Blog

  • Burs Başvurusu ve Gerekli Belgeler

    Her öğrenci burs almak ister ancak istemenin ötesinde bazıları burs almaya muhtaç durumdadır. Ailesinin ekonomik şartları yeterli olmayan, burs ile ailesine daha az yük olacak öğrencilerin sayısının oldukça fazla olduğunu biliyoruz. Bir de eğer bir ekonomik destek almazsa eğitimine devam edemeyecek durumda olan arkadaşlarımız var ki onlar için elimizden daha fazlası gelse demekten kendimi alamıyorum.

    Bize birçok kez burs ihtiyacı olan öğrenciler ve aileler mesaj yolladılar. Bütün bu gelişmeler hakkında düşüncelerimi Burs İhtiyacı Olan Çok Fazla Öğrenci Var yazımda dile getirmiştim. Şimdi ise burs alabileceğiniz şirket, holdingvakıf, dernek, belediye gibi kurumların listesini, başvuru dönemlerini ve burs başvuru süreçlerini sizler için derleyeceğimiz yazı dizisinin başlangıcını bu yazı ile yapıyoruz.

    Burs Başvuru İçin Genellikle İstenen Belgeler

    • Üniversite yerleştirme belgesi
    • Ara sınıflar için öğrenci belgesi ve not durumunu gösteren transkript
    • Nüfus cüzdanı
    • Sabıka kaydı
    • Maddi durumunu gösteren belgeler (Gelir belgesi maaş bordrosu vb.)
    • Varsa okuyan kardeşleri gösteren belgeler
    • Fotoğraf
    • İkametgah senedi
    • Erkek adaylar için askerlikle ilişkisizlik belgesi

    Burs başvurusu sırasında veya burs başvurunuz olumlu sonuçlandıktan sonra istenebilecek belgeleri yukarıdaki tabloda bulabilirsiniz. Bu belgelerin hepsi istenebileceği gibi bazı kurumlara göre aralarından bazıları da istenebilir. Burs başvuru sürecinde sizden nelerin istenebileceğini görmeniz açısından faydalı olacaktır.

    Başarı odaklı ve ekonomik durum gözetilen burslar

    Burs konusunda genel olarak kurumların 2 türlü yaklaşımları var. Başarı bazlı verilen burslar ve ekonomik durum gözetilerek verilen burslar. Bir de tabi geri ödemeli burs denilen bir nevi krediler mevcut. Her bursun ve kuruluşun kendine has kabul şartları olacağı gibi bursun devamı için de gerekli şartlar olmakta. başarı bursu için başarının devamı gerekirken, ekonomik durumunuzun yetersiz olduğu gerekçesiyle aldığınız bir burs için eğer çalışmaya başlar ve sürekli bir gelir elde etme durumunuz olursa bursunuzun kesilme olasılığı ortaya çıkmış bulunuyor. Bir de tabi belli bir süre boyunca verileceği taahhüt edilen burslar da var ki bu burslar en çok tercih edeceğiniz burslar olacaktır.

    Burs için avantaj yaratacak durumlar

    Elbette bunu bir avantaj olarak açıklamak görmek doğru olmasa da ailenizin ekonomik durumunun iyi olmaması burs alma olasılığını artırıyor. Öte yandan üniversiteye giriş dereceniz, ara sınıflarda elle ettiğiniz yüksek not ortalaması, sosyal yönlerinizin gelişmiş ve gönüllü faaliyetlerde bulunuyor oluşunuz gibi etkenler burs almayı hak etmenizde önemli etkenler. Ayrıca bazı kuruluşlar burs politikaları gereği sadece belli üniversite öğrencilerine burs veriyor. Bu açıdan özellikle başarı bursları için üniversitenizin etkisi de bu noktada önemli.

    Hemşerim etkisi

    Bazı özellikle yerel kuruluşlar burs verirken, her ne kadar bunu dile getirmeseler de “Memleketlim” referansıyla bazı belli şehirlerde doğmuş adaylara öncelik verebiliyor. Bu durumlar için ise yapabileceğiniz pek fazla bir şey bulunmuyor.

    Gördüğünüz gibi burs alabilmek hiç de kolay bir şey değil. Birçok değişkene bağlı olarak kısıtlı değerlendirmelere göre verilen bursların, zaten yeterli olmadığı gibi gerçekten ihtiyacı olan adaylara ulaşma noktasında da sıkıntı yaşıyor. Bir sonraki yazımda burs başvurusu yapabileceğiniz, burs veren kurumları ve başvuru şartlarını inceleyeceğim.

  • Kurumsalcılık Oynayan Şirketler

    Olsun Kurumsal Şirket Sonuçta ve Gönlünüzdeki Şirket Ya Kurumsal Değilse yazılarıyla başladığım yazı dizisinin okumakta olduğunuz bu 3. yazısında artık konuyu toparlıyorum. Kurumsallık adı altında çağın gerisinde kalan ve çoğu zaman da çalışanların zararına işleyen şirket içi kurallara sahip şirketlerin önümüzdeki yeni yılda da yetenekli genç adayları şirketlerine çekmeleri ve ellerinde tutmaları çok zor olacak.

    Bir şirkette iş yapış şekli, çalışanın doğrudan maruz kaldığı bir iş kültürüdür. İçerideki çalışanların oluşturduğu ve alışkanlık halini alan iş yapış şekli gibi konular şirketlerin kurumsallığı için bir göstergedir. İş yapış şekli olarak çizilen demode, çalışan üzerinde baskı oluşturmaktan başka bir işe yaramayan kuralların “Kurumsallık” çatısı altında uyguladıklarını söyleyen şirketler benim için “Kurumsalcılık Oynayan” şirket konumundadır.

    Kurumsalcılık oynayan şirket özellikleri

    Çalışan yeteneği ve IQ seviyesi açısından belli bir ortalamanın üzerine çıkamayan, içeride teknolojiden uzak (Bilgisayar kullanabilmek, mail atabilmek ve gerektiğinde bilgisayarı yeniden başlatabilmenin ötesinde) ve yeni şeyler denemekten korka bir çalışan profili ile yeni bir şeyler denemeye niyeti olmayan ve bu anlamda çalışanları üzerinde heves kırıcı yaklaşımlar sergileyen şirket yöneticilerine sahip, aynı zamanda tüm bunların oluşmasında bir sakınca görmeyen, çalışan ve yönetici profilinden tutunda iş yapış şekline kadar her şeyin şirket içinde kurum kültürüne dönüşmesine olanak veren üst yönetime sahip şirketler birer kurumsalcılık oynayan şirketlerdir.

    Yukarıdaki uzun tanımı basitleştirip, ne demek istediğimi maddeler halinde açıklasam daha iyi olacak. Kurumsalcılık oynayan şirketlerde aşağıdaki şeyleri görebilirsiniz.

    Kurumsalcılık oynanan şirketlerde neler oluyor?

    1. Mail atılmadan iş yapılmaması ve sorumluluk alınmaması
    2. Toplantı yapmanın çaylı sohbetler ve dinlenme aracı olarak görülmesi
    3. Çalışma masasından kalkmadan çalışılmak zorunda olunması
    4. Performansın, bilgisayarınızın açık kaldığı süre ile ölçülmesi
    5. Mola verilebilecek fiziki dinlenme ortamının olmaması
    6. Mola vermenin sağlık açısından öneminin ve gerekliliğinin göz ardı edilmesi
    7. Özel hayata müdahalenin profesyonel iş kapsamında yer almadığının bilinmemesi
    8. Müşteriyle temas halinde olunmayan departmanlarda takım elbise ve resmi kıyafetin zorunlu tutulması
    9. Yasal izin haklarınızı kullanmanızda zorluk çıkarılması

    Yukarıda köhne bir kurumsal şirket ortamının özelliklerini okudunuz. Bu şirketler benim için kurumsalcılık oynayan şirketlerdir. Her şey kurumsal bir şirkette olması gerektiği için yapılıyormuş sanılır ancak iş yapmayı zorlaştırmaktan başka işe yaramayan süreçlerdir bunlar ve çalışanların şirkete bağlılığını azaltan, çalışma isteğini ve motivasyonunu düşüren faktörlerdir.

    Yasal haklarınızı bilmek ve bunu savunmak sizi aç gözlü yapmaz!

    İster profesyonel hayata geçmeye hazırlanan yeni mezun ya da profesyonel hayatta ısınmış bir çalışan olun öncelikle bilmeniz gereken konular iş hukuku ve sahip olduğunuz yasal haklardır. Yasal haklarınızı bilmek ve bunu savunmak sizi aç gözlü yapmaz, hakkınızı savunmanız için bilmeniz gerekir!

    Sonuç olarak, yetenekli olduğunuzu düşünüyor ve iyi bir çalışma ortamı arıyor, çalışılacak şirket seçimi sizin için gerçekten önemliyse şirketlerin finansal büyüklüğünden öte işveren markasına odaklanmanız gerektiğini, alışıla gelmiş “Kurumsal şirket” algınızı gözden geçirmeli ve şirketlerin bir çalışana sunduğu şartları, içerideki çalışan profilini ve çalışma kültürünü çok iyi araştırmanız gerekir.

  • Gönlünüzdeki Şirket Ya Kurumsal Değilse?

    Bir önceki yazım Olsun Kurumsal Şirket Sonuçta‘da kurumsal şirket ne demektir ve nasıl kurumsal şirket olunmaz gibi soruların cevaplarını vererek, kurumsal gibi görünen birçok şirketin aslında çalışmak için hiç de kurumsal bir şirket olamayacağından bahsetmiştim. Devamı niteliğinde olan bu yazımda ise çalışanlar ve iş seçimi yapacak olan adaylar açısından “Kurumsal şirkette çalışmak” fikri üzerine daha detaylı yazacağım.

    Sizin kurumsal şirketleriniz hangileri?

    Size kurumsal şirket nedir diye sorsam ne cevap verirdiniz? Ya da şöyle soralım: Bir şirketin kurumsallığı neye göre belirlenir? İsterseniz daha da basitleştirelim soruları. Kurumsal şirket denilince aklınıza ilk gelen şirketleri saymakla işe başlayalım. Burada eminim ünlü şirketleri içinizden geçiriyorsunuz. Herkesin bu listesi farlılık gösterebilir ama şuna eminim ki birçoğumuz bu listeye olmaması gereken benzer şirketleri de koyacağız!

    Cirosu büyük olan şirketleri kurumsal görmeyi bırakın!

    Bir şirket çok kazanıyorsa, yani cirosu kocaman, markaları çeşit çeşit ve bu markaların reklamları birçok farklı kanalda sürekli gösterilen bir şirketse elbette bu şirket aynı zamanda kurumsal bir şirket olmalıydı! O şirketten bahsederken “Öyle iyi, şöyle güzel, hepsi pekiyi…” yorumları da eksik olmazdı. Öyle ya bir şirket finansal açıdan sürekli büyüyor ise demek ki kurumsallaşma yolunda da önemli adımlar atmış olmalıydı. Gelin görün ki iş dünyasında kurumsallaşma finansal büyüklüklerle ölçülmüyor. Yani finansal açıdan büyük olmak, iyi kazanan bir şirket olmak ile kurumsal bir şirket olmak arasında genelleyebileceğimiz bir ilişki yoktur.

