Ay: Mart 2012

  • Twitter’da Paylaşımlarınız Yeteri Kadar Tıklanmıyor mu?

    Twitter’daki paylaşımlarınız link içeriyorsa, paylaştığınız linklerin ne kadar tıklandığı sizin için önemli hale gelir. Özellikle Twitter’da bir içerik sağlayıcısının içeriklerini paylaşıyor olmak, bir reklam kampanyası  yürütmek gibi durumların ardından tıklama oranı (CTR – click-through-rate) bilgisi, başarı performansınızı belirleyecek faktörlerden birisidir.

    Twitter’da yürütülen bir kampanyada her zaman tıklama sayısı amaçlanmaz çünkü bu tek başına bir anlam ifade etmez. Markanızla doğrudan ilgili kullanıcıların sizin hesabınızı takibe alması da sağlanmak istenebilir. İleride bu kullanıcıların satın alma yapabileceği düşünülür vs.. Bu ayrı bir konu ancak eğer Twitter’da yüksek tıklama oranını yakalamak istiyorsanız sizinle HubSpot‘tan Dan Zarrella‘nın çalışmasını inceleyelim.

    Twitter’da nasıl daha fazla tıklama elde edilir? 

    Dan Zarrella, link içeren 200 bin tweet’i incelediğinde yüksek tıklama alan tweetlerin 8 özellikte öne çıktığını görmüş. Bu 8 maddeden sizin de gözlemledikleriniz olacaktır. Özellikle tweetleme zamanı, sıklığı gibi durumlar, sizin kendi kullanım deneyimleriniz sonucunda ulaşabileceğiniz verilerdir.

    1.Twitter’da 140 karakter kısıtlaması olsa da siz 120 ve 130 karakter arasında tweetleyin, özellikle link içeren tweetlerden  iyi geri dönüş almak istiyorsanız! Bu sonuç bize tweetlerken karakter sayısını sayın demiyor elbette. Anlatmak istediği, tek başına linki paylaşmayın (kısaltılmış link) ve uzun uzadıya linkle ilgili açıklama yapmayın!

    2. Linki tweetinizin önüne, yani tweet uzunluğunuzun ilk çeyreğine yerleştirmeye çalışın. Genellikle link açıklamaların sonuna yerleştirilir ancak araştırma sonucu gösteriyor ki linki tweetin sonuna yerleştirmek CTR’ı düşürüyor.

    3. Sık sık link içeren tweetler doğal olarak tıklama oranınızı düşürecektir. Takipçileriniz bir kere sitenize geldiğinde, özellikle kısa zaman dilimlerinde, Twitter’da paylaşmadığınız diğer içerikleri de görmüş olmaları muhtemel. Bu açıdan saatte üçten fazla link içeren tweet atmayın.

    4. İçinde “via, @, RT, Please, Check” gibi terimler barındıran tweetler daha çok tıklanıyor. Bu demek oluyor ki insanlar kaynağını görebildikleri (daha önce güvendikleri kaynaklar) linklere daha kolay tıklıyor. Retweet edilmiş tweetler ise bir “öneri” ve “beğeni” algısı yaratacağından tıklamaya daha elverişli tweetler olmuş oluyor.

    5. Paper.li servisini bilenler “daily is out” ifadesine yabancı değildirler.  Servisi uzun uzadıya anlatmayacağım ancak Twitter’da “daily is out” ifadesi içeren linklerin çok daha fazla tıklanmasının altında da yine benzer mantık yatıyor. “Günün en iyi içerikleri bunlardır” diyerek insanlara şiddetle bu içerikleri önermiş oluyorsunuz. Tıklanma oranı haliyle fazla oluyor.

    6. Paylaştığınız linklerde kendi düşünce ve yorumlarınızı fiil ve zarflar ile süsleyerek paylaşırsanız, linkleriniz daha çekici hale gelir. Burada linki tıklamaya teşvik eden eylem/aksiyon yönlendirmelerinden bahsediyoruz.

    7. Hafta sonu ve günün öğleden sonrasında, özellikle 13:00-15:00 arasında paylaşılan linkler daha çok tıklanıyor.

     

    twitter-tiklama-artirma

  • Facebook’ta Yeteneklerle Etkileşime Geçin

    Sosyal medyanın, Facebook, Twitter ve Linkedin’in nasıl faydalı olduğunu yeterince bildiğimizi düşünüyorum. Bireysel ve kurumsal anlamda sosyal ağlar kendilerine has özellikleriyle birlikte birçok fırsatı barındırıyor ve bunlardan bir tanesi de insan kaynakları alanı.

    Birçok global şirket (örn. Google) Linkedin’de özellikle üst düzey pozisyonları doldurmak amacıyla  iş ilanlarını paylaşıyor. Türkiye’den ise örnek olarak Avea‘yı verebiliriz. Linkedin genellikle takip edilen şirketin iş ilanlarının izlenebileceği bir platform ancak Facebook ile şirketler klasik anlamda iş ilanlarını paylaşmanın çok daha ötesine geçebilecek olanaklara sahip.

    Facebook’ta işveren markası kimliğinizi destekleyecek çalışmaları yaparak potansiyel çalışan adaylarıyla etkileşime geçebilir ve onlarla daha sıkı bağlar kurabilirsiniz. Yürüteceğiniz işveren markası iletişiminin bir parçası da Facebook üzerindeki bu sayfanız olacaktır. (Bunun nasıl olduğu ve bunu yapan başarılı şirket örneklerini başka bir yazıda ele  alacağım.) Şunu da belirteyim; burada bahsetmek istediğim kesinlikle marka sayfanızda açacağınız bir sekme ve burada açık pozisyonların listelenmesi değil. Facebook’ta sosyal medya iletişimi ve sosyal medyada başarılı kampanya yönetimi nasıl olur sorularının cevabını doğrudan  işveren markanız için yapacaksınız; yani Facebook üzerinde değişen bir şey yok. İnfografiğin en altındaki tavsiyeler de zaten bunları açıklıyor.

    Aşağıdaki infografik buraya kadar yazdıklarımı mümkün ve önemli kılan verileri paylaşarak anlattıklarımı destekleyecek çıkarımlarda bulunması açısından önemli. Birçoğu Facebook’un genel özellikleri ancak burada farklı olarak şu noktalara vurgu yapabiliriz:

    – İş arayanların %84’ü Facebook kullanıyor.

    – İş arayanların %48’i (aynı zamanda yukarıdaki %84’lük dilimin %68’i) son bir yılda Facebook üzerindeki iş/kariyer aktivitesine katıldı.

    facebook-ise-alim

     

     

  • Free Friday Yetmez, Evden Çalışalım!

    Free Friday, hiçbir zaman beni tatmin etmedi. Daha spor ya da “casual” giyilerek çalışılabilen bir yerde neden sadece bir gün böyle çalışılıyor? Yoksa gündelik giyinmenin oradaki resmi havaya, kurumsallığa zarar verileceği mi düşünülür? Bana kalırsa bunların hepsi saçmalık ve manasız. Kısacası, günümüzde hala her gün iş görüşmesine gidermiş gibi resmi bir giyimle aynı oyunu sürdürmekle kendimizi kandırıyoruz. Giyim, iş hayatında bu kadar önemliymiş gibi savunulmamalı ve başarının bir unsuruysa bunun casual giyimle sağlanacağı anlaşılmalı. Her şeyden önce günümüzde yenilikçi fikirlerin takım elbise içinde boğulup kaldığını düşünüyorum.

    Cuma günlerini haftanın son günü olması sebebiyle, mesai saati sonrası dışarıya çıkıp gezmek isteyen çalışanlar için bir fırsat olduğunu da söylemek mümkün ancak, neden her gün böyle çalışılmasın? Bu alınması zor bir karar değil, eğer çalışanlarınızın iş disiplinine yeterince güveniyorsanız 🙂

    Cuma günleri evden çalışalım!

    Cuma günleri casual giyinmekle tatmin olmayan biz yeni dünyanın insanları “Neden cuma günleri evden çalışmayalım ki?” önerisini getiriyorlar. Aslında flexible çalışma saaatlerinin olduğu ve performansa göre çalışmanın mümkün olduğu şirketlerde bu durum olanaklı olabiliyor. Henüz Türkiye’de bunun örneğini yaygın olarak göremesek de yurt dışında özellikle Avrupa’da büyük şirketlerin bu yönde kararlar aldıklarını görebilmek mümkün. Bu tamamen insan kaynakları departmanı yöneticilerinin şirket yönetimiyle göstermiş oldukları uyumun başarısı!

    Araştırma sonuçları gösteriyor ki evden çalışmanın birçok faydası var. Haftanın beş günü evden çalışmayı desteklemiyorum ancak haftada 1-2 gün evden çalışmanın olanaklı olması eminim bir şirketin işveren markası için de artı bir değer olacaktır.

    Evden çalışmanın faydaları, çalışanlar, işverenler ve çevre  için olan faydaları aşağıdaki infografikte sıralanmakta. Evden çalışmanın iş verimini artırdığı, çalışanların üzerindeki iş stresini azaltığı ve daha kaliteli bir yaşam sürme fırsatı yakalandığı belirtiliyor. Bunun yanında telecommuting ile iş ve özel hayat arasında daha uyumlu bir denge kurulabiliyor. İşkolik olmak önleniyor!

    Evden çalışmanın şehrin trafiğine de olumlu katkısı oluyor. Trafiğe daha az araç çıkıyor ve böylece hem trafik rahatlıyor hem de çevreye daha az egzoz gazı yayılmış oluyor.

    İleride yeni çağın şirketleri; evden çalışmak ve esnek çalışma saatleri gibi konularla daha çok karşı karşıya gelecekler 😉

     

    evden-calismak

  • İş Hayatında Y Kuşağı ve Bunun Facebook’a Yansımaları

    Sosyal networking denilince aklımıza ilk gelen mecra şüphesiz LinkedIn‘dir.  Ancak Facebook’taki uygulamalar (apps) ile Facebook da bu alanda ciddi öneme sahip olmakta. Facebook’ta özellikle kariyer sitelerinin geliştirdikleri uygulamalar, kullanıcıların profillerindeki eğitim ve iş bilgilerini işleyerek çalışır. Bu açıdan birçok kullanıcı özellikle çalıştığı ve staj yaptığı şirket bilgilerini girme eğilimindedir.

    Identified.com, kullanıcıların Facebook hesaplarındaki eğitim ve iş bilgilerini işleyerek, network, eğitim ve alanlarında puanlandırır ve sonucunda toplam skorunuzu oluşturur. Bu puanlandırmada etkin rollerden biri de elbette siteye sizin ağınızda yer alanların katılmış olması. Örneğin okulunuzdan ne kadar çok kişi identified.com’a giriş yaparsa eğitim kısmından daha çok puan toplamış olursunuz. Özetle, identified.com sosyal networking ve kariyerinizi puanlandıran bir servis. Sosyal medyadaki etkinliğinizi ölçen ve puanlandıran Klout benzeri bir yapının çalıştığını söyleyebiliriz.

    Facebook’taki Y Kuşağı

    Aşağıdaki araştırma identified.com üzerinden kullanıcıların Facebook’taki eğitim ve kariyer durumları hakkında bilgiler içeriyor. İşte, yaşları 18 ile 29 arasında değişen, ağırlıklı olarak Amerika’da yaşayan 4 milyon Y kuşağı temsilcisinin Facebook’taki kariyer izlerinden öne çıkanları…

    Öncelikle Facebook’ta 18-29 yaş arasındaki kişilerin %80’i en az bir adet okul bilgisi girerken iş bilgisinin aynı derecede şeffaf olmadığını görüyoruz. İş bilgisi girenlerin oranı sadece %36! Eğer şirketler sosyal işe alıma daha fazla yönelirse bu oran artacaktır. Ayrıca iş bilgisinin girilmesinde, çalışılan iş yerinin marka değerinin de ilgisi olduğu şüphesiz.

    Kullanıcıların %10’u en az bir tane Fortune 500 listesinde yer alan şirkette çalıştığını ve bu bilgiyi  Facebook’ta paylaştığını görüyoruz. Ayrıca şuanda kullanıcıların %7’si halen Fortune 500 listesinde yer alan şirketlerde çalıştığını görüyoruz. Bütün bunlar bize,  eğer çalışılan şirket prestijliyse bunu sosyal platformlarda paylaşma eğiliminde olduğumuzu ve iyi bir eğitime ve kariyere sahip kullanıcıların identified.com gibi sosyal networking servislerini kullanıma daha yatkın olduklarını göstermekte.

