Benim de bir blogger olduğum doğrudur ve şu anda bu yazıyı okuduğunuz site benim blog sayfamdır. İş başlığı altında toplayabileceğiniz bir blog oluşturduğumu söyleyebilmek mümkünken, tek düze bir sayfa yaratmaktan hoşlanmadığım için zaman zaman, asla diğer konuları geçmeyecek şekilde kişisel yaşantımdan da burada bahsetmekteyim.
Kişisel deneyimlerimi paylaşmayı bir sosyal sorumluluk olarak görüyor ve bundan ayrıca zevk alıyorum. Paylaşmayı sonuna kadar desteklerken, bilgi ve deneyim paylaşımının da en değerlisi olduğunu düşünüyorum. Kendime güvendiğim ve insanları doğruya yönlendirebileceğim konularda yazmaya özen gösteriyorum. Bu yazıları yazarken de asla tek başına “yorum” adı altında yazmadan, işin mantıksal ve bilimsel yönünü de vermeye özen gösteriyorum. Her yazarın fikri ve yorumu önemlidir ancak önce sayılar ve hakikat konuşmalıdır düşüncesindeyim. Öyle ki bazen sadece blog yazılarında değil, gazetelerin köşe sayfasındaki yazarlar bile bir konuya sadece “benim fikrim bu şekilde” üslubuyla yaklaşması, okurların da kör körüne bu yazarın fikrine katılmasına neden olabilir.
Çevrenizde çok fazla bilgi dolaşıyor. Bunları ayıklamak ve okuduklarınızı sorgulamak zorundasınız.
Profesyonel iş hayatından birçok blogger var artık. Çoğu kendi alanlarında içerikler oluşturuyorlar ve okuyucular da bu kişilerin ilk etapta unvan ve çalıştıkları şirket bilgisine bakarak dikkat kesiliyor.
Yazılarını etkileyici bulduğunuz blog yazarlarının konusuna ne kadar hakim olduğunu, kendi kişisel gelişimleri, hayat görüşleri ve iş alanlarıyla ilgili zamanı gerçekten yakalayabildiğini sorguluyor musunuz? Örneğin, blog yazarının İngilizce bilgisi ne seviyede ve kendi kariyeri için dünyayı takip edebiliyor ve yabancı kaynaklardan makaleler ve blog yazıları okuyabiliyor mu? Sırf bir yerlerde çalışıyor diye deneyimlerine güvendiğiniz blog yazarları belki de size demode ve artık günümüzde geçerliliğini yitirmiş bilgiler sunuyor ve siz kayıtsız şartsız bu fikirlerin esiri oluyor, bunlara göre yönlendiriyorsunuz hayatı. Örneğin insan kaynakları alanında bir blog yazarının blogunu takip ederken düşündünüz mü hiç; bu blogger en son insan kaynaklarıyla ilgili hangi yazarın kitabını okumuş ve bunu blogunda paylaşabilmiş?
Okumadan, kendini geliştirmeden yazılan yazılar gözlem ve histen ibarettir. Ne yediğinize dikkat ediyorsunuz. Okuduklarınıza daha çok dikkat etmeniz gerektiğini düşünüyorum.

Bir yanıt yazın