Müşterilerinize en kaliteli ürününüzü en uyun fiyata verseniz yine de bir tarafta memnun olamayan, hala şikayet eden bir kısım müşteriniz olacaktır. Hayat bunun üzerine kurulu zaten. Memnun olabilmesini bilenler ve bilemeyenler. Memnuniyetle birlikte mutluluğu yakalayanlar. Tatmin olma duygusu ve “işte buna değdi be kardeşim” diyebilmenin insanda yarattığı kendinden emin iç geçirişler…
Hayatından memnun olan bir insan nasıl olur da kendinden memnun olamayabilir? “Kendi” dediğimizde aklınıza bu sözcüğün sonuna eklenen somutluklar gelsin. Örneğin kendi isteklerim, kendi planlarım, kendi egom…
Hayatından mutlu olmak ise aile ve arkadaş ilişkileri, bulunmak istediği sosyal konum, eğitim durumu, sağlık vs gibi konularda ilk bakışta sorunu olmayan insandır benim gözümde.
Hayatını kolay kabullenir insan. Anne ve babadır hayat. Çok seversin. Karşılık görmediğinde ise sevgisiz bir çocuk gibi odana çekilirsin. Doğduğun ülke ve sahip olduğu inanç. Hepsi ister istemez doğumla gelir ve kolay kolay bu hayattan kurtulamaz insan. Hayat aslında dış çevredir. İnsan dışarıyı sevmelidir içini ferahlatabilmek için. Hayatı sevemeyen biri zaten kendinden memnun olamaz. Hayat ile iyi geçinmek gerekir. Muhtacız hayatın sevgisine çünkü. İsteriz ki hayat bizi hep o şanslı tarafından yakalasın.
“Kendi” içtir. Dışarıyı sevmekle başlar ilk olarak. İnsan dışarıdaki algısını, insanların “ona” karşı davranışlarını süzer ve aldığı mesajla hayatını yorumlar. Önce hayattan “olur” alır insan. Kendi farklıdır. Kendi, hayaller içerir. Sadece sizin sahip olabileceğiniz ve hayatınız değişse de sizin peşinizi bırakmayacak düşleriniz vardır. Kendine verdiğiniz söz, kendinize olan saygı, ruhunuza ve bedeninize olan sorumluluklarınız vardır. Dışarıdan göründüğü gibi değildir asla hiçbir şey. Ondandır ki büyüttüğümüz buz dağlarının altı sularla kaplıdır. Herkesin içinde bir zaaf besler. Kendinden kaynaklanır. Kendi, biraz eksiktir. Dışa vurulan güçlü yan kendinin elindeki en büyük silahtır. İşe yaramayacak bir silah.
Hayattan memnun olmak yaşama sevincidir. Mecbursundur sevmeye. O senin evladındır ve başka bir hayatla değiştiremezsin. Kendi ise nereye gidersen git, nasıl bir hayata sahip olursan ol yaratılışınla birlikte seninle var olacak isteklerle gelecektir sana.
Kendini mutlu edebiliyorsan eğer, ruhunu besleyebiliyorsan, kendine olan sorumluluklarını yerine getirebilirken gülümsemen de değişebiliyorsa, hayallerine yaklaştığını görebiliyorsan ya da her geçen gün hayallerin sana daha tanıdık gelebiliyorsa, hayatı zorunda olduğun için değil “kendi” n istediğin için sevebiliyorsan kendinden memnun bir insansın işte. Kendi hayatın oluyor o anda. Senin ellerinde.
Bir yanıt yazın