Ankara Mamak Escort Bayan

ankara escort

Ben Karaca. Şirin ve sempatik, ayrıca her açıdan erkeklerin kalplerini çalacak gözünüze ve gönlünüze hitap eden fiziki yapım ve düzgün diksiyonum ve akıcı konuşmamla herkese hitap ettiğimi düşünüyorum. Her zaman benim için dürüstlük, temizlik ve saflık ön plandadır. Aşk, sevgi, şefkat, ihtiras, güzel zaman geçirmek gibi hayattan ne beklentiniz varsa size daha da fazlasını yaşatabilecek birisiyim. Escortlar Ankara

Hayatta ne istediğini bilen bir bayan olarak her zaman karşımdaki kişinin ne istediğine değer veririm. Sabırsız ve aceleci birisi değilim. Partnerimi dinler, aynı zamanda sorunlarına çözüm bulmaya çalışırım. Benimle hem arkadaş, hem de partner olarak çok güzel zaman geçirebileceğinizden emin olabilirsiniz. Mamak Escort çalışan bir bayan olarak önceliğim şehir olarak Ankara’dır. Her türlü doyumsuz fantezi

Kaba, şiddet yanlısı, ne istediğini bilmeyen, kendini ve çevresini tanımayan insanlardan hoşlanmam. Bu tarz insanlarla görüşmek de istemem. Partnerimin dürüst, sevecen, samimi, doğal, kibar olmasını beklerim. Ne istediğini bilen, benimle uyumlu olacak ve kendine güvenen herkesi bekliyorum.

kaynak: http://www.ankarabeysu.com/

Bir Gazete Neden Bedava Dağıtılır ki?

Ülkemizdeki medyanın bütün organlarına doğrudan yapılan baskı hiç olmadığı kadar artmış durumda. Bunu birebir gazetecilerde ve medyanın her kolundaki çalışanların söylemlerinde biliyoruz. Medyanın hemen hemen her kolunda hükümete yönelik bir eleştiri getirmek mümkün değil. Düşünce özgürlüğü dediğimiz demokratik haklar maalesef ne hikmetse medyada geçerli kılınmıyor. Hükümetin yanlışlarını söyleyerek uyarı, eleştiri getiren, fikrini paylaşan her yazar gazetelerden bir bir kovuluyor, televizyon programlarına çıkarılmıyor ve  medyadan uzaklaştırma operasyonuna maruz bırakılarak susturuluyorlar. Bunu çok açık görebiliyoruz artık. Her şey göz göre göre bile bile normalmiş gibi yapılıyor. Bunun son örneği Mustafa Mutlu. Vatan Gazetesi’nden Necati Doğru ve Can Ataklı‘dan sonra Mustafa Mutlu da kovuldu. (Mustafa Mutlu’nun kovulmadan önce, patronuyla yaşadığı görüşmeleri ve medyanın dönüşümünü kaleme aldığı Dön Kardeşim kitabını da okuyabilirsiniz. Kitaba göre, Erdoğan Demirören, Mustafa Mutlu’dan hükümetin hoşuna gidecek yazılar yazmasını ve dönmesini istemiştir.) Yine aynı grubun gazetesi olan Milliyet‘ten de en son Can Dündar‘ın gazeteden uzaklaştırıldığını biliyorsunuzdur. Bütün unların nedeni ise gazetenin yeni patronu olan, Demirören Holding‘in de sahibi Erdoğan Demirören’in mevcut hükümetin sözünden çıkamaması. Holdingin diğer işlerinin hükumet tarafınca bozulması korkusu. Görebiliyor musunuz, tarafsız ve objektif yayıncılık bir holding için mümkün olamıyor, olamaz da zaten.

Çin’den sonra en fazla tutuklu gazeteci ülkemizde

Bugün Türkiye’de gazete sahibi olan holdinglerin iktidarın alehine bir duruş sergilemesi mümkün değil. Burada objektif ve doğru habercilikten bahsediyorum. Hiç kimse hatasız değil ve elbette bu hükümetin de doğru ve yanlışları var. Ama medyada sanki her şey güllük gülüstanlıkmış gibi gösteriliyor. En ufak olumsuz bir habere görüşe tahammül edilemiyor. Haber bültenlerinde hükümeti sinirlendirilecek haberler yapılmıyor. En son Gezi olaylarında bu durumu tam olarak test etmiş olduk. Hükümetin kontrolündeki medya organları her şeyi hükümetin istediği gibi çarpıtmaktan kaçınmıyor. Kısaca ülkemizde özgür, tarafsız ve gerçek haber okumuyoruz ve izlemiyoruz. Size dünyada Çin’den sonra en fazla tutuklu gazetecinin ülkemizde olduğundan bahsetmedim bile!

Koş vatandaş tam size layık haberlerimiz var! Vatan ve Milliyet Gazetesi yollara dağılmış…

Uzun bir süredir bizim sitede Demirören Holding’in gazeteleri olan Vatan ve Milliyet bedava dağıtılmakta. Önceleri kapımıza kadar dağıtılıyordu, şimdi ise sitenin girişine destelerce bırakılıyor ve isteyen istediği kadarını ücret ödemeden alıp evine götürebiliyor. Bir gazete neden ücretsiz dağıtılır ki? Bu sorunun birbiriyle bağlantılı iki temel cevabı var aslında. Bir gazete ısrarla kapılara kadar dağıtılıyor ve insanlara ücretsiz dağıtılıyorsa, “ne olursa olsun lütfen şu gazeteyi eve sokun” yaklaşımı vardır. Bunun altında yatan temel nokta satılmayan gazetenin tirajını korumak. Tiraj düşerse gazetenin reklam geliri de düşer. Yani siz bedava olarak evinize soktuğunuz her gazete ile aslında gazete yine fayda sağlamış oluyorsunuz. Gazetenin reklam geliri elde etmesine vesile olmuş oluyorsunuz. Gazeteye sağladığınız fayda devam ediyor. O gün ücretiz bir şekilde evinize gazete getirebildiğiniz için de büyük olasılıkla başka bir gazeteye ücret ödeyip satın almıyorsunuz. Böylece ücretsiz dağıtılan gazete rakiplerine de böyle bir gol atmış oluyor! İkinci nokta da bedava dağıtılan gazeteler genellikle tarafsız habercilik yapmayan gazetelerdir. Belli bir görüşü savunurlar ve sürekli bu yönde haberlere yer verirler. Yazarları tarafsız değil bilakis taraftır. Özetle bir gazete bedava dağıtılıyorsa ikinci etkeni bir düşünceyi, bir görüşü insanlara, size empoze etmeye, ona inandırmak içindir. Bu gazetelerin eve girmesi demek, o evdeki küçük büyük, yaşlı genç herkesin aklının bir nevi yıkanmasının önünün açılması demektir.

Piyasadaki gazetelerin %99’u size her şeyi toz pembe göstermek için var!

Sitede bedava dağıtılan Vatan ve Milliyet‘i bir iki kişi dışında kimse almıyor. Çünkü biliyor ki bu gazetelerde hep yanlı haber var, hatta haber yok bile! Dünyada olup bitenlerden bir haber olan gazetelerde yanlı yorumlar, yanlı başlık ve manşetlere kimsenin tahammülü yok artık! Satılmayan gazeteler sitenin bahçesine ve yollarına rüzgarın da etkisiyle dağılıyor ve siteyi gereksiz yere kirletmiş oluyor. Gazete daha okunmadan çöpe dönüşmüş oluyor! Marketlerde ücretsiz dağıtılan bir Habertürk var ki hele her gün kasiyer yalvar yakar poşetimizin içine atıyor desem abartmamış olurum. Poşetten geri çıkarıp yerine koyuyorum. Piyasadaki gazetelerin %99’u size her şeyi toz pembe göstermek için var! Bu gazetelerin sahibi holding patronları ve bu holdinglerin hepsinin başka sektörlerde devletle işleri var. Yani hükümetin gücüne giden ama %100 doğru, gerçek haberlere bu gazetelerde yer yok. Neden bunu bile bile bu gazeteleri alayım ki? Ben gerçekleri ülkede olan biteni olduğu gibi öğrenmek istiyorum. İyiye iyi derken başka şeylerin üstünün örtülmemesini, kötüyü kötülerken de abartılmamasını istiyorum.

Bayiden ücretini verip okumayacağınız gazeteleri, bedava dağıtılırken de almayın. Onlara yine fayda sağlamış oluyorsunuz. Kendinizi kullandırtmayın ve her ne olursa olsun her şeyi sorgulamaktan, fikirlerinizi açıklamaktan korkmayın.

Bu gazeteler sadece holding patronlarına satılıyor!

Bize değil.

Gücü Yalakalığında Olan Ahlaksız Habercilik

Artık dayanamadım.

Günlerdir birçok kez eleştirdiğimiz bir gerçek var. Bir ülke düşünün, ana akım medya olarak tabir edilen bütün televizyon kanalları ve gazeteleriyle tek bir merkezden yönetilircesine sürekli gerçeklere taraflı bir yorum katarak haber yapıyor.

Sanmayın ki bu şimdi ortaya çıkan yeni bir durum. Hayır. Ancak Gezi Parkı olaylarıyla artık algılar zorlandı, gerçek kendini resmen hissettirdi. Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada basının yanlı ve yalan haberleri büyük tepki aldı. Özellikle Habertürk TV ve Habertürk GazetesiSabah GazetesiNTV ve CNNTÜRK başta olmak üzere diğer iktidar yandaşı ve yalakası medya organları Gezi Parkı olayları sırasında o kadar yanlış ve çarpıtılmış habercilik yaptılar ki inanın ben bu medya organlarından tiksindim. Keşke olayları hiç görmemeye devam etselerdi…

Peki nereden biliyorum taraflı ve yalan habercilik yapıldığına? Bütün Gezi Parkı olayları boyunca bütün olayları canlı birebir yayınlayan kanallar vardı. Halk TV,  Artı Bir TV ve Ulusal Kanal gibi yayın organları, sadece İstanbul’daki değil, bütün Türkiye’deki olayları olabildiğince canlı aktardılar. Bu görüntülerde gerçekleri bütün çıplaklığıyla gördük.

Sosyal Medya iyi ki varsın

Geleneksel yayın organları iktidarın kıskacında habercilik yapamayınca (yapınca da zaten olayları hep tek taraftan yanlı görüyorlar) sosyal medya üzerinden olayları daha hızlı ve birebir kaynaklardan takip edebildik. Evet aralarında kirli bilgi de olsa gerçekleri ayıkladığınızda haber kanalları ve gazetelerin yarışamayacağı kadar gerçek içerik görebildik. Bütün bunlar sonucunda akşam sanki biz başka görüntüleri görmüşçesine televizyon ve gazetelerde bambaşka bir ortam yaratılmaya çalışılıyordu. En çok da gündemden uzak anadoludaki insanlarımız için üzülüyorum. Sanırım gerçekleri uzun bir süre bilemeyecekler.

Kanalı açtığınızda, gazeteyi okumaya başladığınızda iktidara eleştiri getirilemeyeceğini, gerçekleri olduğu gibi öğrenemeyeceğinizi bildiğiniz, konukların hep iktidar taraflı yorumlar getireceğini bildiğiniz bir Türk medyası varken kendinizi nasıl hissedersiniz? Yıllardır iktidara eleştiri getiriyor, muhalefet yapıyor diye gazetelerden, televizyonlardan kovulan yazarlara, habercilere tanık olduk. Düşünce özgürlüğü, ileri demokrasi bu muydu? Kendi çalışanına sahip çıkamayan medya patronlarının iktidar tarafından kıskaca alındığı bir ülkede gerçekleri nasıl bilebilirsiniz?

Medya iktidara çalışıyordu, halka değil

Düşünebiliyor musunuz, bir ülkenin kalbi sayılabilecek bir yerde bütün dünyanın dikkat kesildiği olaylar yaşanırken Türkiye’de bizim haber kanalı olarak düşündüğümüz tv kanalları (buna TRT de dahil) canlı canlı olayları vermedi, veremedi. Demek ki olanlar iktidarın yanlışlarını, kural dışı kararlarını belgeliyordu? Masum başlayan bir protesto eyleminin muhalefet olarak görülüp ülke insanın haber alma özgürlüğü kısıtlandı. Medya iktidara çalışıyordu, halka değil.

Çünkü gerçeklerin bilinmesi istenmiyor. Halkın, bizlerin gerçekleri öğrenme özgürlüğümüz elimizden alındı. Ben sadece gerçekleri bilmek istiyorum. Muhaberlerin kullandıkları sözcükleri ince ince seçerek bilgisiz insanların beynine bir düşünceyi empoze etmesinde, buna tanık olmaktan utanç duyuyorum.

Sürekli, sanki olay sadece bunlardan ibaretmiş gibi;

– Marjinal gruplar!

– Polise saldırıldı!

– Kamu mallarına zarar verildi!

söylemleriyle haberler sunuldu. Oysa bu olaylar çok küçük bir yüzdeydi ve bu olayın temelindeki insanları yansıtmayan ve hatta dışlanan grupların işleriydi. (Bazıları için sivil polis olabilecekleri yönünde iddialar da dolaşmıştı.) İnsanlar olayları Halk TV, Ulusal Kanal ve Artı 1 Tv gibi kanallarla takip ederken, iktidarın kucağındaki medya sesini çıkaramadı. Nasıl korkunç bir durum bu farkında mısınız? Hak arayan bir tepkiyi dile getirmek isteyenleri görmezden geldiler. Çünkü iktidarı eleştirmek için özgür ve tarafsız olmanız gerekiyordu.

Ben olayları yorumlamayı, doğruyu yanlışı söylemeyi, tartışmayı artık yarıda kestim. Tek istediğim adalet ve barış ortamı.

Özgür, tarafsız ve insan haklarına saygılı yayıncılığı özlüyorum.

Not: Yukarıda adı geçen kanalları asla izlemiyor ve gazeteleri satın almıyorum.
İstanbul’un en ucuz escort kızları bu sitede beylikdüzü escort