Bir Üniversitelinin Kulüp İlişkileri Nasıl Olmalıdır?

Kulüpler hakkındaki son yazımda “Bir üniversite öğrencisinin kulüp ilişkileri nasıl olmalıdır?” sorusunu sorup bırakmıştık. Aslına bakarsanız konuya daha çok eğilince incelencek temel konunun farklı olduğunu düşündüm. Bunu da yine yukarıdaki sorumuzla birlikte paralel inceleyelim.

Ülkemizde “çok özel” liseleri bir kenara bırakırsak -ki zaten sayıları oldukça az- doğru dürüst kulüpçülük faaliyeti olan lisemiz yok. Yok dememin en büyük dayanağı ise lise kulüplerinin -öğrenci grupları mı desek?- yerelden ulusala ulaşacak bir faaliyetten ziyade ortak hobilerin etrafında buluşan gençlerin oluşturdukları sosyal bir yapıda olmalarıdır. Bunun için “x Lisesi y kulübü” olarak da tanımlamaya gerek kalmaz. Öğrenciler kendi aralarında toplaşır, buluşur, eğlenir. FRP Kulubü, Manga Kulübü, Satranç Kulübü

İlköğretimde kulüpçülük bu açıdan daha okul merkezlidir. Eskiden “Kol” olarak belirtilen bu yapılar yerini “Kulüpcülük“e bırakmıştır. İlköğretimde kulüpçülük çok önemli yer tutar. Ağaç yaşkan eğilir ve bu yaşlarda paylaşmayı ve birbirlerine tahammül etmeyi insanlar öğrenmeli. Birlikte iş yapmak en iyi bu yaşlarda öğrenilecektir. Bu yaşlarda eksik olan bir şeyler ileride sizi hep çekiştirecek olan şey olur.

Ülkemizde en ciddi kulüp faaliyetleri üniversitelerde olur. Bu büyümenin getirdiği bir sonuç değil, hareket alanınızın daha rahat olmasındandır. Lise çağında yaratıcılığınız daha fazladır. Oysaki bunu kullanmamanız için her şey düşünülmüştür. Sonuç olarak üniversiteye kadar “birlikte yapma” tadına erişemez bir çok genç. Eğer yetişilen sosyal çevre de bu yönde olumlu bir katkı sağlamaz ise üniversiteye gelen genç, kulüplerde bunu giderebileceğini düşünür.

Neden kulüplere girilir?

Birçok öğrenci yeni insanlar tanımak için girer kulüplere. Bu birinci sınıfta olur. Gerekli iletişim kurulur ve ikinci sınıfta kulüple ilgili bağlantı kalmaz. Eğer İngilizce Hazırlık okursanız buna da gerek kalmaz. farklı bölümlerden edinilen arkadaşınızı okul kantininde otururken gördüğünüzde vereceğiniz bir selamla masadaki 5 kişi de sizin sosyal ağınız dahil olmuş olur.

Bazıları yukarıda belirtiğim sebep için girer. Sosyal açıdan “açılmak” için ve bir takımın parçası olmanın tadını tatmanın vereceği mutluluk için. Lise dönemlerinden gelen çekingenliklerini yenmek ve o zamana kadar farkına varamadığı yeteneklerini ortaya çıkarabileceğini düşünerek kulüplere girerler.

Yeterki CV kulüp görsün!

Bazıları ise direk çıkar ilişkisi için girer kulüplere. Büyüklerden ve İK uzmanlarından duyulan “üniversitelerde yaptıkları sosyal kulüp faaliyetlerine bakıyoruz” söylemleriyle üniversiteye giden her genç bu bilinç altıyla şartlandırılmışçasına kulüplerel akın ediyorlar. Bu elbette uzun soluklu bir kulüpçülük oluşturmuyor. Bir bakıma sertifika veren etkinlik peşinde koşanlara benzer bu grup. Her kulübe üyedirler ama hiç birinde doğru düzgün sorumluluk üstlenmezler. Yeterki Cv kulüp görsün!

Bir başka grup vardır ki bunlar ise “sosyal pazarlayıcılar”dır. Kulübün içi “boş” fakat yaptıkları sponsor destekli öğrenci aktiviteleriyle, üniversite gençliğini hedef kitle seçen şirketlere kampüse girme fırsatını yaratırlar. Bu kulübün başındakiler ise maddi olmasa da! manevi desteği mezun olduktan sonra da göreceklerdir.

Son grup ise kendilerine şirketlerden bağlantı kurmak için kulüplerin çatısı altında yer edinirler. Kulüp için çalıştıkları sanılır fakat kafalarının bir noktasında her zaman staj, part time iş bulabilecekleri insanlara nasıl ulaşabilirim sorusu vardır. Yapılan etkinliklere gelecek üst düzey yönetici etkinliğe katılan öğrenciler kadar bu grup kulüpçüler için de büyük fırsattır. “Bakın notlarım iyi, kulüpçülük de yapıyorum. Benden iyisini bulamazsınız.” mesajı verilir.

Bu kadar fırsatı size sunan kulüpleri kötülemek mümkün değil elbette(: Kulüpleri değil kulüplerin yönetim biçimini eleştiriyorum. Şunu da belirtelim ki kulüplerin varlıklarının en büyük nedenlerinden biri de zaten öğrencilere yukarıdaki bazı fırsatları oluşturmalarıdır. Öğrencilerin menfati içindir kulüpler.

Herkesin kulüplerde yer alma nedeni farklı olabilir ama kulüpler sadece kulübe katılan öğrencilere değil, üniversitenin hatta o şehrin gençlerine fayda sağlamalıdır. Kulübe katılanlar ise her ne kadar yukarıdaki kulübe girme amaçlarının farkında olsalar da önceliklerini “iyilik” üzerine ve bir proje yapma deneyimi kazanma, takım çalışmasını öğrenme, ve yapacakları iyi şeyler karşılığında duyacakları haz ve mutlu edecekleri insanları merkezlerine alırlarsa o zaman gerçekten İK yöneticilerinin bahsettiği “” sözünün hakkını vermiş olursunuz. Farkına varmadan…

Kulüplerde yer almak kolay değildir. Kulüplerin yönetimi tüm heyecanınızı yitirmenize sebep vererek şevkinizin kırılmasına neden olabilir. Bu da kurumsallaşamayan kulüplerin oluşturduğu bir olumsuzluktur. Bir sonraki yazıda incelenecektir. 😉

You May Also Like

Yorumunuz: