Ay: Kasım 2015

  • WordPress E-posta Gönderilemedi Sorunu

     

    WordPress sitenizde otomatik gönderilen e-postalar mevcuttur. Eğer buddypress veya bbpress gibi eklentiler kullanmıyorsanız, yani kullanıcılarınıza otomatik e-posta bildirimi gönderen eklentiler kullanmıyorsanız sizi en çok ilgilendiren e-posta “Parolanızı mı unuttunuz?” yani yeni parola almanızı sağlayan parola sıfırlayıcı e-postadır. Eğer kullanıcılarınıza otomatik bildirim e-postaları da gönderilmesi gerekiyorsa sizin için ş çok daha önemli hale gelmektedir çünkü bu hata sonucunda hiçbir otomatik e-posta gönderimi yapılamamaktadır.

    Eğer wp-admin şifrenizi unuttuysanız ve sitenizin kontrol paneline giriş yapamıyorsanız çözümü için burayı tıklayın.

    WordPress tabanlı sitenizde otomatik mail gönderimi wp_mail() fonksiyonu ile gerçekleşmektedir. Bu fonksiyonun çalışması için sitenizin barındırıldığı sunucuda bu özelliğe izin verilmiş olması gerekir. Yani barındırma hizmeti aldığınız (hosting) şirketi, sunucularında PHP mail() özelliğini kapalı tutuyorsa WordPress’in PHP tabanlı doğal e-posta gönderim sistemi de çalışmayacaktır. Siteniz üzerinde gönderilmeye çalışılan otomatik e-postalar oluşamayacak ve aşağıdaki gibi bir hata mesajı ile karşılaşacaksınız.

    Gördüğünüz gibi mesaj oldukça açık. Başka bir olasılık düşünmeye gerek olmayacak kadar.

    E-posta gönderilemedi.
    Olası sebep: servis sağlayıcınız mail() fonksiyonunu engellemiş olabilir.

    Sorunun kaynağını öğrendiğimize göre şimdi olası çözümlere geçebiliriz

    Eğer daha önce böyle bir sıkıntı yoksa ve sitenizi yeni bir hosting şirketine taşıdıktan sonra böyle bir sorunla karşılaştıysanız, ki genellikle böyle olur, hiç durmayın; sorun apaçık ortada demektir.

    • Hemen hosting şirketinizle iletişime geçerek durumu bildiriyorsunuz. Ancak, şöyle kötü bir sürpriz ile karşılaşma olasılığınız çok yüksek: “Kullanmakta olduğunuz hosting paketiniz bu özelliği kapsamıyor!”  İçinizden “Ama daha önce benim böyle bir sıkıntım yoktu; ben nereden bileyim bunu!” derseniz size sonuna kadar hak veririm. 🙂 Zaten çoğu kaliteli ve pahalı hosting şirketi bu özelliği aktif halde bulundurduğu için ancak yokluğunda bu özelliklerden haberiniz olur. Eğer yukarıdakine benzer bir cevap ile karşılaştıysanız, bu durumda ya ekstra para harcayarak aslında bu özellik dışında çok da ihtiyacınız olmayan bir üst hosting paketi satın alacaksınız ya da alternatif ve ekonomik çözümleri deneyeceksiniz.
    • Hosting şirketinizi ve kullandığınız hosting paketini değiştirmeden bu iş, “para harcamadan” nasıl çözülür derseniz onun da bir yolu var. Sunucunuz mail gönderemiyorsa sizin yerinize bunu yapacak başka bir servise ihtiyacınız var demektir. Aslına bakarsanız, sunucunuz mevcut otomatik e-posta gönderim sistemini desteklese bile 3. parti bir e-posta sağlayıcısı kullanmak çok daha avantajlıdır.

    SMTP ile WordPress’te Otomatik E-posta Gönderimi Yapabileceğiniz Eklentiler

    SMTP veya API üzerinden WordPress tabanlı sitenizde oluşan otomatik e-postaların iletilmesini sağlayabilmeniz mümkün. Üstelik bunu ücretsiz eklenti (plugin) ve servislerle yapabilirsiniz. Ben 3. parti bir e-posta sağlayıcıyı api entegrasyonu ile kullanıyorum. SMTP ile bu işi en hızlı bir şekilde çözmeniz için size eklentiler önereceğim. SMTP dendiğinde işin içene portlar giriyor ve bazı durumlarda hotmail vb. adreslere e-postaların ulaşmadığını görebiliyorsunuz. Burada ise devreye güvenlik dolayısıyla izin verilen portlar konusu devreye girmiş oluyor ki bu da işin teknik detay kısmı.

