Şimdi Hepimiz Anadolu Efes’te Oynamak İstiyoruz

Herkesin reklam olarak adlandırdığı ancak bir reklamdan çok daha fazlası olan, Anadolu Efesli basketbolculara yapılan sürprizin yer aldığı videoyu izlemişsinizdir. Eğer henüz denk gelmediyseniz bu yazıyı okumadan önce videoyu izleyin. Video, dijitalde hızlıca paylaşıldı ve yayıldı. Kısa sürede neredeyse görmeyenin kalmadığı video, haber sitelerinde “Anadolu Efesli sporculara gizli kamera sürprizi şakası/şoku” şeklinde duyuruldu.

Peki gerçekte bu video gizli kamera işi mi, viral bir içerik mi, Anadolu Efes’in reklam filmi mi, nedir?

Bu videonun bir kere büyük beğeni topladığını kabul edelim. Son günlerin ilgi odağı haline bu film için olumsuz bir görüş bildirmek neredeyse olanaksız. İçerikteki kurgu son derece başarılı ve hepimizin yaşamak isteyeceği türden. Bu yüzden de aslında hepimiz hayranlıkla izlerken Efesli sporcuların yerinde olmak istedik. Videoyu ilk izlediğimde asla bir reklam kokusu hissetmedim aslında reklam olduğunu bilmiş olduğum halde. İşte buna viral özellik diyoruz.

Spor adına incelediğimizde bir kere Anadolu Efes yönetimini tebrik etmek gerekir. Eğer takip ediyorsanız, Anadolu Efes Euroleague’de ve şu sıralar başarıdan başarıya koşuyor. (Euroleague, basketbolda Avrupa’nın 1 numaralı ligi.) Bu açıdan videoda izlediklerimiz sporcular için müthiş bir motivasyon kaynağı. Takım olma, ekip ruhunu yakalama ve ortak bir hedef uğruna bütünleşme böyle bir motivasyondan sonra nasıl gerçekleşmesin. Bu sene Anadolo Efes’in daha da ileriye gitmesi artık sürpriz omamalı, keza bu reklamdan sonra Euroleague’deki son maçında CSKA gibi bir devi devirmesinde de muhakkak bu motivasyonun ve taraftar desteğinin payı büyüktü. Hatta bu maçı izlerken – sıkı bir basketbol sever olduğumu belirteyim 🙂 – Twitter’da şöyle bir tweet yazmıştım: “Anadolu Efes bu ülkenin basketbolda kulüp milli takımıdır.” Aynen öyle, basketbolda önce Efes Pilsen sonra Anadolu Efes olarak, Türk basketbolunun lokomotifi Anadolu Efes olmuştur.

Bütün bunların yanında bu tam da bir işveren markası çalışması! 

Bir de işin yönetimsel ve dijital boyutu var. Farkında mısınız bilmiyorum, bu videoyu izleyen bir gencin veya bir çocuğun Anadolu Efes’ten başka bir takımda basketbol oynama isteği oluşabilir mi? İstediğiniz kadar şampiyon olsanız dahi bu etkiyi yakalayabilmeniz mümkün değil. Anadolu Efes kulübü bunu hiç düşünmüş müydü bilemiyorum. Muhtemelen hem sporculara moral ve motivasyon sağlamak hem de bunu reklam filmi haline getirmeyi düşündüler. Bütün bunların yanında bu tam da bir işveren markası çalışması! Şimdi kim arkasında böyle motive edici, inançlı bir taraftar desteği arkasında Anadolu Efes’te oynamak istemez ki? 🙂

Sonuç olarak, film güzel, kurgu ve düşünce çok şık. Bütün bunlar markalara öğretmeli ki dijitalde, sosyal medyada ses getirmek istiyorsanız öncelikle içerik üretmelisiniz.

Özgün ve duygulara hitap eden içerik.

Basit Oynamak = Sonuca Gitmek

Aşağıdaki görselde son oynana Barcelona – Real Madrid maçının özetini görüyorsunuz. Futbol diliyle konuşuop yorumlarsak şu gerçeğe ulaşıyoruz:

Büyük oranda topa sahip olmak, fazla pas yapmak, top dolaştırmak ya da topa hükmetmek kazanmak demek değildir. Topa sahip olmak önemlidir ancak, bu üstünlük karşı tarafı küçümsemeye de yol açıyor gibi. Özetle futbolda Barcelona gibi ayağa pasları, duvar paslarını ve ara topları atmak gibi unsurları en iyi yapan takım bile olsanız gol atamadığınız sürece galibiyete ulaşamıyorsunuz.

Bazen araçlara öyle yoğunlaşıyoruz ki amaçlarımızdan uzaklaşıyoruz. Bazı doğrular sonuçlanamadığı sürece değerlerini yitiriyor. Kısaca, basitten kopmamak gerekir. Amaca giden en kolay yola odaklanmak, bunu denemek gerekir.  Amaca kitlenmek yerine yan yollara odaklanmak, ayrıntılara takılmak zaman kaybından öteye gitmiyor.

Futbol basit bir oyundur. Eğer rakibiniz basit oynamayı sizden daha iyi beceriyorsa sizin diğer nitelikleriniz bir anda anlamsızlaşır. İş hayatında da sizden istenileni iyi analiz etmek gerekir ve ihtiyacınız dışındaki unsurları eleyerek süreci basite indirgemek başarıyı getirecektir.

Unutmadan çoğu zaman futbolda gol atmak için şut çekmek gerekir. 😉

Futbol Endüstrisi: Fenerbahçe Kazanmalı

Eğer bu maçı Galatasaray kazanırsa lig bitecek ve şampiyon belli olacak. Sadece bununla da kalmayacak, Galatasaray’ın şampiyon oluşuyla birlikte kulüpler, Digiturk, yayın organları, gazeteler, spor programları yani kısaca futbol ekonomisi büyük kayıp yaşayacak.

Eğer Fenerbahçe kazanırsa, şampiyonluk yarışı son haftaya kadar sürecek, heyecan devam edecek. Taraftarlar Fenerium ve GS Store’larda alışverişe koşacak, yukarıda saydığım bütün futbol endüstrisi elemanları kazanmış olacak.

Ekonomik anlamda Fenerbahçe’nin yenilmesi kimsenin işne gelmediği gibi Türkiye Futbol Federasyonu’nun da işine gelmiyor. Fenerbahçe yenilirse daha 2. haftasından şampiyonun belli olması, getirilen play-off sistemine olan eleştirileri daha da artıracak.

Bugünkü maça gelirsek, bence kim kazanırsa şampiyon olur. Fenerbahçe bu maçı alırsa geçen seneki çıkışına benzer çıkışı yakalayarak ve daha fazla motivasyonla şampiyon olacaktır. Beraberlikte şampiyonluk yarışı yine devam eder gibi görünse de özellikle Trabzonspor’un evinde Galatasaray’ı yenemeyeceğini düşünürsek her şeye rağmen yine Galatasaray şampiyonluk ipini göğüsler.

Fenerbahçe bu akşam yenilmeyecektir.

Play-off Sistemini Anlamak: Süper Final

Uzun zamandır spor ile ilgili bir yazı yazmıyordum. Hatta bugüne kadar kişisel sayfalarımda hiçbir zaman spor ile ilgili yazı yazmadım. Bu yazıyı da her geçen gün yanlış bilgilerle yapılan yorumların artarak can sıkıcı boyuta gelmesi üzerine yazmaktayım. Bu bilgisizlik sadece arkadaş çevremle sınırlı değil, televizyonlardaki yorumcular dahi bu konuyla ilgili bir türlü beklediğim açıklamaları yapmayınca en azından internette bu konuyu gerçekten araştıranlara gerçek bilgiyi paylaşmak istedim. Aslında okuyunca olayın ne kadar da basit bir mantığa dayandığını göreceksiniz.

Play-off sistemi nedir, neden uygulanır, arkasındaki mantık nedir?

Play-off sistemi, yani şampiyonun play-off grubunda lig usulü (her takımın diğer takımlarla kendi sahasında ve deplasmanda  birer maç yapması) ile belirlenmesinin futbol açısından nedeni basittir. Ligde şampiyonluğa oynayan genelde 3’den fazla olmayan takım varsa ve bu takımlar güç ve puan olarak da diğer takımlardan bariz şekilde ayrılmışsa şampiyonun belirlenmesinde, bu takımların diğer zayıf takımlar önünde kaybettikleri puanların etkisi azaltılmak istenir. Yani şampiyon olacak takıma, ” Şampiyon olacaksan asıl rakiplerinden gerçekten güçlü olduğunu göster ” denmiş olunur. Futbolda lig uzun bir maratondur ve zaman zaman gününde olmayan futbolcular ve performans düşüklüğü yaşayan takımlar hi,ç olmayacak puan kayıpları yaşayabilir. Hatta bu puan kayıpları küme düşen takımlara karşı bile olur. İşte play-off sistemi bu gibi diğer zayıf takımlara karşı kaybedilen puanların şampiyonluğa etkisini de azaltmış olur. Play-off sisteminde takımların puanlarının 2’ye bölünmesi de bu amaçla yapılır. Darkı ve etkiyi azaltmak için. Hatırlayacağınız gibi önceki yıllarda Fenerbahçe  diğer büyük takımlara karşı derbilerde büyük başarı gösterirken şampiyonluklar kaçırmıştı çünkü diğer zayıf takımlara karşı puan kayıpları yaşamıştı.

Türkiye’de play-off sisteminin uygulanması hiç futbol adına bir neden yok. Öncelikle Türkiye’de zaten 4 büyükler kavramı var. Yani her sezon şampiyonluğa oynayan kafadan bir 4 takımı sayabiliyoruz. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor‘a ilaveten Bursaspor ve zaman zaman sürpriz çıkışlar yapan Sivasspor  gibi takımları da eklersek şampiyonluk için ortalama 5 takım yarışıyor diyebiliriz. Ayrıca play-off sistemi futbolun çok da ilgi görmediği ve daha rekabetçi maçların oynanması ile futbola ilgi çekmek için de oynanır. Bütün bunlar göz önüne alındığında Türkiye’de play-off sistemine gerek yoktur.

Bu sene play-off sisteminin Spor Toto Süper Lig’de denenmesinin iki nedi var. Birincisi kesinlikle ekonomik çıkarlar nedeniyle. Şike sorunları yüzünde futboldan soğuyan ve Digiturk aboneliklerini iptal ettiren üyelerden dolayı maddi zarara uğrayan yayıncı kuruluşun Futbol Federasyonu’na getirmiş olduğu bir öneriydi bu. İkincisi de şike soruşturmalarının yarattığı güvensizlik sorununa Futbol Federasyonu’nun üretebildiği tek somut çözüm olarak gösterilecek olmasıydı. Yani play-off sistemi hem Digiturk’ün hem de Federasyonun işine geliyordu. “Madem şike diyorsunuz o zaman şampiyonu play-off ile belirleriz” ortamı oluşturuldu.

Özetle play-off sistemi şampiyonun belirlenmesi açısından adil bir sistem değildir diyemeyiz ancak asıl lige zarar veren bir yapı olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan asıl ligi birinci bitiren takıma karşı da “haksızlık oluyor” söylemine katılmıyorum çünkü oyunun kuralları oyun başlamadan önce konulmuştu.