İyi Bir Yönetici Nasıl Olunmazın Kitabı

ya da nasıl olunurun da diyebiliriz; kötü örnekleri, örnek almazsanız.

Patronlar hakkında gerçek hikayelere dayanan Patron’u bir çırpıda olmasa da serviste her gün işe giderken okudum. Ancak öyle sürükleyiciydi ki kısa sürede bitirdiğimi söyleyebilirim. İş dönüşü kitap okuyacak kadar dinç olamıyorum ancak sabahleyin kitap okumak uyku getirmek yerine benim uykumu açıcı bir etki yapıyor. 🙂

Orjinal adı The Boss olan kitap ilk olarak 2009 yılında Amerika’da yayınlandı ve bugünlerde de Türkçe’ye çevrilmiş haliyle raflarda. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu kitabı iş hayatında olan, olacak herkesin okuması kesinlikle faydalı olacaktır. Kitap size madde madde şunu yapın, bunu yapmayın tarzında akıl vermiyor, aksine yaşanmış hikayelerle harmanlanmış sürükleyici bir dille olayları roman dahilinde işliyor. Patron sıradan bir iş ya da kişisel gelişim kitabı değil, bir roman. Bu açıdan da iş hayatının başındaki genç profesyonellere güzel ip uçları ve hayat kurtaran alternatif yollar gösterirken çok daha akılda kalıcı ve ikna edici oluyor.

Patron – Andrew O’Keeffe

Bir birinden zorlu ve farklı karakterlerde, farklı iş yapış tarzına sahip yöneticilerle çalışmak zorunda olduğunuzu düşünün. Aslında zorunda değilsiniz ama pes edip etmemek noktasında gidip gelebilirsiniz. İşte bu noktada nasıl bir yol izlemek gerektiğini merakla öğrenmenin peşine düşüyorsunuz.

Kitaptaki karakter Lauren, sadece işini iyi yapmanın peşinde olan yetenekli bir çalışan olmasına karşın hak ettiği değeri görmediği gibi kendisinin hiç de umrunda olmamasına karşın doğal rakipler ve hatta düşmanlar ediniyor. Kötü yöneticilerle çalışmak zorunda kalıyor. Siz de kitapla birlikte Lauren’in yaşadıklarına şahit oldukça, ileride yönetici olduğunuzda astlarınızın nasıl bir psikolojide olabileceklerini öğrenmiş oluyorsunuz. Her şeyden önce, her  bir olumsuz davranışın çalışanlarınızda nasıl izler ve etki bırakabileceğini görebiliyorsunuz ve “ben asla böyle olmayacağım” cümlesini sıklıkla kullanıyorsunuz. 🙂

Bütün bunlarla baş etmek zorunda kalan Lauren’in hikayesi birçoğumuza tanıdık gelebilir. Ya da ileride gelmeyeceğini kimse iddia edemez! Özellikle insan kaynakları departmanında çalışıyorsanız veya kariyerini bu yönde ilerletmeyi düşünen bir üniversite öğrencisiyseniz bu kitabı iki kere okuyun. İşe alımın nasıl kritik bir pozisyon olduğunu görmeniz adına çok faydalı olacaktır. Hatta kitabı okurken şunu da bir kez daha görüyorsunuz; insan kaynakları departmanı şirketlerin en kritik departmanları. Doğru insanları kritik pozisyonlara getirebilmek için potansiyelli çalışanları fark edebilecek yetenekteki insan kaynakları çalışanlarını öncelikle şirkete monte etmek gerekir. 

Patron’u ilgiyle ve beğeniyle okudum. Başarılı bir yönder (yönetici + lider) olabilmek adına dersler çıkarılabileceğiniz iş hayatının herkesin bildiği ancak kimsenin dile getirmediği gizli sırlarını sizlerle paylaşıyor. Sıradan kişisel gelişim kitaplarına, sıkıcı olmadan nasıl ders veriliri de öğretmesi adına mutlaka okunmayı hak ediyor.

Kitap hakkındaki yorumlarınızı son derece merak ediyorum. 😉

You May Also Like

Yorumunuz: