Ay: Haziran 2012

  • Comscore’dan Online Alışveriş Deneyimi Raporu

    Müşterilerin online alışverişi nasıl deneyimlediklerini araştıran comscore‘un, aslında birçoğumuzun düşüncelerini destekler verilere ulaşmış olduğunu görüyoruz. Sadece ABD’de değil,Türkiye’de ve  dünyada da kullanıcıların online alışveriş yaparkenki talepleri benzer. Bu nitelikler teknolojik özelliklerin yanısıra servisin hizmet kalitesiyle de ilgili.

    Araştırmanın, online alışverişi 3 temel başlıkta incelediğini görüyoruz. Aslında bu 3 temel konu, müşterilerin de online alışverişte en çok önemsediği konuları oluşturmakta.

    Online alışveriş yapan müşterilerin servis aldıkları şirketten 3 temel beklentisi var.

    1. Teslimat süresinin kısalığı, yani alınan ürünün en hızlı yolla kendilerine güvenli bir şekilde ulaşması.
    2. Müşteri hizmetlerinin kalitesi, geri idae prosörünün müşteri odaklı olması ve müşteriyi zora koşmayan bir anlayışın olması bekleniyor. Müşteri geri iade prosörünün neredeyse ‘iade kabul edilmez’ anlayışında olmasını kabul edemiyor.
    3. Ürünün müşteriye ulaştırılma akışı, müşterinin son derece önem verdiği konuların başında gelmekte. Online alışveriş yapan müşteriler aldıkları ürünün nerede olduğunu izleyebilmeyi ve bu konuda bilgilendirilmeyi talep ediyorlar.

    Araştırma sonuçlarını aşağıda paylaştım. Burada bilgilerin niteliklerinden çok oransal değerlerinin daha dikkate değer olduğunu söyleyebilirim.

    • Online alışveriş yapanların %42’si teslimat süresinin uzunluğu yüzünden alacakları ürünleri almaktan vazgeçiyorlar.
    • Online alışveriş yağanların 1/3’ü daha hızlı teslimat için ekstra ödeme yapmayı tercih etmekte.
    • Online alışveriş yapanların 2/3’ü çoğu zaman en ekonomik teslimat opsiyonunu tercih ediyor.
    • Online alışveriş yapanların %43’ü teslimat süresinin 2-3 gün olmasını bekliyorlar. Yani 2-3 günlük teslimat süresini makul buluyorlar diyebiliriz.
    • Online alışveriş yapanların %30’u gece yarısı nakliye hizmetinin de olmasını istiyor.
    • Müşteriler kolayca anlaşılabilir bir geri iade sisteminin varlığını takdir etmekteler. Geri alım politikasının nasıl olduğunu öğrenmek istiyorlar ve %63’ü alışveriş yapmadan önce bu politikayı inceliyor. Yani bu karar satınalma kararlarına doğrudan etki etmekte.
    • Kullanıcıların %75’i her perakendecinin müşterilerine takip/izleme olanağı sınmasu gerektiğine inanıyor.

     

    infographic-online-shopping

  • Euro 2012’deki Milli Takımların Sosyal Medya Karnesi

    Euro 2012‘de Türkiye olarak biz yer alamasak da bu birçoğumuz için pek sorun değil. Aslında sorun olan soruna alıştık ve sadece futbol özlemiyle maçlara odaklandık diyebiliriz. Örneğin dün akşamki Almanya – Portekiz maçı turnuvanın şuana kadar ki en ciddi maçıydı ve pür dikkat bu maçı takip ettik.

    Fark ettiniz mi bilmiyorum ama ben size bunu fark ettirmekte kararlıyım. Dikkat ederseniz ‘izledik‘ değil ‘takip ettik‘ ifadesini kullandım. Bunu planlı bir şekilde yapmadım ve tamamen yazıyı ilk haliyle yazarken bu ifadeyi kullandım. Tamamen doğal olarak kullanılan bu ifade bile artık her ‘reytingli‘ konuda sosyal medya etkisini gördüğümüzün kanıtı aslında. Maç oynanırken Twitter’da, Facebook’ta maçla ilgili yorumlar, paylaşımlar görüyoruz ve maçı izlerken bir yandan da sosyal medyada var oluyoruz.

    Yukarıda anlattıklarım bir kenara, Socialbakers yine gündemle paralel yapmış olduğu araştırmayı infografikleştirince İnfopik’te bir kez daha adını duyurmuş oldu. 🙂

    İngiltere’nin Youtube’da 37,5 bin takipçisi var

    Euro 2012’de yer alan ülke milli futbol takımlarının Facebook, Twitter ve Youtube’daki takipçi sayıları ile Facebook’taki takipçi etkileşim oranlarının kıyaslandığı infografik ile takımını sosyal medya en çok coşturabilecek taraftara sahip ülkeler ortaya konulmuş oldu.

    İngiltere Milli Futbol Takımı‘nın 3 sosyal mecrada da lider konumda olduğunu görüyoruz. Almanya, Twitter ve Facebook’ta İngiltere’nin en büyük rakibi olurken, Youtube’da aynı başarıyı gösterememekte. İlk 5’te Almanya’yı göremediğimiz Youtube’da İngiltere’nin açık farkla en fazla takipçiye sahip futbol milli takımı olduğunu görüyoruz. İngiltere’nin Youtube’daki sayfasının  37,5 bin takipçisi bulunuyor.

    Takipçi sayısı elbette önemli ancak sosyal medyada takipçilerinizle olan ilişkinizin bir yansıması olan, etkileşim oranı takipçi sayısına göre daha önemli bir başarı kriteridir. Bu alanda da Yunanistan Milli Futbol Takımı’nın Facebook’taki %1,05’lik etkileşim oranıyla birinci olduğunu görüyoruz.

     

    euro-2012-finali-infografik

  • Facebook Takipçileriniz ve E-mail Bülten Aboneleriniz

    Bu konu çok ilgimi çekti. Facebook’ta bir markayı beğenen takipçiler ile markanın e-mail bültenine abone olan takipçiler arasında davranış benzerliği olabileceği konusunu daha önce hiç düşünmemiştim. Yapılan araştırma ile bu ilişki ortaya konulmuş ve bence bugüne kadar Facebook takipçilerinin davranışları hakkında yapılmış en iyi kıyaslamalardan biri olduğunu söyleyebilirim.

    Açıkçası daha önce Facebook özelinde, nasıl daha çok takipçi edinilebileceği ve takipçilerin nasıl elde tutulabileceğini defalarca belirtmiştik. Sosyal medya genelinde de durum çok farklı değil aslında. Şunu da yeri gelmişken bir kez daha söyleyelim. Bugün birçok Facebook sayfası (pages) sahte profiller, hileli yollarla şişirilmiş takipçi sayısına ulaşmış durumda. Ancak aynı sayfanın paylaşılan içeriklerine baktığınızda ise dikkat çekici bir şekilde kullanıcı etkileşiminin hiç olmadığını veya çok düşük yüzdelerde seyrettiğini görebilirsiniz. Bu da psikolojik olarak, fazla takipçisi olduğunu gördüğünüz sayfayı ‘beğenmenizi’ sağlamak için yapılan bir ahlaksız yol.

    İnsanları e-mail bülteninize abone etmeye zorlayamazsınız. E-mail bülteninize abone olan her takipçiniz için bilirsiniz ki gerçekten isteyerek ve bilerek sizin bülteninize abone olmuştur. Ancak yukarıda da dediğim gibi bu durum Facebook veya diğer sosyal ağlardaki takipçileriniz için aynı değil.Bülteninize abone olan biri, Facebook’ta markanızı beğenen kişiye göre kıyasladığımızda sizi ‘gerçekten‘ beğendiğine daha çok emin olursunuz. Bugün insanların size güvenerek e-mail adreslerini bırakması, şüphesiz bir ‘like’ butonuna basmasından çok daha kıymetli bir davranıştır.

    Yeri gelmişken bir hatırlatmadan zarar gelmez diye düşünüyorum. Her gün, o gün yayınlanan içeriklerimizi mail adresinize gönderebiliriz. Böylece, hiçbir içeriğimizi kaçırmamış olursunuz. Bültenimize kayıt olmak için burayı tıklayarak e-mail adresinizi girmeniz yeterli olacaktır.

    Araştırma, Facebook takipçileriniz sizi neden ‘like’ ediyorsa aynı nedenlerle de e-mail bülteninize abone oluyor diyor ve yine benzer olarak sizi Facebook’ta takipten çıkma nedenleri de e-mail aboneliğinizden çıkma nedenleriyle aynı.

    Burada temel etkenler ise şu şekilde:

    • Sık içerik paylaşımı veya sık e-mail gönderimi.
    • Takipçilerinizin ilgisini çekmeyecek, sizden beklemedikleri içerikler paylaşmak.

    musteriler-neden-markanizi-begenmez

  • Japonya’da Akıllı Telefon Kullanımı Sadece %6

    Uzak Doğu dendiğinde aklımıza gelen ilk ülke olmasıyla kalmayıp aynı zamanda ileri teknolojinin de başkenti yıllardır Japonya olmuştur. Özellikle elektronik, robotik, ve otomotiv sektörünün dünyaca ünlü şirketleri Japonya’dan çıkmıştır. Sony, Honda ve Toyota ‘yı bir çırpıda sayabiliriz.

    Yaşanan doğal felaket ile birlikte son zamanlarda ekonomik olarak durgunluk yaşasalar da ülkedeki üretim devam etmekte. Ne olursa olsun şunu biliyoruz ki Japonya eskisi gibi teknoloji alanında yalnız değil. Bugün Güney Kore, Tayvan gibi ülkeler de artık teknoloji üretimi konusunda ciddi anlamda söz sahibiler. Hatta buraya bir Çin‘i de ekleyebiliriz. Samsung, HTC ve Huawei‘ye tam da burada bahsetmiş olalım.

