Türkiye’nin Profesyonel İş Analisti Ağı: BTisAnalisti.com

Türkiye’nin Profesyonel İş Analisti Ağı söylemiyle sadece iş analistlerine özel bir profesyonel ağ oluşturarak, iş analizi ve iş analitliği hakkındaki bilgi ve içeriğin webde bir arada ve kolay erişilebilir hale gelmesini sağlaması açısından benim için çok önemli.

Sadece networking ve iş fırsatlarına ulaşma ortamı yaratmasının ötesine geçerek, başta Türkçe bilgi ve deneyim paylaşılan, aynı zamanda daha aktif bir topluluk ortamının yaratılması, biz iş analistleri için referans bir topluluk olma yolunda büyük faydası olacaktır. Bu amaçla bir topluluk ve içerik sitesi açma fikri ile yola çıktım ve artık sona gelmiş bulunuyoruz. 🙂

Okumaya devam et “Türkiye’nin Profesyonel İş Analisti Ağı: BTisAnalisti.com”

Sekreter (Yaz Kızım) İş Analisti Olmayın

“Nasıl kötü analist olunur?” sorusunun benim için ilk cevabı “Sekreter Analist” olmaktır. Peki, nedir sekreter analist?

Sekreter analist, şimdi açıklayacağım nitelikte iş analistliği yapan iş analistleri için benim vermiş olduğum bir isim. O açıdan sekreter, ya da “yaz kızım” iş analisti olup olmadığınızı henüz bilmiyorsunuz. Eğer iş analisti olmak istiyorsanız, şimdi size neden sekreter analist olmamanız gerektiğini açıklıyorum.

Okumaya devam et “Sekreter (Yaz Kızım) İş Analisti Olmayın”

Kaliteli Müşteri Deneyimi İçin Kullanılabilirlik Şart

Müşterilerinizi (daha geniş bir ifadeyle kullanıcılarınızı) ağırladığınız ortam, kullanıcılarınızın sizinle etkileşim kurduğu yerdir. Kullanıcılar, ürün satın alırken veya sizin sunmuş olduğunuz hizmeti deneyimlerken sizin sağladığınız ortamı kullanır. Bu ortam ürün/hizmet ile kullanıcı arasındaki köprüdür. Ortam, şirketi ve markayı temsil eder ve kullanıcı bu ortam vasıtasıyla markayla etkileşime geçmiş olur.

Bir evin planı kullanışsızsa bu hiç kullanılabilir bir ev değildir

Kullanıcının ortamlar ile etkileşimi farklılık gösterebilir. Örneğin bir e-ticaret sitesinde satınalma süreci, ürünler arasında geçiş rahatlığı, kategori sayfalarının basit ve anlaşılır oluşu gibi düşünebiliriz. Kullanıcının ortam ile deneyimi sadece online ortam ile de sınırlı olacak değil. Bir cafede yemek yediğiniz ortamı düşünün. Koltukların tipi ve tasarımı sizin masaya olan hakimiyetinizi zorlaştırır, yemek yemenizi bir eziyete dönüştürürse bu da sizin, yani kullanıcının olumsuz bir deneyim yaşaması için fazlasıyla yeterli olacaktır. İşte bu ergonomik olmayan sandalye son derece kaliteli ahşap malzemelerden ve el emeği işlemelerden oluşmuş da olsa kullanılabilirlik açısından maalesef sınıfta kalan bir ürün olmuştur.

Okumaya devam et “Kaliteli Müşteri Deneyimi İçin Kullanılabilirlik Şart”

Türkiye’nin En İyi İş Analistleri Burada

İş analistlerinin birbirini tanıması, networking yapabilmeleri ve aynı zamanda yapacakları paylaşımlarla kendilerini geliştirebilecekleri bir platformun faydalı olacağını düşündüm. Bütün iş analistlerini ve iş analistliği hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkesi BT İşAnalisti‘ne dahil olmaya davet ediyorum!

İşte karşınızda iş analisti olmak isteyen, iş analisti olarak çalışmakta ve kendisini bu yönde geliştirmek isteyen herkese açık platformumuz: btisanalisti.com.

Üye olup “analist” uzantılı kişisel profilinizi hemen oluşturmak için burayı tıklayabilirsiniz.