    1. WP Mail SMTP
    2. Easy WP SMTP
    3. Easy SMTP Mail

    Benim önerim ilk sırada yer verdiğim WP Mail SMTP eklentisi. Ancak siz çalıştığını görene kadar sırayla deneyebilirsiniz. (Tabi burada hatırlatayım; ilk denediğiniz eklentiyi etkisizleştirdikten sonra yenisini etkin hale getirmelisiniz.) Ben testlerimde bu üç eklenti ile de Gmail adreslerine e-postaların başarıyla gittiğini görürken Hotmail hesaplarına e-postaların ulaşmadığını gözlemledim. Bu sizde de böyle olacak anlamına gelmiyor. Hosting şirketinin size söyleyeceği port ile ilgili olarak farklılık gösterecektir.

    Bu eklentileri kullanabilmeniz için ayarlar kısmında bazı bilgiler girmeniz gerekecek. Bu bilgilerden port ve smtp adresi bilgilerini hosting şirketinizden öğrenebilirsiniz. SMTP adresi genellikle “mail.[alanadınız].com” şeklinde olur. Ayrıca gönderimi yapacağınız e-posta adresinizi ise yine sunucunuz üzerinde oluşturmalısınız. C-panel’de, Email başlığı altından yeni bir e-posta adresi tanımlamanız gerekmektedir.

    Umarım her şey sizin için yolunda gider. Sorularınız olursa aşağıda yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

  • Ortam Kütüphanesinde Görsellerin Gözükmemesi Sorunu

    wordpress-ortam-kutuphanesi

    WordPress tabanlı sitenizde herhangi bir nedenle sunucunuzda yer alan görsellerin ortam kütüphanesinde gözükmediği durumlar olabilir. Ben sizlere sunucudan görsellerin yüklenerek nasıl ortam kütüphanesine taşınacağını anlatacağım.

    FTP ile site dizinine bağlandığınızda, Uploads klasörünü veya bu klasör altındaki başka bir görsel arşiv klasörünü sildiğinizde görselinizi sitenizden tamamiyle kaldırmış oluyorsunuz. Yani görsel kaynağını siliyorsunuz. Bunun sonucunda da içeriklerinizde hatalı görsel izleri kalmaya devam ediyor. Hele ki içinde çok fazla görsel bulunduran bir görsel arşiv klasörünü sildiyseniz bu görselleri yeniden WordPress’e yüklemek mümkün olamayabilir. Ayrıca görselleri geçmiş zaman dilimindeki kendi arşiv klasörünün içerisine WordPress’in ön yüzünüzden yüklemeniz mümkün değil. O halde çözüme sorunun başladığı yerden başlayacağız. :)

    Öncelikle görselleri yeniden kendi klasörlerine taşıyın

    1. Öncelikle sitenizden kaldırdığınız/sildiğiniz görselleri yeniden kendi klasörlerine FTP ile yüklüyoruz. Böylelikle artık görselleri yeniden sitemize yüklemiş olduk.
    2. Görseller sitemizde yüklü ve kendi arşiv klasörlerinde olduğu için artık içeriklerinizde de başarılı bir şekilde gözükecek. Tabi buradaki önemli nokta şu ki görsel isimlerinde bir değişiklik yapmamanız gerekiyor.

    Buraya kadar her şeyi başarılı bir şekilde yaptıysanız içeriklerinizde görseller gözükmeye başlamış demektir. Ancak tek bir sorun kaldı. Ortam kütüphanesinde bu görseller eskiden olduğu gibi gözükmüyor! Bu görselleri yeniden ortam kütüphanesine taşımanın çözümü var.

    Görsellerinizi FTP ile sunucuya yükledikten sonra bu adımları izleyin

    Sunucudaki görselleri yeniden ortam kütüphanesine taşımanıza yardım edecek bir eklenti önereceğim sizlere. Bu eklenti sayesinde normalde WordPress’ten sunucuya taşınan görselleri, bu sefer sunucudan WordPress ortamınıza taşıyacağız.

    Add From Server eklentisini kurup, etkinleştirin.

    WordPress panelinizdeki Ortam başlığı altında Add From Server’ı göreceksiniz. Buraya tıkladığınızda karşınıza sitenizin dizini açılacak. Buradan Uploads klasörü altında hangi klasörde yer alan görselleri taşıyacaksanız o klasörü açıp görsel seçimi yapıyorsunuz.

    Aktarılacak görselleri seçtikten sonra Import butonu üzerinde bir seçenek göreceksiniz. Orada File Time seçeneğini seçmenizi öneririm. WordPress kayıtlarında görsel yükleme tarihi eskiden olduğu gibi kendi tarihinde olmasını sağlar. Öbür türlü bu işlemi yaptığınız tarih geçerli olur.

    Her şey tamamsa artık Import butonuna basarak, görsellerinizi ortam kütüphanesine taşıyabilirsiniz.

  • İsterseniz İş Analisti de Olurum!

    Henüz kariyerinin başında, tam olarak ne yapmak istediğine karar verememiş, hangi iş ilanına başvuruda bulunacağı konusunda dahi kararsız olan birçok yeni mezun veya genç profesyonel olduğunu biliyorum. İşsizliğin yoğun olarak yaşandığı, ekonomik kalkınmanın sağlanamadığı ve hala gelişmekte olan bir ülke gençleri olarak, geçim sıkıntısı çoğu zaman gönüllerde yatan işi seçmekte engel oluyor; ekonomik kaygılar kariyer seçiminde maalesef belirleyici oluyor.

    Bir iş analisti olarak gözlemlemekte olduğum, özellikle son 5 yıl içinde Türkiye’de IT (Bilgi Teknolojileri) sektöründe İş Analistliği (Business Analyst) rolü için ciddi bir talebin oluşması. Yazılım geliştiren bir teknoloji şirketinden tutun da bünyesinde bugünkü dünyanın gerekleri olarak bilgi sistemleri departmanı barındıran şirketlere kadar artık irili ufaklı birçok şirket kadrosunda, ekibinde İş Analisti pozisyonuna yer açıyor.

    Bakın iş analisti de olurum sorun değil yani!

    Endüstri, bilgisayar, matematik mühendisliği bölümlerinden mezun kişilerin iş analisti rolüne eğilmeleri diğer bölüm mezunlarına göre daha kolaydır. Ancak şöyle bir kitle de son dönemde dikkatimi çeker oldu. Özellikle bilgisayar veya matematik mühendisi mezunu olup, iş görüşmesine yazılımcı pozisyonu için gidip, görüşmenin seyrine göre, eğer yazılımcı pozisyonu için istenen teknik becerilere sahip olunmadığı hissettirilirse aday o anda kendince bir çözüm üretme arayışında bulunur! Adayın çıkış yolu olarak sunduğu “Ben iş analisti de olabilirim isterseniz.” teklifi ve yaklaşımını maalesef sıklıkla duyuyorum.

    Nerede bir ihtiyaç ve talep varsa oraya arzı götürür, ne iş olursa yaparım yaklaşımının hazır cevap bedenlerde, iş görüşmelerinin olumsuz seyre girdiği anda bir destek niteliğinde dışa vurur. Aslında işsizlik ve iş bulma süresi öyle boyuttaki kimseye olumsuz bir şey de söylemek istemiyorum. Amacım bu gibi yaklaşımlardaki mantık ve bakış açısı yanlışını göstermek ve iş görüşmelerindeki şansınızı azaltacak davranışlara karşı sizi uyarabilmek.

    Ne istediğinizi ve ne istemediğinizi bilin

    Öncelikle hiçbir iş görüşmesinde “Olmuyorsa, diğer rollere de uyabilirim.” yaklaşımı ile bir pozisyona talip olunmaz. Karşınızda gerçek bir işe alım uzmanı varsa o anda o şirket ile birlikteliğiniz başlamadan biter. Ancak gerçek bir hikayedir ki bu şekilde kendisine pozisyon açılan kişiler de tanıyorum. Burası Türkiye, işe girişte her şey kuralına, kitabına göre işlemiyor genelde!

    Siz yazılımcı iseniz başka bir rolü değil kendi işinizi istemeli ve neyi en iyi yaptığınızı karşı tarafa hissettirmeli ve ikna edebilmelisiniz.

    Her şeyi bilen insan değil, en iyi bu işi bilen insan olmayı tercih edin.

    Bir yazılımcı olarak iş analisti rolüne “Olmadı iş analisti olurum!” yaklaşımı ile bakan bir yazılımcıyı gerçek bir teknoloji şirketi asla ekibine dahil etmez. Birlikte takım arkadaşı olacağınız kişilerin rolünü küçümseyerek bir ekipte yer alamazsınız.

    İşler size uymaz, siz işe uyarsınız

    Bütün bu nedenlerle öncelikle ne olmak istediğinizi net bir şekilde belirlemeli ve ona göre kendinizi yönlendirmelisiniz. Ne olursa olsun, iş görüşmesine tutarlı, kararlı ve ne istediğini bilen biri olarak gidin. İş görüşmesinde alternatif iş olanağı üreten değil, alternatiflere ne cevap vereceğinizi net olarak bilen olun.

  • Müşteriyi Kaybederken Kazanmak

    musteri-kazanmak

    Müşteri kazanmaktan daha önemlisi mevcut müşteriyi elinde tutmaktır.

    Elde tutmak” söylemini bu tarz işlerde sıkça kullanılan bir tabir olması nedeniyle yazdım ancak şirketlerin müşteriye “Elde tutulması gereken” kişi olarak değil, “Memnun edilmesi gereken” kişi olarak bakmaları gerektiği aşikar. Elbette gerçek bir müşteri sadakati yaratılmak isteniyorsa. Elde tutmak, çoğu zaman içinde biraz sinsi ve kapalı kapılar ardında bir takım oyunlar sonucu elde edilmiş bir nevi “Sahip olmak” anlamını içerir. Örneğin kadınlar için “Erkekleri elde tutmanın 12 kuralı” başlıklı içeriklere sıkça rastlamak mümkündür.

    Müşterisine onun sahibi gibi bakan şirketler, müşteri bağlılığı veya müşteri sadakati konularını doğru anlasalar bile yanlış uygulayan şirketler olduklarını düşünüyorum. Özellikle de bu hataya düşen şirketlerin Türkiye’nin önde gelen şirketleri olması sebebiyle

    Canı yanan müşteri için maliyetli boşa çekilen bir kürek

    Bir şirketin müşteriye dokunan süreçlerinden en az bir tanesinde müşterinin canını acıtan bir uygulama yer aldığında, canı yanan müşteriyi başka bir operasyon/kampanya/fırsat ile kazanmaya çalışmak maliyetli boşa çekilen kürektir. Müşteri kazanmak zor, kaybetmek çok kolaydır! Örneğin sıkça müşteri şikayetlerine konu olan bankalara bakalım. Banka uygulamaları bu konuda belki de en iyi örneklerin bulunduğu uygulamalardır.

    Acımasızca alınan kredi kartı ve hesap işletim ücretleri!

    Bildiğiniz gibi hiç kullanmadığınız ama kullanıma açık olan bir hesabınıza olur da sağdan soldan 1 TL bile para girişi olursa artık bu hesap aktif kullanılan bir hesap durumuna geçer ve yıllık 130 TL‘ye kadar sizden hesap işletim ücreti tahsis edilir. Son yapılan düzenlemeyle artık bu ücret 2’ye bölüp 6 ayda 1 tahsis ediliyor. Yani tüketicinin bu ücreti daha az miktarda telafuz etmesi sağlanmak istenmiş. Nasıl olsa 60, 60 unutulur!

    Buradaki hata ise bir hesabın aktiflik tanımının “Can yakacı” oluşu. Örneğin arkadaşınız özellikle x bankası hesabınız olup olmadığını sordu ve size göndereceği de ortalama bir ücret. Sizin de kullandığınız öncelikli hesabınız olmasa da çok önceden beri açık kalan bu x bankası hesabınız bulunmakta. Arkadaşınız size 1 lira bile göndermek istese, para hesabınıza yatar yatmaz banka sizden bir anda 65 TL para çekebilir! Hesapta 1 lira bulduğu için sizin 1 liranız ortadan kaybolur! :)

    Demografik ve varlık bazlı müşteri hedefleme dönemi geride kaldı!

    Astarı yüzünden pahalı bu gibi uygulamalar sonucunda müşterilerin kuruma bağlılığı 180 derece tersine döner. Müşterinin gözünde “Nefret edilen şirket” pozisyonuna geçen bir kurum oluşur. Sonrasında müşteri bankada kullandığı kredi kartını iptal ettirmek isteyebilir, çekeceği kredi için farklı bir bankayı tercih edebilir. Bankanın doğrudan müşteri kaybetmesine yol açmış olan uygulama sonucunda, bankanın CRM uygulamaları, çağrı merkezi ve sosyal medya departmanları koordineli ve entegre bilgi akışını sağlayamadığı için bu müşteri doğru konumlandırılamamış olur. Pazarlama departmanlarında bu müşteri yanlış segmentte kalmaya devam eder…

    Kara listeye girmiş şirket olmanın maliyeti vardır

    Müşteriler için kara listede duran şirketin, bu müşterilere sürekli ürün ve hizmet satma çabası, onlara kampanya ve tanıtım yapmaya devam etmesi faciadır!

    Yukarıdaki örnekten devam edersek, ödediği hesap kesim ücreti yüzünden canı yanan ve sonrasında kredi kartını da iptal ettiren müşteriye (Kimse 5 liralık bir paranın hesaba aktarılması için 65 TL hesap işletim ücreti ödemek istemez sanırım.) yeniden  belirli aralıklarla “Kartınızı iptal ettirdiğinizi görüyoruz. 80 TL değerinde para puan/bonus verelim; kartınız 1 yıl aktif kalsın ve yeniden kart gönderelim.” şeklinde teklifler yapmanın ne kadar işlevsiz ve anlamsız olduğunu görebiliyorsunuz değil mi? Pazarlama departmanının maliyetini artıran ve kampanyaların verimliliğinin, geri dönüşüm oranının düşük çıkmasına neden olan büyük bir eksiklik! İşte burada şirket için karşımıza big data ve bilginin anlamlandırması konuları da çıkar ki kullanıcının iç sesi o anda “Her şey bir yana yıllık kart ücreti zaten o yüklenen para puanı/bonusu yer bitirir!” cümlesini söyler.

    Öyleyse şirketlere yapacağımız notlarla kapayalım:

    1. Siz siz olun müşterinizin canını acıtmayın, yoksa o müşteriyi kazanmak için aldığınızdan daha fazlasını ödemek zorunda kalırsınız.
    2. CRM çok önemlidir, ama daha derinlere inen bir CRM uygulamasını hayata geçirmelisiniz.
    3. Müşteriyi kaybettikten sonra kazanmayı değil, kaybederken kazanmayı becerebilmelisiniz.
    4. Müşteri kazanmaktan önce müşterinizi tanımayı seçmelisiniz.
    5. Her şey yolundaysa, tutarlı kampanyalar düzenleyin. Alacağınız masrafların karşılığını ödül/bonus olarak sunmayın!
  • WordPress Bakım Dolayısıyla Site Uygun Değil Sorunu Çözümü

    wordpress-bakim-modu

    WordPress’te bir güncelleme yaparken siteniz ana sayfasını açmaya çalıştığınızda, güncellemenin yapıldığı sırada sitenizde aşağıdaki açıklamayı görürsünüz. Bu açıklama bir sorun değil, bilgi mesajıdır. Ancak bazı durumlarda bu açıklama kalıcı hale gelebilir. İşte bunun çözümünü sizlerle paylaşacağım.

    Zamanlanmış bakım dolayısıyla site uygun değil. Bir kaç dakika içinde tekrar kontrol edin.

    Özellikle bir eklenti veya birden fazla eklentiyi aynı anda güncellemeye çalıştığınızda bu işlem biraz daha uzun sürebilir. Bu esnada eğer eklentiler güncellenirken, admin panelde başka bir menüye tıklar veya sayfa kapatırsanız, yani güncelleme sürerken güncellemenin tamamlanmasını beklemeden sayfayı değiştirirseniz bu sefer siteniz bakım modunda takılmış olur. Bakım modundayken ne sitenize ne de admin panale ulaşmanız artık mümkün olur. Bu durumda yapılacak ilk iş FTP! 😉

    Bakım Modunu İptal Etmek

    Güncelleme sırasında olağan akışı bozduğunuz için WordPress de kendisini olağan bir şekilde çalıştıramamış oldu. Özellikle bana dalgınlığıma gelip, güncellemenin bittiğini sandığım anlarda başıma ara ara gelen bir durumdur. Neyse ki çözümü çok kolay.

    Hemen FTP ile sitenizin ana dizininde yer alan .maintenance (bakım) dosyasını bulup bu dosyayı siliyorsunuz. Artık siteniz bakım modundan kurtulmuş oluyor. Tekrar admin panel ile sitenize giriş yaptığınızda güncellemelerinizi en baştan yapmaya devam edebilirsiniz.