Ay: Ağustos 2013

  • Sosyal Medya Artık Genç İşi Değil

    Bundan 3-4 yıl önce sosyal medyayı anlatmaya çalıştığımda uzun giriş cümleleri yazmak zorunda kalıyordum. O sıralar sosyal medya ve pazarlama tezi üzerine çalışmalarımı sürdürdüğümden kendimi aynı zamanda bir öğretmen gibi hissedip, “öğretme” içgüdülerim canlanıyordu sanırım. Sosyal medyayı sunma vakti çoktan geride kaldı. Şimdi sosyal ağları kullanma biçimlerini, kullanım sırasındaki davranışları, e-ticaret ve alışverişe olan etkilerini vb. konuları inceleme ve bu bilgiler ışığında pazarlama, reklam ve satış stratejileri geliştirme vakti.

    Sıcağı sıcağına yapılan bir araştırma bize sosyal medya kullanımının gençler ve yetişkinler için ne boyutta olduğunu gösteriyor. Araştırmada dikkat çeken en büyük  sonuç sosyal medya kullanımının “Genç işi” olmaktan çıkmış olması. Öyle ki yetişkinlerin %72’si en az bir sosyal ağda aktif yer alıyor. Öte yandan gençlere göre daha fazla tercih edilen sosyal ağlar da var. Örneğin bu konuda başı Pinterest çekiyor. Yetişkinlerin %15’i Pinterest kullanıcıyken bu oran gençler için sadece %1. Bunun yanı sıra gençlerin Facebook ve Twitter’ı ele geçirmiş olması da bir diğer dikkat çeken konu.

    Araştırmada ifade edilen genç kavramı yaş grubu olarak 13-18 yaş aralığındaki gençler. 13-18 yaş grubunda yer alan gençlerin %94’ü Facebook kullanıcısıyken, sadece %18’inin Twitter kullanıyor oluşu dikkate değer bir veri. Şu bir gerçek ki artık hepimiz belli başlı sosyal ağlardaki yerimizi aldık. Şimdi soru şu: “Bu insanlara nasıl ürün satacağız?” Ya da Facebook gibi düşünerek, “Bu insanlara nasıl daha etkili reklam gösterebilirim?”  diye de düşünebilirsiniz. Dikkat ettiyseniz araştırmada LinkedIn yer almıyor. LinkedIn’in diğer sosyal ağlardan özel, ayrı  bir yeri var. LinkedIn benim iş stratejilerini düşündüğümüzde, kullanıcı odaklılığını en çok beğendiğim ve uzun vadede daha çok başarılı olacağını düşündüğüm bir sosyal ağ. LinkedIn daha da güçlü gelecek, göreceksiniz. 😉

    sosyal-medya-kullanimi

  • İş Analisti Olmak İçin Nereden Başlamalı?

    İş Analisti Olmak İçin Nereden Başlamalı?

    Son günlerde sıklıkla iş analistliği hakkında sorular alıyorum. Özellikle üniversitede okuyan veya yeni mezun olan arkadaşlardan gelen sorulara tek tek elimden geldiğince cevaplar yazmaya gayret gösteriyorum. Bu sorular doğrudan yorum olarak gelmediğinden maalesef herkes bu soru ve cevapları takip edemiyor. Her ne kadar daha önce Sorularınızı Yorum Olarak Gönderin Herkes Faydalansın demiş olsam da biliyorum bazen yorum yazmaktan çekiniyoruz. :) Çoğu zaman benzer sorulara benzer cevapları, tekrar tekrar yazmış olunca bu sorulara ortak bir yazıda cevap vermenin daha iyi olacağını düşündüm.

    Sıklıkla gelen sorulardan bir tanesi de şu kapsamda geliyor: “Yeni mezunum veya üniversite 3. veya 4. sınıf öğrencisiyim, henüz ciddi bir deneyimim yok. İş analisti olmak için geç mi kaldım? İş analisti olmak için neler yapmalıyım? Kendimi iş analisti olmak için nasıl hazırlayabilirim?” Bu sorular benzer ifadelerle çok geliyor. Öte yandan bu soruların sorulması çok doğal. Çünkü iş analistliğini doğrudan belirleyen belirli bir meslek yok aslında. Yani üniversiteye hazırlanan bir genç, iş analisti olmak istediğinde “iş analisti mühendisliği” bölümünü bulamıyor! :) Kaldı ki üniversiteliler arasında “iş analisti” pek de popüler bir iş dalı değil. Bu nedenlere ek oalrak, Türk BT sektöründe iş analistlerinin önemi her geçen gün arttıkça, bu iş dalına da ilgi kaçınılmaz olarak artıyor.