 

Bir Yerde Yazılım Geliştirme Varsa Orada Ortam Güzel Olacak

Dünyanın en güzel ofislerinden konu açılırsa hemen aklınıza ilk olarak Google ve Facebook ofisleri gelir; değil mi?

Google ve Facebook gibi şirketler neden çalışma ortamlarını bu kadar güzelleştirmek için çaba sarf edip masraf altına girişirler, hiç düşündünüz mü? Yani bildiğimiz klasik bir ofis ortamı ve ortak kullanıma açık birkaç kafeterya iş görmez miydi? Belki bir tane spor salonu ile hoşluk yaratıldığı da düşünülebilirdi. Daha fazlasına ne gerek var? Yoksa bir ofisin tasarımına ince eğilmek ve çalışma ortamının sosyal olanaklarına yatırım yapmak bir işveren marka çalışması mıdır? 😉

Okumaya devam et “Bir Yerde Yazılım Geliştirme Varsa Orada Ortam Güzel Olacak”

İş Analisti Olmak İçin Nereden Başlamalı?

Son günlerde sıklıkla iş analisti olmak hakkında sorular alıyorum. Özellikle üniversitede okuyan veya yeni mezun olan arkadaşlardan gelen sorulara tek tek elimden geldiğince cevaplar yazmaya gayret gösteriyorum. Bu soruları (iş analistliği ile ilgili olanları) iletişim sayfasında özel mesajlar ile değil de BTİşAnalisti.com’daki Forum sayfasından sorarsanız cevap veriyorum. Çoğu zaman benzer sorulara benzer cevapları, tekrar tekrar yazmış olunca bu sorulara ortak bir platformda cevap vermenin daha iyi olacağını düşündüm. Böylelikle herkes bu soru ve cevaplardan faydalanabilecek.

İş analistliği hakkında sorularınız için burayı tıklayabilirsiniz.

Sıklıkla gelen sorulardan bir tanesi de şu kapsamda geliyor: “Yeni mezunum veya üniversite 3. veya 4. sınıf öğrencisiyim, henüz ciddi bir deneyimim yok. İş analisti olmak için geç mi kaldım? İş analisti olmak için neler yapmalıyım? Kendimi iş analisti olmak için nasıl hazırlayabilirim?” Bu sorular benzer ifadelerle çok geliyor. Öte yandan bu soruların sorulması çok doğal. Çünkü iş analistliğini doğrudan belirleyen belirli bir meslek yok aslında. Yani üniversiteye hazırlanan bir genç, iş analisti olmak istediğinde “iş analisti mühendisliği” bölümünü bulamıyor! Kaldı ki üniversiteliler arasında “iş analisti” pek de popüler bir iş dalı değil. Bu nedenlere ek olarak, Türk BT sektöründe iş analistlerinin önemi her geçen gün arttıkça, bu iş dalına da ilgi kaçınılmaz olarak artıyor.

İş analisti olmak için nereden başlamalıyım sorusuna cevap verirken aynı zamanda iletişim sayfasında bana yöneltilen soruları da içerecek şekilde madde madde notlar düşelim.

  1. Günümüzde başarılı bir iş analisti olmak için ihtiyacınız olan temel yetkinlik analitik düşünce yeteneği. Bu tek başına yeterli değil ama olmazsa olmaz.
  2. Hem işi hem de arkada çalışan sistemi (teknolojiyi) iyi bilmelisiniz. En az iş birimi kadar işin güncel yönelimlerine hakim olmanız, bir işi gerçekten analiz edebilmeniz için şart. Hatta o iş biriminden fazla bilin ki analizini gerçekleştirdiğiniz proje çağın gerisinde kalmasın, öncü olsun! Bu sayede iş biriminin farkında olmadığı gereksinimleri ortaya koyun, iş birimini yönlendirin.
  3. Genellikle iş analistlerinden beklenen temel görevler problemin saptanması, çözümün getirilmesi, iş gereksinimlerinin ortaya çıkarılmasıdır. İş biriminden gelen her isteği sekreter gibi not alıp analize direk eklemek iş analistliği değildir.
  4. İş analistliğine nereden başlamalıyım sorusunun cevabı şudur. Önce teoriyi kavramak gerekir. Yani mesleği anlamak. Örneğin; neden iş analistlerine şirketler ihtiyaç duyar? Bunu çalışarak başlayın.
  5. Yazılım geliştirme yaşam döngüsü içinde (SDLC) iş analistlerinin görevi vardır. SDLC gibi metadolojileri araştırmak ve büyük resmi görmek bütün sorularınıza cevap olacaktır.
  6. Üniversitedeyken iş analisti olmayı düşünüyorsanız teoride SDLC öğrenmek, pratikte stajlar ve part time çalışma olanakları yaratmak size fazlasıyla yardımcı olacaktır. SQL öğrenmek de bu aşamada yapabileceğiniz faydalı bir iş olur.
  7. Hiçbir yazılım dili bilginiz yoksa bile yazılım teknolojilerinin çalışma mantığını kavramanız gerekir. Sizden kurumsal şirketler iş analisti olarak kod yazmanızı beklemez, ancak bir kodun ve bir web servisin çalışma mantığını bilmeniz şarttır.
  8. Bir iş analisti raporlama yapabilmeli, sorgular çalıştırabilmelidir. Bunun için SQL kullanmayı bilmelisiniz. Bunu kendinize bir ödev edinebilirsiniz.
  9. Hiçbir konuda yapamazsam korkusuna kapılmayın, endişelenmeyin. Yeni mezun olduğunuzda sizden harikalar yaratmanızı değil, işi öğrenmeye yatkın olduğunuzu görmek isterler. Kendinizi geliştirmek için efor sarf etme gayretinde olmanızdır önemli olan. İşi zaten öğreneceksiniz.
  10. İş analisti olmak bir doktor gibi değildir. Yani bir çocuk doktoruysanız, çalıştığınız hastane değişebilir ancak işiniz değişmez. Ancak bir iş analisti için çalışılan sektör (domain) de önemlidir. Sektörün değişmesi, analizi yapılacak işin de değişmesi demektir. Sizin analiz yeteneğiniz, analiz yapma stiliniz sabit sizinle gider ancak, analiz edeceğiniz iş değişir. Bu yüzden bir alanda tecrübe kazanmak da önemlidir.

Not: Bundan sonraki iş analizi ve iş analistliği ile ilgili yazılarımı artık btisanalisti.com‘da yazmaktayım.

Dijital Bankacılık Mobille Güçleniyor

2015’te bankacılık işlemlerinde mobilin interneti geçeceği tahmin ediliyor. Mobil ile internet birbirleriyle yarışırken aynı zamanda alternatif dağıtım kanalları arasından sıyrılmaya doğru hızla ilerleniyor. Geleceğin dijital bankacılığı ortamının hazırlanmasının adımları internet ve mobil bankacılık ile atılıyor.

Günümüzde bilgisayar başında gerçekleştirdiğimiz birçok işlemi artık akıllı telefonlarımız ile mobil olarak gerçekleştirebilmeyi bekliyoruz. Bu çok normal. 🙂 Şirketler de bu beklentinin farkında olarak artık mobil platformda da rekabete girişiyorlar. Bunun en yoğun yaşandığı sektörlerden biri de bankacılık. Bütün bankalar mobile olan yatırımı artırıyorlar. Peki neden?

Mobil, diğer kanallardan pay almaya başlıyor. Yani biz tüketicilerin/kullanıcıların hayatına mobil girmiş durumda. Artık mobil ve internet alternatif dağıtım kalanı olarak değil günümüz ve geleceğin temel kanalı olma yolunda ilerliyor. Bundandır ki dijital bankacılığa yatırım yapılıyor. 😉

Türkiye Bankalar Birliğinin Aralık 2012 istatistik verilerine göre internet bankacılığını kullanmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş yapmış bireysel müşteri sayısı 22 milyon kişi.

Platin Dergisi’nin Mayıs 2013 sayısında tam da bu konuyla ilgili bir dosya yer alıyordu. Dosyada birçok bankanın alternatif dağıtım kanallarından sorumlu üst düzey yöneticine mobil bankacılığın geleceği ve bu yönde yaptıkları yatırımlar sorulmuş. Ortak sonuç şu ki, mobil bankacılık adk içerisindeki payını arttırarak, birçok müşteri için ilk kanal olma özelliğini kazanacak. Hatta artık internet ve mobil bankacılığına adk gözüyle bakmak da son derece yanlış olur. Mobil ve internet ana kanal oluyor!

Geleceğin bankacılık faaliyetleri içerisinde temel noktada yer alacak bu iki kanala bankalar yatırımlarını her geçen gün arttırmakta. Bankaların hemen hepsi mobilin giderek önemini arttıracağını ve yatırımlarını mobile yoğunlaştıracaklarını belirtiyor. Bankaların hepsi mobil uygulamalarını daha çok geliştirerek, mobil kanal üzerinden yapılan hizmet yelpazesini geliştirecekleri belirtiyor.

Henüz mobil bankacılık uygulamasına sahip olmayan bankalar olsa da olanlar kendi aralarında rekabet çoktan girmiş durumda. Teknolojinin ulaştığı her noktayı bankacılık sektörü geliştirip, test edip hızlıca kendi ürünlerine yansıtabilme konusunda öncü diyebiliriz. Bu anlamda Türkiye’deki bankaları son derece başarılı gördüğümü söyleyebilirim.

Hal böyleyken mobil bankacılık uygulamaları geliştirme ve Bankacılık IT sektöründe çalışanlar için internet ve mobil bankacılığa yönelme vaktidir.  😉

İşi Bilen Teknik İnsanlar Gerek

Benim için iyi bir iş analistinin özet tanımıdır: “İşi bilen teknik insan.”

Kanyon Starbucks’ta (Konu internet girişimleri olunca ayakların kontrolsüzce gittiği mekan.) bir arkadaşımla yeni iş fikirleri üzerine konuşurken fark ettim ki internet teknolojileri üzerine yoğun bir yatırım var. Özellikle bu alanlardaki teknolojinin hızlı ilerlemesi sektörde “bilen insan” eksikliğini de beraberinde getiriyor. Know-how ithal ediyoruz ve bu da fazlaca maliyetli oluyor. Bu yüzden yerli şirketler henüz daha yolun başında yabancı ortaklıklara yönelmek durumunda kalıyor. Durum böyle olunca konu döndü dolaştı sektördeki insan kaynağı kalitesi ve kapasitesine geldi. 🙂

Şunu biliyoruz ki artık gidip bir restaurant zincirinden franchise alıp şube açmak kimseyi heyecanlandırmıyor. Bu bakış açısı yetenekli gençler için asla tatmin edici ve hedef olmamalı. Girişimcilik bu değildir. Yenilikçi yaklaşımlarla kendi markanızı oluşturabilirseniz işte o zaman girişimci olabilirsiniz ve bu örnekler bir ülkede ne kadar çok artarsa işte o zaman gerçek manada bir ülke kalkınabilme yoluna girer. Benim için bir girişimden bahsedildiğinde ilk düşündüğüm iş alanı  internet teknolojileri oluyor. İnternet teknolojileri işi yapmak ise dünya ile yarışmak, global düşünürken yerel değerleri benimsemek ve en önemlisi de çağın ötesine ürün oluşturmak demek.

Moody’s Türkiye’nin kredi notunu “yatırım yapılabilir” seviyesine çekti. Bu kimilerine göre geç kalmış (ya da ekonomiden ziyade siyasi bir karar) bir not arttırımı olsa da sonuç olarak, yabancı yatırımcıların Türkiye pazarına girmesini tetikleyici bir gelişme olduğu açık. Bu da demek oluyor ki Türkiye’de internet teknolojileri alanında da yeni yatırımlar olabilir. Zaten bir çevrenize bakın, geleneksel markaları bir kenera bıraktığınızda duyduğunuz yeni markaların büyük çoğunluğu birer e-girişim. Webrazzi’de bu konuyla ilgili yayımlanan yazıda internet ve teknoloji sektörünün küresel yatırım eğilimlerinin %20-%30’unu oluşturduğundan bahsediliyor.

Günümüzün ve geleceğin iş alanları arasında ciddi bir yer alacak olan internet ve teknoloji için yazılım olmazsa olmaz ihtiyaç. İşte bu noktada hem bu teknolojik gereksinimleri anlayacak, işi bilecek aynı zamanda teknik anlamda yapılabilirlik ve verimlilik kararları alabilecek insanların değeri her geçen gür artacak. Bu insanlara İş Analisti diyoruz. 🙂

Bugün işi bilen teknik insanlara daha çok ihtiyaç duyuluyor ve bu önümüzdeki yıllarda da bu durum artarak devam edecek. İş analistleri için klasik görev tanımları vardır. Sorunu anlama, problemi çözme, gereksinimleri çıkarma bunlardan bir kaçı. Ancak kağıt üzerindeki bu görev tanımlarına daha tepeden bakarsak bir iş analistinin alabileceği sorumlulukların çok daha büyük olduğunu görebiliriz. Daha önce bu konuyla ilgili yazmış olduğum Başarılı Bir İş Analisti Olmak İçin başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz.

Kendinizi asla tek başına bir IT çalışanı olarak görmemelisiniz.

Günümüzde işi bilen iyi insanlar ve teknik anlamda iyi iş çıkaran insanlar var. Ancak bu ikisinin ortasında yer alan işi iyi bilen teknik insanlar başlı başına bir şirket gibi çalışabilirler. İşi iyi bilen teknik insan tek başına bir danışman olabilir. Tek başına bir şirket olabilir. Bu açıdan bilişim teknolojileri alanında iş analisti olarak çalışmak fikrini ilgi alanlarınız dahilinde değerlendirmenizi öneririm. Eğer analitik ve teknik yetkinliklerinize güveniyorsanız, IT sektörü sizin için biçilmiş kaftansa iş analisti olmak için önemli aşamaları geçmişsiniz demektir. Ancak bununla da kalmayıp işi öğrenip, teknolojik gelişmeleri de yakından takip etmemeniz kariyerinizde fark yaratmanız için mutlaka şart. Kendinizi asla tek başına bir IT çalışanı olarak görmemelisiniz. Her an iş biriminde de görev alabilecek yetkinliğe sahip olacak şekilde kendinizi geliştirmelisiniz.

Size küçük bir sır vereyim. 🙂 İş analistliği için nokta bölüm endüstri mühendisliğidir. Bir endüstri mühendisi gönül rahatlığıyla kendisini iş analisti olarak yetiştirebilir. Ancak günümüzde matematik ve bilgisayar mühendislerinin de iş analisti olabildiği görülür. Hatta çok daha gerilere gidersek, “alakasız” bölümlerden mezun olup, kendisini yetiştirmiş başarılı iş analistleriyle de tanışabilirsiniz. Ancak her geçen gün bu konuda da şirketler standartlaştırmaya gidiyor. Özellikle sosyal bilimlerden mezunsanız ya da özetle mühendis değilseniz şansınız çok zor.

İşi bilen teknik insan: İş analisti.

Talep Toplama Formları Nasıl Hazırlanmalı?

Bu yazının içeriğinde talep toplama formlarından bahsedeceğim. Talep toplama formları müşterinin size kişisel bilgilerini bıraktığı ve kısaca size “sizinle ilgileniyorum” mesajını verdiği formlardır. Başvuru formları da birer talep toplama formudur. Müşterinin başvuru veya talep toplama formunu doldurması sizinle ilgilendiği ve kendisinin sizinle çalışabileceği anlamına gelir.

Talep toplama formaları kullanılarak lead oluşturmanın amacı potansiyel müşterilerinizi tanımak, temel kişisel bilgilerini edinmek, sonrasında ürün veya hizmetlerinizi tanıtmak ve satışa dönüştürmektir ancak talep toplama formu dendiğinde bu formlar her zaman müşteriniz olmayan kişiler için kullanılmayabilir. Genel olarak insanların formları doldurması düşünüldüğünde bu sıkıcı bir şeydir. Yeteri kadar boş vakti olan, hali hazırda zaten markanızı seven ve müşterileriniz olan insanları hedeflemediğinizi düşünürsek, formları dolduracak insanlara formları cazip hale getirebilmeniz gerekiyor.

