Stres Altında Çalışabilen mi, Yoksa Kaliteden Ödün Veren misin?

Her ne yapıyorsanız yapın, yaptığınız şey için bir zaman harcıyorsunuz. Her işin, ortalama bir zamanı vardır. Örneğin evde annenizin, size yapmanız için verdiği bir işi zamanında yapmazsanız veya beklenen zamandan çok daha uzun bir süre içinde yaparsanız anneniz bundan memnun olmayacağını siz iyi bilirsiniz. 🙂 Her şey zamanında ve makul bir süre içinde yapılırsa anlamlı olur. Bu da çok doğaldır çünkü biz insanlar belirli ancak bizim kontrolümüzde olmayan bir zaman kavramı üzerine bu dünyada yer alıyoruz. Zaman, bu açıdan her şeye anlam veren bir güçtür. Zaman, iyiyi kötü veya kötüyü iyi yapabilecek güçtedir. Yaptığınız iş, onu ne zaman yaptığınız, zamanında yapıp yapamadığınız ile anlam kazanacaktır.

Zaman en değerli maliyettir şüphesiz ve bu yüzden zamanı doğru yönetme becerisi gösterebilmek işletmelere doğrudan ekonomik fayda sağlar. Bireysel anlamda biz insanlar da zamanı doğru yönetirsek yaşamımız daha düzenli ve keyifli geçecektir. Aslında bunu şöyle düşünebiliriz. Bütün insanlar bir günü 24 saat olarak yaşar. Zamanı iyi yönetenler ise bu 24 saat içine sadece yapmak zorunda oldukları şeyleri değil keyifle yaptıkları şeylere de yer ayırabilir.

Zaman yönetimi konusu klasik ancak bir o kadar da uygulamada sıkıntı çekilen bir konu. Herkes bilir ki bir işi en kısa sürede bitirmek, sonuca ulaştırmak ve karşılıklı pas alışverişlerinde yaratılan zaman boşluklarında paralel işler yürütebilmek kişinin hem sahip olduğu yeteneği hem de iş kültürüyle ilgilidir. Hızlı ve pratik olmak, hem zeka işi hem de bir nevi karakterdir. Karakteriniz, baskı altında çalışabilmenize yardım ederken aynı zamanda kaybedeceğiniz zamandan da tasarruf etmenize yardım eder. Profesyonel hayatta bir işi yapıp yapamadığınız ilk planda dikkat çekmez. Ancak işi zamanında yapabiliyor musunuz buna bakılacaktır. Zamanında bir çıktı alabiliyor musunuz bu değerlendirilecektir. Öncelikle önemli olan zamanında “Bitirdim.” diyebilmenizdir maalesef. Bununla birlikte nasıl bitirdiğiniz işte bundan sonra sorgulamaya alınacaktır yani 2. planda.

 

Zamanında ama düşük kaliteli iş mi, yoksa geç ama kaliteli  iş mi?

Çoğu zaman sizden işi ortalama zamanın altında bitirmeniz istenecektir. Bunun için de olması gerektiğinden daha hızlı ve daha fazla efor ile çalışmanız gerekecek. Zamanın tükenmeye başladığı dönemlerde ise aklınızdan şunun gibi düşünceler geçecek: “Bunu zamanında bitirebilirim ancak bu kadar kısa sürede yapabileceğimin en iyisini yapamayacağım.” Böyle durumlarda sırf söylenen tarihte bir çıktı vermek adına daha düşük kalitede bir iş mi teslim edeceksiniz? Yoksa “Biraz daha zamanım olsa aslında bambaşka bir iş teslim edebilirim.” diyerek ek zaman mı talep edeceksiniz?

Bugüne kadar gerek iş hayatımda gerekse de sosyal hayatımın her noktasında gördüm ki altına imzanızı atabileceğiniz işler yapmak çok ama çok önemli. “Bu işi ben yaptım.” diye gururla söyleyemeyeceğiniz işler teslim etmemeye çalışmalısınız. O yüzden kaliteli işleri zamanında teslim etmek elbette çok önemli. Ancak bazen gerek belirlenen zamanın darlığı veya o süreçteki aksaklıklar işlerin zamanında bitirmesine engel olabiliyor. Bu durumlarda benim tercihim her zaman çıkan işin kalitesinin tam olmasından yanadır. Belirlenen zamana yetiştirilmek uğruna kaliteden ödün vermem. Bir iş nasıl çıkarsa, o hep öyle anılacaktır ve kalitesiz, eksik bir iş ileride daha çok sizi uğraştırarak, daha çok zamanınızı alacaktır. Bu yüzden, eğer gerçekten daha fazla zaman ile daha iyi çıktılar alabileceğinizi düşünüyorsanız, yöneticilerinizi ve ekibinizi bu yönde ikna etmeyi görev bilin. Siz kendi potansiyelinizin farkındaysanız, daha fazla süre istemekten çekinmeyin.

İş hayatında kaliteli işleri zamanında yapabilmenin bir yolu da stres altında çalışabilmeyi öğrenebilmektir. Bunu başarıp, zamanında aksiyon alabilmeyi alışkanlık haline getirebilirseniz, iş performansınızın nasıl yükseldiğini göreceksiniz. 😉

You May Also Like

Yorumunuz: