Ay: Nisan 2012

  • Pinterest’i Anlamak: Pinterest’te Kampanya Yapmalı mıyım?

    Geçtiğimiz günlerde Pinterest kullanımına ait içerikler sizlerle paylaşmıştık. Pazarlamacılar için Pinterest Kullanımı ve Sayılarla Pinterest bize Pinterest kullanımına ait veriler veriyordu. Bununla birlikte Pinterest’in dijital pazarlama faaliyetleri açısından nasıl yorumlanması gerektiğini de anlatmaya çalışmıştım.

    Sosyal mecralarda kampanya yapmadan önce kendi hedef kitlenizi ve sosyal mecranın hedef kitlesini örtüştürebilmeli, buna göre asıl amacınız olan ‘müşteri kazanmak’ tan uzaklaşmamalısınız. Bu amaçla; “Facebook ve Twitter varken neden Pinterest’te olmalıyım?” sorusunu markanız veya kendiniz için sormalısınız.

    İlk Pinterest kampanyası Kotex’ten

    Şunu söyleyemeliyim ki henüz Türk markalarının Pinterest’te kampanya yapmaları için çok erken. Hele ki ciddi paralar dökmeye hiç ama hiç gerek yok çünkü Pinterest’te kampanyanıza yeterince geri dönüş yapacak Türk kullanıcı yok!

    Globalde Kotex‘e ilk Pinterest kampanyasını kaptıran, Türk Hava Yolları (THY) için Pinterest’te adım atan ilk Türk markası diyebiliriz. Pinterest’teki ilk Pinterest oyunu Winterest ile takipçileriyle buluşmak istedi.

    Bugün Türk markaları için Pinterest’te kampanya yapmak henüz erken diyebiliriz çünkü Pinteres’in kullanıcılarınını büyük bölümü hala ABD’de yer almakta. Bu açıdan Türk markaları şimdiden gidip kendi isimleriyle hesaplarını alabilir ancak yatırım yapmayı beklemeliler.

    Pinterest yayıncılar için de fırsat

    Türk şirketleri için Pinterest’te kampanya yapmaya daha var diyoruz ancak yayıncılar beklemeden Pinterest’i kullanabilirler. Bunun canlıörneğini NTV’de ( http://pinterest.com/ntvmsnbc/ ) görmekteyiz. Eğer görsel içerik üretiyorsanız (Haber siteleri, İnfopik vb.) Pinterest kullanmanız için yeterli bir sebebiniz var demektir.

    Video infografiği incelediğinizde bana daha çok hak vereceksiniz.

  • İletişimin Tarihçesi

    İlk insanların mağaralara çizdiği figürler ve hayvan resimle iletişimin başlangıcı olarak görülür. Çentikler sayı ve adet anlamında tarihe not düşmüştür. Yıllar boyunca medeniyetler ilerlemiş ve insanın olduğu her yerde kaçınılmaz olarak iletişim hep var olmuştur. İnsan toplumları geliştikçe iletişim ve haberleşmede yeni yollar bulunmuş ve iletişim metodu gelişim göstermiştir.

    Bir x kuşağı temsilcisi olarak televizyon ve radyonun olduğu bir dünyaya doğmuş olmakla birlikte interneti çok yakın zamanda yakalayan, sosyal medyayı etki  kullanan, dijital dünyanın ve bununla birlikte iletişimini nerelere varabileceğini görebiliyorum(uz).

    Yakın geçmişe gidersek, internet iletişimdeki en önemli gelişme olmuştur. İnternete kadar olan dönemde iletişimin nasıl gelişim gösterdiğini ve internete gelene kadar hangi yollardan geçildiğini görmek, en az interneti anlamak kadar ilginç.  Hele ki yaklaşık 2 kuşak öncesindeki büyüklerimizin televizyonu anlamakta çektikleri zorluğu düşünürsek. 🙂

     

    iletisimin-tarihcesi

  • Televizyon mu, Sosyal Ağlar mı?

    Youtube, popüler olmaya başladıkça televizyona etkisi ne şekilde olduğu sıklıkla inceleme konusu olmuştu. “Youtube vs TV” şeklinde birçok araştırma ve makele yayınlanmıştı. (Hatta bu konuyla ilgili birçok infografik de vardır.) Youtube’un televizyon izleme süresini azalttığını ve bunun da televizyon reklamcılığı için ciddi tehdit olabileceği vurgulanıyordu. Ancak bugün bunun gerçekleşmediğini görüyoruz.

    Youtube özelinde ele almadan genel olarak online video izleme süresi artıkça bireylerin televizyona ayırdığı ortalama süre azalmış olabilir. Ancak bir evde ortalama 2-3 televizyon olduğunu düşünürsek televizyonun öldüğünü söylemek çok zor. Bununla birlikte hane halkı olarak ortalama 4 kişilik bir ailede açık olan bir televizyonun o anda kaç kişi tarafından izlendiğini , izlenip izlenmediğini, aktif  ya da pasif mi izlendiğini bilemiyoruz. Bu açıdan bireysel anlamda televizyon kullanımımız azalmış olabilir ama televizyon açısından, televizyonun açık kaldığı süre açısından o evdeki süre değişmiyor.

    Ipsos, yaptığı araştırmada televizyonun karşısına yeni bir mecrayı almış: Sosyal ağlar! Sosyal medya günlük internete ayrılan zamanın (özellikle iş saaatleri dışındaki zamanın) büyük bir kısmını kaplıyor. Böyle olunca da sosyal medya, ya da  sosyal siteler vazgeçilmezlerimiz arasına girmiş oluyor. Ancak, Ipsos güzel bir soru sorarak bir araştırma yapmış:

    Televizyon mu,  sosyal ağlar mı? Hangisinden vazgeçersiniz?

    Sosyal medya kullanımı bu kadar artmışken yoğun olarak her gün Twitter, Facebook gibi ağlarda zaman harcarken belki de televizyon hiç umurumuzda olmuyor. Ancak Ipsos’un yapmış olduğu araştırma hiç de öyle söylemiyor. Araştırmaya göre insanlar sosyal ağları televizyona tercih etmiyor. Büyük çoğunluk hala “televizyonum” diyor 🙂

    Buradaki kilit nokta şu: Yaş ortalaması yükseldikçe televizyona bağlılık artarken, daha genç yaş gruplarına inildikçe sosyal ağlar daha vazgeçilmez oluyor. Genel katılımcılarda 35 yaş altına bakıldığında oranların yarı yarıya olduğunu görüyoruz. Eğer bu yaş sınırını daha da azaltırsak infografiktekinin aksine televizyon bağlılığı da azalacaktır.

    Sosyal medya televizyonu öldürüyor mu?

    Son olarak, televizyon ve sosyal medya ilişkisine de ayrıca farklı bir yazıda deyineceğim ama şunu söyleyeyim. Televizyonu bitirecek, yok edecek bir teknoloji henüz gelmedi. Gerek reklamcılık anlamında gerek kullanım anlamında düşünün, televizyon ve diğer mecralar el ele kol kola entegre bir şekilde varlıklarını sürdürecektir.

     

    socialogue-ipsos-arastirmasi

  • Olimpiyatlar Sosyal Medya Etkisinde

    2012 Londra Olimpiyatları’na 98 gün kaldı. 27 Temmuz günü Stratford’da bulunan Olimpiyat Stadyumu’ndaki törenle başlayacak olan olimpiyat heyecanı yaz ayları yaklaştıkça kendini daha da hissettirecektir.

    Sosyal medya bu yılki olimpiyatlarda kendisinden sıkça söz ettirecek gibi görünüyor. Öyle ki 2012, 2008’den farklı olarak sosyal medyanın etkisinde olacak. 2008’de sosyal medyanın emekle devri olduğu, hatta birçoğumuzun daha yeni yeni Facebook hesabı açtığı bir dönemdi. 2008’de Facebook’un sahip olduğu kullanıcı sayısı sadece 100 milyondu. Twitter ise o zamanlar sadece 6 milyon kullanıcıya sahipti ve Türk kullanıcıların büyük bir kısmı Twitter’dan bihaberdi.

    Her geçen gün televizyonlarından olimpiyatları izleyen kitlenin arttığını biliyoruz ancak tarihten bugüne basılı yayınlar, radyo, televizyon ve internet ile takip edilen olimpiyatlar bu sene ilk defa “sosyal” olacak. yani televizyon izleyicisi artık sosyal ağlarla da oplimpiyatları takip ediyor olacak. Hem de daha hızlı!

    Olimpiyat sporcularının hepsinin birer yayın organı olarak Twitter ve Faceook kullandığı bir ortamda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) de bu gerçeği görerek  The Olympic Athletes’s Hub adı verdikleri, bütün olimpiyat sporcularının profillerinin ve sosyal hesaplarının bulunduğu bir platform oluşturmuş. Böylelikle istediğiniz sporcunun Twitter ve Facebook hesaplarına ulaşarak onları takibe alabiliyorsunuz.

    Bu yıl olimpiyat oyunları sosyal medya etkisiyle bambaşka bir tatta geçeceğe benziyor. Özellikle göreceksiniz, sporcuların Twitter’dan yapacakları açıklamalar geleneksel medyada da hayli ses getirecek, konuşulacak.

     

    olimpiyat-oyunlari-istatistikler

  • Neden Kendi Markanızı Yaratmıyorsunuz?

    İnternet projeleri günümüzün en karlı girişimleri. Son olarak Instagram örneğinde olduğu gibi 13 çalışanı bulunan Instagram’ın Facebook tarafından 1 milyon dolara  alınması ne demek istediğimi çok iyi anlatacaktır.

    İyi bir fikir ve iyi bir yazılımcıyla yola çıkarken (bunların yanına bir grafik tasarımcı da hiç fena olmaz) belirlemeniz gereken konuların başında markanızın adı gelir. Marka adı belirlenirken de düşünülecek en kritik konu alan adını (domain name) oluşturmaktır. Bu süreçte hızlı davranmak ve alan adını kimseye kaptırmamak gerekir. İnternet projesi için alan adı kritik öneme sahiptir ve bu marka adının önemini çok daha fazla artırıcı etki yapar.

    Bugün boşta jenerik bir alan adı bulmanız olanaksız. 200 milyon kayıtlı alan adı bulunan internet aleminde bu alan adlarının %5  ile %10’u arasında değişen kısmını premium yani jenerik alan adları oluşturuyor. Şunu belirtelim ki jenerik bir alan adını almak için çok ama çok geç. Hal böyleyken işinizle ilgili doğrudan sektör adını alan adı seçmek size çok büyük maliyet getirecektir. Bu yüzden jenerik alan adını alamayanlar yan yollara saparak, alan adlarına bin takla attırıp “Ben bu sektöre çok geç geldim, başka alacak alan adı yoktu” mesajı vermiş oluyorlar. Bunun en güzel örneğini dizi-film siteleri olarak söylebiliriz. Bin bir türlü, her çeşit uzantıya sahip, 3-4 sözcüklü ve isim tamlamasının sınırlarını zorlayan dizi, film siteleri mevcut.

    İyi bir alan adı nasıl oluşturulur? 

    İyi bir alan adı öncelikle olabildiğince kısa, net ve marka olabilecek bir sözcük olmalı. Anahtar sözcükler kullanmak, daha fazla hatırlanabilir bir alan adı için  faydalı olacaktır. Öte yandan sektör adı, tanımlayıcı sözcükler ve yer (lokasyon) bilgileri alan adında yer alabilir.

    İnfografiği oluşturan DNS (domainnamesales.com) haklı olarak, neden bir domain adı satın alarak markanızı oluşturmaya başlamıyorsunuz diyerek ve bunu savunarak infografiği sonlandırıyor. Bunu da jenerik bir alan adına sahip olmanın avantajlarını ortaya koyarak vurgulamak istiyor. Yani mesaj gayet net ama ben de şunu savunuyorum:

    Neden jenerik bir domain name (alan adı) alarak bir çuval para dökeceğinize, kendi markanızı yaratmıyorsunuz?

    Hem çok daha ucuz.

    Eğer projenize güveniyorsanız, bu mali yükün altına girmeye gerek yok.

    alan-adi-domain-secmek

  • Akıllı Telefonları Nerelerde Kaybediyoruz?

    Yanımızdan hiç ayırmadığımız cep telefonlarımızı birçok kez düşürmüşüzdür ve hatta bunun üzerine ilginç hikayeleri olanlar da vardır. Ancak cep telefonlarını düşürmek canımızı pek acıtmıyor diyebiliriz. Günümüzün akıllı cep telefonları sadece işletim sistemleriyle kalmayıp donanımsal olarak da gelişmekte. Bugün su geçirmeyen ve darbelere çok daha fazla dayanıklı akıllı telefonlar mevcut.

    Cep telefonu denildiğinde artık aklımıza akıllı cep telefonu gelecek bir döneme doğru hızla ilerliyoruz.  Yani akıllı telefonların kullanımı hızla artarken, bu durum cep telefonlarımızla çok daha fazla zaman geçirmemize, daha fazla mobil olmamıza neden oluyor ve beraberinde şu sorun ortaya çıkıyor:

    Akıllı cep telefonlarımızı bir yerlerde unutuyor veya kaybediyoruz 

    Mobil güvenlik servisi Lookout verilerine göre dünyada bir günde 7 milyon $ değerinde akıllı cep telefonu kaybediliyor ve bu kayıpların 2/3’ü akşam 9 ile gece 2 arasında gerçekleşiyor. İnfografikteki ilginç verilerden biri de günde 4 telefonun Niagara Şelalesi‘nde kaybedilmesi. Özellikle özel günlerde, festivallerde ve yıl başlarında cep telefonu kaybetme oranı artıyor.

    Akıllı cep telefonlarının en çok kaybedildiği mekanlara baktığımızda en başta kahve ve fast food dükkanlarını söyleyebiliriz. Öte yandan benzin istasyonları, iş yerleri ve marketler de yine sıklıkla cep telefonlarının kaybedildiği yerler olarak gözükmekte.

    Özellikle coşkulu anlarımızda telefonumuza sahip çıkalım 🙂

    akilli-telefonunuzu-kaybederseniz

  • Mobil Kullanım Alışkanlıkları ve Online Reklam

    Adweek‘te gezinirken aşağıdaki infografiğe rastladım. Bir paragraflık bir açıklamayla özetle şuna vurgu yapılmıştı; mobil cihazların genel anlamda benzerlikler göstereceğini ancak pazarlamacıların bu mobil cihazların farklılaşan kullanım alışkanlığını bilmeleri gerektiğiydi. Mobil kullanım alışkanlıkları toplumlara göre farklılaşsa da dünyadaki trendler öyle ya da böyle çok hızlı bir şekilde yayılıyor…

    Tabletler daha çok evde kullanılıyor

    Akıllı telefonlar her an yanımızdayken tabletler daha çok evde, oturma odalarında ve hatta yatak odalarında kullanılıyor. Bu bilgi de mobil reklamcılık söz konusu olduğunda değerli bir bilgiye dönüşüyor. Örneğin tablet ve akıllı telefonların fiziksel farklılıkları da bu iki cihaza özgü, ön plana çıkan  reklam modellerinin  oluşmasını sağlıyor.

    Örneğin, tabletlerde online video reklam yayınlamak akıllı telefonlara göre daha verimli. Tabletler ev ortamında, geniş ekranları  ile uzun videolar izlemeye daha elverişliyken aynı şey akıllı telefonlar için geçerli değil. Akıllı telefonları hareket halindeyken kullanıyoruz ve videoları izlemek için her zaman bu kadar vaktimiz olmuyor. Ayrıca 2-D barkod uygulamalar da akıllı telefonlar düşünülerek uygulanmalı. Akıllı telefonlar dışarıda kullanıma daha elverişli!

    Akıllı telefonlar online video reklamcılık için tabletlere göre pek verimli olmasa da akıllı telefonlar için yapılabilecekler sadece online video reklamcılıktan ibaret değil. Akıllı cep telefonlarını ulaşım halindeyken, alışverişte ve bir yerde yemek yerken özellikle kullanırız, zaman zaman cep telefonumuzu kontrol ederiz. Bu anlarda akıllı telefonlara gelecek bildirim mesajları, bilgi edindirici ve sonrasında satışa yönelik yönlendirmeler ve kampanya fırsatları mobil ve lokasyon pazarlama için daha iyi sonuç alınabilecek çözümlerdir.

    data-how-mobile

    mobil-cihaz-data-kullanim-verileri

  • Sayılarla Pinterest

    Sayılarla serisine artık  Pinterest’i eklemenin vakti gelmişti. Aşağıda Türkçe olarak güncel Pinterest verilerine ulaşabilirsiniz. Daha önce paylaştığımız Pinterestle ilgili diğer içeriklerimize de buradan ulaşabilmek mümkün.

    Pinterest’in yönlendirdiği trafik ve demografik özellikleri diğer sosyal ağlarından ciddi anlamda farklı. Özellikle Pinterest kullanıcılarının şimdilik Amerika’da yoğunlaştığını düşünürsek hala tam anlamıyla globalleşemediğini söyleyebiliriz. Ancak her geçen gün Türk kullanıcı sayısının da artıyor olması, Pinterest’in yakın zamanda sık kullandığımız bir sosyal mecra olacağını söylemek için yeterli olacaktır. Türkiye her zaman sosyal medya kullanımı işinde dünyada önde gelen bir ülke olmuştur ve kadın kullanıcıların sürüklediği bir mecranın kullanıcı sayısının daha da artacağını söylemek zor olmayacaktır.

    Pinterest’i anlamak adına önemli verilerin paylaşıldığı infografiği diğer bütün yazılarımızda olduğu gibi üzerine gelip tıklayarak daha büyük bir şekilde inceleyebilirsiniz.

    Eğer isterseniz aşağıdaki butona tıklayarak İnfopik‘i de Pinterest üzerinde takip edebilirsiniz 🙂

    Follow Me on Pinterest

    pinterest-istatistikleri

     

  • Pazarlamacılar İçin Pinterest Kullanımı

    Pinterest‘in özellikle click anlamında değerli bir mecra olduğunu biliyoruz. Yayıncılar ve pazarlamacılar için iyi fırsatlar var ancak sadece tıklama sayısını artırmak basit bir pazarlama çalışmasından öteye gitmeyecektir. Yani Pinterest ile CTR oranı artmış bir kampanya aslında müşterinin gözünü boyamak için iyi bir yöntem olarak kullanılabilir!

    Pinterest’te reklamveren ve yayıncıları birleştiren reklam odaklı platformlar oluşmakta. Örneğin Pinbooster bu amaçla yola çıkmış bir platform. Bunlar henüz CTR çevresinde gezinen yaklaşımlar; öte yandan satış kanalı oluşturması için de Pinterest’ten faydalanabilmek mümkün olacak.

    Ne zaman Pin’lemeli?

    Pinterest’te paylaşılan içeriğinizin daha çok ilgi görmesini (pin, like) istiyorsanız paylaşım saatiniz bütün sosyal mecralarda olduğu gibi önemli. Günün en etkin zaman dilimi 14:00 ile 16:00 arasıyken akşam özellikkel mesai saatinden sonra yapacağıonız paylaşımları 20:00 ile 01:00 arasında yapmak daha iyi sonuç almanızı sağlayacaktır.

    Nasıl Pin’lemeli?

    Ayrıca yapılan araştırma gösteriyor ki “call to action” tanımlı gönderiler %80 daha fazla etkileyici oluyor ve engagement oranını artırıyor. Yani paylaştığınız içeriğin altına ilgi çekici ve insanları o içeriğe bakmaya teşvik edici bir açıklama merak uyandırıcı bir etki yaratıyor. Örneğin, “Şu ilginç adamı görmelisiniz, nasıl da atlıyor öyle!” benzeriş bir açıklama ile daha yüksek tıklama elde etmenize yardımcı olacaktır.

    Ayrıca görsellerinizin altındaki tanımlamalarda Twitter’daki gibi hastagler (#infopik) kullanmanız yine CTR için faydalı olacaktır.

    En çok ilgi toplayan kategoriler

    Pinterest’te bilgi verici, öğretici (örneğin infografikler) içerikler ile  özellikle kadınların ilgi gösterdiği, bir şeyin adım adım tarifini anlatan “kendiniz 5 adımda pratik şapka tasarlayın” benzeri içerikler oldukça fazla ilgi görüyor. Unutmamak gerekir, Pinterest’te kadınların sözü geçiyor 🙂

    Trending Topics

    İçerikleriniz TT olan yani gündemdeki popüler konularla bağlantılıysa ve hali hazırda “konuşulan” bir konuyla ilgili bir içerik pinlerseniz tıklama oranınızı ortalama %94 artırabilirsiniz.

     

  • Intel’den Global Cep Telefonu Kullanımı Araştırması

    Intel’in yapmış olduğu araştırma bir gerçeği ortaya koyması açısından özellikle önemli. Telefon ve sosyal medya kullanımına bağlılık eş zamanlı, mobil olarak artıyor. Ceptelefonunu yanımızdan ayırmayıp her an mobil durumdayken, sosyal medyadan kopmadan online olmayı da sürdürüyoruz.

    Amerika’da günde 2,7 saat cep telefonundan sosyal ağlara bağlanmakla harcanıyor. Bununla birlikte insanların %50’si cep telefonu olmazsa sosyal hayatlarının kötüleşeceğini belirtiyor. İnsanların %40’ının cep telefonlarını hiç yanından ayırmadığı ve cep telefonsuz yaşamaya oldukça tahammülsüz olduğumuz bir gerçek.

    Özel hayatımızın bir parçası olan cep telefonları her geçen gün daha da akıllandıkça hayatımızın vazgeçilmez bir köşesine doğru ilerleyecekler. Öyle ki daha şimdiden cep telefonu için çikolatadan, diş fırçasından, ayakkabıdan ve sevdiklerimizden vazgeçmeye başlamışız bile 🙂

    intel-telefon-kullanimi-arastirmasi