    En çok yer alan iş ünvanında ise 5. sırada “owner“‘ı görüyoruz. Bu da y kuşağının girişimciliği hakkında bize ip ucu veren bir veri. Hizmetli, en çok yer alan unvan olurken seyahat en popüler sektör olarak göze çarpıyur.

    Son olarak araştırmanın dikkat çeken verilerinden biri de  identified.com kullanıcılarının ortalama 696 arkadaşının olması ve %80’inin en az bir iş arkadaşının da identified.com kullanıcısı olması.

    Identified.com henüz ülkemizde popüler olmadığı gibi yurt dışında da yaygın bir kullanımı yok.  Bu amaçla verilerin İdentified.com kullanıcıları özelinde yorumlanması gerektiğini vurgulayalım. Şuanda beta sürecinde olan platform ilerleyen günlerde yaygınlığını artıracaktır.

     

    y-jenerasyonu-ile-iletisim-kurmak

  • Twitter Profilinizi İnfografik Haline Getirebilirsiniz

    Visual.ly tarafından geliştirilen servis ile Twitter’da göstermiş olduğunuz kullanıcı davranışınızı infografik ile görselleştirebilirsiniz. Sistemin Twitter hesabınıza erişimine izin verdikten sonra Twitter kullanım eğiliminiz eğlenceli bir şekilde ortaya konmuş oluyor. Buradaki en büyük etken Twitter’daki tweetleriniz.

    Bununla birlikte takipçi, tweet ve sizden bahsetme sayısıyla ilgili veriler de bulmak mümkün. Özellikle belirli zaman aralıklarında Twitter’daki performansınızı gözlemlemek için güzel bir yöntem olabilir. Siz de kendi Twitter profil infografiğinizi oluşturmak isterseniz  http://visual.ly/twitter adresinden ulaşabilirsiniz.

    Aşağıda benimkini inceleyebilirsiniz. Son zamanlarda aktif bir Twitter kullanıcısı olamadığımı net bir şekilde görebilmek mümkün 🙂

     

    infografik-twitter-profil

  • Outlook Araçları İle Etkin E-Mail Kullanımı

    Bugün, mobil iletişimin artması ve akıllı cep telefonlarıyla sosyal ağların kullanımı anlık iletişimi mümkün hale getirdi. Bununla da kalmadı; çok boyutlu iletişim etkileşime dönüştü.  Bu durum sosyal hayatımızda ve iş hayatımızda yeni kültürlerin oluşmasına olanak sağladı. Dijital iletişim sadece “sosyal” mı kalacak yoksa iş dünyasının dinamikleri e-maili bir kenara bırakarak sosyal iletişime de yer  açabilecek mi? (Bu konuda Google Plus’a da bir yer ayırmak gerekir.) Yoksa e-mail öldü mü?

    E-mail gündelik hayatımızın vazgeçilmezi. E-mail öldü mü? Hayır ölmedi ve ölecek gibi de görünmüyor. Outlook araçları ile de her zaman işimize çok arayacak e-postalar. Bugün e-mail marketing, pazarlama çalışmalarının etkin kullanılan bir aracı. Ancak şunu söyleyebiliriz; her geçen gün içeriği daha sosyal ve zengin medya araçlarıyla doldurulmuş (rich media)  e-mailler göreceğiz.

    1. Sosyal medya e-maili öldürmedi

    Dünya genelinde internet kullanıcılarının %92’si email kullanırken, ABD’de internet kullanıcılarının %58’i güne emaillerini  okuyarak başlıyorlar. Yani kullanıcıların yarıdan fazlası için öncelik e-mail okumakta. Facebook’u açmakta değil! Mobil kullanıcılarda ise durum farklı değil. Mobil internet kullanıcılarının internette (mobil üzerinde) geçirdiği sürenin %38,5’i email üzerinde geçmekteyken, sosyal medya için harcanılan süre %11’lik düzeyde.

    Bununla birlikte Facebook ve Twitter’a üye olmak için ne gerekiyor? Elbette e-mail 😉

    2. Outlook en popüler e-mail servisi 

    E-mail gönderiminin yaklaşık 1/3’ü Outlook üzerinden gerçekleşmekte. İş hayatının vazgeçilmezi..

    3. Email, iş hayatının öncelikli iletişim aracı 

    Bir iş yerinde çalışanların iletişim için tercih ettikleri yöntemlerin başında e-mail geliyor. Ardından yüz yüze görüşme ve anlık mesajlaşma yer alıyor.

    2011 itibariyle 730 milyon kurumsal e-mail hesabı varken bu rakamın 2014’te %36 artarak 996 milyona ulaşması bekleniyor.

    4. E-mail ile iş takibi yapabilirsiniz

    Outlook üzerinde kullancağınız araçlarla  iş paylaşımı ve görevlendirme işlemlerini yapabilir, bu işlerin takibini ve zaman yönetimini de kontrolünüz altında kolayca yönetebilirsiniz.

    5. Faydalı araçlarla e-mail kullanımınızı güçlendirebilirsiniz

    Outlook Skype Toolbar, LinkedIn Outlook Add-in ve Microsoft Trnstlate gibi eklentilerle Outlook’u daha etkin kullanabilirsiniz.

     

    email-outlook-araclari

  • Teknoloji Çocukları: Z Kuşağı

    Z kuşağı, Y kuşağını henüz idrak edemeyenler için belki çok detay gibi görünebilir. Ancak Z kuşağı, Y kuşağı gibi kavramlar yalnızca insan kaynakları alanı için önemli değil. Yaşam tarzı, algı ve yorumlamaları farklı olan her kuşak bir toplumun ekonomisini, siyasetini, sosyo-kültürel dinamikkerini doğrudan etkiler. Bundandır ki aynı havayı soluyan her yaştan bireyler birbirlerini anlamaya gayret göstermelidir.

    Yapacağınız iş her ne olursa olsun, ticarete yön verirken gelecekte ürün ve hizmetlerinize nasıl tepki vereceğini bilmediğiniz, ancak her geçen gün müşteri portföyünüzü ele geçirecek olan bu yeni nesli tanımak ve taleplerini ortaya koymak gerekir. Sadece bununla da sınırlı değil, Z kuşağının beklentileri nelerdir, onlarla nasıl iletişim kurulmalı konuları da ayrıca incelenmesi gerekir.

    1992- 2010 arasında doğanları kapsayan ve dünya nüfusunun %18’ini oluşturan Z Kuşağını aynı zamanda dijital nesil olarak da adlandırabiliriz. Dijital ve teknolojinin tam ortasına doğan bu nesil, bir Y kuşağı olarak beni de hayli tedirgin etmekte 🙂

    Aşağıdaki infografik Z kuşağını çok güzel özetleyerek anlatmış ve en belirgin özelliklerini listelemiş, işte Z kuşağının karakteristik özellikleri..

    Karakteristik:

    • İnternet ile haberleşmeyi sözlü iletişime daha çok tercih ediyorlar.
    • Onlar için haberleşme Facebook gibi sosyal ağlar demek.
    • Arkadaşlarıyla buluşmayı ve onlarla ilişki geliştirmeye inanmıyorlar.
    • Evlerinden dışarıya çıkmaya yatkın değiller.
    • Mahremiyete büyük önem verirler.
    Davranışsal:
    • 12-17 yaş arasındakilerin %74’si internet kullanıcısı var.
    • 2012’de %80’inden fazlası sosyal ağ kullanıyor olacak.
    • İnternet kullananların yarısına yakını elektronik alışveriş yapacak.
    • Z kuşağını etkilemek için klasik pazarlama teknikleri işe yaramayacak. Viral olun!
    • iPad bu kuşağın oyuncağı olacak!
    İş Hayatı:
    • İş yerinde sosyal ağlara erişebilmeyi bekliyorlar.
    • Onları geleneksel iş ortamına zorlamak büyük bir hayal kırıklığına neden olacaktır. Düşük moral ve üretkenlikle çalışacakları gibi iş yerine olan bağlılıklarını da olumsuz yönde etkileyecektir.
    • Şeffaf, kendine güvenen , esnek ve kişisel özgürlüklerine düşkün oluşları tartışmaya açık olmayan yönleri.
    • Ailelerine oranla (anne ve baba) daha az varlıklı olmaları bekleniyor.
    Eğitim:
    Ülkemizde tabletlerin eğitimde kullanılmaya başlaması Z kuşağına yönelik bir hareket olarak algılanabilir. Ancak Z kuşağı dijital ve teknolojinin nimetlerinden daha fazla yararlanacak ve bu evde eğitim sistemine doğru atılmış adımlar olmuş olacak.  İnterektif kitaplar (e-book), eğitime yönelik oyunlar daha çok kullanılacak. Dijital, eğitim sistem,ne de girerken, dijitalin uzaktan eğitimi de mümkün kılıyor olması bu alanda da gelişmeleri hızlandıracak görünüyor. Tüm bu gelişmeler ise doğrudan Z kuşağını etkileyecek.