    Japonya hakkında bunları bahsetmişken şimdi anlatacaklarım Japonya hakkında ilginç veriler içeriyor olacak. Aşağıdaki infografik, yapılan araştırma sonucunda ülkelere göre akıllı telefon kullanımına ait veriler içeriyor. İnfografikteki en çarpıcı sonuç, başlıkta da vurguladığım gibi Japonya’daki akıllı telefon penetrasyon oranının %6 olması. Yani Japonya’nın yaklaşık 128 milyonluk nüfusunun %6’si akıllı telefon kullanmakta.

    Japonya için %6 oranı diğer ülkelere göre kıyaslandığında az görünebilir ancak diğer datalardan anlıyoruz ki Japonya’da insanlar akıllı telefonları daha bilinçli bir şekilde kullanıyorlar. Yani, gerçekten akılı telefona ihtiyacı olan ve bunu kullanan bir kitle akıllı telefon sahibi oluyor. Moda olduğu için veya ‘herkeste var ben de almalıyım’ mantığı Japon kültürüne pek yakın görünüyor.

    Japonya’da akıllı telefonların temel kullanım amacı sosyal medya kullanımı değil

    Japonların akıllı telefon kullanım detaylarına girdiğimizde, Japonlar akıllı telefonları ile daha çok internete erişiyor ve arama yapıyorlar, e-maillerini kontrol ediyor, alışveriş yapıyorlar ve uygulamalardan fazlasıyla yararlanıyorlar. Öte yandan müzik dinlemek, oyun oynamak  ve sosyal ağlara erişmek Japonlar için daha az öneme sahip aktiviteler olarak dikkat çekiyor.

    smartphone-arastirma

  • Küçük Şirketler İçin Sosyal Mecralar Rehberi

    Yell.com’u, Britanya Adası kapsamında lokal hizmet veren bir şirket rehberi ve arama motoru olarak niteleyebiliriz. Herhangi bir konuda ihtiyacınız olan şirketleri size listeleyerek aralarından seçim yapmanıza olanak veriyor. Boya ustası, tesisatçı, hırdavatçı, elektirikçi… Şirketlere özel sayfaların olduğu bu platformda genellikle küçük ölçekli şirketlerin olduğunu söyleyebiliriz.

    Yell.com, yapmış olduğu araştırma ile küçük ve orta büyüklükteki işletmelere  (KOBİ), sosyal medyanın işlerini geliştirmede nasıl faydalı olabileceğini vurgulamış oluyor. Araştırmada kapsamında şirketler sosyal medyayı nasıl kullanmaları gerektiğini ve sosyal ağların karakteristik yapılarını öğrenmiş oluyorlar.

    Ayda 800 milyon saatin sosyal ağlarda harcandığı Birleşik Krallık’ta (önemli bir kısmı İngiltere) küçük işletmeler için sosyal medya birçok avantajıyla küçük işletmeler için müthiş bir fırsat olarak duruyor.

    Sosyal ağlarda takipçilerinizin sizi takip etmekten vazgeçmesini istemiyorsanız, yoğun bir şekilde gönderi yapmayın ve olabildiğince ilgi çekici içerikler kullanın.

    İlgi çekici içerik demişken burada da genel anlamda bildiğimizi doğruları tekrar edelim. Sayfanızda yürüteceğiniz yarışmalar, ödüller, makaleler ve özellikle videolar bu konuda size yardımcı olacaktır. Sayfalarınızda görsel ögelere ağırlık vermek takipçilerinizin sizinle daha çok etkileşime girmesini sağlamış olacaktır.

    Araştırmaya katılanların yalnızca %15’i Goolge+’da markaları takip etmekteyken, yaklaşık %40‘ı markaları takip etmek için Facebook‘u tercih etmekte.

    İnfografik’te Twitter, Facebook, Fourquare ve LinkedIn’e ait verilere de yer verilmiş. Özellikle işletmeler için her platformun ne gibi fırsatlar doğurduğunu ve hangi amaçla kullanılabileceğini görmek adına faydalı.

    Markalara ait içeriklerin %47’si Facebook, %25’i Twitter, %11’i LinkedIn ve %8’i ise Foursquare’de yer almakta.

    • Twitter: Twitter’da takipçilerinizle gerçek zamanlı hızlı bilgi alışverişinde bulunabilir, ürün ve hizmetleriniz hakkında bilgi paylaşabilir, takipçilerinizle sıcak bir iletişim kurabilirsiniz.
    • Facebook: Milyonlarca insanın sevdiği arkadaşları ve markalar ile etkileşimde olduğu Facebook’ta siz de kendi markanız için marka sadakatinizi geliştirmek adına Facebook’u denemelisiniz.
    • Foursquare: Henüz ülkemizde markalar tarafından yeterince iyi değerlendirildiğini söyleyemesek de (kullanım oranıyla da ilgili) özellikle lokasyon bazlı pazarlama denilince aklımıza gelmesi gereken bir mecra. Gelecekte Foursquare
    • LinkedIn: LinkedIn’de yer almak ve bu mecraya özel yaklaşımlar geliştirmek, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için hem bir prestij hem de insan kaynakları açısından muazzam bir networking olanağı sağlamış oluyor.