Ay: Ekim 2014

  • Alibaba.com’un Adı Neden Ali Baba?

    Alibaba-neden-alibabacom

    Geçtiğimiz günlerde New York Borsası’nda halka arz edilince, Alibaba’nın ülke gündeminde, gazetelerin ekonomi sayfalarında çok daha fazla yer aldığını gördüm. Anlaşılan global ölçekli dev bir e-ticaret şirketi olsanız da Türk gazetelerinin ekonomi sayfasında yer bulmak için ya klasik ekonomi gündemine dokunacak borsaya açılmak gibi hamleleriniz olmalı ya da büyük bir inşaat projesi geliştirmelisiniz! Abartmıyorum, çevrenizdekilere alibaba.com‘u duyup duymadıklarını sorabilirsiniz. Gerçi B2B pazarında faaliyet gösteren ve henüz Türkiye’de de yeteri kadar ekin olmayan bir şirketin, konunun ilgilileri dışında fazla bilinmesini beklemek haksızlık olur.

    Alibaba.com, Çin merkezli bir B2B (business to busines) e-ticaret şirketi. Dünyanın dört bir köşesinden tedarikçilere ürün sağlayan devasa bir platform.Yani şöyle özetlemek gerekirse, ülkemizde Çin’den ürün getirip satanların alibaba.com’u kullanıyor olmaları oldukça muhtemel. Çin’in dünyaya ürün sağlamadaki rolünü de düşünürseniz, yıllık 300 milyar dolardan fazla cirosu olan alibaba.com’un değerini daha iyi anlayabiliriz.

    Global şirkete global isim: Alibaba ? 

    Yıllardır alibaba.com’u takip eden biri olarak (Bir dönem Çin’den ucuza ürün getirip satma fikri ve dış ticaret konuları ne de popülerdi!) Çinli global bir markanın neden “Ali Baba” gibi Türkçe bir isim seçtiğini çok merak etmişimdir. Eminim sizler de merak ettiniz. Hatta yıllar önce alibaba.com’u ilk duyduğumda Çin’de yaşayan Türklerin Alibaba’yı kurmuş olabileceklerini dahi düşünüp, arkasında acaba Türkler olabilir mi umudunu yaşatmıştım ve elbette bu “acaba” çok kısa sürmüştü. 🙂

    Alibaba.com’un kurucusu ve uzun süre CEO görevinde bulunduktan sonra geçtiğimiz yıldan itibaren yönetim kurulu başkanı olan Jack Ma, 1964 doğumlu bir Çinli; yani şirket %100 Çinli! Jack Ma, alibaba.com’u kurmadan önce 1998 yılında ABD’ye gidiyor ve burada dünya e-ticaret sektöründe tedarikçi ayağının yetersiz olduğunu görünce bu alana yönelik bir şirket kurma fikri beliriyor ve 1999’da alibaba.com’u kuruyor.

    Jack Ma, Alibaba adına ABD’de olduğu dönemde San Fransisco’da bir kafede otururken karar veriyor. Mekan, çok da şaşırtıcı olmasa da global ölçekli bir marka ismi belirleme noktasındaki gidiş yolunun örnek alınası olduğunu söyleyebilirim. Şirketinin adının dünyanın her yerinde bilinen bir isim olması gerektiğine karar veriyor ve bu yönde düşünmeye başlayınca aklına “Ali Baba” adı geliyor. Burada araya girmek istiyorum ve soruyorum, kaçımız Ali Baba’nın dünyanın her tarafında bilinen bir isim olduğunu düşünebilirdik?

    Çinli e-ticaret devinin adı neden Türkçe?

    Ali Baba ve Kırk Haramiler filmini izlemeyen var mı? Ali Baba denilince aklımıza ilk olarak Ali Baba ve Kırk Haramiler hikayesi geliyor değil mi? İtiraf etmeliyim ki çocukluğumda izlediğim bu filmin senaryosu ve çıkış noktasıyla tamamen bir Türk yapımı olduğunu sanıyordum! Oysa Arap Edebiyatı ile bizim de kültürümüzün bir parçası olan Binbir Gece Masalları‘nda yer alan ve aynı zamanda dünyanın dört bir köşesinde filme dönüştürülen bir hikaye Ali Baba ve Kırk Haramiler. O halde 1902’den bu yana dünyanın her köşesinden filme dönüştürülen Ali Baba ve Kırk Haramiler hikayesi ve Ali Baba ismini bilmeyen neredeyse olamazdı.

