Erman Akdeniz

Ürün Lideri | Kariyer Mentoru | Yazar

Yapay Zeka Çağında Neden Hala Blog Yazıyorum?

18 yıllık dijital arşivimi hayata döndürüşümü sizlere duyurduğum, dokuz yıllık aradan sonraki ilk yazımda, Yazılarımı Eve Geri Getirdim‘de kişisel blogumu açış serüvenimden ana hatlarıyla bahsetmiştim. Bu yazıyı okumadan önce biraz daha hikayeyi başa sarmak isterseniz bu ilk yazımla başlayabilirsiniz.

Yaklaşık yirmi yıldır internet üzerinde öğreniyor, üretiyor ve yazıyorum

Hikaye nasıl başlamıştı?

Bundan 18 yıl önce, 2008 yılında üniversitede ikinci sınıftayken açtığım ilk kişisel blog sayfam ile blog içerikleri oluşturmaya başladım. 2010’da, artık yeni mezun ve profesyonel kariyerime başlayacağım dönemde ise içeriklerimi ve paylaşımlarımı kişisel markam altında yapmaya başlamıştım. O döneme kadar açtığım iki blog sayfamda yer alan bazı yazıları da artık kendi domainime taşımıştım. Tam o dönemde, Ağustos 2010’da bu süreci şu yazılarımla duyurmuştum. Yeni Bir Başlangıçİnternetteki Yolculuğumun Yeni Durağı

Sadece blog yazmadım, projeler de geliştirdim

2011’de infopik.com‘u, 2016’da btisanalisti.com’u kurdum. İnfopik’te ben ve yazar arkadaşlarımla beraber o dönem büyük bir başarıya imza atarak 700’e yakın yazının olduğu bir infografik analiz ve bilgi kaynağı yarattık. Sektöründe uzman profesyonellerin hazırladığı içeriklerle adımızdan çok söz ettirmiştik. İş Analisti kariyerim devam ederken, bu sefer geçmişte iş analizi üzerine yazdığım yazıları iş analistleri için bir topluluk platformuyla buluşturma niyetiyle btisanalisti.com‘u yayına almıştım. Orada da hem mesleki makaleler yazıyor aynı zamanda forumdan gelen sorulara yanıtlar vererek yardımcı olmaya çalışıyordum. Her iki platformda da binlerce kişiye ulaşan, yüzlerce özgün içerik ürettik. Ancak yıllar içinde bu siteler de kapanınca, yılların emeği internetten tamamen silinmiş oldu.

Tüm bunları, geçmişi şu yüzden anlattım.

Uzun yıllar ne biliyorsam, ne öğrendiysem yazmaya ve paylaşmaya gayret ettim. Yazmak bir hobi gibi değildi benim için. Oldukça maliyetli bir hobi olurdu çünkü çok fazla zamanımı veriyordum. Bu başka bir şeydi. Yazmalıydım, insanlara faydalı olabilmeliydim. Bir anlamda tutkuydu. Binlerce kişiye dokunabilecek olmanın motivasyonu benim için çok anlamlıydı. Elbette bu aynı zamanda çok büyük bir özveri ile oluyordu.

Neden hala blog yazıyorum?

O zaman artık yavaş yavaş bu sorunun cevabına gelelim. Ancak önce içerik üretimi konusundaki hassasiyetimi size göstermem gerekiyor. Bunun için de tam bu noktada yıllar önce, 2014’te yazdığım Özgün İçerik Üretmenin Maliyeti Nedir? yazısına da bir göz atabilirsiniz.

İçerik neydi?

Emekti.

Yazıydı.

Her zaman özgün içerik üretmek benim için kırmızı çizgi oldu. Çünkü ben yaşadığım gerçek deneyimlerimi paylaşıyorum. Kendi özgün düşüncelerimi anlatıyorum. Bu böyle başladı ve bundan sonra da böyle gidecek. Ancak sadece bunula da sınırlı kalmayacak.

Ben özgün içeriğimi, özgün deneyimlerimle paylaşarak üretmeye devam edeceğim.

Şimdi herkes dijital içerik üreticisi

Bugün içerik üreticisi denilince aklınıza benim gibi bilgisayarın başına oturup, saatlerce yazan çizen kişiler gelmiyor. Sosyal medyada kaydırmalık şeyleri paylaşanlar geliyor.

Bugün içerik, sosyal medyada hızla tüketilen, dijital ortam için üretilen video ve fotoğraflardan ibaret olmuş durumda. Üstelik şimdi yapay zeka ile bunları üretmek çok kolay. Yapay zeka ile bir blog yazısı, bir Linkedin paylaşımı, makale ve hatta tez bile yazmak mümkün. Özetle bilgiyi üretmek, çekip çıkarmak yapay zeka ile çok kolay.

Ancak hala bir konuda yapay zekanın yapamadığı bir şeyler var.

Deneyim üretmek.

Deneyim üretmek hala çok zor

Evet yapay zeka bizim yanımızda. Onu kullanıyoruz ve kesinlikle çok faydalanıyoruz. İşte bu yüzden yapay zekayı bir rakip gibi görmeden, birlikte çalışabileceğimiz yetenekli bir arkadaş gibi görmeliyiz.

Yapay zekayı her gün kullanıyorum:

  • Araştırma yaparken,
  • Fikir üretirken,
  • Operasyonel işlerimi hızlıca bitirmek istediğimde,
  • Aslında benim için yetenekli bir araç.
  • Ama hiçbir zaman yazı yazarken kendi deneyimlerimin yerine koymam.

Öte yandan yapay zekanın veremediği bir şeyler hala var…

Gerçek bir insanın deneyimi hala çok kıymetli. Yaşadığımız deneyimler ve onlardan süzülen kişisel yorumlarımız… Benim de inancım tam da bu gerçek deneyimlerde. İşte ben o deneyimi sizinle paylaşmak için buradayım.

Özgün içerik özgün deneyimle anlam kazanır

Özetle, yapay zeka çağında hala özgünlüğümü koruyabilme gücüne sahip olduğum için, kişisel deneyimlerin yazıya dökülerek internette hızlıca tüketilen içerikler gibi olmayacağını bildiğim için blog yazmaya devam ediyorum.

Blog yazmaya devam ediyorum çünkü yapay zekaya rağmen yazmak değil; yapay zekayla birlikte bile insan deneyiminin hala en değerli şey olduğuna inanıyorum. Çünkü ben yapay zeka ile herkesin kurabileceği cümleleri değil, hayattan yaşanmış deneyimlerimi paylaşıyorum. Benim elimden, benim gözümden…

Bu arada biliyorum; bloglar artık eskisi kadar popüler değil.

İnsanlar uzun yazılar okumuyor, videolar daha fazla izleniyor.

Hatta insanlar artık her yazınıza bu yazı acaba yapay zeka ile mi üretildi diye şüphe ile yaklaşıyor.

Böyle bir dönemde olsak da ben yine de yazacağım.

Çünkü yazmak benim için yalnızca içerik üretmek değil. Öğrenmenin, düşünmenin ve geriye iz bırakmanın en güzel yolu.

Şunu biliyoruz ki yapay zeka bilgiyi üretiyor ama yaşanmışlık üretemiyor. Size deneyim aktaramıyor.

İşte ben de bu deneyimleri paylaşmaya devam edeceğim.

Umarım bundan sonra da sizlere kaldığım yerden faydalı olabilmeye, bir ilham kıvılcımı oluşturmaya devam edebilirim.

Erman Akdeniz avatarı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir