Ay: Ocak 2014

  • İşim Düşünce Arayamayacaksam

    İşi düşünce aramak deyimini bilirsiniz.

    “Aramaz sormaz, beni başka zaman aklına getirmez… Ne zaman bana muhtaç olur, bana işi düşer, beni arar…” düşüncesi güdülerek söylenir: “İşin düşünce arıyorsun.”

    Oysa ben hiçbir zaman birine “Beni işin düşünce arıyorsun.” demem. Gerçekte öyle olsa bile demem. Denmesinden de asla hoşlanmam. Neden mi?

    Biri için işi düşünce arıyor düşüncesinde olup bunu karşı tarafa hissettiriyorsan…

    • Biri için işi düşünce arıyor düşüncesinde olup bunu karşı tarafa hissettiriyorsan, çıkar ilişkisi meselesine duyarlılık gösteren birisindir. Yani sen sırf gelecekteki çıkarların için insanlarla belli aralıklarla iletişim kurarak, iletişimi sürdürme gayreti gösterebilirsin, demek bu.
    • Biri için işi düşünce arıyor düşüncesinde olup bunu karşı tarafa hissettiriyorsan, işi matematiğe dökmüş olursun. Samimi, içten duyguların önemini yitirmesini sağlıyorsun.
    • Biri için işi düşünce arıyor düşüncesinde olup bunu karşı tarafa hissettiriyorsan, sırf işi düşünce arıyorsun lafını işitmemek için yapmacık ilişkiler kurabilen biri olduğunu gösterir.
    • Biri için işi düşünce arıyor düşüncesinde olup bunu karşı tarafa hissettiriyorsan, gönül bağını yok ediyorsun.
    • Biri için işi düşünce arıyor düşüncesinde olup bunu karşı tarafa hissettiriyorsan, karşılıksız sevgi duygusunu kirletiyorsun, empati kurmuyorsun.
    • Biri için işi düşünce arıyor düşüncesinde olup bunu karşı tarafa hissettiriyorsan, yarın senin de işin düşeceği gerçeğini unutuyorsun, dostluğu yok ediyorsun.

    Hayırsız, vefasız olmayı savunmuyorum. Ancak biz dostlar birbirimizi bazen karşılıklı olarak ihmal edebiliyoruz. Bazen kendinize çok yakın hissettiğiniz, onun için yıllar geçse bile elinizden gelen her şeyi yapabileceğiniz kişiler hayatınıza girebilir. Bu kişiler arkadaşınız, dostunuz, çok yakın bağlarınız olan akrabalarınız da olabilir. Her ne olursa olsun, bu insanlar bizim için varlar ve biz de onlar için varız. Eğer bizler birbirimizi “işimiz düşünce“, onlara “ihtiyacımız olunca” hatta aslında onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz anda arayamayacaksak neden varız ki birbirimizin hayatında? Ayrıca neden bunu dillendirerek aramızdaki ilişkiyi basitleştirip, hayatı daha da zorlaştırıyoruz.

    İşi düşünce arıyor düşüncesine takılıp kalıyor ve dostunuza mesafe koyuyorsanız, onunla çıkar üzerine kurulu bir dostluk inşa ettiğinizi da kabul etmiş oluyorsunuz.

    Sevgili dostum,

    Seni severim. Görüşemesek de birbirimizin halini hatrını soramasak da beni ne zaman istersen, ne zaman işin düşerse arayabilirsin. Çünkü bana işin düşecek diye samimmiyetsizce yanımda olacağına en dar anlarımda arayabileceğim ve senin de beni arayabileceğin, görüşemediğim dostum olarak kalmanı tercih ederim.

    İşi düşününce arayan insan yerine koyun kendinizi. Samimiyetine inandığınız biriyse ona hayatı zorlaştırmayın ve yardım edin. Bilin ki o da size aynısını yapardı.

    Sosyal ilişkiler önemlidir ancak dostluk farklı bir şeydir. Biri sizin gerçek dostunuzsa, (Ben dostluğu akrabalıktan önde tutarım.) tereddüt etmeden arayabilir olmalısınız.

    İşim düşünce arayamayacaksam seni, neden dostumsun ki?

  • Burs İhtiyacı Olan Çok Fazla Öğrenci Var!

    Burs konusuna değinmeden edemeyeceğim. Burs ihtiyacı olan aile ve öğrencilere elimizden geldiğince yardımcı olmak istiyorum… Özellikle İnfopik Akademi‘de bu konuda öğrenci arkadaşlarımız için burs alabilecekleri şirketleri paylaşmaya çalışıyoruz.

    Son dönemde yaşanan siyasi olaylar ülkemizin kırılmaya müsait ekonomik yapısını tekrar gözler önüne serdi. Örneğin, dünyada gelişmekte olan ülkeler arasında, dolar karşısında en fazla değer kaybeden paranın TL olması, doların TL karşısında değerlenmesi ile dış borç ödemede kırılgan ekonomisiyle en fazla zorlanacak ülke konumuna gelmemiz gibi somut ve maalesef kaygı verici ekonomik gelişmeler yaşanıyor. Bu açıdan baktığımızda 2014 için ekonomik seyir maalesef iç açıcı değil.

    Bir deyim vardır; “sokaktaki adam” olarak halktan bahsedilir. Ekonomi iyi, istikrar var gibi söylemlere kulak kabartmanın hiç anlamı yok aslında. Sokakaki adam kendi refahına ve satınalma gücüne bakar. Onun için istatistiklerin, sayıların önemi yoktur; çünkü hakikat sokaktaki adamın cebindeki para kadardır. Bugün enflasyon oranlarına kim itibar edebilir ki? Ya da biz gençler ve bir ülkenin refahı için en büyük kriterlerden biri olan istihdamdaki 0,1 puanlık artış kimi tatmin eder? Şu bir gerçek ki bir ülkedeki gelir dağılımı ne kadar adil değilse, heterojense o ülkede topyekun kalkınmadan bahsedilemez. Bir kesim büyürken, bir kesim daha da küçülür.

    Ekonomideki durgunluk ve kötüye gidişlerden en çok etkilenecek kesim yeni mezunlar olacak

    Ülkenin ekonomik durumunu ve önümüzdeki süreci biraz da olsa gözler önüne sermek istedim. Şu bir gerçek ki önümüzdeki aylar bolluk ve bereket ayı değil. Buradaki bolluk ve berek ile öncelikle anlatmak istediğim konu istihdam, işsizlik konusu. Yakın çevremden öğrendiğim, ayrıca sosyal medya sayesinde haberdar olabildiğim kadarıyla son günlerde işini kaybeden birçok insan oldu. İşten çıkarma yapan birçok şirketin olduğunu duyuyoruz. Bunların yanına kapanmak zorunda kalan, iflas eden şirketleri de alt alta yazarsak resmi daha net hayal edebiliriz. Elbette kötümser bir tablo çizmek değil amacım; sadece dikkat çekmek. Ekonomideki durgunluk ve kötüye gidişlerden en çok etkilenecek kesim yeni mezunlar olacak. İşte bu yeni mezun olacak gençler arasında en büyük sıkıntıyı yaşayacak olanlar, şimdilerde öğrenciyken en çok burs ihtiyacı olan, burs arayan gençler olacak…

    Burs haberlerine devam edeceğiz…

    İnfopik’te gelen talepleri de değerlendirerek, yazarların makaleleri yanında, üniversite öğrencilerini ve genç profesyonelleri hedefleyen girişimcilik ve iş fikri yarışmaları, konferans ve seminer gibi etkinlikleri ve burs haberleri girmeye başlamıştık. Kısa bir süre sonra özellikle burs haberlerine çok yoğun bir ilginin olduğunu gördük. İnfopik olarak bizlerin amacı takipçilerimize fayda sağlayarak bir değer oluşturmaktır. Bunun bir parçası olarak verdiğimiz burs haberleri ile takipçilerimizi bilgilendirmek ve bu gelişmelerden haberdar olmalarını sağlamaktır amacımız. Bununla birlikte gördük ki ekonomik şartları nedeniyle bursa çok fazla ihtiyacı olan arkadaşımız var. Ailesinden uzakta, zar zor eğitim hayatını sürdürmeye çalışan öğrenciler var.

    Birçok üniversite öğrencisi arkadaşımız, bize yorumlarıyla ve mesajlarıyla ulaşarak burs konusunda yardımcı olmamızı istedikleri halde maalesef onlara bu anlamda gerekli desteği sağlayamadık. Ancak bursa ihtiyacı olan arkadaşlarımıza elimizden geldiğince daha fazla burs haberi paylaşmaya çalışacağız. Ancak şunu bir kez daha vurgulamak isterim ki, İnfopik olarak bizler sadece burs konusunda sizi bilgilendirme işlevini yerine getirebiliriz. Burslar ile ilgili sorumluluk sadece ilgili kurumlara aittir.

    Birilerinin cebi doluyor diye kimse beni ekonomi iyi gidiyor masalına inandırmaya kalkmasın. Bugün kapanan işletmeler, işini kaybeden insanlar, zar zor eğitim görmeye çalışan bursa muhtaç binlerce üniversite öğrencisi varken ben daha fazla iyimser olamıyorum.

  • Reklam Bannerlarındaki Yazım Hataları Markayı Gözden Düşürür

    Basiti oynamak zordur.

    Oysa ben senden verileri analiz et, bana pazarlama stratejileri belirle, marka ve ürünü parlatacak yaratıcı kampanya fikirleri bul demedim.

    İnternet ortamında yayımlanacak reklam bannerımız işini sana verdim. Tasarım ve reklam metni, içeriği konularıyla ilgilen istedim.

    Asla seni bu kadar zorlayacak bir iş istediğimi de düşünmemiştim. Zaten her şeyi ajans hallediyor. Sen talep edeceksin, onlar yapacak.

    Tek bir görevin vardı.

    Ürünü kontrol etmek!

    Türkçe’yi bilmek, doğru kullanmak …

    Pazarlama bir iletişim ve algı konusuysa, iletişimi doğru sağlamak zorundasın.

    Küçük bir hata bütün bir hikayeyi berbat edebilir.

    Artık ağzınla kuş tutsan umurumda değil sevgili markam.

    Birçok markanın bannerlarındaki yazım hataları ve yanlış Türkçe kullanımı, her şeyi berbat edecek boyutta müşteride algı yaratıyor.

    Aslına bakarsanız reklamcılığın her ortamı için bu geçerli. Yazım ve imla hatalarının bir açıklaması ve telafisi olmaz!

    İnternete reklam verme aşamasında odak nokta genelde reklamda kullanılacak kampanya ve ürün oluyor. Sonrasında ise hemen tasarıma geçiliyor. Tasarımsal konular, ve bannerda kullanılacak teknoloji belirleniyor. Sonrasında ise reklam  metninin doğru yazıldığı kafalardaki öncelik sırasında önlerde yer almıyor. Bu sebeple de buradaki örnekte olduğu gibi bir özensizlik, dikkatsizlik veya bilmemek sonucu kusurlu bir banner marka kimliğinize olumsuz etki yapıyor.

    Hep demişimdir, pazarlama uzmanından tutun da süreçteki bütün iş birimlerinin dikkatsizlikleri sonucu böyle bir metin iletilmiş olabilir diyelim. Ey tasarımcı, senin böyle ürün temsil etmeye hakkın yok! Hatta belki tersi de söz konusu olabilir. Pazarlama uzmanımız, online reklam sorumlumuz hatta ajanstaki marka temsilcimizin de suçu olmayabilir. Tasarımcı, yoksa sen kafana göre metni mi bozdun?

    Tasarım elbette çok önemli ama içeriği de son bir kez kontrol etmeye ne dersiniz. ;)

    Yukarıdaki banner Denizbank’a ait. En son bununla karşılaştığım için bunu koyabildim.  Eminim ilerideki günlerde yukarıdaki bannerın yanına yeni bannerlar ekleyebileceğim.

    Sizce de bu yazım hataları göz tırmalamıyor mu?

    Bannerlardaki yazım hataları bu konuya duyarlı olanlar için belki şimdi fark etmeseniz de ileride ortaya çıkacak olumsuz bir algı yarattığı kesin.

  • Online Alışveriş Yapmanın Önündeki Engeller

    Günümüzde e-ticaret yapma cesaret sınırını aşan ve aşamayan diye iki müşteri profili var bana göre. Hayatında e-ticaret hiç yapmayanları ve kendi ihtiyacı için e-ticaret yapmaya yatkın arkadaş veya aile bireyinin ısrarıyla alışveriş yapanları da bir kenara bırakırsak, e-ticareti hiç kullanmayanlar geriye kalıyor.

    Neden internetten alışveriş yapılmaz?

    İnternetten alışveriş yapmayan insanların e-ticarete mesafeli durmalarının altında yatan ilk faktör güven sorunu. Bu güven sorununu irdelediğimizde temelde şu sıkıntıları görürüz.

