Sen de mi Blogger? Ya da Sende Eksik Bir Şey mi Var?

Günümüz dünyasında herkes birer yayıncı. Bir blog açıp, düşüncelerimizi yazıya dökerek dünyaya sesimizi duyurmak mümkün ve çok kolay! Bu yüzden artık her insan birkaç dakikalık bir işlem sonucu internette bir web sayfasına sahip olabilir. Demek istediğim blogger olmanın ilk adımını atmak çok kolay.

Peki blogger olmanın sorumlulukları var mıdır?

Bugün bir blogger ile konuştuğunuzda (ben de bir bloggerım aynı zamanda) içerik üretmenin ne denli zor ve kıymetli bir şey olduğundan bahseder. Bir bloggerı değerli kılan özgün bir üretici olmasıdır. Düşüncelerini veya bilgilerini yazıya döktüğünde blogger kendi ürününü üretmiş olur. Yazmış olduğu yazı bloggerın kıymetlisidir. Bu nedenle bir blogger yazmış olduğu yazıya iyi bakmalı ve ona son derece önemle eğilmelidir. Blogger demek dar bir anlamda blog tutan/yazan kişi değildir. Blogger bir yazardır aynı zamanda ve kitlelerce takip edilen, örnek alınan kişidir. Ancak görüyorum ki internette içerik üretebilir hale gelmenin vermiş olduğu kolaylık blogger veya yazar bilinci oluşmayan kişilerin artmasına neden oldu. Üretmiş olduğu ürüne saygısı olmayan, amacı kendini, bilgisini ifade etmenin ötesine geçerek, maalesef fabrika zihniyetiyle “Bugün içerik üretmeliyim. Site boş kaldı.” düşüncesi hakim bloggerlar oluşmaya başladı.

Ürettiği içerik ile var olan bloggerların yazılarındaki vurdum duymazlık ve aslında temelde yatan bilgisizlik maalesef yazım ve imla hatalarıyla dolu içeriklerle karşılaşmamıza yol açıyor. Böyle olunca da anlatım bozukluklarıyla kaplanmış ifadeleri anlamaya ve yazarın düşüncesini tahmin etmeye kalkışıyoruz. Bu durum sadece bloggerlarla da sınırlı değil. Birçok ünlü marka için tasarlanmış afiş ve banner hatta basın bültenleri gibi kitlelerce takip edilecek işlerde bile yazım hataları gerçekleşiyor. Bu anlamda grafik tasarımcı olanların da bu konuda daha bilgili ve dikkatli olmaları gerekiyor.

Üniversite mezunu olmuş, bir şeyleri “Biliyorum.” kıvamında içerik üreten insanların en azından kendilerini ifade ederken doğru ve anlam bütünlüğüne sahip cümleler kurmaları gerekir düşüncesindeyim. Bu yüzden yine de bu yazıya denk gelenler için hatırlatmakta fayda gördüğüm en sık yapılan hatalardan birkaçını paylaşıyorum.

Bağlaç olan “de” ayrı yazılır.

Bağlaç olan de “dahi” anlamındadır. Hal eki olan “de” ise sözcüğün bir bütünüdür. Bağlaçları ayırt etmenin bir kolay yolu da şudur. bağlaçları cümleden çıkardığınızda geriye yine anlamlı bir cümle kalır. 😉

– Örnek: Sen de bu heyecana katılmak ister misin? (Not: “mi” soru eki de ayrı yazılır.)

“Şey” her zaman ayrı yazılır.

Bir şey; her şey vb.

Ya da ayrı yazılır.

Bunu bitişik yazan öyle çok insan var ki…

“mi” soru eki ayrı yazılır.

Sonuna aldığı eklerle birlikte ayrı bir sözcük olur.

Sonu sert ünsüzle biten özel isimlerde de benzeşme kuralı gerçekleşir.

– Örnek: “Facebook’ta”, “Zonguldak’ta” doğru kullanımlardır. Birçok kez “Facebook’da” ifadesi görüyorum. Bu yanlış bir kullanımdır.

Bütün bunlar en sık yapılan yanlış kullanımlar. Öte yandan bir içerik ürettiğinizde okuyucuyu yormamak için ve okuma akışını bozmamak adına noktalama işaretlerinden sonra bir boşluk bırakılması gerekir.

Yazılarınızda imla kurallarına uymak, virgülü yerinde kullanmak ve olabildiğince uzun cümlelerden kaçınmak (genelde birkaç cümlenin olduğu ancak bir tane noktanın yer aldığı paragraflar…) önce kendinize, emeğinize ve yaptığınız işe saygıyı gösterir. Sonrasında ise sizi okumasını istediğiniz insanlara göstermiş olduğunuz saygıyı ifade eder. Doğrusu varken yanlışta ısrar etmek saygınlığınıza da olumsuz etki edecektir.

Altına imzanızı atabileceğiniz işler yapmanız dileklerimle. 😉

You May Also Like

Yorumunuz: