İş bulmanın çok zor olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Eskisi gibi telefonunuz sık çalmıyor. Başvurularınıza dönüş olmuyor. Çoğu zaman onlarca ilana başvuruyor, hiçbirinden ses alamıyorsunuz.
TÜİK’in Mayıs 2026 verilerine göre resmi işsizlik oranı yüzde 8,2 olarak açıklandı. Ancak işsizlerin yanı sıra çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanları ve istediğinden daha az çalışanları da hesaba katan atıl işgücü oranı yüzde 31’e ulaşmış durumda.
Bu çok ciddi bir oran.
Gençlerde durum daha da vahim. 15-24 yaş grubunda işsizlik yüzde 14,8. 2025 verilerine göre gençlerin yüzde 23,3’ü ise ne eğitimde ne de istihdamda.
Neredeyse her dört gençten biri.
Bunu yaşıyorsunuz, biliyorsunuz.
Üstelik mesele sadece işsiz olanlar da değil.
Çalıştığı işten ayrılmak isteyen ama aylardır yeni bir iş bulamadığı için yerinden kıpırdayamayanların sayısı da az değil.
Özetle zor zamanlardan geçiyoruz.
Ülkenin ekonomik şartları ortada. Hayat pahalı. İş bulmak zor. İşini kaybetmenin maliyeti ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Tüm bu sistemin yükü de yaşamını devam ettirebilmek için çalışmak zorunda olan milyonlarca insanın omuzlarında.
Peki böyle bir dönemde iş arayan birine ne söylemek gerekir?
LinkedIn’de son zamanlarda şuna benzer paylaşımlar görür oldum.
“İşsizsiniz. Bunu avantaja çevirin. Kendinizi geliştirmek için bir fırsat olarak görün.”
Ardından da kendinizi geliştirebileceğiniz birkaç ücretsiz kurs önerisi…
Kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Hatta ilk bakışta son derece iyi niyetli bir tavsiye.
Ama bence içinde bulunduğumuz dönem böyle bir dönem değil.
Aylarca, hatta çok daha uzun süredir iş arayan insanlar var.
Her sabah ilanlara bakmak, başvurmak, beklemek…
Cevap alamamak.
Mülakata girip elenmek.
Neden elendiğini bile öğrenememek.
Sonra ertesi sabah kalkıp aynı şeyleri tekrar yapmak.
Günler böyle akıp giderken bir yandan da hayatın gerçekleri vardır.
Kira, faturalar, kredi kartları…
Empati kurmak çok zor olmamalı. Gerçekten bu insanların ihtiyacı olan bir başka “kendinizi geliştirin” tavsiyesi mi?
Böyle bir insana sürekli “Bu zamanı fırsata çevir, kendini geliştir.” demek bana artık çok kolaycı geliyor.
İçinde bulunduğumuz sürecin sebebi insanların kendilerini yeterince geliştirmemiş olması değil.
İnsanlar zaten eğitim alıyor. Kurslara gidiyor. Sertifika topluyor. CV’sini değiştiriyor. LinkedIn profilini düzenliyor. Yeni araçlar öğreniyor. Başvuruyor. Network yapmaya çalışıyor.
Kendini geliştirmesi gerektiğini bilen birinin, bunu LinkedIn’deki bir “kendinizi geliştirin” paylaşımından öğrenmeye ihtiyacı yok. Hele ki tam da iş arama sürecinin ortasındayken…
Bugünkü işsizlik sorununu insanların yetkinlik eksikliğine bağlamak bana doğru gelmiyor.
Sorun, insanların kendilerini yeterince geliştirmemesinden çok daha büyük. Ekonomi kötü, şirketler temkinli ve iş fırsatları sınırlı.
Özetle ekonomi kötü ve şirketler bu dönem işe alım yapmıyor.
Ve böyle dönemlerde insanlara sürekli kendilerini geliştirmelerini söylemek, farkında olmadan başka bir mesaj da verebilir:
“Henüz iş bulamadıysan demek ki yeterince iyi değilsin.”
Ben buna katılmıyorum.
Kendinde güç bulan, içinden gelen herkes elbette kendisini geliştirsin.
Ama bugün uzun süredir iş arayan birine vereceğim ilk tavsiyem şu olurdu.
Psikolojinizi koruyun.
Sürekli reddedilmenin kendi değerinizi sorgulatmasına izin vermeyin.
İş bulamıyor olmanız, mesleğinizde kötü olduğunuz anlamına gelmez.
Her sabah daha üretken, daha donanımlı, daha pozitif olmak zorunda değilsiniz.
Zaten işsizlik başlı başına mücadele etmeniz gereken ağır bir yük.
Bir de bunun üzerine “Bu dönemi yeterince iyi değerlendirebiliyor muyum?” yükünü bindirmeyin.
Yıllar önce yazdığım şu yazımı hatırladım. Demiştim ki Kişisel Gelişim Canavarı olmayın!
Kendinizi geliştirmek önemli.
Ama hayatın bazı dönemlerinde ileri gitmek yerine geri gitmemeye çalışırsınız.
Para kazanmaktan önce elinizdekini kaybetmemeye çalıştığınız zamanlar olur.
İşte şimdi iş arayan arkadaşım.
Nefes alıp vermen gereken, kendine yüklenmemen gereken bir dönemdesin.
Elbette iş arama sürecinde atabileceğin birçok profesyonel adım var.
Ama artık lütfen şu tüm yanlışı kendinde aramaktan vazgeç.
Şunu düşün.
Bazen limonata yapmak için daha fazla limona değil, biraz suya ihtiyaç vardır.