    İş analisti olmak için nereden başlamalıyım sorusuna cevap verirken aynı zamanda iletişim sayfasında bana yöneltilen soruları da içerecek şekilde madde madde notlar düşelim.

    1. Günümüzde başarılı bir iş analisti olmak için ihtiyacınız olan temel yetkinlik analitik düşünce yeteneği. Bu tek başına yeterli değil ama olmazsa olmaz.
    2. Hem işi hem de arkada çalışan sistemi (teknolojiyi) iyi bilmelisiniz. En az iş birimi kadar işin güncel yönelimlerine hakim olmanız, bir işi gerçekten analiz edebilmeniz için şart. Hatta o iş biriminden fazla bilin ki analizini gerçekleştirdiğiniz proje çağın gerisinde kalmasın, öncü olsun! Bu sayede iş biriminin farkında olmadığı gereksinimleri ortaya koyun, iş birimini yönlendirin.
    3. Genellikle iş analistlerinden beklenen temel görevler problemin saptanması, çözümün getirilmesi, iş gereksinimlerinin ortaya çıkarılmasıdır. İş biriminden gelen her isteği sekreter gibi not alıp analize direk eklemek iş analistliği değildir.
    4. İş analistliğine nereden başlamalıyım sorusunun cevabı şudur. Önce teoriyi kavramak gerekir. Yani mesleği anlamak. Örneğin; neden iş analistlerine şirketler ihtiyaç duyar? Bunu çalışarak başlayın.
    5. Yazılım geliştirme yaşam döngüsü içinde (SDLC) iş analistlerinin görevi vardır. SDLC gibi metadolojileri araştırmak ve büyük resmi görmek bütün sorularınıza cevap olacaktır.
    6. Üniversitedeyken iş analisti olmayı düşünüyorsanız teoride SDLC öğrenmek, pratikte stajlar ve part time çalışma olanakları yaratmak size fazlasıyla yardımcı olacaktır. SQL öğrenmek de bu aşamada yapabileceğiniz faydalı bir iş olur.
    7. Hiçbir yazılım dili bilginiz yoksa bile yazılım teknolojilerinin çalışma mantığını kavramanız gerekir. Sizden kurumsal şirketler iş analisti olarak kod yazmanızı beklemez, ancak bir kodun ve bir web servisin çalışma mantığını bilmeniz şarttır.
    8. Bir iş analisti raporlama yapabilmeli, sorgular çalıştırabilmelidir. Bunun için SQL kullanmayı bilmelisiniz. Bunu kendinize bir ödev edinebilirsiniz. ;)
    9. Hiçbir konuda yapamazsam korkusuna kapılmayın, endişelenmeyin. Yeni mezun olduğunuzda sizden harikalar yaratmanızı değil, işi öğrenmeye yatkın olduğunuzu görmek isterler. Kendinizi geliştirmek için efor sarf etme gayretinde olmanızdır önemli olan. İşi zaten öğreneceksiniz.
    10. İş analisti olmak bir doktor gibi değildir. Yani bir çocuk doktoruysanız, çalıştığınız hastane değişebilir ancak işiniz değişmez. Ancak bir iş analisti için çalışılan sektör (domain) de önemlidir. Sektörün değişmesi, analizi yapılacak işin de değişmesi demektir. Sizin analiz yeteneğiniz, analiz yapma stiliniz sabit sizinle gider ancak, analiz edeceğiniz iş değişir. Bu yüzden bir alanda tecrübe kazanmak da önemlidir.

    Eğer net olmayan konular varsa veya diğer sorularınız için yorum yazarak sorularınızı iletebilirsiniz. Umarım faydalı olmuştur. :)

  • Dijital Bankacılık Mobille Güçleniyor

    2015′te bankacılık işlemlerinde mobilin interneti geçeceği tahmin ediliyor. Mobil ile internet birbirleriyle yarışırken aynı zamanda alternatif dağıtım kanalları arasından sıyrılmaya doğru hızla ilerleniyor. Geleceğin dijital bankacılığı ortamının hazırlanmasının adımları internet ve mobil bankacılık ile atılıyor.