    Çalışacağınız şirketi değerlendirirken işveren markasına bakın

    Bir şirkettin ürün ve hizmetlerinin marka değeri ile çalışanlarına bir işveren olarak yaşattığı deneyimin marka değeri birbirinden farklıdır. Bir şirketin ürünlerinin iyi olması, o şirketin bir çalışanı olmanın da iyi olduğu anlamına gelmez. Bir şirkette çalışma kararı alırken, o şirkette çalışma fikrini artı ve eksileriyle değerlendirirken, şirketin işveren olarak marka değerini değerlendirmiş olursunuz. İşte şirketlerin sahip olduğu işveren markası şirketin finansal büyüklüğünden apayrı bir yerdeyken kurumsallıkla doğrudan ilgilidir. Güçlü bir işveren markasına sahip bir şirket için çalışanların çalışmak için kurumsal bulduğu bir şirkettir diyebiliriz.

    Öyleyse, çalışanlar için kurumsal şirket olmak tam olarak ifade eder?

    Eğer çalışanlar açısından kurumsal şirket olmanın aslında neyi ifade ettiğini ortaya koyarsak, evet herkes bir kurumsal şirkette çalışmak ister diyebiliriz. Çalışanlar için bir şirketin kurumsallığı öncelikle o şirketin bütün remi işlerde kanuna uygunluğun sağlanması ile başlar. Kurumsal şirket kanunsuz iş yapmayan şirkettir öncelikle. Bir şirket gerek özlük işleri olsun gerek faaliyet gösterdiği ticari işlerde kanuna uygun olarak çalıştığı güvencesini çalışanlarına vermiş olmalıdır. İkinci önemli konu ise şirketin çalışanıyla temas ettiği o ilk an olan iş görüşmesinde itibaren başlayıp, işe giriş sonrası devam edecek olan, şirket içi konularda şirketin çalışanlarına dürüst ve şeffaf olmasıdır. Kurumsal bir şirkette mevzuat ve kurallar kişilere göre değiştirilip, esnetilemez. Bu kurallar gizli saklı, ulaşılamaz yerde değil; herkesin erişebildiği şekilde sunulur. Kurumsal olmayan şirketlerde kurallar insani ve çalışan odaklı değildir. Alınan kararların, yeni yürürlüğe girecek bir uygulamanın satır aralarındaki maddelerin işveren lehine olduğu dikkatlerden kaçmıyorsa bu şirket de çalışmak için yeterinde kurumsal bir şirket değildir.

    Girişimci şirketleri de elbette kurumsal olabilir

    Şunu da söylemeliyim ki yeni kurulmuş bir girişimci şirketinde de üst düzey bir kurumsallaşma seviyesi bulabilirsiniz. Kurumsal şirkette çalışmak demek şirketlerin cirosundan, çalışan sayısından ve yaşından bağımsızdır. Algıları burada temizleyip şimdi yeniden kurumsal şirketleri gözümüzde canlandırmaya çalışmaya ne dersiniz?

    İş seçiminde çalışan odaklı süreçlere sahip ve günümüzün dinamik iş koşularına uygun teknolojik alt yapısı olan, yenilikçi vizyona sahip şirketlerinde çalışmanız dileğiyle. Bir şirkette çalışırken adına değil, iş veren markasına odaklanmanız faydanıza olacaktır.

  • Olsun Kurumsal Şirket Sonuçta

    Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri ile iş görüşmesi yaptığım dönemlerdi…

    Burada atlamamanız ve hemen merak etmeniz gereken nokta şu: “Önde gelen banka” ile ne denmek istenmiştir? Zihninizi biraz yorduğunuzda, şirketler hakkında konuşulurken bilinçli olmasa bile o şirket için genel konularda finansal büyüklüğü üzerinden değerlendirmeler yapıldığını fark edebilirsiniz. Finansal açıdan iyi olan bir şirket için şirket hakkında sanki diğer her konuda da  iyiymiş varsayımıyla alışıla gelmiş yorumlar yapılır. Bir şirket finansal açıdan büyükse, o şirket için önde gelen bir banka yorumunu yapmak, o şirketin çalışanı olmak hakkında bir değerlendirme içermiş sayılır mı? Yani o şirketin çalışanı olmak konusunda bir fikir verebilir mi?

    Kurumsal bir şirkette çalışmak ne demek?

    Bu konuda yazma fikrini bende oluşturması açısından anneme teşekkür etmeliyim. İş değişikliği yapmayı düşündüğüm dönemlerde yaptığım iş görüşmeleri için annemin bir yorumu gündelik yaşamda sıklıkla düşülen bir hatayı yeniden hatırlamama neden olmuştu. Yukarıda bahsettiğim banka için annemin konuşmamızın bir anında yaptığı değerlendirme aynen şu şekildeydi:  “… Olsun kurumsal şirket sonuçta.”  Tahmin edebileceğiniz gibi ben o bankada çalışmanın olası bazı olumsuz yönlerini saymıştım ve annem de bana bu cümle ile bir anlamda o bankada çalışma fikrinin iyi yönlerinin de olabileceğini göstermeye çalışıyordu. Birçoğumuzun anne babasının yer aldığı baby boomer kuşağına özgü bu yaklaşımlar size de hiç yabancı gelmemiştir sanıyorum. 🙂

    Günümüzden çok daha kötü çalışma koşullarında çalışan ebeveynlerimiz için kurumsal bir şirkette çalışmak, bizim bugün bir işverenin çalışanına karşı zaten yapması gereken sorumluluklarını yerine getirmesi olarak değerlendirebileceğimiz konuları ifade ediyor. Yani baby boomer kuşağı için cazip çalışma koşulları bugünün dünyasında bizler için (y kuşağı) olmazsa olmaz koşullar.

    Cirosu küçük, marka değil ama kurumsal

    Yeni kurulan bir girişim şirketini düşünün, kurulalı 5-10 yıl olmuş en fazla 100 kişilik şirketler. Adını sadece o sektörden kişilerin bilebileceği şirketler… Bu şirketler için kurumsal şirket değildir diye kesin bir yorumda bulunamayız. Oysa pratik hayatta sanki kurumsal şirket demek, bir holdingi arkasına almış veya global ölçekli bir şirket yani finansal açıdan güçlü şirket olmak gerekiyormuş gibi düşünürüz. Oysa dışarıdan yapılan bu yorumlar içerideki gerçeği yansıtmaz çünkü kurumsallığın finansal büyüklükle bir ilgisi yoktur.