     

    z-kusagi
  • Viral Pazarlama Nedir?

    Günümüzün en etkili pazarlama taktiklerinden biri de viral pazarlama. Özellikle sosyal medya ve online womm ile birlikte daha da güçlü hale gelmiştir.

    Viral pazarlamanın özellikle viral video içerikleriyle yapıldığını görürüz.

    İnsanların, hiç bir baskı altında kalmadan sizin içeriğinizi(viralinizi) sosyal medyada, internet ortamında, bloglarda,forumlarda ve sözlüklerde paylaşma duygusunu tetiklememek viral pazarlamanın temel amacıdır. İnsanlar sizin yerinize viral kampanyanıza destek olduklarını bilmeden  (veya bu umurlarında olmadan) içeriğe odaklanarak “bunu paylaşmadan duramam” diyerek vermek istediğini mesajı yaymış olurlar.

    Viral kampanya nasıl oluşturulur ve sonrasında nasıl yönetilmesi gerekir? Viral kampanya yönetirken nelere dikkat edilmelidir? Bu soruların cevaplarını aşağıdaki infografikte özet halinde bulabilirsiniz.

    Viral Kampanya Nasıl Oluşturulmalı?

    • Tarafsız olmayı bırakın: Duyguyu net bir şekilde ortaya koyun
    • Beklenmedik şeyler yapın: Şaşırtın, ilginç şeyler yapın, içeriğiniz sıra dışı olsun ve kolay paylaşılabilsin
    • Reklam yapmayın: Net, reklamı kimse paylaşmaz!
    • Sonra ne oldu? İçeriğin devamını getirin: İlgiyi sürekli ayakta tutun ve insanları aksiyona geçmeye hazırlayın
    • İçeriğin paylaşılmasını kolaylaştırın: Viral demek paylaşım demek! Gizliliği ve sınırları ortadan kaldırın.
    • Yorumlara cevap verin: Takipçilerle etkileşime girmek onları daha çok motive edecek ve ilgilerini arttıracaktır.
    • Erişimi kısıtlamayın: Üyelik, form doldurma gibi ekstra aksiyonlar istemeyin. Aksiyona ulaşmayı kolaylaştırın.

    Viral bir kampanyada içeriğin özgürce,  olabildiğince çok paylaşılması gerekir. Temel ve ilk amaç budur. İçeriğinizin nasıl daha çok paylaşılabilir olmasını sağlarsınız bunu düşünmelisiniz. Sonrasında kampanyanızı nasıl sonuca bağlayacağınızı da biliyor olmanız gerekir.  7. aşamadaki erişimi kısıtlamayın maddesi bu anlamda büyük önem kazanıyor. Viral kampanyanızın aksiyona dönüşebilmesi için insanların markanıza erişimini olabildiğince serbest bırakmalısınız.

    viral-pazarlama

  • Sosyal Medyada İçeriği En Çok Paylaşılan Siteler

    İngilizce yayın yapan haber, gazete ve blog sitelerinin hangilerinin içerikleri Facebook ve Twitter‘da daha çok paylaşılmış ve toplamda en çok içeriği paylaşılan ve/veya içeriği en çok paylaşılan servis hangisi gelin birlikte bakalım.

    NewsWhip, Facebook ve Twitter’da paylaşılarak aynı zamanda viral olarak da yayılan içeriklerin kaç kere paylaşıldığını ölçen bir servis. NewsWhip Ocak 2012 raporu, İngilizce haber ve blog servislerinden en çok bahsedilenleri ortaya koymakta.