    Günümüzde bilgisayar başında gerçekleştirdiğimiz birçok işlemi artık akıllı telefonlarımız ile mobil olarak gerçekleştirebilmeyi bekliyoruz. Bu çok normal. :) Şirketler de bu beklentinin farkında olarak artık mobil platformda da rekabete girişiyorlar. Bunun en yoğun yaşandığı sektörlerden biri de bankacılık. Bütün bankalar mobile olan yatırımı artırıyorlar. Peki neden?

    Mobil, diğer kanallardan pay almaya başlıyor. Yani biz tüketicilerin/kullanıcıların hayatına mobil girmiş durumda. Artık mobil ve internet alternatif dağıtım kalanı olarak değil günümüz ve geleceğin temel kanalı olma yolunda ilerliyor. Bundandır ki dijital bankacılığa yatırım yapılıyor. ;)

    Türkiye Bankalar Birliğinin Aralık 2012 istatistik verilerine göre internet bankacılığını kullanmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş yapmış bireysel müşteri sayısı 22 milyon kişi.

    Platin Dergisi’nin Mayıs 2013 sayısında tam da bu konuyla ilgili bir dosya yer alıyordu. Dosyada birçok bankanın alternatif dağıtım kanallarından sorumlu üst düzey yöneticine mobil bankacılığın geleceği ve bu yönde yaptıkları yatırımlar sorulmuş. Ortak sonuç şu ki, mobil bankacılık adk içerisindeki payını arttırarak, birçok müşteri için ilk kanal olma özelliğini kazanacak. Hatta artık internet ve mobil bankacılığına adk gözüyle bakmak da son derece yanlış olur. Mobil ve internet ana kanal oluyor!

    Geleceğin bankacılık faaliyetleri içerisinde temel noktada yer alacak bu iki kanala bankalar yatırımlarını her geçen gün arttırmakta. Bankaların hemen hepsi mobilin giderek önemini arttıracağını ve yatırımlarını mobile yoğunlaştıracaklarını belirtiyor. Bankaların hepsi mobil uygulamalarını daha çok geliştirerek, mobil kanal üzerinden yapılan hizmet yelpazesini geliştirecekleri belirtiyor.

    Henüz mobil bankacılık uygulamasına sahip olmayan bankalar olsa da olanlar kendi aralarında rekabet çoktan girmiş durumda. Teknolojinin ulaştığı her noktayı bankacılık sektörü geliştirip, test edip hızlıca kendi ürünlerine yansıtabilme konusunda öncü diyebiliriz. Bu anlamda Türkiye’deki bankaları son derece başarılı gördüğümü söyleyebilirim.

    Hal böyleyken mobil bankacılık uygulamaları geliştirme ve Bankacılık IT sektöründe çalışanlar için internet ve mobil bankacılığa yönelme vaktidir.  😉

  • Sabancı Vakfı’ndan Üniversite Öğrencilerine Özel 4 Farklı Burs Programı

    Sabancı Vakfı, her sene başarılı ve ihtiyacı olan öğrencilere burs programlarıyla destek oluyor. Vakıfın belirlediği üniversitelere yeni yerleşmiş öğrencilere 4 farklı burs programı ile lisans düzeyindeki öğrencilere 350 TL, ön lisans düzeyindeki öğrencilere ise 190 TL karşılıksız burs veriyor.

    2013 Lisans Yerleştirme Sınavı’ndan (LYS) puan tiplerine göre belirli puan limitlerini aşmış öğrencilere  Üniversiteye Giriş Bursu, vakfın belirlediği üniversitelere yerleşmiş olma koşulu ile kalkınmada öncelikli illerde il birincisi olan 15 öğrenciye Kalkınmada Öncelikli İller Bursu, devlet üniversitelerinden herhangi birine yerleşmiş olan puan sıralamasına göre ilk 15 engelli öğrenciye Engelli Öğrenciler Bursu ve Sabancı Vakfı tarafından burs kontenjanı tahsis edilen üniversitelerin Meslek Yüksekokullarına (MYO) bağlı 2 yıllık Turizm ve Seyahat Hizmetleri ile Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümlerine yerleşen öğrencilere Sabancı Vakfı Vista Bursu veriliyor.

