Ay: Temmuz 2013

  • Online Eğitim Giderek Yaygınlaşıyor

    Ülkemizde eğitim sektörü ciddi bir ekonomik pazar. Nasıl olmasın ki? Genç nüfusun fazla olduğu, eğitim ve sınav sistemlerinin sık sık değiştiği, binlerce işsiz gencin olduğu ve hala gelişmekte olan bir ülkede gençler için ister istemez tek çare “okumak” oluyor.

    Gelişememiş ve işsizliğin hala yüksek olduğu, ekonomik krizlerin yaşandığı, dışarıdan gelen sıcak paralara dayalı bir ekonomik düzenle işleyen ülkelerde girişimcilik de riskli bir yol. Girişimcilik zaten risktir diyenlerdenim ancak bu risk bizim ülkemizde dış etkenlere çok daha bağlı olunca girişimcilik büyük bir cesaret istiyor. Kaldı ki ülkemizde girişimci olanların genel ortak özelliğini incelediğimizde genelde hep en son çare olarak girişimciliğin seçildiğini görüyoruz. Girişimcilik riskini almak istemeyen ve ailesinin de yönlendirmeleriyle, daha garanti bir yol olacağı düşüncesiyle gençler iyi bir üniversitenin iyi bir bölümünü tutturmaya odaklandırılıyor. Üniversitede eğitim görüp iyi bir meslek sahibi olmaktan başka bir çıkış yolu aramak hayalperest bir yol olarak gençlere sunuluyor. Oysa artık iyi bir bölüm ve üniversiteden mezun olmak da tek başına size iyi bir geleceği garanti edemiyor.

    Genç nüfusun fazla, ancak istihdam olanaklarının sınırlı olması eğitim yolunu seçen gençlere “farklılaşma” zorunluluğu getiriyor. Bu farklılaşma staj yapmak, dil öğrenmek, yurt dışı deneyimleri yaşamak, sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol almak, proje ve inovasyon yarışmalarına katılmak vb. gibi seçenekler değerlendirilerek yapılabilir. Bunun yanı sıra son zamanlarda online ya da uzaktan eğitim olanaklarıyla gençler, hatta profesyoneller dünyanın herhangi bir noktasından istedikleri bir kurumdan eğitim alabilme olanağını değerlendirmekteler.

    Ülkemizde yaygınlaşarak birçok üniversite e-MBA gibi uzaktan eğitim programları açıyor. Bu sayede gençler ve genç profesyoneller hem iş hayatında çalışırken hem de uzaktan eğitim ile evden, iş yerlerinden diledikleri her yerden online olarak eğitimleri takip edebiliyor. Dersler o anda canlı olarak öğretim görevlisi tarafından anlatılıyor ve siz de o anda interaktif olan ortama bağlanarak dersi izleyebiliyor, istediğinizde derse katılarak sorularınızı sorabiliyorsunuz. Eğer o gün derse online bağlanamazsanız, derslerin kayıtları video olarak tutuluyor ve istediğinizde tekrar tekrar izleyebiliyorsunuz. Sınavlar ise ya hepsi online oluyor ya da sadece finaller için okula fiziksel olarak gitmeniz gerekiyor.

    Online eğitim sadece yüksek lisans programları için geçerli değil. Dil eğitimi programları, sertifika programları gibi dünyanın her yerinden katılımcıların buluştuğu online eğitim veren kuruluşlar var. Bu sayede hem yurt dışındaki bir üniversiteden mezuniyet belgesi alabilme şansınız oluyor, hem de farklılaşmak ve artı bir değer katma yolunda güzel bir fırsata sahip oluyorsunuz. Ayrıca online eğitim denildiğinde sadece aklınıza yukarıda e-MBA için anlattığım düzen gelmesin. Bugün Youtube’da bir eğitim videosunu izlemek de online eğitim sınıfına girmekte.

    Zaman ve ulaşım konusunda bir hayli avantajlı olan, aynı zamanda eğitimin ücretinin de örgün eğitime göre oldukça uygun olduğu online eğitim programları, eğitim almak ve kendisini geliştirmek isteyenler için bir yere bağlı kalmak zahmetinden de kurtarmış oluyor. Dünyada her geçen gün online eğitim alan kişi sayısı git gide artmakta. Ülkemizde de bunun etkilerini özümüzdeki yıllarda daha fazla hissedeceğiz.

    online-egitim

     

  • Gezi Parkı Direnişi

    Belki de birçoğumuz hayatında hiç bu kadar gerilmemişti. Üzüldük, sinirlendik ve çoğu zaman kaygıyla televizyon karşısına geçsek de gerçekleri en hızlı sosyal  medyadan, Twitter ve Facebook’tan görebildik. Twitter’ın etkisinin ne kadar büyük olabileceğini biliyorduk ve buna bir kez daha tanık olduk.

    Gezi Parkı direnişi adını alan olayların haliyle bir de sonucu var. Önümüze serilen gerçekler. Ancak ben burada olayların insani boyutuna kısaca değineceğim. Şu bir gerçek ki ülkemizde demokrasi ve adalet maalesef yok, işlemiyor. İnsan haklarına ve yasalara saygı yok. Muhalefet olma hakkı da neredeyse yok gibi. tahammül ve hoş görümüz yeterli değil. Anlayışlı bir diyalog ile çözülebilecek olaylara zorbalıkla müdahale edilmesiyle bir kıvılcım bir anda yangına dönüşüverdi. Görüldü ki şiddet ve kavgacı üslup bir çözüm değil.

    Türkiye’de ana akım medyanın özgür ve bağımsız olamadığını herkes görmüştür sanıyorum. Hatta yanlı ve yorumlu habercilik ile etik değerler bir yana suç işlendiğini de söyleyebiliriz. Haber alma özgürlüğümüz elimizden alındığı gibi, yapılan bütün haberlerde ince ince zihinlere bir düşünce empoze edilmeye çabalandı. Maalesef bu durum da çok üzücüydü. Bu yüzden özellikle olayların ruhunu anlamak adına yukarıdaki video infografiği mutlaka izlemenizi öneriyorum. Ayrıca yine aşağıdaki infografik de olayların ilk gününü özetler nitelikte.

    Bütün bu süreçte ülke yönetimi maalesef başarısızdı. İktidardaki yöneticiler krizi iyi yönetemediler, samimi olamadılar. Şiddeti körükleyici açıklamalar gerilimi tırmandırdı ve insanları daha çok kutuplaştırmaya itecek yaklaşımlar sergilendi. Hem de hiç olmaması gereken anlarda.

    Görüşler farklı olabilir, herkesin algısı, hayata bakışı farklı olabilir. Ancak kendi ülkesinin vatandaşına gözünü kırpmadan şiddet uygulamanın benim için kabul edilir bir yanı olamaz.

    4 vatandaşımız ölmeli miydi? 🙁

    gezi-parki-infografik