Kaliteli Müşteri Deneyimi İçin Kullanılabilirlik Şart

Müşterilerinizi (daha geniş bir ifadeyle kullanıcılarınızı) ağırladığınız ortam, kullanıcılarınızın sizinle etkileşim kurduğu yerdir. Kullanıcılar, ürün satın alırken veya sizin sunmuş olduğunuz hizmeti deneyimlerken sizin sağladığınız ortamı kullanır. Bu ortam ürün/hizmet ile kullanıcı arasındaki köprüdür. Ortam, şirketi ve markayı temsil eder ve kullanıcı bu ortam vasıtasıyla markayla etkileşime geçmiş olur.

Bir evin planı kullanışsızsa bu hiç kullanılabilir bir ev değildir

Kullanıcının ortamlar ile etkileşimi farklılık gösterebilir. Örneğin bir e-ticaret sitesinde satınalma süreci, ürünler arasında geçiş rahatlığı, kategori sayfalarının basit ve anlaşılır oluşu gibi düşünebiliriz. Kullanıcının ortam ile deneyimi sadece online ortam ile de sınırlı olacak değil. Bir cafede yemek yediğiniz ortamı düşünün. Koltukların tipi ve tasarımı sizin masaya olan hakimiyetinizi zorlaştırır, yemek yemenizi bir eziyete dönüştürürse bu da sizin, yani kullanıcının olumsuz bir deneyim yaşaması için fazlasıyla yeterli olacaktır. İşte bu ergonomik olmayan sandalye son derece kaliteli ahşap malzemelerden ve el emeği işlemelerden oluşmuş da olsa kullanılabilirlik açısından maalesef sınıfta kalan bir ürün olmuştur.

İş Analisti Olmak İçin Nereden Başlamalı?

Son günlerde sıklıkla iş analisti olmak hakkında sorular alıyorum. Özellikle üniversitede okuyan veya yeni mezun olan arkadaşlardan gelen sorulara tek tek elimden geldiğince cevaplar yazmaya gayret gösteriyorum. Bu soruları (iş analistliği ile ilgili olanları) iletişim sayfasında özel mesajlar ile değil de BTİşAnalisti.com’daki Forum sayfasından sorarsanız cevap veriyorum. Çoğu zaman benzer sorulara benzer cevapları, tekrar tekrar yazmış olunca bu sorulara ortak bir platformda cevap vermenin daha iyi olacağını düşündüm. Böylelikle herkes bu soru ve cevaplardan faydalanabilecek.

İş analistliği hakkında sorularınız için burayı tıklayabilirsiniz.

Sıklıkla gelen sorulardan bir tanesi de şu kapsamda geliyor: “Yeni mezunum veya üniversite 3. veya 4. sınıf öğrencisiyim, henüz ciddi bir deneyimim yok. İş analisti olmak için geç mi kaldım? İş analisti olmak için neler yapmalıyım? Kendimi iş analisti olmak için nasıl hazırlayabilirim?” Bu sorular benzer ifadelerle çok geliyor. Öte yandan bu soruların sorulması çok doğal. Çünkü iş analistliğini doğrudan belirleyen belirli bir meslek yok aslında. Yani üniversiteye hazırlanan bir genç, iş analisti olmak istediğinde “iş analisti mühendisliği” bölümünü bulamıyor! Kaldı ki üniversiteliler arasında “iş analisti” pek de popüler bir iş dalı değil. Bu nedenlere ek olarak, Türk BT sektöründe iş analistlerinin önemi her geçen gün arttıkça, bu iş dalına da ilgi kaçınılmaz olarak artıyor.

İş analisti olmak için nereden başlamalıyım sorusuna cevap verirken aynı zamanda iletişim sayfasında bana yöneltilen soruları da içerecek şekilde madde madde notlar düşelim.

  1. Günümüzde başarılı bir iş analisti olmak için ihtiyacınız olan temel yetkinlik analitik düşünce yeteneği. Bu tek başına yeterli değil ama olmazsa olmaz.
  2. Hem işi hem de arkada çalışan sistemi (teknolojiyi) iyi bilmelisiniz. En az iş birimi kadar işin güncel yönelimlerine hakim olmanız, bir işi gerçekten analiz edebilmeniz için şart. Hatta o iş biriminden fazla bilin ki analizini gerçekleştirdiğiniz proje çağın gerisinde kalmasın, öncü olsun! Bu sayede iş biriminin farkında olmadığı gereksinimleri ortaya koyun, iş birimini yönlendirin.
  3. Genellikle iş analistlerinden beklenen temel görevler problemin saptanması, çözümün getirilmesi, iş gereksinimlerinin ortaya çıkarılmasıdır. İş biriminden gelen her isteği sekreter gibi not alıp analize direk eklemek iş analistliği değildir.
  4. İş analistliğine nereden başlamalıyım sorusunun cevabı şudur. Önce teoriyi kavramak gerekir. Yani mesleği anlamak. Örneğin; neden iş analistlerine şirketler ihtiyaç duyar? Bunu çalışarak başlayın.
  5. Yazılım geliştirme yaşam döngüsü içinde (SDLC) iş analistlerinin görevi vardır. SDLC gibi metadolojileri araştırmak ve büyük resmi görmek bütün sorularınıza cevap olacaktır.
  6. Üniversitedeyken iş analisti olmayı düşünüyorsanız teoride SDLC öğrenmek, pratikte stajlar ve part time çalışma olanakları yaratmak size fazlasıyla yardımcı olacaktır. SQL öğrenmek de bu aşamada yapabileceğiniz faydalı bir iş olur.
  7. Hiçbir yazılım dili bilginiz yoksa bile yazılım teknolojilerinin çalışma mantığını kavramanız gerekir. Sizden kurumsal şirketler iş analisti olarak kod yazmanızı beklemez, ancak bir kodun ve bir web servisin çalışma mantığını bilmeniz şarttır.
  8. Bir iş analisti raporlama yapabilmeli, sorgular çalıştırabilmelidir. Bunun için SQL kullanmayı bilmelisiniz. Bunu kendinize bir ödev edinebilirsiniz.
  9. Hiçbir konuda yapamazsam korkusuna kapılmayın, endişelenmeyin. Yeni mezun olduğunuzda sizden harikalar yaratmanızı değil, işi öğrenmeye yatkın olduğunuzu görmek isterler. Kendinizi geliştirmek için efor sarf etme gayretinde olmanızdır önemli olan. İşi zaten öğreneceksiniz.
  10. İş analisti olmak bir doktor gibi değildir. Yani bir çocuk doktoruysanız, çalıştığınız hastane değişebilir ancak işiniz değişmez. Ancak bir iş analisti için çalışılan sektör (domain) de önemlidir. Sektörün değişmesi, analizi yapılacak işin de değişmesi demektir. Sizin analiz yeteneğiniz, analiz yapma stiliniz sabit sizinle gider ancak, analiz edeceğiniz iş değişir. Bu yüzden bir alanda tecrübe kazanmak da önemlidir.

Not: Bundan sonraki iş analizi ve iş analistliği ile ilgili yazılarımı artık btisanalisti.com‘da yazmaktayım.

Müşteriyi Kaybederken Kazanmak

Müşteri kazanmaktan daha önemlisi mevcut müşteriyi elinde tutmaktır.

Elde tutmak” söylemini bu tarz işlerde sıkça kullanılan bir tabir olması nedeniyle yazdım ancak şirketlerin müşteriye “Elde tutulması gereken” kişi olarak değil, “Memnun edilmesi gereken” kişi olarak bakmaları gerektiği aşikar. Elbette gerçek bir müşteri sadakati yaratılmak isteniyorsa. Elde tutmak, çoğu zaman içinde biraz sinsi ve kapalı kapılar ardında bir takım oyunlar sonucu elde edilmiş bir nevi “Sahip olmak” anlamını içerir. Örneğin kadınlar için “Erkekleri elde tutmanın 12 kuralı” başlıklı içeriklere sıkça rastlamak mümkündür.

İnternetten Alışverişin Avantajını Kaçırmayın

İnternetten alışveriş etmeye mesafeli yaklaşan, bir e-ticaret sitesinden nasıl alışveriş edeceğini bilmeyen  ve bu yüzden hayatında hiç internetten alışveriş etmeyen o kadar çok kişi var ki; size bunu sayılarla ifade ettiğimde biliyorum ki çok şaşıracaksınız. Eminim bu şaşkınlığınız çok kısa sürecek çünkü hemen yakınınızdaki insanların bu anlattığım tanıma bire bir uyduğunu göreceksiniz.

Öğretmenlik

Bir devlet maddi manevi öğretmenine hak ettiği değeri göstermiyorsa kimsenin eğitim kalitesini ve öğretmenleri eleştirmeye hakkı olmaz.

Öğretmenlik beyaz yakalı işine veya mavi yaka işine benzemez. Farklıdır, özveri ister.

Sekreter (Yaz Kızım) İş Analisti Olmayın

“Nasıl kötü analist olunur?” sorusunun benim için ilk cevabı “Sekreter Analist” olmaktır. Peki, nedir sekreter analist?

Sekreter analist, şimdi açıklayacağım nitelikte iş analistliği yapan iş analistleri için benim vermiş olduğum bir isim. O açıdan sekreter, ya da “yaz kızım” iş analisti olup olmadığınızı henüz bilmiyorsunuz. Eğer iş analisti olmak istiyorsanız, şimdi size neden sekreter analist olmamanız gerektiğini açıklıyorum.

Soma Maden Faciasında Sorumlu Kim Bulundu?

Türkiye içeride ve dışarıda kötü yönetilen bir ülke. Dış politikada yaşadığımız olaylar malum. Ancak bizi daha belirgin bir şekilde etkileyen iç meselelere kayıtsız kalmak mümkün değil. Gördüğümüz hataları, yanlışları eleştiriyor ve bu ülkenin insanlarının refahı için dile getirmeyi bir sorumluluk görüyorum. Eleştirmeden, yanlışı göstermeden gelişme olmaz. Doğruyu alkışlamadan motivasyon sağlanmaz.

Bu ülke hepimizin ve yapılan iyi işlerden olduğu kadar, yanlış ve kötü işlerden de o derece hepimiz etkileniyoruz. Aynı geminin farklı bölümlerinde yolculuk etsek de dalga bir o yandan bir buyandan vursa da bir gün bu gemi su aldığında hepimiz batacağız. Artık gerçekten bir şeylerin yapılması gereken ve inatla ülkeyi yönetenler tarafından  geçiştirildiğine şahit olduğum iş güvenliği konusuna değinmeden edemeyeceğim. Bu devlet, onu oluşturan vatandaşı koruyamıyorsa devlet, kimin için var?

Özgüveniniz Yoksa Yeteneğinizi Öldürürsünüz

Bir önceki yazıda bizlerin kendimizi sürekli geliştirme ihtiyacı hissetmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Bu yazıdan sonra düşündüm ki belki yazdıklarımdan farklı anlamlar çıkaranlar olabilir. Örneğin kendine yetmeme, kendini yetersiz görme ve sonucunda meydana gelen özgüvensizlik hali. Belki daha da ileri gidilirse bir depresyon haline sürükleyebilecek bir durum. Kariyer veya özel hayatınızda istediğiniz birkaç şeyin olmaması durumunda bir yılgınlık veya pes etmişlik haline de bürünebilir insan. Ancak bunun böyle olmasını istemiyoruz. Başarısızlık ardından oluşan üzgünlük halini, bütün bunların  bilincinde yaşamak sizi güçlü kılar.

“Sürekli kendimi geliştirme ihtiyacı hissediyorum.” demek “Kendimi bir türlü istediğim yerde, başarıda göremiyorum.” düşüncesine sizi sokabilir. Oysa demiştim ki sürekli gelişme düşüncesi bir eksiklik belirtisi değil, bir yaşam biçimidir. Öğrenmeye aç olmak, bilmediğiniz anlamına gelmez. Bütün bu düşünceler ise kendinize olan güveninizin ortadan kaybolmasına yol açabilir. Kendimizi sürekli geliştirme ihtiyacı hissetmek sanılanın aksine öz güven sahibi olduğumuzu gösterir. Evet, öz güvenimiz varsa gelişime ancak o zaman kapı açabiliriz. Ancak “Kendimi geliştirmeliyim.” dediğinde çoğu kişi kendisinin bir eksikliği olduğu algısını zihninde oluşturarak kendisini psikolojik olarak bir baskıya sokmuş oluyor. Benim savunduğum hipotez, kişinin kendisini geliştirme ihtiyacı hissetmesi onun hala yapacak işi olduğunu ve kararlılığını gösterir.