İnsanlar sonunda ödül olan bir şey için form doldururlar

Sonunda bir çekiliş ile sürpriz ödüller kazanabilme şansına sahipseniz bu birkaç soruya cevap vermek için cazip olabilir. Ancak bu sefer de emin olamayacağınız bir diğer konu da şudur: “Gerçekten hedeflediğim ve müşterim olabilecek insanlar mı bunlar?” sorusu akla gelir. Bu durumda yanıt çok basittir. Talep toplama formları amaç değil bir araçtır. Pazarlama bakış açısında ödül, talep toplama formlarında iyi bir yöntem değildir; eğer hedefiniz gerçekten satışa dönüştürebileceğiniz insanlara ulaşmaksa.

Bir sigorta şirketisiniz ve yeni müşteriler elde etmek istiyorsunuz. Bireysel emeklilik sigorta paketlerindeki kampanyaları satışa dönüştürmek temel amacınız. Ancak müşterinin bu satışı gerçekleştirmesi için bayilerinize gelmesi gerekiyor ve siz de potansiyel müşterinizi bayiye çekip satış gerçekleştirebilmek için rakiplerinizden önce müşterileri avlamak istiyorsunuz! Bunun için de internet ortamını seçtiniz. Biliyorsunuz ki online ortam ile müşterinin sizinle temasa geçmesi çok kolay. İşte bu durumda bireysel emeklilik sigorta paketlerinizden yararlanmak isteyen, isteyebilecek potansiyel müşterilerinizin “Bireysel emeklilik sigortası yaptırmayı düşünüyorum ve sizin şirketinizle çalışabilirim.” düşüncesini resmileştirmesi için bir talep formu doldurması gerekiyor. Bu talep formu bir başvuru veya satış işlemi gerçekleştirmek adına doldurulacak bir form olmayacak; sadece müşterinin “Ben bu ürünle ilgileniyorum ve bana satış yapabilirsiniz.” mesajını sigorta şirketine iletmesine olanak sağlayacak; başka bir deyişle talep toplanmış olacak. İşte bu durumda oluşturulacak talep toplama formlarının içeriği çok önemli olacaktır.

Talep toplama formları olabildiğince basit ve müşteriyi zorlamayacak şekilde dizayn edilmelidir. 

Tek başına müşterinin “Ben bu ürünü almayı düşünebilirim ve hakkında bilgilendirilmek istiyorum.” mesajını ileteceği bir form son derece basit olmalı. Aslında bu durumdaki bir potansiyel müşteri için tek ihtiyacınız olan şey müşterinin iletişim bilgileri. Müşteriyle iletişime geçilerek, bu talebini satışa dönüştürecek aksiyonların alınması işlemi yapılacağından müşterinin telefon (cep telefonu olması daha iyi olur) ad soyad ve belki TC kimlik numarası gibi temel bilgileri toplamak son derece basit ancak bir o kadar da iş gören bir form olacaktır. Talep toplama formları olabildiğince basit ve müşteriyi zorlamayacak şekilde dizayn edilmelidir ki sizinle çok çok az ilgisi olan bir müşteriyi bile kaçırmayın. Unutmayın diğer bilgileri satış anında da alabilirsiniz. 😉

Başvuru sayısı nasıl arttırılır?

Bir organizasyona başvuru yapmak için de birçok form toplamanız gerekebilir. İnsanlardan ilk seferde, sizinle ilk temas ettikleri noktada bütün bilgilerini almayı bekleyemezsiniz. Bu son derece caydırıcı ve amacınıza ters yönde hareket eden bir hareket olacaktır. Kısaca müşterilerinizi kaçırmamak ve başvuru sayınızı artırmak için gönüllü adayları öncelikle çok rahat çekebilmeniz gerekiyor. Bunun için de gereksiz detay alanları formlara koymamak gerekiyor.

İş analistinin görevleri

İşin analizi sırasında hem bir pazarlamacı hem de bir iş analisti gözüyle bu değerlendirmeleri yapmak gerekiyor. Çoğu zaman gerçekleştirilmek istenen hedefinden uzaklaşabiliyor. İşte bu noktada iş analistinin iş birimiyle doğru iletişimi kurarak müşterisini ikna etmesi gerekiyor. İyi bir iş analisti olmak için bile pazarlama bilmelisiniz çünkü pazarlama öğrenmek hepimizin işi. 😉