    Özellikle sitelerin Twitter ve Facebook paylaşım sayılarının orantısız olarak dağılması, (yani bazı sitelerin Twitter paylaşım sayısı yüksekken bazılarının Facebook paylaşım sayısının yüksek oluşu) sitelerin kullanıcı profili ve kullanıcıların sosyal medya kullanım eğilimi hakkında bilgi edinmemizi sağlamış oluyor. Elbette bütün paylaşımların doğrudan site üzerinden gelmediğini de bilerek bu yorumu yapıyoruz. (Örneğin, Twitter’daki retweet)

    Twitter’da en çok içeriği paylaşılan servis, BBC

    Twitter’daki sıralama bahsedilme sayısına göre yapılmış (@ mention sayısına göre). Burada en çok içeriği paylaşılan tabiri yanlış olur. Bu bahsedilmeler (mention) sadece bir içerik için de olabilir veya birkaç içeriğin toplam değerleri de olabilir.

    Ocak ayında Twitter’da en çok içeriği paylaşılan servis, 2621 bahsedilme ile BBC (bbc.co.uk) olmakta. BBC’nin ardından bir başka haber sitesi olan Guardian gelirken 3. sırada Mashable‘ı görmekteyiz. Mashable’nin diğer birçok ünlü haber ve gazete sitesini garide bırakarak 3. sırada yer alması sosyal medya kullanıcılarının sosyal medyayı sahiplenmesi olarak yorumlayabiliriz. Öte yandan Mashable’ın alanında daha az rakibinin bulunduğunu ve benzerleri arasında en popüler sosyal medya haber ortamı olduğunu da unutmamalıyız.

    Facebook’ta lider THE HUFFINGTON POST

    Facebook’ta ise en çok ypaylaşılan (beğenilen) içeriklere sahip servislere baktığımızda ön sıralarda yine haber sitelerini görmekteyiz. Twitter’da 3. sırada yer alan Mashable, Facebook’ta 6. sırada yer almış.

    Sonuç olarak Twitter ve Facebook paylaşımları toplandığında ilk üç sıra şöyle oluşmakta:

    1. bbc.co.uk (4252)
    2. huffingtonpost (3162)
    3. guardian.co.uk (2279)

     

  • Ofiste Renkli Çıktı Almanın Faydaları

    Size “Çıktılarımızı renkli alalım, başarımızı artıralım” tarzında bir mesaj vermek istemiyorum. Hatta mümkünse olabildiğince az çıktı almaya özen gösterip, gereksiz yere çıktı almayalım.

    Renkli çıktı mı, siyah-beyaz mı?

    Çalışma hayatında çıktı almak istediğimizde vermemiz gereken kararlardan bir tanesidir, acaba renkli mi alsak? Renkli çıktı almamız gereken anlar nettir. O döküman zaten renkli olarak çıkarılacaktır, estetik kaygı ön plandadır. Ancak bazı durumlarda evde ve ofiste gereksiz yere renkli kartuşumuzu harcamayalım diye zaman zaman tasarrufa gidiyoruz ve tercihimiz siyah – beyaz çıktıdan yana oluyor.

    Gerçekten renkli çıktı almak, Xerox’un savunduğu kadar fark yaratıyor mu?

    Peki kartuştan tasarruf sağlarken, özellikle ofis ortamında renkli çıktı almayarak ne gibi avantajlardan mahrum kalıyoruz? Yöneticinizi renkli çıktı almak konusunda ikna edebilecek kadar geçerli nedeniniz var mı? Gerçekten renkli çıktı almak, Xerox’un savunduğu kadar fark yaratıyor mu? Bu gibi soruların cevabını aşağıda bulacaksınız 🙂

    Xerox‘un yaptığı bu çalışma 781‘i iş hayatından olmak üzere 2124 yetişkini kapsamakta. Çıktıları renkli alınca bizim tahmin edemediğimiz başka ne gibi avantajlar oluyor, gelin bakalım. Araştırmaya katılanlara göre renkli çıktı almanın başlıca avantajları şu şekilde:

    • Webde olduğu gibi kağıt üzerinde de renkli yazılan kısımlar daha kolay ve hızlı bulunarak dikkat çekici oluyor. (%76)
    • Yeni fikirler renkli yazıldığında daha iyi anlaşılıyor (%69)
    • Daha profesyonel görüntü sağlamak (%56)
    • Okunabilirliği artırmak (%54)

     

    xerox-infographic