    Ürünü göndermezlerse…

    Hatalı, kullanılmış, tamire gitmiş, defolu veya orijinal olmayan ürün gönderilirse…

    E-ticaret alanında faaliyet gösteriyorsanız, müşterilerinizin sizden alışveriş yapmalarını sağlamak için yukarıdaki iki cümleyi onlara asla kurdurtmamalısınız ve öyle bir intiba asla yaratmamalısınız. Eğer kurumsal bir şirket olacaksanız zaten bunları tartışmaya bile gerek kalmayacaktır.

    Muhatabım kim olacak kaygısı

    Bunun yanında bir diğer kritik konu insanların internet üzerinden alışveriş yaptıklarında ürün ile ilgili bir sorun yaşadıklarında karşılarında bir muhatap bulamayacaklarını düşünüyor olmaları. Burada da temel kaygı müşteri hizmetlerinizin kalitesi. Müşterileriniz ürün ile ilgili bir şikayet ilettiklerinde, distribütör firma veya marka ile olan ilişkilerde yalnız kalmak istemiyor ve e-ticaret sitesinin burada kendilerine destek verip, sorunun çözülmesinde yanında olmasını bekliyor.

    Bütün bu gözlemlerden şu sonucu çıkarabiliriz. Satınalma kararını vermiş potansiyel müşterinizi online mağazanızdan alışverişe ikna edebilmeniz için mutlaka güven verici olmalısınız. Alışveriş sürecinde asla bir sorun yaşanmayacağına  potansiyel müşterilerinizi ikna etmelisiniz. Buna göre online alışveriş için olmazsa olmaz faktörleri şöyle sıralayabiliriz.

    • Alışveriş öncesi ve alışveriş boyunca güven verici olmak
    • Hızlı teslimat
    • Alışveriş süreçlerinde şeffaflık
    • Müşteriyi bildilendirme sorumluluğu
    • Kolay ve yapıcı geri iade prosüdürleri
    • Etkili ve insancıl müşteri hizmetleri
    • Kaliteli çağrı merkezi, kaliteli müşteri temsilcileri

    Alışveriş süreci ürünü sattığınız anda bitmiyor. Satış sonrası servislerin kalitesi e-ticarette bir kat daha önemli hale geliyor. Bir e-ticaret size bu faktörlere dikkate almadan ürün satması rekabetin yüksek olduğu bu sektörde maalesef olanaksız.

    Sizi ucuz fiyat politikası da kurtarmaz!

  • Markanızın Facebook Görünümüne Yatırım Yapın

    Markanızın kurumsal imajının takipçileriniz tarafından en çok test edildiği ortamlardan biri haline gelen sosyal medya, bu imajı yansıtmakta sandığınızdan daha fazla etkili olabilir. Şu bir gerçek ki online ortamdaki görsellik her geçen gün çok daha önemli bir hal alıyor. Bu yüzden sosyal ağlardaki marka hesaplarına yapılan görsel ve tasarımsal yatırımlar asla boşa değil.

    Konumuz Facebook ve diğer sosyal ağlardaki sayfa tasarımları…

    Sosyal ağlarda marka sayfalarınız için düzenlemeniz, görsel yüklemeniz gereken alanları etkili kullanmak ve gerekli tasarımsal özeni göstermek kurumsal imajınızı doğrudan etkileyecektir. Sıradan görseller ile birebir ölçülerde yüklenmeyen görsellerin kalitesi zayıf olacak, bu da sosyal ağda olumsuz bir imaj yansıtmanızda son derece etkili olacaktır. Bunların ışığında aşağıdaki birkaç örnek ilham verici olacaktır. 🙂

    Smirnoff

    smirnoff

    Coca Cola

    facebook-coke

    Facebook reklamlarında kullanılan görsellerin reklama olan etkisini bu yazıda, sosyal ağlarda doldurulması gereken alanlardaki görsel ölçülerini de şu yazımda dile getirmiştim. Görselliğe gerekli yatırımı yapmazsanız kendinizi doğru bir şekilde anlatabilmeniz mümkün olmaz. Bu açıdan Facebook, Twitter, Linkedin ve Youtube başta olmak üzere, sosyal ağlarda marka sayfanızı oluştururken orijinal görsel ölçülerinde, özel tasarlanmış görseller kullanmak kurumsallığın gereğidir.

    Aşağıdaki infografik Facebook’un her görsel alanı için gerçek resim boyutlarını gösteriyor. Bu kaynağı saklamanızı öneririm. 😉

    sirketler-icin-facebook