    Vakfın burs kontenjanı ayırdığı üniversiteler:

    • Ankara Üniversitesi
    • Boğaziçi Üniversitesi
    • Çukurova Üniversitesi
    • Dokuz Eylül Üniversitesi
    • Ege Üniversitesi
    • Gazi Üniversitesi
    • Hacettepe Üniversitesi
    • İstanbul Teknik Üniversitesi
    • İstanbul Üniversitesi
    • Marmara Üniversitesi
    • Orta Doğu Teknik Üniversitesi
    • Yıldız Teknik Üniversitesi

    Burs başvuruları, üniversitelerin kendi burs başvuruları için geliştirdiği başvuru formu ve istenen belgeler Sabancı Vakfı bursları için de aynen geçerli. Başvuruların ve gerekli belgelerin öğrenci tarafından en geç 11 Ekim 2013 akşamına kadar kayıtlı olduğu üniversitenin öğrenci işleri veya burs ofisi’ne teslim etmeleri gerekiyor. Yani başvuruları bu üniversiteleri kazanan öğrenciler kendi okullarına yapacak.

    Eğer siz de yukarıdaki programlardan birine dahil olabiliyorsanız, burs programları ve başvurular hakkında daha detaylı bilgi almak için Sabancı Vakfı’nın web sitesini inceleyebilirsiniz. 🙂

    sabanci-burs-duyurusu-2013

     

     

  • Özel Dosya: İnfografik

    Üniversitede öğrenci olduğum dönemlerden beri Dünya Gazetesi‘ni takip etmekteyim. Gazeteye üye değilim ve açıkçası bu takip online ortamda olmakta olan bir takip; günde 2-3 kere www.dunya.com’a bakarım.

    Ekonomi ve iş dünyası özelinde yayım yapması takip etmemdeki genel neden gibi gözükse de Dünya Gazetesi’ni benim için ilgi çekici kılan “özel dosyalar” köşesidir. Dünya Gazetesi’ni takip etmemdeki en büyük etken özel dosyalar köşesinde yayımlanan makaleler olmuştur. Bunlar ise Değişim Yelpazesi etiketiyle yayımlanan, insan kaynakları ve iş hayatı üzerine yazılan makaleler olmasıyla ilgimi çekmişti. Son dönemlerde ise Değişim Yelpazesi makalelerine ek olarak bir de  İş’im İletişim etiketiyle yayımlanan yazıları takip etmekteydim.

    İnfopik, Dünya Gazetesi’nde

    Uzun lafın kısası şu ki  yıllardır takip ettiğim bu köşede, geçen hafta okuduğum bir makalenin konusunun infografik olduğunu fark ettim. Dünya Gazetesi’nde infografikler hakkında hazırlanan dosyayı tahmin edeceğiniz gibi ilgiyle okurken, içeriğinde İnfopik’ten bahsedildiğini görmek de benim için sürpriz olmuştu. Açıkçası bundan haberim olmaması açısından şaşırmıştım yoksa  konu infografik olunca İnfopik‘in adının geçmemesi sanırım büyük bir eksiklik olurdu. :)

    Bu güne kadar birçok yazıda ele aldığım infografikler hakkında yazılmış bu çalışmayı sizlerle de paylaşmak istedim.

    ***

    Markaların görsel şöleni tüketiciyi cezbediyor

    İnfografikler bir markanın mesajını en hızlı ve anlaşılır şekilde iletmenin en iyi yollarından biri haline geldi.

    Mezopotamya’nın en gelişmiş uygarlığı olan Sümerlerin en önemli şehirlerinden biri olan Kiş’te bir sonbahar günüydü… Tarihler MÖ 3200′i gösteriyordu. Sümerli rahip Ludingirra, tapınak ve depolarda bulunan malları kaydetmekle görevlendirilmişti. Ancak bir sorun vardı… Bu kayıtları tutarken işlemleri gerçekleştirenlerin isimlerini nasıl belirteceklerini bulamamışlardı. Bunun üzerine kişi isimlerinin heceleri nesne adlarına benzetilerek ilgili nesnenin resimleri çizildi. Kısa zamanda o nesnelerin işaretleri nesneyi değil, o nesnenin adındaki sesleri belirtmeye başladı. Bu şekilde, hecelerin seslerini simgeleyen işaretler kullanılarak kayıtlar tutuldu. Böylece zamanla günlük konuşmaların seslerini belirten işaretler yani yazı ortaya çıkmış oldu… Astrolojiden matematiğe tıptan yazıya kadar kadar bir çok alanda ilk öne çıkan uygarlık da Sümerler oldu… Sümerler bugün yaşaydı, çok büyük ihtimalle bilginin görsel olarak ifade edildiği ve grafikler aracılığı ile aktarıldığı bir sunum olan infografik dünyasında çığır açarlardı. İçeriği çözümleyip sadeleştirerek yaratıcı bir görsel tasarım çerçevesinde sunan infografikler, markanın mesajını en hızlı ve anlaşılır şekilde iletmenin en iyi yollarından biri haline geldi.

    ÖĞRENME GÖRSEL

    Görsel bir canlı olan insan, en fazla görerek öğreniyor. İşitme, tatma, koklama gibi diğer duyular öğrenme listesinde geride kalıyor. Soyut olan bilgi, görsel olarak temsil edildiğinde algılanması ve hafızadaki verilerle bağlantılar kurularak yorumlanması daha kolay. Bu bilgiden yola çıkarak hazırlanan grafikler yüzyıllardır hayatımızda. Dijital dönüşümle beraber son birkaç yılın fenomenlerinden olan infografikler ise yaratıcılığın ve bilginin grafikle dansından ortaya çıkıyor. Akılda kalan, eğlenceli olan, bir hikaye sunan ve konuyu sıkıcılıktan uzaklaştıran infografik dünyası bilginin eğlenceli şekilde aktarıyor ve hazırlayan markanın öne çıkmasını sağlıyor.

    VERİ IZDIRABI İÇERSİNDEYİZ

    Veri Gazetecisi David McCandless, konuyla ilgili TED Talks’ta yaptığı konuşmasında hazırladıkları bir grafiğin hikayesini anlatıyor. Facebook’taki 10 bin kişinin durum değişikliklerini inceleyen McCandless, kişilerin en çok bahar bayramı ve yılbaşı öncesinde sevgililerinden ayrıldıklarını gözlemiş. Bunu da bir infografik ile dinleyicilere gösteren McCandless, “Bilgi yüklenmesi ve veri yoğunluğundan ötürü sanki hepimiz ızdırap içindeyiz. İyi haber ise artık buna bir çözümümüz var, gözlerimizi daha çok kullanmak. Öyleyse bilgiyi görselleştirmek, önemli motifler ve bağlantılar almak ve tasarlayarak onları anlaşılır kılmak, ya da bir hikaye okutmak ya da asıl önemli olan bilgiye odaklanmamamızı sağlayabilir” diyor.

    Her infografik iyi değildir

    Pazarlama araştırmaları, sektörel raporları ve birçok alandaki araştırma sonuçlarını infografik ile analiz eden ermanakdeniz.com Kurucusu Erman Akdeniz ‘her infografik iyidir’ algısından rahatsız… “infografiklerin çok sevildiğini söyleyebiliriz. Bunun en büyük nedeni ise tasarımsal çekiciliğin, bilgi edinmeyi kolaylaştırması ve sosyal medyada infografiklerin çok daha fazla paylaşılabilir olması. Ancak infografiklerin konusu ve tasarımı iyiyse o infografik iyidir algısı var ama bu doğru bir yaklaşım değil. İyi bir infografik olması için arkasında iyi bir araştırma, doğru veriler ve verileri doğru yansıtan tasarımsal detaylar gerekir. Bütün bunları barındıran infografiklerin, dijital ortama da doğru kanallarla ve destekleyici mesajlarla sunulması gerekir” diye konuşuyor.