    Şirketin yaşı, çalışan sayısı ve sermayesinden bağımsız olarak kurumsal şirket olabilmek mümkündür. Yeter ki içeride iş ahlakı, kanunlara uygunluk ve yerleşmiş bir sistem olsun. En azından bu yönde bir vizyon ile yola çıkılmış olsun. Buna sahip bir şirket kurumsallaşma yolunda ilerliyor demektir.

    kotu-patron-yonetici

    Keyfi kararlar alınabilen yer kurumsal değildir

    Bir şirkette kurallar bireylerce belirleniyorsa (Her yönetici istediği gibi karar alabiliyorsa) şirket o derece kurumsallıktan uzak demektir. Kurumsal bir şirkette kurallar net bir şekilde ortaya konmuştur ve bu kurallar şeffaf bir şekilde herkes tarafından ulaşılabilirdir. Bireylerin, üst yönetimin ve yöneticilerin inisiyatifine bırakılan noktalar ne kadar fazla olursa kurumsal bir şirketten bahsetmek de o kadar zor olur. Burada özellikle bahsetmek istediğim konulara özlük hakları, performans değerlendirmesi ve terfi konularını verebilirim. Örneğin performans değerlendirmesi olmayan bir şirkette çalışanlara ödenecek performans primi miktarının yöneticinin inisiyatifine bırakılması, terfi için bir ölçüt aranmaksızın yöneticinin sevdiği, istediği kişiyi terfi ettirme yetkisinin olması gibi durumları sayabiliriz.

    Bugün yaşları 45-70 arasında değişebilecek anne ve babalarımızın için garanti bir işte çalışmak çok önemlidir. Eminim siz de bunu ailenizden sık sık duyuyorsunuz. Onlar için garanti ve sağlam bir iş demek aynı zamanda “kurumsal” bir şirkette çalışmak anlamına geliyor ve genellikle bu kuşak kurumsal şirket olarak aslında finansal açıdan büyük ve ismi bilinen bir şirketti ifade etmiş oluyor.

    Çalışan gözüyle kurumsal şirket nedir?

    İş yeri seçiminde daha açık ifadeyle, çalışmayı tercih edeceğimiz şirket seçiminde birçok faktör etkili olur. Bütün bu faktörleri önünüze koyduğunuzda o şirketin işveren markasını değerlendirmiş olursunuz. Kurumsallığı sağlayan faktörleri göz önünde tutabilmek ise iş yeri seçiminde size oldukça önemli ip uçları verecektir. Zira şirketler için işveren markası olmanın bir koşulu da kurumsallaşmadan geçer.

    Çalışacağınız şirketi seçerken, şirketlere tüketici gözüyle değil çalışanı gözüyle bakmaya çalışmak gerekir. Hayal edin, kendi şirketinizi kursanız, şirketiniz içinde oluşturacağınız kültür için milyon dolarlara sahip olmaya ihtiyaç duyar mısınız?

    Bir sonraki yazıda kurumsal şirket nedir, ve kurumsallaşma ile işveren markası olma ilişkisi konusunu daha ayrıntılı olarak ele alacağım.

  • İş Hayatında Başarılı 21 Ünlü Ne Kadar Uyuyor?

    Her ne iş yapıyor olursanız olun, günün 24 saatini nasıl geçirdiğiniz başarınızla ve verimliliğiniz ile doğrudan ilgilidir. Zihinsel ve fiziksel sağlık için uyku olmazsa olmaz! Uyku düzeni aynı zamanda bir yaşam alışkanlığını da beraberinde getirir ve bu alışkanlıklar sosyal hayatınızı olduğu kadar öğrenciyseniz okul, çalışan iseniz profesyonel iş hayatınızı mutlaka etkiler. Bu konuda iş hayatlarında başarıyı yakalamış ünlülerin uyku düzenlerini incelemek size ışık tutabilir diye düşünüyorum.

    Uyumak yetmez kararında ve zamanında uyku gerekir

    Uyku yaşamımızı sürdürebilmemiz için bir ihtiyaç. Keyif için ya da yaradılış gereği uyumak istediğimiz için uyumuyoruz sadece. Biyolojik ihtiyaçlarımızın giderilmesi, vücudun dinlenmesi ve yenilenmesi, gerekli hormonların uyku sürecinde salgılanması için uyumamız gerekiyor. Ancak sadece uyumak da yeterli değil maalesef. Zamanında ve kararında bir uyku ile hem sağlıklı hem de başarılı olmanın ilk adımını atabilirsiniz.

    Gece aklınıza uykunuzu kaçıracak şahane fikirler geliyorsa buna değer!

    Düzenli uyku eminim hepimizin idealinde olan ancak uygulamada sıkıntılar yaşadığımız bir konu. 🙂 Ancak şunu söylemeliyim ki uykunuzdan fedakarlık yaptığınız her neyse bu gerçekten buna değer bir şey olmalı. Uykunun yerini tutabilecek bir şey yok ancak eğer gece yattığınızda aklınıza gelen şahane bir iş fikri veya projenizle ilgili daha önce hiç düşünemediğiniz bir detay uykunuzu kaçırıyorsa en azından haklı bir uykusuz kalma sebebiniz var denebilir. Ancak peş peşe yaşayacağınız uykusuz gecelerden sonra veriminizin düşeceği ve yeniden uyku düzenine girmeniz gerektiği de ihmal edilmemesi gereken bir gerçek.

    En iyi uyku alışkanlığı kişiden kişiye değişebilir

    Aşağıdaki infografikte görebileceğiniz gibi iş dünyasının farklı dallarından profesyonellerin uyku düzenleri birbirinden farklılık gösteriyor. Yani en iyi uyku düzeni diye bir şeyden ziyade, her bir kişi için en iyi uyku düzeni var. Her insanın bünyesi farklı ve uyku ihtiyacı da buna göre farklılaşabiliyor. Şu da bir gerçek ki yaş ilerledikçe uyku ihtiyacı da ters orantılı olarak azalır. Yani siz de benim gibi genç kategorisinde iseniz, 8 saate kadar uyku ihtiyacınız var denebilir. 🙂

    Biyolojik saat ve uyku düzeninize göre bir iş seçimi yapmaya çalışın

    Büyük şehirlerde ev ve iş arasındaki mesafenin uzaması, trafikte harcanan yol süresi gibi etkenlere bir de mesaileri eklediğimizde günün büyük kısmını iş için harcıyoruz. Bu durumda iş tercihi yaparken oturduğunuz eve yakın bir iş tercih etmenin ne kadar ciddi bir lüks olduğunu bilemezsiniz! Ancak çoğu zaman böyle bir iş tercih etme şansınız olamayacak ve siz kendinizi işinize uydurmak zorunda kalacaksınız. Böyle bir durumda da iyi düşünmek gerekiyor. Örneğin uykuyu seven biriyseniz ve sabah çok erken kalkarak gitmek zorunda olacağınız bir işi tercih etmeniz performansınızı ciddi şekilde etkileyecektir.

    Sabah kalkmaz akşam yatmaz olmayın!

    Önemli olan az uyumak veya erken yatmak değil. Az değil ama yeteri kadar uyuyun. Tam da vücudunuzun ihtiyacı olan uykuyu alın. Uykunuzu aldığınızda da yatakta gereksiz oyalanmadan kalkmanızı öneririm. Çok uyumak da sanıldığı gibi bir lüks değil. Aşağıda göreceniz başarılı olmuş ünlü isimlerin uyku saatlerinden tutunda uykuya daldıkları saatler bile ne kadar farklı. İşte tam da olması gerektiği gibi!

     

  • WordPress E-posta Gönderilemedi Sorunu

     

    WordPress sitenizde otomatik gönderilen e-postalar mevcuttur. Eğer buddypress veya bbpress gibi eklentiler kullanmıyorsanız, yani kullanıcılarınıza otomatik e-posta bildirimi gönderen eklentiler kullanmıyorsanız sizi en çok ilgilendiren e-posta “Parolanızı mı unuttunuz?” yani yeni parola almanızı sağlayan parola sıfırlayıcı e-postadır. Eğer kullanıcılarınıza otomatik bildirim e-postaları da gönderilmesi gerekiyorsa sizin için ş çok daha önemli hale gelmektedir çünkü bu hata sonucunda hiçbir otomatik e-posta gönderimi yapılamamaktadır.

    Eğer wp-admin şifrenizi unuttuysanız ve sitenizin kontrol paneline giriş yapamıyorsanız çözümü için burayı tıklayın.

    WordPress tabanlı sitenizde otomatik mail gönderimi wp_mail() fonksiyonu ile gerçekleşmektedir. Bu fonksiyonun çalışması için sitenizin barındırıldığı sunucuda bu özelliğe izin verilmiş olması gerekir. Yani barındırma hizmeti aldığınız (hosting) şirketi, sunucularında PHP mail() özelliğini kapalı tutuyorsa WordPress’in PHP tabanlı doğal e-posta gönderim sistemi de çalışmayacaktır. Siteniz üzerinde gönderilmeye çalışılan otomatik e-postalar oluşamayacak ve aşağıdaki gibi bir hata mesajı ile karşılaşacaksınız.

    Gördüğünüz gibi mesaj oldukça açık. Başka bir olasılık düşünmeye gerek olmayacak kadar.

    E-posta gönderilemedi.
    Olası sebep: servis sağlayıcınız mail() fonksiyonunu engellemiş olabilir.

    Sorunun kaynağını öğrendiğimize göre şimdi olası çözümlere geçebiliriz

    Eğer daha önce böyle bir sıkıntı yoksa ve sitenizi yeni bir hosting şirketine taşıdıktan sonra böyle bir sorunla karşılaştıysanız, ki genellikle böyle olur, hiç durmayın; sorun apaçık ortada demektir.

    • Hemen hosting şirketinizle iletişime geçerek durumu bildiriyorsunuz. Ancak, şöyle kötü bir sürpriz ile karşılaşma olasılığınız çok yüksek: “Kullanmakta olduğunuz hosting paketiniz bu özelliği kapsamıyor!”  İçinizden “Ama daha önce benim böyle bir sıkıntım yoktu; ben nereden bileyim bunu!” derseniz size sonuna kadar hak veririm. 🙂 Zaten çoğu kaliteli ve pahalı hosting şirketi bu özelliği aktif halde bulundurduğu için ancak yokluğunda bu özelliklerden haberiniz olur. Eğer yukarıdakine benzer bir cevap ile karşılaştıysanız, bu durumda ya ekstra para harcayarak aslında bu özellik dışında çok da ihtiyacınız olmayan bir üst hosting paketi satın alacaksınız ya da alternatif ve ekonomik çözümleri deneyeceksiniz.
    • Hosting şirketinizi ve kullandığınız hosting paketini değiştirmeden bu iş, “para harcamadan” nasıl çözülür derseniz onun da bir yolu var. Sunucunuz mail gönderemiyorsa sizin yerinize bunu yapacak başka bir servise ihtiyacınız var demektir. Aslına bakarsanız, sunucunuz mevcut otomatik e-posta gönderim sistemini desteklese bile 3. parti bir e-posta sağlayıcısı kullanmak çok daha avantajlıdır.

    SMTP ile WordPress’te Otomatik E-posta Gönderimi Yapabileceğiniz Eklentiler

    SMTP veya API üzerinden WordPress tabanlı sitenizde oluşan otomatik e-postaların iletilmesini sağlayabilmeniz mümkün. Üstelik bunu ücretsiz eklenti (plugin) ve servislerle yapabilirsiniz. Ben 3. parti bir e-posta sağlayıcıyı api entegrasyonu ile kullanıyorum. SMTP ile bu işi en hızlı bir şekilde çözmeniz için size eklentiler önereceğim. SMTP dendiğinde işin içene portlar giriyor ve bazı durumlarda hotmail vb. adreslere e-postaların ulaşmadığını görebiliyorsunuz. Burada ise devreye güvenlik dolayısıyla izin verilen portlar konusu devreye girmiş oluyor ki bu da işin teknik detay kısmı.

    1. WP Mail SMTP
    2. Easy WP SMTP
    3. Easy SMTP Mail

    Benim önerim ilk sırada yer verdiğim WP Mail SMTP eklentisi. Ancak siz çalıştığını görene kadar sırayla deneyebilirsiniz. (Tabi burada hatırlatayım; ilk denediğiniz eklentiyi etkisizleştirdikten sonra yenisini etkin hale getirmelisiniz.) Ben testlerimde bu üç eklenti ile de Gmail adreslerine e-postaların başarıyla gittiğini görürken Hotmail hesaplarına e-postaların ulaşmadığını gözlemledim. Bu sizde de böyle olacak anlamına gelmiyor. Hosting şirketinin size söyleyeceği port ile ilgili olarak farklılık gösterecektir.

    Bu eklentileri kullanabilmeniz için ayarlar kısmında bazı bilgiler girmeniz gerekecek. Bu bilgilerden port ve smtp adresi bilgilerini hosting şirketinizden öğrenebilirsiniz. SMTP adresi genellikle “mail.[alanadınız].com” şeklinde olur. Ayrıca gönderimi yapacağınız e-posta adresinizi ise yine sunucunuz üzerinde oluşturmalısınız. C-panel’de, Email başlığı altından yeni bir e-posta adresi tanımlamanız gerekmektedir.

    Umarım her şey sizin için yolunda gider. Sorularınız olursa aşağıda yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

  • Ortam Kütüphanesinde Görsellerin Gözükmemesi Sorunu

    wordpress-ortam-kutuphanesi

    WordPress tabanlı sitenizde herhangi bir nedenle sunucunuzda yer alan görsellerin ortam kütüphanesinde gözükmediği durumlar olabilir. Ben sizlere sunucudan görsellerin yüklenerek nasıl ortam kütüphanesine taşınacağını anlatacağım.

    FTP ile site dizinine bağlandığınızda, Uploads klasörünü veya bu klasör altındaki başka bir görsel arşiv klasörünü sildiğinizde görselinizi sitenizden tamamiyle kaldırmış oluyorsunuz. Yani görsel kaynağını siliyorsunuz. Bunun sonucunda da içeriklerinizde hatalı görsel izleri kalmaya devam ediyor. Hele ki içinde çok fazla görsel bulunduran bir görsel arşiv klasörünü sildiyseniz bu görselleri yeniden WordPress’e yüklemek mümkün olamayabilir. Ayrıca görselleri geçmiş zaman dilimindeki kendi arşiv klasörünün içerisine WordPress’in ön yüzünüzden yüklemeniz mümkün değil. O halde çözüme sorunun başladığı yerden başlayacağız. :)

    Öncelikle görselleri yeniden kendi klasörlerine taşıyın

    1. Öncelikle sitenizden kaldırdığınız/sildiğiniz görselleri yeniden kendi klasörlerine FTP ile yüklüyoruz. Böylelikle artık görselleri yeniden sitemize yüklemiş olduk.
    2. Görseller sitemizde yüklü ve kendi arşiv klasörlerinde olduğu için artık içeriklerinizde de başarılı bir şekilde gözükecek. Tabi buradaki önemli nokta şu ki görsel isimlerinde bir değişiklik yapmamanız gerekiyor.

    Buraya kadar her şeyi başarılı bir şekilde yaptıysanız içeriklerinizde görseller gözükmeye başlamış demektir. Ancak tek bir sorun kaldı. Ortam kütüphanesinde bu görseller eskiden olduğu gibi gözükmüyor! Bu görselleri yeniden ortam kütüphanesine taşımanın çözümü var.

    Görsellerinizi FTP ile sunucuya yükledikten sonra bu adımları izleyin

    Sunucudaki görselleri yeniden ortam kütüphanesine taşımanıza yardım edecek bir eklenti önereceğim sizlere. Bu eklenti sayesinde normalde WordPress’ten sunucuya taşınan görselleri, bu sefer sunucudan WordPress ortamınıza taşıyacağız.

    Add From Server eklentisini kurup, etkinleştirin.

    WordPress panelinizdeki Ortam başlığı altında Add From Server’ı göreceksiniz. Buraya tıkladığınızda karşınıza sitenizin dizini açılacak. Buradan Uploads klasörü altında hangi klasörde yer alan görselleri taşıyacaksanız o klasörü açıp görsel seçimi yapıyorsunuz.

    Aktarılacak görselleri seçtikten sonra Import butonu üzerinde bir seçenek göreceksiniz. Orada File Time seçeneğini seçmenizi öneririm. WordPress kayıtlarında görsel yükleme tarihi eskiden olduğu gibi kendi tarihinde olmasını sağlar. Öbür türlü bu işlemi yaptığınız tarih geçerli olur.

    Her şey tamamsa artık Import butonuna basarak, görsellerinizi ortam kütüphanesine taşıyabilirsiniz.

  • İsterseniz İş Analisti de Olurum!

    Henüz kariyerinin başında, tam olarak ne yapmak istediğine karar verememiş, hangi iş ilanına başvuruda bulunacağı konusunda dahi kararsız olan birçok yeni mezun veya genç profesyonel olduğunu biliyorum. İşsizliğin yoğun olarak yaşandığı, ekonomik kalkınmanın sağlanamadığı ve hala gelişmekte olan bir ülke gençleri olarak, geçim sıkıntısı çoğu zaman gönüllerde yatan işi seçmekte engel oluyor; ekonomik kaygılar kariyer seçiminde maalesef belirleyici oluyor.

    Bir iş analisti olarak gözlemlemekte olduğum, özellikle son 5 yıl içinde Türkiye’de IT (Bilgi Teknolojileri) sektöründe İş Analistliği (Business Analyst) rolü için ciddi bir talebin oluşması. Yazılım geliştiren bir teknoloji şirketinden tutun da bünyesinde bugünkü dünyanın gerekleri olarak bilgi sistemleri departmanı barındıran şirketlere kadar artık irili ufaklı birçok şirket kadrosunda, ekibinde İş Analisti pozisyonuna yer açıyor.

    Bakın iş analisti de olurum sorun değil yani!

    Endüstri, bilgisayar, matematik mühendisliği bölümlerinden mezun kişilerin iş analisti rolüne eğilmeleri diğer bölüm mezunlarına göre daha kolaydır. Ancak şöyle bir kitle de son dönemde dikkatimi çeker oldu. Özellikle bilgisayar veya matematik mühendisi mezunu olup, iş görüşmesine yazılımcı pozisyonu için gidip, görüşmenin seyrine göre, eğer yazılımcı pozisyonu için istenen teknik becerilere sahip olunmadığı hissettirilirse aday o anda kendince bir çözüm üretme arayışında bulunur! Adayın çıkış yolu olarak sunduğu “Ben iş analisti de olabilirim isterseniz.” teklifi ve yaklaşımını maalesef sıklıkla duyuyorum.

    Nerede bir ihtiyaç ve talep varsa oraya arzı götürür, ne iş olursa yaparım yaklaşımının hazır cevap bedenlerde, iş görüşmelerinin olumsuz seyre girdiği anda bir destek niteliğinde dışa vurur. Aslında işsizlik ve iş bulma süresi öyle boyuttaki kimseye olumsuz bir şey de söylemek istemiyorum. Amacım bu gibi yaklaşımlardaki mantık ve bakış açısı yanlışını göstermek ve iş görüşmelerindeki şansınızı azaltacak davranışlara karşı sizi uyarabilmek.

    Ne istediğinizi ve ne istemediğinizi bilin

    Öncelikle hiçbir iş görüşmesinde “Olmuyorsa, diğer rollere de uyabilirim.” yaklaşımı ile bir pozisyona talip olunmaz. Karşınızda gerçek bir işe alım uzmanı varsa o anda o şirket ile birlikteliğiniz başlamadan biter. Ancak gerçek bir hikayedir ki bu şekilde kendisine pozisyon açılan kişiler de tanıyorum. Burası Türkiye, işe girişte her şey kuralına, kitabına göre işlemiyor genelde!

    Siz yazılımcı iseniz başka bir rolü değil kendi işinizi istemeli ve neyi en iyi yaptığınızı karşı tarafa hissettirmeli ve ikna edebilmelisiniz.

    Her şeyi bilen insan değil, en iyi bu işi bilen insan olmayı tercih edin.

    Bir yazılımcı olarak iş analisti rolüne “Olmadı iş analisti olurum!” yaklaşımı ile bakan bir yazılımcıyı gerçek bir teknoloji şirketi asla ekibine dahil etmez. Birlikte takım arkadaşı olacağınız kişilerin rolünü küçümseyerek bir ekipte yer alamazsınız.

    İşler size uymaz, siz işe uyarsınız

    Bütün bu nedenlerle öncelikle ne olmak istediğinizi net bir şekilde belirlemeli ve ona göre kendinizi yönlendirmelisiniz. Ne olursa olsun, iş görüşmesine tutarlı, kararlı ve ne istediğini bilen biri olarak gidin. İş görüşmesinde alternatif iş olanağı üreten değil, alternatiflere ne cevap vereceğinizi net olarak bilen olun.

  • Müşteriyi Kaybederken Kazanmak

    musteri-kazanmak

    Müşteri kazanmaktan daha önemlisi mevcut müşteriyi elinde tutmaktır.

    Elde tutmak” söylemini bu tarz işlerde sıkça kullanılan bir tabir olması nedeniyle yazdım ancak şirketlerin müşteriye “Elde tutulması gereken” kişi olarak değil, “Memnun edilmesi gereken” kişi olarak bakmaları gerektiği aşikar. Elbette gerçek bir müşteri sadakati yaratılmak isteniyorsa. Elde tutmak, çoğu zaman içinde biraz sinsi ve kapalı kapılar ardında bir takım oyunlar sonucu elde edilmiş bir nevi “Sahip olmak” anlamını içerir. Örneğin kadınlar için “Erkekleri elde tutmanın 12 kuralı” başlıklı içeriklere sıkça rastlamak mümkündür.

    Müşterisine onun sahibi gibi bakan şirketler, müşteri bağlılığı veya müşteri sadakati konularını doğru anlasalar bile yanlış uygulayan şirketler olduklarını düşünüyorum. Özellikle de bu hataya düşen şirketlerin Türkiye’nin önde gelen şirketleri olması sebebiyle

    Canı yanan müşteri için maliyetli boşa çekilen bir kürek

    Bir şirketin müşteriye dokunan süreçlerinden en az bir tanesinde müşterinin canını acıtan bir uygulama yer aldığında, canı yanan müşteriyi başka bir operasyon/kampanya/fırsat ile kazanmaya çalışmak maliyetli boşa çekilen kürektir. Müşteri kazanmak zor, kaybetmek çok kolaydır! Örneğin sıkça müşteri şikayetlerine konu olan bankalara bakalım. Banka uygulamaları bu konuda belki de en iyi örneklerin bulunduğu uygulamalardır.

    Acımasızca alınan kredi kartı ve hesap işletim ücretleri!

    Bildiğiniz gibi hiç kullanmadığınız ama kullanıma açık olan bir hesabınıza olur da sağdan soldan 1 TL bile para girişi olursa artık bu hesap aktif kullanılan bir hesap durumuna geçer ve yıllık 130 TL‘ye kadar sizden hesap işletim ücreti tahsis edilir. Son yapılan düzenlemeyle artık bu ücret 2’ye bölüp 6 ayda 1 tahsis ediliyor. Yani tüketicinin bu ücreti daha az miktarda telafuz etmesi sağlanmak istenmiş. Nasıl olsa 60, 60 unutulur!

    Buradaki hata ise bir hesabın aktiflik tanımının “Can yakacı” oluşu. Örneğin arkadaşınız özellikle x bankası hesabınız olup olmadığını sordu ve size göndereceği de ortalama bir ücret. Sizin de kullandığınız öncelikli hesabınız olmasa da çok önceden beri açık kalan bu x bankası hesabınız bulunmakta. Arkadaşınız size 1 lira bile göndermek istese, para hesabınıza yatar yatmaz banka sizden bir anda 65 TL para çekebilir! Hesapta 1 lira bulduğu için sizin 1 liranız ortadan kaybolur! :)

    Demografik ve varlık bazlı müşteri hedefleme dönemi geride kaldı!

    Astarı yüzünden pahalı bu gibi uygulamalar sonucunda müşterilerin kuruma bağlılığı 180 derece tersine döner. Müşterinin gözünde “Nefret edilen şirket” pozisyonuna geçen bir kurum oluşur. Sonrasında müşteri bankada kullandığı kredi kartını iptal ettirmek isteyebilir, çekeceği kredi için farklı bir bankayı tercih edebilir. Bankanın doğrudan müşteri kaybetmesine yol açmış olan uygulama sonucunda, bankanın CRM uygulamaları, çağrı merkezi ve sosyal medya departmanları koordineli ve entegre bilgi akışını sağlayamadığı için bu müşteri doğru konumlandırılamamış olur. Pazarlama departmanlarında bu müşteri yanlış segmentte kalmaya devam eder…

    Kara listeye girmiş şirket olmanın maliyeti vardır

    Müşteriler için kara listede duran şirketin, bu müşterilere sürekli ürün ve hizmet satma çabası, onlara kampanya ve tanıtım yapmaya devam etmesi faciadır!

    Yukarıdaki örnekten devam edersek, ödediği hesap kesim ücreti yüzünden canı yanan ve sonrasında kredi kartını da iptal ettiren müşteriye (Kimse 5 liralık bir paranın hesaba aktarılması için 65 TL hesap işletim ücreti ödemek istemez sanırım.) yeniden  belirli aralıklarla “Kartınızı iptal ettirdiğinizi görüyoruz. 80 TL değerinde para puan/bonus verelim; kartınız 1 yıl aktif kalsın ve yeniden kart gönderelim.” şeklinde teklifler yapmanın ne kadar işlevsiz ve anlamsız olduğunu görebiliyorsunuz değil mi? Pazarlama departmanının maliyetini artıran ve kampanyaların verimliliğinin, geri dönüşüm oranının düşük çıkmasına neden olan büyük bir eksiklik! İşte burada şirket için karşımıza big data ve bilginin anlamlandırması konuları da çıkar ki kullanıcının iç sesi o anda “Her şey bir yana yıllık kart ücreti zaten o yüklenen para puanı/bonusu yer bitirir!” cümlesini söyler.

    Öyleyse şirketlere yapacağımız notlarla kapayalım:

    1. Siz siz olun müşterinizin canını acıtmayın, yoksa o müşteriyi kazanmak için aldığınızdan daha fazlasını ödemek zorunda kalırsınız.
    2. CRM çok önemlidir, ama daha derinlere inen bir CRM uygulamasını hayata geçirmelisiniz.
    3. Müşteriyi kaybettikten sonra kazanmayı değil, kaybederken kazanmayı becerebilmelisiniz.
    4. Müşteri kazanmaktan önce müşterinizi tanımayı seçmelisiniz.
    5. Her şey yolundaysa, tutarlı kampanyalar düzenleyin. Alacağınız masrafların karşılığını ödül/bonus olarak sunmayın!
  • WordPress Bakım Dolayısıyla Site Uygun Değil Sorunu Çözümü

    wordpress-bakim-modu

    WordPress’te bir güncelleme yaparken siteniz ana sayfasını açmaya çalıştığınızda, güncellemenin yapıldığı sırada sitenizde aşağıdaki açıklamayı görürsünüz. Bu açıklama bir sorun değil, bilgi mesajıdır. Ancak bazı durumlarda bu açıklama kalıcı hale gelebilir. İşte bunun çözümünü sizlerle paylaşacağım.

    Zamanlanmış bakım dolayısıyla site uygun değil. Bir kaç dakika içinde tekrar kontrol edin.

    Özellikle bir eklenti veya birden fazla eklentiyi aynı anda güncellemeye çalıştığınızda bu işlem biraz daha uzun sürebilir. Bu esnada eğer eklentiler güncellenirken, admin panelde başka bir menüye tıklar veya sayfa kapatırsanız, yani güncelleme sürerken güncellemenin tamamlanmasını beklemeden sayfayı değiştirirseniz bu sefer siteniz bakım modunda takılmış olur. Bakım modundayken ne sitenize ne de admin panale ulaşmanız artık mümkün olur. Bu durumda yapılacak ilk iş FTP! 😉

    Bakım Modunu İptal Etmek

    Güncelleme sırasında olağan akışı bozduğunuz için WordPress de kendisini olağan bir şekilde çalıştıramamış oldu. Özellikle bana dalgınlığıma gelip, güncellemenin bittiğini sandığım anlarda başıma ara ara gelen bir durumdur. Neyse ki çözümü çok kolay.

    Hemen FTP ile sitenizin ana dizininde yer alan .maintenance (bakım) dosyasını bulup bu dosyayı siliyorsunuz. Artık siteniz bakım modundan kurtulmuş oluyor. Tekrar admin panel ile sitenize giriş yaptığınızda güncellemelerinizi en baştan yapmaya devam edebilirsiniz.