    Jack Ma, kafede aklına gelen bu ismi hemen çevresindeki insanlara bilip bilmediklerini sordu. O anda onun için öncelikli konu, bulduğu ismin sokaktan gelişi güzel çevrilen insanlarca kolayca bilinmesiydi. O anı kendi sözleriyle şu şekilde açıklıyor:

    jack-ma-alibaba“Bir gün San Francisco’da bir kafede otururken alibaba’nın çok güzel bir isim olabileceğini düşünüyordum. Bir garson geldi, ona ‘Alibaba’yı biliyor musun?’ dedim. ‘Evet’ dedi. Alibaba hakkında ne bildiğini sordum, ‘Açıl susam açıl (open sesame).’ dedi. İşte o an ‘Evet! İsmi bu olmalı!’ dedim. Daha sonra sokağa çıktım ve 30 kadar kişi çevirip onlara da Alibaba’yı bilip bilmediklerini sordum. Fark ettim ki herkes biliyor. Hindistan’dan, Almanya’dan, Tokyo’dan ve Çin’den… Alibaba, açıl susam açıl, 40 haramiler… Hepsini biliyorlar. Alibaba bir harami değil. O centilmen, akıllı bir iş adamı ve köylülere yardım ederdi. Telaffuzu kolay, tüm dünyada da biliniyor. Alibaba küçük tüketicilerin daha büyük şirketlere ulaşması için kapıyı açar (Açıl susam…). Bunun yanında Alimama ismini de aldık, birinin bizimle evlenmek isteyeceği ihtimaline karşı!”

    Dünya çapında faaliyet gösterecek olan bir e-ticaret şirketine isim ararken Jack Ma’nın çıkış noktasının ne kadar doğru olduğunu vurgulamak gerekiyor. “E-ticaret sitesi kuruyorum; ismi e-ticaretle ilgili olmalı.” demiyor. Marka olabilecek veya zaten marka olan ve bilinen bir isim üzerinden anlam ilişkisi kuruyor. Global vizyon ile domainde SEO kaygısı da yaşamadığını görüyoruz. 🙂

    İşte alibaba.com’un çıkış hikayasi oldukça basit. Global şirket, global isim. Bilinirliği var, söylemi kolay, hikayesi de hazır. Daha ne olsun?

  • Önceden de Böyleydi Mekanizmasıyla Mücadele Edin

    Bir insanın iş yapış şekli, kişinin karakteri hakkında birçok sır içerir. İşi iyi bilmek ile iyi yapmak arasında fark vardır. Bilgiyi uygulamaya dökmek bir beceridir ve yetenek burada devreye girer. Yeteneği ise doğru yönlendirmek karakterin işi olup, iş ahlakı dediğimiz olgu ile beraber kendini gösterir.

    Her birimizin kişisel yetenekleri ve kişisel değerleri var. Alışkanlıklar, görgü kuralları ve terbiye. Sorumluluk sahibi olma dürtüsü bir karakter olabilir ya da bir disiplin haline sonradan dönüştürülebilir. Karakter, anlamsız sıfırların sonuna gelen bir gibidir. Başarıyı ve başarısızlığı, iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı anlamlandıran bir değerdir karakter özellikleri.

    İş hayatında dışa dönük verilen imajınızda karakterinizin izlerini apaçık ortaya döküyorsunuz. Bazen rol yapmak durumda kalıyor veya duruma göre pozisyon alsanız da aslında siz yine o kişisiniz. Yaptığınız ve aldığınız her kararda siz, sizsiniz. Çalıştığınız ortamda farklı farklı iş yapış tarzı olan insan görürsünüz. Herkesin bir yoğurt yiyişi vardır ve herkes farklı karakterlere sahiptir. Hepimizin işimizi yaparken izlediği yollar, takındığı davranışlar vardır. Kısacası, bir işi farklı yollarla yapmak mümkündür. Ancak en iyi şekilde o işi yapabilmek için sağlam bir karaktere ve iş ahlakına da sahip olmanız gerekir.

    İş hayatında benim sıklıkla karşılaştığım bir durumdan bahsedeceğim: “Bu zaten önceden de böyleydi.” yaklaşımından.

    “Önceden de böyleydi.” söylemini iş dünyasında her alanda ve özellikle siyasette çok duyarız değil mi? Bizden önce bir yerde bir hata, kusurlu bir durum varsa o konuda üzerimizdeki sorumluluk sanki bir anda atabileceğimizi düşündüğümüz bir kurtarıcı düşünce şeklidir. “Biz yapmadık ve bizden önce böyleymiş bu.” Yani bu durumun oluşmasında sizin en ufak bir sorumluluğunuz yok, öyle mi?

    Yeni, faydalı ve farklı bir iş yapmak istiyorsak geçmişi ve hatta bizden önceki yapıları da değiştirmemiz gerekebilir. Eğer iyi çalışmayan bir nokta, performansından memnun olmadığımız bir durum söz konusuysa “Eskiden böyleymiş, buraya dokunmayalım.” yaklaşımı ile işten kaçmamak gerekir.

    İyi bir iş çıkarmak istiyorsak gelişerek değişmek, değiştirmek gerekir!