    İyi bilgi şart

    Peki iyi bir infografik hazırlamak için nereden yola çıkmak gerekiyor?… İnfografikler göze hoş gözükse de bilgi verici yönü oldukça kuvvetli olan araçlar. O yüzden öncesinde infografikte yer alacak bilgileri toplayıp bir araya getirmek ve onları sınıflandırmak gerekiyor. Ardından da kullanılacak görselleri belirleme işi geliyor.Farklı, özgün, konunuzla uyumlu görselleri tercih etmek, infografiğin kalitesini artırıyor. Görseller dışında dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise yazı tipleri… Yazı tipi seçerken ilk öncelik okunabilir olması, öte yandan çok fazla boş alan bırakılması da dikkati dağıtıyor. Geldiğimiz noktada video formatında hazırlanmış video info grafikler de giderek yaygınlaşıyor. Kısaca Göz neyi görürse, gönül severmiş şiarından yola çıkan tasarım, reklam, pazarlama guruları için çivi yazısı günleri çoktan geride kaldı. Müşterinin kalbine giden yolu keşfetmek aslında bu kadar verinin olduğu yerde zor değil.. İncelikle eğlendiren, boğmadan güldüren, sürükleyici hikayesini en iyi şekilde anlatanın kazandığı bir dünyada Sümerli Ludingirra ne yapardı bilinmez ancak bizlerin sağlam ipuçları olduğu kesin…

    Başarılı bir infografik hazırlamak için dikkat edilmesi gerekenler:

    1. İyi bir hikaye ve mesajınız olmalı

    Öncelikle anlatacak, sürükleyecek bir hikayeniz olmalı. İçinde bir hikaye olmayan infografik sadece rakamların görsel olarak sunulması anlamına gelir. İnsanların ilgisini çekecek bir hikaye ile başlayan infografikler, kişileri daha çok içine çeker ve insanlar devamını merak ederler.

    2. Önce veri, sonra tasarım

    İyi bir infografik, iyi anlatılmış bir hikaye ve kusursuz tasarımın birleşiminden oluşur. Bu yüzden de öncelikli konu elinizdeki verinin yapısına bakmaktır. Planlanmış, iyi bir data yapısını belirledikten sonra işin grafik tasarım kısmını düşünmenizde fayda var.

    3. Grafik ve tablo çöplüğüne dönüştürmeyin

    İnfografiği hazırlarken yarattığınız her çizginin önceden kurguladığınız hikayenizi desteklediğinden ve anlatımını kolaylaştırdığından emin olun. Veriler hikayesini anlatabilsin. Tasarımınız grafik ve tablo çöplüğüne dönmesin.

    4. Basit ve temel grafikleri kullanın

    Hazırladığınız infografiğin çok karışık görünmediğinden emin olun, sade güzeldir. Basit ve temel grafiklerin bu kadar sene boyunca kullanılmasının bir sebebi var: İşe yarıyorlar. Ayrıca son derece etkili görselleştirme araçları. Eğer hikayenizi anlatmak için bar ya da pasta dilim şema kullanabiliyorsanız kullanın.

    5. Bırakın rakamlar kendileri konuşsun

    Kötü infografikler okuyucuyu yanlış yönlendiren ve büyük resmi görmesini sağlayacak şekilde bilgilendirmeyenler arasından çıkıyor. İyi bir infografiğin anahtarı şeffaflıktır. Verilerinizi saklamayın, bırakın konuşsunlar ve kendi hikayelerini anlatsınlar.

    6. Kaynak Belirtin

    İnfografiğinizin en alt kısmında faydalandığınız kaynakları da yazarsanız daha etkili bir infografik hazırlamış olursunuz.

    Kaynak:

    Markaların görsel şöleni tüketiciyi cezbediyor / Sevda Yüzbaşıoğlu – Dünya Gazetesi

  • İş Analisti Olmak İçin Nereden Başlamalı?

    is analisti olmak icin nereden baslamali

    Son günlerde sıklıkla iş analisti olmak hakkında sorular alıyorum. Özellikle üniversitede okuyan veya yeni mezun olan arkadaşlardan gelen sorulara tek tek elimden geldiğince cevaplar yazmaya gayret gösteriyorum. Bu soruları (iş analistliği ile ilgili olanları) iletişim sayfasında özel mesajlar ile değil de BTİşAnalisti.com’daki Forum sayfasından sorarsanız cevap veriyorum. Çoğu zaman benzer sorulara benzer cevapları, tekrar tekrar yazmış olunca bu sorulara ortak bir platformda cevap vermenin daha iyi olacağını düşündüm. Böylelikle herkes bu soru ve cevaplardan faydalanabilecek.

    İş analistliği hakkında sorularınız için burayı tıklayabilirsiniz.

    Sıklıkla gelen sorulardan bir tanesi de şu kapsamda geliyor: “Yeni mezunum veya üniversite 3. veya 4. sınıf öğrencisiyim, henüz ciddi bir deneyimim yok. İş analisti olmak için geç mi kaldım? İş analisti olmak için neler yapmalıyım? Kendimi iş analisti olmak için nasıl hazırlayabilirim?” Bu sorular benzer ifadelerle çok geliyor. Öte yandan bu soruların sorulması çok doğal. Çünkü iş analistliğini doğrudan belirleyen belirli bir meslek yok aslında. Yani üniversiteye hazırlanan bir genç, iş analisti olmak istediğinde “iş analisti mühendisliği” bölümünü bulamıyor! Kaldı ki üniversiteliler arasında “iş analisti” pek de popüler bir iş dalı değil. Bu nedenlere ek olarak, Türk BT sektöründe iş analistlerinin önemi her geçen gün arttıkça, bu iş dalına da ilgi kaçınılmaz olarak artıyor.

    İş analisti olmak için nereden başlamalıyım sorusuna cevap verirken aynı zamanda iletişim sayfasında bana yöneltilen soruları da içerecek şekilde madde madde notlar düşelim.

    1. Günümüzde başarılı bir iş analisti olmak için ihtiyacınız olan temel yetkinlik analitik düşünce yeteneği. Bu tek başına yeterli değil ama olmazsa olmaz.
    2. Hem işi hem de arkada çalışan sistemi (teknolojiyi) iyi bilmelisiniz. En az iş birimi kadar işin güncel yönelimlerine hakim olmanız, bir işi gerçekten analiz edebilmeniz için şart. Hatta o iş biriminden fazla bilin ki analizini gerçekleştirdiğiniz proje çağın gerisinde kalmasın, öncü olsun! Bu sayede iş biriminin farkında olmadığı gereksinimleri ortaya koyun, iş birimini yönlendirin.
    3. Genellikle iş analistlerinden beklenen temel görevler problemin saptanması, çözümün getirilmesi, iş gereksinimlerinin ortaya çıkarılmasıdır. İş biriminden gelen her isteği sekreter gibi not alıp analize direk eklemek iş analistliği değildir.
    4. İş analistliğine nereden başlamalıyım sorusunun cevabı şudur. Önce teoriyi kavramak gerekir. Yani mesleği anlamak. Örneğin; neden iş analistlerine şirketler ihtiyaç duyar? Bunu çalışarak başlayın.
    5. Yazılım geliştirme yaşam döngüsü içinde (SDLC) iş analistlerinin görevi vardır. SDLC gibi metadolojileri araştırmak ve büyük resmi görmek bütün sorularınıza cevap olacaktır.
    6. Üniversitedeyken iş analisti olmayı düşünüyorsanız teoride SDLC öğrenmek, pratikte stajlar ve part time çalışma olanakları yaratmak size fazlasıyla yardımcı olacaktır. SQL öğrenmek de bu aşamada yapabileceğiniz faydalı bir iş olur.
    7. Hiçbir yazılım dili bilginiz yoksa bile yazılım teknolojilerinin çalışma mantığını kavramanız gerekir. Sizden kurumsal şirketler iş analisti olarak kod yazmanızı beklemez, ancak bir kodun ve bir web servisin çalışma mantığını bilmeniz şarttır.
    8. Bir iş analisti raporlama yapabilmeli, sorgular çalıştırabilmelidir. Bunun için SQL kullanmayı bilmelisiniz. Bunu kendinize bir ödev edinebilirsiniz.
    9. Hiçbir konuda yapamazsam korkusuna kapılmayın, endişelenmeyin. Yeni mezun olduğunuzda sizden harikalar yaratmanızı değil, işi öğrenmeye yatkın olduğunuzu görmek isterler. Kendinizi geliştirmek için efor sarf etme gayretinde olmanızdır önemli olan. İşi zaten öğreneceksiniz.
    10. İş analisti olmak bir doktor gibi değildir. Yani bir çocuk doktoruysanız, çalıştığınız hastane değişebilir ancak işiniz değişmez. Ancak bir iş analisti için çalışılan sektör (domain) de önemlidir. Sektörün değişmesi, analizi yapılacak işin de değişmesi demektir. Sizin analiz yeteneğiniz, analiz yapma stiliniz sabit sizinle gider ancak, analiz edeceğiniz iş değişir. Bu yüzden bir alanda tecrübe kazanmak da önemlidir.