Katma Değer Yetmez, Sosyal Değer Şart

Bir toplumu ayakta tutan en büyük değerlerden biri de yardımlaşma ve birlik beraberlik kültürü. Her ne yapıyorsak yapalım insani değerleri çiğnemeden, toplumun yararını gözeterek yapmak iş ahlakının da bir parçası olmalı. İşte bu noktada sosyal sorumluluk bilincini her an yaşatmalı ve bunu paylaşmalıyız. Sosyal girişimcilik de geleceğin patronlarına, bizlere para her şey değil demek istiyor! İnfopik’te de elimizden geldiğince sosyal sorumluluk projelerine destek olmaktayız. Gönüllülük ve sosyal bilinç yanınızda olsun.

Yukarıdaki metni, İnfopik’te 4. SOGLA Sosyal Girişimcilik Konferansı‘nı duyurduğum yazıda yer vermiştim. Sosyal girişimcilik üzerine kısa bir açıklama yapmanın yeterli olmadığını düşündüm ve şimdi biraz hem SOGLA ve konferanstan hem de sosyal girişimcilikten bahsetmek istiyorum.

İş Fikri Geliştirmek İçin Birkaç İp Ucu

Aslında yeni iş fikri geliştirmek için yapılması gereken veya yapılması önerilen çoğu ip ucu birer problem çözme tekniği.

Bu teknikleri eminim endüstri mühendisi arkadaşlarım da anımsayacaklardır. Unutmayın, bir işe girişmeden önce bir problem edinmelisiniz!

Aşağıda yer alan teknikler referans gazetesinin yazılarından derlenmiş olup Kobi Finans’dan alıntıdır.

***

Yardımsever tüketiciler (helpful consumers) metodu: Tüketiciler dinleniyor, tek taraflı camlı mekanlarda reaksiyonlar izleniyor; ardından yaratıcı seans başlıyor.

İhtiyaç tanımlaması: Bilimsel gelişmeler, tüketici eğilimleri ve pazar araştırmalarına ait çeşitli argümanlar önceden konsey üyelerine gönderiliyor. Yenilik toplantılarına zemin hazırlanıyor ve çalışma başlıyor.

Levey kuramı: Önceden hazırlanmış serbest düşünceler tek bir havuzda toplanıyor. Yaratıcı seanslarda eleştiri olmaksızın üretim yapılmaya çalışılıyor. Bu uygulamaya “koşullu çağrışım yöntemi” de deniyor.

Swot analizi: Kurumun güçlü ve zayıf tarafları dikkate alınarak yapılan öneriler düşünce yapısına dönüştürülüyor. Yenilik açısından sınırlı olduğu iddiaları var.

Beyin fırtınası (Brain Storming): 1970’lerde moda olmuş ve yine aynı yılların sonunda popülaritesini kaybetmiş bir düşünce modeli. “Serbest çağrışım” yöntemini içeriyor. Şimdi daha çok reklâm endüstrisinde kullanılıyor.

Osborn tekniği: Beyin fırtınasının mucidi “Alex F. Osborn” tarafından geliştirilmiş, farklı bir teknik. Her özelliğin zıddı düşünülerek çağrışımlar yaratılıyor.

Biçimsellik yöntemi: “Fritz Zwicky” tarafından geliştirilmiş. Geometrik veya düzlemsel kaotik şekillerin beyin gücünü harekete zorlamasıyla yeni fikirler üretiliyor. Sınaî yenilikler ve tasarımcıların kullandığı bir teknik.

Kapalı kutu yöntemi: “Arthur D. Little” tarafından geliştirilmiş bu teknikte, mevcut ya da olası ihtiyaçların neler olduğu ortaya konuyor. İhtiyaçların nasıl değiştirilebileceğine ilişkin düşünceler alınıyor ve yenilik bu duruma göre konumlandırılıyor.

Filtre yöntemi: Tüm fikir ve düşünceler bir havuzda toplanıyor. Sonra bu fikirleri çürütecek anti tezler yaratılarak düşünceler berraklaştırılıyor. Askeri stratejide ve pazarlama politikası oluşturulmasında değişik adlarla kullanılan bir teknik.

Simülasyon tekniği: Varılması gereken hedeflerin ileri bir zaman dilimi içinde canlandırılması yapılıyor. Konsey üyeleri bu ortamı sanal olarak yaşayarak yeni fikirler üretiyor. Daha sonra düşünceler etraflıca tartışılıp karara bağlanıyor.

Yenilenen seri teknikler: Düşüncelerin “fırsatçı fikirler” üzerinde yoğunlaştığı bir teknik. Yüksek kar ya da yarar sağlamayan fikirler hemen elimine ediliyor. Düşünceler yalnız birer kez kullanılabiliyor.

Üniversitede Edinilen Hobiler Girişimci Yapar

Kendimizi bir yola sokuyoruz, öğrenmek istediğimiz bir alan için motive oluyor ve onu araştırmaya, öğrenmeye başlıyoruz. Bu önce bir hobi oluyor belki ve sonra işin içine girdikçe sizi meraklandıran cezbeden bu konu mesleğiniz olabilecek bir boyuta gelerek yaşamınızda daha çok yer kaplamaya hazırlanabiliyor.

Bu konu ileride sizin için bir girişime dönüşebilir veya hobi olarak kalabilir. Bu tamamen sizin girişimci yanınızla ilgili. Bunda da insanın karakteristik yapısı ön plana çıkıyor. Ticari zeka ve zorunluluk da bunlara yanında sos olarak sunulabilir elbette..

Yapacağınız hiçbir şeyi asla mecburiyetten yapmayın. Mecbur olsanız bile..

Şunun için bahsediyorum bundan. Bir girişimci için en önemli artı, girişiminin önce onun hobisi olması. Sevdiğiniz bir şeyi düşünün, kız arkadaşınızı mesela. Onu incelersiniz, onu düşünürsünüz, dikkatinizi ona verirken dışarıdan bakan bir gözden farklı bakarsınız ona. Kimsenin göremediği güzellikleri ve aynı zamanda kusurları görebilirsiniz. Tüm ilginiz ondadır ve ayrıntıları sizden daha iyi görebilen de çıkamaz. Eğer hobiniz varsa bu sizin sevdiğiniz iş demektir ve ancak sevdiğiniz iş sizin için en iyi iş olabilir.

Üniversite yıllarında ilgilendiğiniz hobiler sizin için en büyük fırsattır. Bu yaşlardaki ilgi alanlarınız sizin için geliştirmeye aç olduğunuz konulardır aynı zamanda. Öyleyse faydalı hobiler elde etmek gerekiyor… Facebook ve Google’ı düşünün. Nasıl ve kaç yaşlarındaki insanlar tarafından ortaya çıktıklarını düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Bazen hobi denemeyecek işler vardır, öğrenmek istediğiniz şeyler…

Üniversite eğitiminiz süresince proje ve ödevlerimiz olur. Proje ve ödevler kendinize hobi edinebileceğiniz altın fırsat. Hangi konuyu alsam, ne yapsam diye düşünerek odak noktanızı projeyi, ödevi yapmak veya dersi geçmek üzerine kurmayın. Büyük düşünün. Bu zamanı en iyi şekilde değerlendirerek ileride tezini yazabileceğiniz, geliştirerek mesleğiniz olabilecek konuları seçin.

Satranç mı oynuyorsunuz? Neden lisans alıp yarışmalara katılmıyorsunuz?

İyi olduğunuz işlerin üzerine gitmekten çekinmeyin. İyi olduğunuz işler hobinizdir.

Girişimcilik Tek Çaredir Ve Buna Risk Denir

Risk almak için büyük işlerle uğraşmaya gerek yoktur. Risk, emin olamadığınız her şey için alınabilir gibi görünse de öyle değildir. Risk, birçok seçeneğin arasından birini seçmek değildir asla. Benim için risk, deneyebilecek başka bir şansınız olmadığında aldığınız karardır.

İyi bir girişimci risk alandır denir. İyi bir girişimci aslına bakarsanız, gördüğü fırsatı ilk olarak değerlendirendir. Risk de buradan gelir zaten. İlk olmak, riskli ve bir o kadar da zordur. Girişimci olmanız için risk alıyor olmanız gerekir.
Yatırımcı ile girişimci arasındaki fark budur. Yatırım da bir risktir diyeceksiniz. Ama bu benim tanımıma uymuyor!

