olmadığını ancak bu değerleri yakalayacağını tahmin etmek zor değil.

    Her geçen yıli televizyonla bağı git gide azalan, televizyonu mobil telefon ve tabletlerden takip etmeyi tercih eden kişi sayısı artmakta. 12-15 yaşındaki insanların teknolojiyle nasıl iç içe olduğunu, zaten bu yaş gurubuna mensup kişiler için “teknoloji içine doğan” tabirinin kullanıldığı birer Z kuşağı olmasından da çıkarabiliyoruz. Bu insanların geleceği yorumlama ve bilgiye ulaşma kabiliyetlerini bir hayal edin.

    Bundandır ki anı takip etmek, en güncel bilgiye ulaşmak istiyorsanız gençlerin döndürmüş olduğu dünyayı takip edin.

    Dünü değil.

    Gelecek, gençlerle gelecek.

    Her zaman olduğu gibi.

    z-kusagi