Bumerang Ödülleri En Uzman Blog Adayıyım

Hürriyet Gazetesi’nin blog network servisi Bumerang’ın blog yarışmasına www.ermanakdeniz.com ile ben de katıldım. Benimkisi bu güzel heyecanı paylaşmak aslında.

Yarışma süreci şöyle işliyor. Öncelikle sizlerin oylarıyla her kategoride en çok oy alan ilk 10 blog belirleniyor. Öncelikle bu ilk 10 blog arasına girmek gerekiyor. Maalesef pek adil bir yöntem değil. Öyle ki pek çok  hak eden, emek sarf edilmiş blog, sırf daha az kişiden oy aldı diye daha bu ilk eleme turunda elenebilir. Keşke en başından jüri elemesinden geçilse ve sonrasında halk oylaması sistemin sonraki aşamalarına eklenebilse. Ancak bir blog yarışması için bu kadar tantanaya henüz girilmiyor. Belki de gerek de yoktur. Önemli olan iyi içerik üretmeyi teşvik etmek. 😉

Her kategoride en çok oy alan (toplayan demek daha doğru) ilk 10 blog arasına giren bloglar jüri değerlendirmesine giriyor. Jüri sadece bu 10 blogu değerlendirerek seçimini yapıp ilk 3 blogu belirliyor. Bu ilk 10 blog arasına girmek ise dediğim gibi tamamen sizlerin vereceği oya bağlı.

Şuanda bulunduğunuz blog en uzman blog kategorisinde yarışmakta. Uzman blog için gerekli yeterlilikler ise şu şekilde belirlenmiş:

• Belli bir konu üzerine uzmanlaşmış ve paylaşımları sadece o konu üzerinde olan,
• Uzmanlaştığı spesifik konu üzerinde röportaj, araştırma, değerlendirmeleri bulunan,
• Blogunda / Sitesinde işlediği konuyla ilgili rehber konumunda bir içerik arşivi bulunan,
• Okuyucularına benzersiz ve özgün araştırmalar sunan,
• Tasarım açısından da özenli olan siteler bu kategoride değerlendirilecektir.

Teşekkürler,

İşte Canınızı En Çok Ne Sıkar? [infografik]

Normal sıradan bir iş gününde sizi en çok strese sokacak ve canınızı sıkacak şey ne olabilir? Eğer sabah işe giderken cep telefonunuzu yanınıza almayı unutursanız daha işe bile varmadan büyük bir sıkıntınız var diyebiliriz. 🙂

Dell yapmış olduğu ve referans gösterdiği araştırma ile çalışanların %31 ile en fazla internetin ve e-mailin çalışmamasını en can sıkıcı şey olarak belirlemiş. Şüphesiz hiç şaşırtıcı değil. Dell de bu araştırmadan yola çıkarak tasarladığı bu infografik ile “Bizim teknolojik alt yapımız ve ürünlerimiz ile asla internet ve e-mail akışınızda sıkıntı yaşamazsınız.” mesajını online ortamda duyurmak istemekte. Tek bir soruya verilen cevaplar ile mesajın net bir şekilde ortaya konmasına verilebilecek son derece başarılı bir infografik çalışması olmuş.

Bu farkındalıkla birlikte araştırma sonuçlarına odaklanmak bizim için daha faydalı olacaktır. 🙂 %18 ile gerçekçi olmayan iş yükü yani o gün bitirilmesi beklenen ağır işler 2. en can sıkıcı şey olarak belirtilmiş. Araştırmada dikkat çekici nokta ise %8 ile çalışanların bu soruya verdiği cevabın patron/yönetici olmuş olması. 🙂

Sizin için durum ne olurdu?

Özel Dosya: İnfografik

Üniversitede öğrenci olduğum dönemlerden beri Dünya Gazetesi‘ni takip etmekteyim. Gazeteye üye değilim ve açıkçası bu takip online ortamda olmakta olan bir takip; günde 2-3 kere www.dunya.com’a bakarım.

Ekonomi ve iş dünyası özelinde yayım yapması takip etmemdeki genel neden gibi gözükse de Dünya Gazetesi’ni benim için ilgi çekici kılan “özel dosyalar” köşesidir. Dünya Gazetesi’ni takip etmemdeki en büyük etken özel dosyalar köşesinde yayımlanan makaleler olmuştur. Bunlar ise Değişim Yelpazesi etiketiyle yayımlanan, insan kaynakları ve iş hayatı üzerine yazılan makaleler olmasıyla ilgimi çekmişti. Son dönemlerde ise Değişim Yelpazesi makalelerine ek olarak bir de  İş’im İletişim etiketiyle yayımlanan yazıları takip etmekteydim.

HTML Boşluk Kodu

O kadar ihtiyacım oluyor ki bu minik koda!

Her seferinde internette araştırıp, bulduğum yerden kopyala yapıştır ile kullanmaktan çok yoruldum. Aslında daha önce kullandığım yerlerden de alabilirim ancak bu da hiç pratik olmuyor.

Belki ezberlemeyi deneyebilirdim ama beynime gereksiz yük de yüklemek istemiyorum ya da bu zamana kadar bunu reddetmiştim. Ancak şimdi bunu yazarken sanırım ezberledim. 🙂 Yazmanın gücü! Özellikle blog yazanlar için de gerekli olacak bu kodu buraya not etmek istiyorum.

Dijital Bankacılık Mobille Güçleniyor

2015’te bankacılık işlemlerinde mobilin interneti geçeceği tahmin ediliyor. Mobil ile internet birbirleriyle yarışırken aynı zamanda alternatif dağıtım kanalları arasından sıyrılmaya doğru hızla ilerleniyor. Geleceğin dijital bankacılığı ortamının hazırlanmasının adımları internet ve mobil bankacılık ile atılıyor.

Günümüzde bilgisayar başında gerçekleştirdiğimiz birçok işlemi artık akıllı telefonlarımız ile mobil olarak gerçekleştirebilmeyi bekliyoruz. Bu çok normal. 🙂 Şirketler de bu beklentinin farkında olarak artık mobil platformda da rekabete girişiyorlar. Bunun en yoğun yaşandığı sektörlerden biri de bankacılık. Bütün bankalar mobile olan yatırımı artırıyorlar. Peki neden?

Mobil, diğer kanallardan pay almaya başlıyor. Yani biz tüketicilerin/kullanıcıların hayatına mobil girmiş durumda. Artık mobil ve internet alternatif dağıtım kalanı olarak değil günümüz ve geleceğin temel kanalı olma yolunda ilerliyor. Bundandır ki dijital bankacılığa yatırım yapılıyor. 😉

Türkiye Bankalar Birliğinin Aralık 2012 istatistik verilerine göre internet bankacılığını kullanmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş yapmış bireysel müşteri sayısı 22 milyon kişi.

Platin Dergisi’nin Mayıs 2013 sayısında tam da bu konuyla ilgili bir dosya yer alıyordu. Dosyada birçok bankanın alternatif dağıtım kanallarından sorumlu üst düzey yöneticine mobil bankacılığın geleceği ve bu yönde yaptıkları yatırımlar sorulmuş. Ortak sonuç şu ki, mobil bankacılık adk içerisindeki payını arttırarak, birçok müşteri için ilk kanal olma özelliğini kazanacak. Hatta artık internet ve mobil bankacılığına adk gözüyle bakmak da son derece yanlış olur. Mobil ve internet ana kanal oluyor!

Geleceğin bankacılık faaliyetleri içerisinde temel noktada yer alacak bu iki kanala bankalar yatırımlarını her geçen gün arttırmakta. Bankaların hemen hepsi mobilin giderek önemini arttıracağını ve yatırımlarını mobile yoğunlaştıracaklarını belirtiyor. Bankaların hepsi mobil uygulamalarını daha çok geliştirerek, mobil kanal üzerinden yapılan hizmet yelpazesini geliştirecekleri belirtiyor.

Henüz mobil bankacılık uygulamasına sahip olmayan bankalar olsa da olanlar kendi aralarında rekabet çoktan girmiş durumda. Teknolojinin ulaştığı her noktayı bankacılık sektörü geliştirip, test edip hızlıca kendi ürünlerine yansıtabilme konusunda öncü diyebiliriz. Bu anlamda Türkiye’deki bankaları son derece başarılı gördüğümü söyleyebilirim.

Hal böyleyken mobil bankacılık uygulamaları geliştirme ve Bankacılık IT sektöründe çalışanlar için internet ve mobil bankacılığa yönelme vaktidir.  😉

Sen de mi Blogger? Ya da Sende Eksik Bir Şey mi Var?

Günümüz dünyasında herkes birer yayıncı. Bir blog açıp, düşüncelerimizi yazıya dökerek dünyaya sesimizi duyurmak mümkün ve çok kolay! Bu yüzden artık her insan birkaç dakikalık bir işlem sonucu internette bir web sayfasına sahip olabilir. Demek istediğim blogger olmanın ilk adımını atmak çok kolay.

Peki blogger olmanın sorumlulukları var mıdır?

Bugün bir blogger ile konuştuğunuzda (ben de bir bloggerım aynı zamanda) içerik üretmenin ne denli zor ve kıymetli bir şey olduğundan bahseder. Bir bloggerı değerli kılan özgün bir üretici olmasıdır. Düşüncelerini veya bilgilerini yazıya döktüğünde blogger kendi ürününü üretmiş olur. Yazmış olduğu yazı bloggerın kıymetlisidir. Bu nedenle bir blogger yazmış olduğu yazıya iyi bakmalı ve ona son derece önemle eğilmelidir. Blogger demek dar bir anlamda blog tutan/yazan kişi değildir. Blogger bir yazardır aynı zamanda ve kitlelerce takip edilen, örnek alınan kişidir. Ancak görüyorum ki internette içerik üretebilir hale gelmenin vermiş olduğu kolaylık blogger veya yazar bilinci oluşmayan kişilerin artmasına neden oldu. Üretmiş olduğu ürüne saygısı olmayan, amacı kendini, bilgisini ifade etmenin ötesine geçerek, maalesef fabrika zihniyetiyle “Bugün içerik üretmeliyim. Site boş kaldı.” düşüncesi hakim bloggerlar oluşmaya başladı.

Ürettiği içerik ile var olan bloggerların yazılarındaki vurdum duymazlık ve aslında temelde yatan bilgisizlik maalesef yazım ve imla hatalarıyla dolu içeriklerle karşılaşmamıza yol açıyor. Böyle olunca da anlatım bozukluklarıyla kaplanmış ifadeleri anlamaya ve yazarın düşüncesini tahmin etmeye kalkışıyoruz. Bu durum sadece bloggerlarla da sınırlı değil. Birçok ünlü marka için tasarlanmış afiş ve banner hatta basın bültenleri gibi kitlelerce takip edilecek işlerde bile yazım hataları gerçekleşiyor. Bu anlamda grafik tasarımcı olanların da bu konuda daha bilgili ve dikkatli olmaları gerekiyor.

Üniversite mezunu olmuş, bir şeyleri “Biliyorum.” kıvamında içerik üreten insanların en azından kendilerini ifade ederken doğru ve anlam bütünlüğüne sahip cümleler kurmaları gerekir düşüncesindeyim. Bu yüzden yine de bu yazıya denk gelenler için hatırlatmakta fayda gördüğüm en sık yapılan hatalardan birkaçını paylaşıyorum.

Bağlaç olan “de” ayrı yazılır.

Bağlaç olan de “dahi” anlamındadır. Hal eki olan “de” ise sözcüğün bir bütünüdür. Bağlaçları ayırt etmenin bir kolay yolu da şudur. bağlaçları cümleden çıkardığınızda geriye yine anlamlı bir cümle kalır. 😉

– Örnek: Sen de bu heyecana katılmak ister misin? (Not: “mi” soru eki de ayrı yazılır.)

“Şey” her zaman ayrı yazılır.

Bir şey; her şey vb.

Ya da ayrı yazılır.

Bunu bitişik yazan öyle çok insan var ki…

“mi” soru eki ayrı yazılır.

Sonuna aldığı eklerle birlikte ayrı bir sözcük olur.

Sonu sert ünsüzle biten özel isimlerde de benzeşme kuralı gerçekleşir.

– Örnek: “Facebook’ta”, “Zonguldak’ta” doğru kullanımlardır. Birçok kez “Facebook’da” ifadesi görüyorum. Bu yanlış bir kullanımdır.

Bütün bunlar en sık yapılan yanlış kullanımlar. Öte yandan bir içerik ürettiğinizde okuyucuyu yormamak için ve okuma akışını bozmamak adına noktalama işaretlerinden sonra bir boşluk bırakılması gerekir.

Yazılarınızda imla kurallarına uymak, virgülü yerinde kullanmak ve olabildiğince uzun cümlelerden kaçınmak (genelde birkaç cümlenin olduğu ancak bir tane noktanın yer aldığı paragraflar…) önce kendinize, emeğinize ve yaptığınız işe saygıyı gösterir. Sonrasında ise sizi okumasını istediğiniz insanlara göstermiş olduğunuz saygıyı ifade eder. Doğrusu varken yanlışta ısrar etmek saygınlığınıza da olumsuz etki edecektir.

Altına imzanızı atabileceğiniz işler yapmanız dileklerimle. 😉

Sevgili Blogger…

Sevgili blogger,

Bir gün sen de meselenin çok okunmak olmadığını anlayacaksın.

Çok okunmak, ziyaretçi sayısının artması elbette güzel ancak her çok okunan güzel değil.

Çok okunmak için yazıyorsan yazık…

Faydalı içerikler üretmek, sevdiğin için yazmak çok okunmak için yeterlidir zaten;  zorlama.

Paylaşmayı sevmektir blogger olmanın temeli.

Tek bir kişi okusa bile…

İnfopik’te Sizleri Neler Bekliyor?

Bugüne kadar İnfopik’te yazarlarımızın uzmanlıklarına göre yazdıkları makaleleri okudunuz. Bu içerikleri hazırlarken farklılaştığımız özelliklerimizden bir tanesi de makaleleri araştırma ve raporlar ile yani gerçekçi verilerle destekleyerek sunmuş olmamız. Böylece konuya derinlemesine hakim olmak isteyerek bir deneme yazısı olmaktan çıkarıp daha bilimsel bir hale sokmak arzusuyla içeriklerimizi oluşturuyoruz.

Birikim, gözlem ve bilgi.

Bu üçünü birleştirerek okuyucuya hem bir fikir veriyor hem de yazarın deneyimi ve araştırma verilerini mukayese etme fırsatı sunuyoruz. Bilgiyi grafiklerle görselleştirilmiş haliyle paylaşıyoruz. İnfografik.

İnfografik Tasarımda Kritik Detaylar

Bir infografik tasarlatmak istiyorsunuz. Elinizde veriler mevcut. Belli ki bir araştırma sonuçlarını pdf formatında daha önce de kullandınız. Belki de daha yolun çok başında, işlenmemiş bilgiler excelde yapayalnız yaşarken onları uyandırıp dijital dünyaya sürmeyi planlıyorsunuz.

Böyle bir durumda tasarımcıya “al arkadaş bunlardan bir infografik tasarla” derseniz, yolun başında kaybetmiş olursunuz.
Tasarımcının görevi sizin bilgilerle dolu dosyanızı çalışmak, ayıklamak değildir. Tasarımcıdan veri madenciliği yapmasını bekleyemezsiniz. Yoksa sonuçlarına da katlanırsınız.

Yukarıdaki yöntem sizin ciddi ve profesyonel bir bilinçle infografik tasarlatmadığınızı gösterir. İnfografiğin bir stratejisi olmalı ve siz bu stratejiyi çalışma görevini tasarımcıya emanet etmemelisiniz! Emin olun infografik tasarımcı da bundan şikayeti.

Dijital pazarlama stratejisinin bir ürünü olarak infografik tasarlatmak istendiğinde, hangi verilerin ve bu verilerin nasıl kullanılacağı, nereye vurgu yapılmasına kadar profesyonelce çalışılmalı. Verilerin hangi sırayla yerleştirileceği, verilerin yorumlanması ve doğru sözcükler seçilerek sunulması kritik öneme sahiptir. Bütün bunlar asla tasarımcının insiyatifine bırakılamaz. Yoksa bir kutudaki puzzle parçalarını gelişi güzel bir örtünün üzerine atarak  anlamlı bir görünüm elde etmesini beklemiş olursunuz!

Her ne kadar tasarımcınız bütün iyi niyetiyle, elinden gelenin en iyisini yapmış olsa dahi…

Fatih Güner, Sosyalmedya.co ve Webrazzi

Türkiye’de iyi bir şeyler yapmak için yeterince iyi olmak gerekmiyor. İyi bir şey göreceli.

Fatih Güner ile bir kere bir araya geldik. Kendisini Meşgul Sinyali’nde yazdığı dönemlerden bilirdim ancak ilk defa Nisan 2012’de kendisinin beni Entelijans’ın (sosyalmedya.co) Levent’teki ofisine davet etmesi üzerine bir araya geldik. Kendisi, sanırım sosyalmedya.co’da çıkan haberin de etkisiyle İnfopik‘ten haberdar olmuştu ve ilgisini çekmişti. İlgisini çekmişti diyorum çünkü Fatih’in benimle tanışmak istemesinin arkasında yatan konu İnfopik’i sosyalmedya.co’da sürdürmemi istemesiydi. İnfopik’teki bütün içerikleri sosyalmedya.co’ya aktarıp, İnfopik ekibiyle birlikte sosyalmedya.co’da aynı formatta içerikler üretmemizi teklif etti. Teklifini kabul etseydim infopik.com kapanacaktı. Tahmin edeceğiniz gibi bunu kibarca reddettim. Benim kendisini tanımadığım gibi belli ki Fatih de beni yeterince tanımıyordu.