Yatırımcının önünde bir çok seçenek vardır. Sürekli dener, olmadı yine dener. Kazanır ve kaybeder. Girişimci de buna çok yakındır ama asla bir yatırımcı bir girişimci kadar deli olamaz! Girişimci, parasız dolaşmayı göze alabilmiştir, yatırımcı bu kadar deli değildir. Girişimci “olmaz” ‘ları olur yapmak için çabalar, yatırımcı “olur” ‘u oldurtur. 1’e 3 verecek bir bahis kuponunun 10’a 30 vermesini sağlar yatırımcı. Oysa girişimci 1’e 300 verecek bir kupon hazırlamanın peşindedir. Yatırımcı, yükselme eğilimindeki bir hisse senedine parasını yatırandır. Girişimci ise tabanı gören hisse senedine yükselişe geçecek ümidiyle para yatırandır.

Girişimci varsa yatırımcı gelecektir. Önemli olan yatırımcının ne kadar melek olduğunu ayırt edebilmektir.

Girişimci geleceği öngörendir bir bakıma. Yatırımcı ise inandığı öngürülere destek olandır. Fonlayandır kısaca. Girişimci şirketin kendisidir. Yatırımcı onun hisselerine ortak olandır. Girişimci fikir üretir, yatırımcı bu fikri kara çevirme çabasındadır. Bunun içindir ki yatırımcı pasiftir. Aslolan girişimcidir. Girişimci varsa yatırımcı gelecektir. Girişimci varsa proje üretilecektir. Girişimci varsa kalkınma gerçekleşecektir. Yatırımcı nasıl olsa bulunacaktır. Önemli olan yatırımcının ne kadar melek olduğunu ayırt edebilmektir.

Girişimci adayları dört gözle uzak doğu, yakın batı demeden araştırır, okur ve takip eder. Amerika girişimciliğin pazarıdır. Sosyal medya bu konuda üzerine düşen desteği zaten vermektedir. Ülkemizdeki çoğu girişimcinin yaptığı, yurt dışından iş fikirlerini ithal etmektir. Bu yüzdendir ki böyle yapanlar uyanık yatırımcılardır. Girişimci değil!

Amerika’da tuttu burada neden tutmasın?

Bu işte tam olarak yatırımcının işidir. Ülkemizde girişimcilik gibi algılansa da yatırımcının yaptığı işlerden bir tanesidir.  Bir girişimci elbette yukarıda bahsettiğim iş modelini uygulayabilir. Bundan kendi girişimleri için kaynak yaratabilir. Arzulanan ise her girişimcinin “yeni ne yapılabilir” diyerek araştırmasıdır. Uzun vadeli düşünmeli, yeni iş modeli geliştirmeli ve büyük oynamalıdır. Bunun için de öncelikli olarak geleceğin sektörlerini iyi belirlemelidir. Öncü olmalıdır. Sektör yaratmalıdır!

Girişimci kaybetmeyi göze alandır. Girişimci aşıktır! Yatırımcı sevginin peşinden koşar, girişimci gerçek aşkın! Girişimci tutkalarıyla sınırlarını zorlayandır, kendi şarkısını kendi sözleriyle söyleyendir. Yatırımcı başkalarının sözleriyle sınırlı bir ilişki peşinde olandır.

İşsizliğin giderek artığı bu dönemde tek çare girişimciliktir.

Riski alacak olan girişimcidir. Almak zorundadır da. Öyleyse herkes hayal kurmalıdır. Düşlemeli ve yaşamalıdır. İşsizliğin giderek artığı bu dönemde tek çare girişimcilikse bu bir risktir. Artık her türlü yeniliğin yapıldığı, daha keşfedilecek bir şeyin kalmadığı sanılan bir ortamda bunu başarmak daha da zorlaşabilir. Ama girişimcilik biraz da henüz farkına varılmayan ihtiyaçların ortaya çıkarılmasıdır. Birileri bu riski almalı ve tek çare de budur. İşsizliğe karşı elimizdeki tek seçenek!