Özgüveniniz Yoksa Yeteneğinizi Öldürürsünüz

Bir önceki yazıda bizlerin kendimizi sürekli geliştirme ihtiyacı hissetmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Bu yazıdan sonra düşündüm ki belki yazdıklarımdan farklı anlamlar çıkaranlar olabilir. Örneğin kendine yetmeme, kendini yetersiz görme ve sonucunda meydana gelen özgüvensizlik hali. Belki daha da ileri gidilirse bir depresyon haline sürükleyebilecek bir durum. Kariyer veya özel hayatınızda istediğiniz birkaç şeyin olmaması durumunda bir yılgınlık veya pes etmişlik haline de bürünebilir insan. Ancak bunun böyle olmasını istemiyoruz. Başarısızlık ardından oluşan üzgünlük halini, bütün bunların  bilincinde yaşamak sizi güçlü kılar.

“Sürekli kendimi geliştirme ihtiyacı hissediyorum.” demek “Kendimi bir türlü istediğim yerde, başarıda göremiyorum.” düşüncesine sizi sokabilir. Oysa demiştim ki sürekli gelişme düşüncesi bir eksiklik belirtisi değil, bir yaşam biçimidir. Öğrenmeye aç olmak, bilmediğiniz anlamına gelmez. Bütün bu düşünceler ise kendinize olan güveninizin ortadan kaybolmasına yol açabilir. Kendimizi sürekli geliştirme ihtiyacı hissetmek sanılanın aksine öz güven sahibi olduğumuzu gösterir. Evet, öz güvenimiz varsa gelişime ancak o zaman kapı açabiliriz. Ancak “Kendimi geliştirmeliyim.” dediğinde çoğu kişi kendisinin bir eksikliği olduğu algısını zihninde oluşturarak kendisini psikolojik olarak bir baskıya sokmuş oluyor. Benim savunduğum hipotez, kişinin kendisini geliştirme ihtiyacı hissetmesi onun hala yapacak işi olduğunu ve kararlılığını gösterir.

Peki tam da özgüveninizi kaybettiğiniz anda önünüze gelecek fırsatları elinizin tersiyle itecek misiniz?

Kendinizle kavgalı olduğunuz bir anda çoğu zaman yeni bir işe, yeni bir teklife hatta yeni olan her şeye kendinizi kapatabilirsiniz. Ancak hayat bu lüksü size tanımıyor. Şans kapıyı çaldığında “Benim moralim bozuktu.” deme lüksünüz yok. Bu anlarda aslında demek istediğim ifadeyi Richard Branson kapsamını geliştirerek çok güzel bir söz söylemiş: “If someone offers you an amazing opportunity and you are not sure you can do it, say yes. Then learn how to do it later.” İşte bu söz özgüven eksikliğinden ya da yeterince cesaretiniz olmadığından hatırlamanız gereken şeyi size fısıldasın.

Çok iyi bir iş teklifi aldınız ancak sorumlulukları yüksek ve iş tanımında yazanları yapıp yapamayacağınız konusunda çekinceleriniz var. Ancak kariyeriniz için kaçırılamayacak bir fırsat olduğu kesin. Böyle durumlarda bazı insanlar teklifi kabul etmezler ve fırsatı kaçırırlar. Daha sonra bu teklifi kabul edip o işe giren adayı gördüklerinde ise şaşkınlıklarını saklayamazlar. Onların kabul etmedikleri pozisyon için kendilerinden çok daha düşük profilli, daha az yetenekli birinin o işi yaptığını görürler. İşte burada cesaretin ve özgüvenin gücünü görüyoruz!

Eğer biri size harika bir teklifle gelirse ve siz tam olarak o işi  yapıp yapamayacağınıza emin değilseniz, evet diyin ve sonra nasıl yapıldığını öğrenin; diyor Richard Branson. Yani bilmiyorsanız bile ben bu işi yapabilirim deme cesaretini gösterebilmek gerekiyor. hayatınızın fırsatı ile karşı karşıya olduğunuzda ona sonuna kadar aslın. Hiçbir zaman bir iş için %100 hazır olamayacaksınız. Bu belki o anda özgüven eksikliği olacak belki de bilgi eksikliği. Ne olursa olsun size biri, bir işi teklif ediyorsa, sizin o işi yapabileceğinizi düşündüğü içindir. Siz de kendinize güvenin ve işi bilmiyorsanız bile öğrenebileceğinize inanıyorsanız, korkutucu gibi gözükse de o işi alın!

Özgüveniniz yoksa yetenekli olmuşsunuz ne önemi kalır ki? Yeteneğinizi kullanma cesaretini kendinizde hissedin ve çok geç olmadan risk almaktan korkmayın.

Yorumunuz: