Blog

  • Pastanızı Başkasına Yedirtmeyin!

    7 Haziran’daki genel seçimin sonuçları istenildiği gibi çıkmadığından “Bu olmadı tekrar deneyelim.” denilerek yeni bir genel seçim sürecine girilmiş oldu. Şimdi siz “Ama efendim koalisyon hükumeti kurulamadı mecbur seçim tekrarlanacak.” da dersiniz. Her şeyi kuralına uygun giden ülkemizde siyasi taktikler, oyalamalar, zaman doldurmalar, topu köşe bayrağına doğru sürmeler de gayet normal oluyor! Hatta milli bayramlarda yerde sakatlık yapan futbolcu rolü oynanması da bir o kadar kurallar dahilinde artık. Malum 1 Kasım’a 29 Ekim’den gidiliyor…

    7 Haziran’da iyi seçememişiz!

    Her bir seçim, ülkeye yeni bir maliyet demek. Seçimi tekrarlatmak, mahalle maçlarında adam bölüşmek gibi defalarca tekrar tekrar yapılacak bir iş değil yani. Kurulan sandık, seçimde görev alacak çalışanların ücretleri, kumanyalar ve diğer giderler… Ayrıca ülkenin başı boş kalmasının birçok iş kararının seçim sonrasına bırakılmasına sebebiyet vermesi ile de paradan edilen israfın zamandan da edildiğinin bir göstergesi. Ülkede bir belirsizlik söz konusu olunca BİST ve döviz de ne yapacağını şaşırıyor. Şu anda evlerde verilecek en küçük alışveriş kararı seçim engeliyle karşı karşıya sayın seyirciler! Özetle seçim, bir düzeni oluşturmak ve bir oyun kurmaktır. Seçim yapmayı, seçememe noktasına getirirsek bu bir kaos ortamı yaratır. Tam da bugün yaşadığımız gibi. Olmadı tekrar, bu sefer sağ baştan denilerek yapılacak iş değildir seçim yapmak. Ayrıca bir kere seçtik beğenilmedi diye bu sefer başkasını seçecek halimiz de yok.

    Bir kere seçtik, şimdi başkasını mı seçeceğiz yani?

    Anketlere bakılırsa 6 Haziran seçim sonuçlarına göre değişen pek de fazla bir şey yok zaten. Yani oy oranları değişebilir, millet vekili sayıları oynayabilir ama görülen o ki yine tek başına iktidar olacak parti yok. Bu da demek oluyor ki erken seçim diye tutturmak kişisel çıkarların ötesine geçemeyecek. Olan yine bu ülkenin kaynaklarının umursamazca heba edilmesi oluyor.

    Tatil rezervasyonunuz 25 Ağustos’tan önce ise para iadesi alabilirsiniz

    Aranızda 29 Ekim tarihini içeren küçük bir tatil planı yapmış olan varsa onlara bir çift lafım var. Ne olur ve lütfen oy kullanın. Hem eğer rezervasyonunuzu 25 Ağustos’tan önce (Erken seçim yapılacağının açıklandığı tarih) ise rezervasyon iptali ile bilikte para iadesi talep etme hakkınız da var. Her ne olursa olsun, seçime katılımı düşürmeye etki edebileck bir tarih olan 1 Kasım seçimine katılımı olabildiğince sağlamak bu gibi siyasi hesapların artık işlemediğini gösterecek.

    Sizle aynı dertleri yaşayan insanları yalnız bırakmayın!

    1 Kasım’da sandığa gitmemeyi düşünenler varsa eğer hemen uyarayım. Sebebi ne olursa olsun, oy kullanmamak “Ben bu ülkede yaşamıyorum!” demek ile eş değer. Yani siz bu ülkenin sorunlarına muhatap oluyor, bu ülkede vergi veriyor, bu ülkenin caddelerinde alışveriş yapıyorsunuz ama oy kullanmayarak bütün bunlara karşı verdiğiniz olumlu/olumsuz bir tepki ve duyarlılık göstermemiş oluyorsunuz. Bu da sizin yok sayılmanız demektir. Sizle ile aynı kaygıları taşıyan diğer insanları yalnız bırakmaktır. Siyasilerin, devletin, sizi hiçbir konuda muhatap almamasına olanak vermektir. Sonuçta, oy kullanmadığınızda yaşamayan birinin hesaba katılmamasıdır olacak olan. 

    Oy kullanın ki siz de hür iradenizle, bu ülkede yaşayan bir birey olarak seçiminizi yapın. Hatta herkes gönlüne, aklına en çok yatan partiye oy verebilse keşke. Ah şu baraj saçmalığı olmasa! Seçimlerde, bir seçim ortaya koyamayan birinin, bilirsiniz ki şikayet etmeye, dost sohbetlerinde söylenmeye de hakkı yoktur. Ahlar vahlar içinde kaçan gol, skoru değiştirmeye yetmez maalesef!

    Pastanızı başkasına yedirtmeyin!

    Seçim bir oran, yüzdelikler hesabıdır. Bu da demek oluyor ki bir pastayı 3’e bölmek varken sizin kullanmadığınız oy ile pastayı 2 kişi yer. Yani sizin hakkınızı başkaları yer! Yani, hiçbir aday aklınıza yatmasa da bari kötünün iyisini bulun ve  “Bu oyunda ben de varım!” diyin.

  • Skorpiyon.com: Ödüllü Skor Tahmin Oyunu

    skorpiyon

    Uzun zamandır biraz daha eğlence odaklı bir proje üzerinde düşünüyordum. Açıkçası aralarından en hızlı hayata geçirebileceğimden başladım. Evet sizlere yeni giriştiğim projeden bahsetmek istiyorum: Skorpiyon.com açıldı!

    Skorpiyon: Ödüllü Skor Tahmin Oyunu

    Skorpiyon.com, logosunda ve sitenin başlığında da okuyabileceğiniz gibi ödüllü skor tahmin oyunu oynayabileceğiniz bir platform. Yani her hafta belirlenen futbol karşılaşmalarına skor tahmininde bulunuyorsunuz ve belirli kurallara göre puan kazanarak yarışıyorsunuz. Üstelik sadece oyun oynayarak arkadaşlarınız ve diğer üyelerle yarışmakla kalmıyor, ödül kazanma heyecanını da yaşayabiliyorsunuz ve ödül kazanmak için hiçbir zaman geç kalmış olmayacaksınız. Ne zaman kayıt olursanız olun, haftalık ve aylık ödüllerimiz sizleri bekliyor olacak. En isabetli tahmin yapan puanları ve ödülkleri kazanıyor!

    Skorpiyon.com’a sadece skor tahmin oyunu oynamak için değil, yazarlarının köşe yazıları, dünyadan ve ülkemizden futbol haberlerini blog tadında okuyabilmek için de girebilirsiniz. Kaliteli ve niş bir iş çıkartarak, futbolu diğer bütün sporlarda olduğu gibi güzellikleri ile yaşamak, sizlere yaşatmak ve hep beraber eğlenmek istiyoruz. 🙂

    Sosyal bir oyun ortamı

    Skorpiyon.com umuyorum herkesin eğleneceği, hoş vakit geçireceği bir platform olacak. Özellikle sitedeki bütün üyelerin paylaşımları görebileceğiniz bir haber akışı olan Stadyum kısmı ve Tribün sayfalarındaki paylaşımları çok beğeneceğinizi düşünüyoruz. Bunun yanında her oyuncunun kişisel sayfası da bulunmakta. Diyorum ya Skorpiyon sosyal bir site ve biz istiyoruz ki siz sonuna kadar tahminlerinizi ve düşüncelerinizi paylaşın!

    Kayıtlı bir kullanıcı olduktan sonra giriş yaptığınızda logonun yanında artık Kayıt sayfasını değil Profil sayfasını göreceksiniz. İşte oraya tıkladığınızda da kendi profil sayfanıza gitmiş olacaksınız. Dilerseniz fotoğrafınızı da yükleyebilir ve diğer oyuncuları arkadaş olarak ekleyebilirsiniz. 😉 Örneğin işte tam da burada benim profil sayfam.

    Skorpiyon’da öncelikle Süper Lig‘de fikstürde her hafta yer alan maçlara skor tahmininde bulunmanız istenecek. İleride Avrupa’nın önde gelen ligleri de tahmin havuzumuza eklenecek ve sadece Türkiye’den değil yabancı takımların maçları da oyuna dahil olacak.

    Skor tahmini yapmaya hazırsanız hemen buradan kayıt olarak başlamaya ne dersiniz? Gelin birlikte oynayalım. 😉

    Hoş geldiniz!

  • Mülakatta Konu Para Olunca Nasıl Yapmalı?

     

    Her mülakat yeni bir hikayedir. Sorular, cevaplar hemen hemen aynı olsa da sizin için benzersiz bir deneyim daha yaşanmış olur. Farklı şirketler, farklı yöneticiler, farklı pozisyonlar olacak ancak sizin davranışlarınız genellikle aynı kalıplara sıkışacak. Mülakat esnasında ise çoğu zaman kendiniz olamayacaksınız belki ama bütün soruları başarıyla cevapladığınızı düşüneceksiniz. Ta ki  “Ücret beklentiniz nedir?” veya “Şu anki işinizde ne kadar maaş alıyorsunuz?” soruları sorulana dek…

    Konu para olunca…

    Çoğu adayın zorlandığı, özellikle profesyonel kariyerinin başındaki adayların utana sıkıla cevap verdiği ücret beklentisi sorusu “Biraz da para konuşalım” anının başladığını bize işaret eder. Parasal konuları konuşmaktan ben de sizler gibi hoşlanmam. Sadece iş görüşmesinde de değil üstelik. Hangi konu olursa olsun, işin içine parasal konular girdiğinde bilirim ki bütün güzel şeyler bir anda mahvolabilir ve yanlış anlaşılabilirim. Paranın bir an da bütün her şeyin önüne geçmesinden korkarak, olabildiğince kendimi iyi ifade etmeye çalışırım.

    İş görüşmesinde para konuşmak ayıp değildir

    İş görüşmesinde para konuşmanın da elbette bir yolu var. Öncelikle şunu unutmamalıyız. İş görüşmesinde paradan bahsetmek ayıp değil! Öyle olsa size böyle bir konu açılmaz. 🙂 Şöyle ki bir iş görüşmesi, sizin iş gücünüzün kiralanması demektir ve kiralanan her şeyin bir bedeli vardır. İşveren çalışanına bu iş gücü karşılığında bir ücret öder. İş görüşmesinde de bu ücret konusunda bir ortak nokta aranır. Yani para konusuna sonuna kadar profesyonelce yaklaşırsanız aslında üzerinizde hiçbir baskı hissetmemiş olursunuz ve bu durumun aslında çok normal olduğunu kolayca kavrayabilirsiniz.

    Gerçekten ne için çalışıyoruz?

    Çevremde neredeyse hemen herkesin mülakatlarda para konusu açılınca bocaladığına şahit olmaktayım. Oysa kendimize “Gerçekten ne için çalışıyoruz?” diye sorduğumuzda ve bütün duygusal nedenleri bir kenara bıraktığımızda tek bir cevap alacağımızı göreceksiniz: Para.

    İş görüşmesinde ücret beklentiniz sorusuna bir ücret belirtmek sizi “paracı” biri yapmaz. Ancak burada aşağıdaki sorular akıllara gelebilir. Bu soruların cevaplarını ise bir sonraki yazımda detaylı açıklayacağım.

    • Ücret beklentiniz nedir sorusuna nasıl cevap verilmeli?
    • Mevcut maaşınız sorulduğunda nasıl bir yol izlemelisiniz?

    Unutmayın, zaman geçtikçe mutsuz olacağınız bir ücrete “Evet” demeyin. Önemli olan sizin piyasa ortalaması göz önüne alınarak, kişisel yetenek ve beklentilerinize uygun ve sizi tatmin edecek o doğru miktarı bulmak. Mülakatın duygusallığına kapılarak “Ucuza gitmeyin.” 🙂

    Sizin mutsuzluğunuz, sizin düşük performansınız olur.

  • WordPress “Fatal Error: Allowed Memory Size Of” Hatası Çözümü

    WordPress kurulu sitelerde bazı durumlarda “Fatal Error: Allowed memory size of…” şeklinde bir hata ile karşılaşırsınız. Hatanın nedeni, siteniz için izin verilen hafıza büyüklüğünün (memeory size) yetersiz kalması. Kısaca, siteniz daha fazla alan kullanmaya başladığı için bellek limitini artırmanız gerekiyor.

    Ne zaman kullanılan bellekte artış görülebilir?

    Yeni bir eklenti daha etkinleştirildiğinde veya yeni bir tema kurulduğunda bu hata alınabiliyor. Genelde bu hata alındığında ilk etapta anlaşılamaz. Ekranda bu hatayı görmeden önce boş beyaz bir sayfa ile de karşılaşabilirsiniz ve ne wp-admin’e ne de siteniz ana sayfasına erişebilirsiniz.

    Boş beyaz bir sayfa ile karşılaştığınızda yapmanız gereken şey

    Blogunuzda bir eklentiyi etkinleştirdiniz veya php dosyaları ile dememeler yapıyordunuz ve o da ne? Sitenize erişemiyorsunuz! Hemen Ftp ile bağlanıp son etkinleştirdiğiniz eklentiyi kaldırmalısınız. Eğer bir php dosyasi ile düzenleme yapmışsanız bu dosyayı silip, yerine temanızın içindeki orjinalini yüklemeniz gerekiyor. Sitenize erişimi yeniden sağladıktan sonra şimdi sırada sorunu kaynağından çözmede.

    WordPress sayfanızda boş beyaz sayfa alıyorsanız wp-config.php içerisindeki define(‘WP_DEBUG’, false);  alanını bulup, false yerine true yazmalısınız. Yani wp.config.php sayfasındaki kod parçacığı şu şekilde olmalı:

    define(‘WP_DEBUG’, true);

    Fatal error: Allowed memory size of hatasının çözümü çok basit

    Böylece neden beyaz sayfa ile karşılaştığınızı, yani hatanın nedenini ekranda gözükmesini sağlamış olacaksınız. Aldığınız hata eğer bellek yetersizliği hatası ise yani “fatal error: allowed memory size of…” şeklindeyse sitenizde izin verilen bellek kullanım limitlerini arttırmak gerekiyor. Bunun için php.ini ile ilgili okuduğunuz yazılarla hiç zaman kaybetmeyin. WordPress’te çok aşağıdaki anlattığım çözüm yolu sorununuzu çözecektir.

    Öncelikle wp-includes dizini içerisinde yer alan default-constants.php dosyasında düzenleme yapmanız gerekiyor. Bu dosyayı ftp ile masa üstüne indirip, Notepad ++ ile açtıktan sonra aşağıdaki satırları bulun:

    • if ( !defined(‘WP_MEMORY_LIMIT’) ) {
    • if( is_multisite() ) {
    • define(‘WP_MEMORY_LIMIT’, ’64M’);
    • } else {
    • define(‘WP_MEMORY_LIMIT’, ’32M’);
    • }
    • }

    Bu kodun anlamı eğer siteniz multisite ise bellek kullanımınızın 64M, değilse (multisite sözcüğü size yabancı geliyorsa %99,99 multisite kullanmıyorsunuz.) 32M olsun şeklindedir. Şimdi sizin bu değerleri değiştirmeniz yani artırmanız gerekiyor. Burada dilerseniz 64M yerine 128M, 32M yerine de 64M yazarak dosyayı kaydedebilirsiniz. Ancak bu da yeterli gelmeyebilir. Ne kadar artırmanız gerektiğini zaten hata mesajındaki değerler ile de hesaplayabilirsiniz.

    Özellikle güncel çok fonksiyonlu wordpress temasları fazla bellek tükettiği için ben size 64M yerine 256M ve 32M yerine 128M yazarak dosyayı güncellemenizi öneririm.

    Sonuç olarak kod aşağıdaki gibi olmalıdır.

    • if ( !defined(‘WP_MEMORY_LIMIT’) ) {
    • if( is_multisite() ) {
    • define(‘WP_MEMORY_LIMIT’, ‘256M’);
    • } else {
    • define(‘WP_MEMORY_LIMIT’, ‘128M’);
    • }
    • }

    Güncelleme yaptıktan sonra default-constants.php dosyasını eski yerine aktararak güncellemiyi sitenize taşımış olacaksınız ve sorununuz giderilmiş olacak.

  • İnternetten Alışverişin Avantajını Kaçırmayın

    İnternetten alışveriş etmeye mesafeli yaklaşan, bir e-ticaret sitesinden nasıl alışveriş edeceğini bilmeyen  ve bu yüzden hayatında hiç internetten alışveriş etmeyen o kadar çok kişi var ki; size bunu sayılarla ifade ettiğimde biliyorum ki çok şaşıracaksınız. Eminim bu şaşkınlığınız çok kısa sürecek çünkü hemen yakınınızdaki insanların bu anlattığım tanıma bire bir uyduğunu göreceksiniz.

    İnternetten alışveriş etmede önemli faktörler yaş ve kişi karakteri; eğitim ikinci planda. Kilit sözcük dijital okuryazarlık

    İnternetten hiç alışveriş etmediğini söyleyen yakınlarınız, arkadaşlarınız olduğunda göreceksiniz. İlk anda eğitim seviyesine göre bu yakınlarınızın hala nasıl e-ticaret ile tanışmadığına bir cevap bulamayacaksınız belki de. O zaman söyleyeyim bu durumun eğitim ile o kadar da fazla ilgisi yok! Öğretmen, doktor veya mühendis olan bir yakınınızın internetten alışveriş etme alışkanlığını kazanamamış ve bu konuda soru işaretleri olduğunu görmeniz çok olası. Bana göre araştırmaların aksine internetten alışveriş etmek tamamen yaş (jenerasyon) ve karakter işi. Gençlerin internetten alışveriş etmeyi daha çok tercih ettiğini biliyoruz. Evde çocuklarının yönlendirmesiyle internetten alışveriş eden anne ve babaların da varlığından haberdarız. Bunun dışında henüz 35-45 yaş aralığında olup, çocuklarının internetten tek başına alışveriş yapamayacak kadar küçük yaşta olduğu ailelerde eğitimli anne ve/veya babanın internetten alışveriş etme alışkanlığı yakalayamadığı çok örneğe şahit oldum.

    Eğitim veya meslekten ziyade dijital okuryazarlık bilinci online alışveriş yapma alışkanlığını anlamada kilit sözcük. Dijitali bilmek, yaşamak, dijital içeriğin ne olduğu hakkında fikir yürütebilmek, içerik üretmek ve dijital dünyanın jargonuna hakim olmak online dünyaya uyum sağlamak için olmazsa olmaz. Dijital okuryazarlık bilincine sahip olmayı bir e-ticaret kullanıcısı açısından ele aldığımızda ise şu davranışlar aklımıza gelmeli:

    Bir ürün almadan önce onu internette araştırmak,

    Bloglar veya sözlüklerden ürün ve marka hakkında bilgi almak,

    Fiyat karşılaştırma sitelerinde gezinmek…

    Bu gibi online dünyaya hakim e-ticaret kullanıcı davranışlarına sahip olmak dijital okuryazarlık dereceniz hakkında önemli belirtiler veriyor.

    Yeterli bilgi sahibi olunamadığı halde internetten alışveriş etme bilincine ulaşmış, bunu alışkanlık haline getirebilmiş kişilerde gözlemlediğim bazı karakteristik özellikler var:

    Yeniliklere açık ve kolay uyum sağlayabilen, denemekten korkmayan ve paraya gereğinden fazla değer vermeyen kişilerin internetten alışveriş etmeye daha yatkın olduğunu görüyorum. Oysa biz biliyoruz ki internnetten alışveriş etmek mağazalardan alışveriş etmekten çok daha kolay, güvenli ve avantajlı.

    IAB Türkiye’nin yapmış olduğu araştırmaya göre internetten alışveriş eden kitle büyüyor.

    Bir e-ticaret sitesinden alışveriş etmeyi bilmemek ve yersiz güvensizlik duygusu sorununa takılıp kalmayın

    İnternetten alışveriş ederken kredi kartı bilgilerininin verileceği bilgisi ve sonrasında bu bilgilerin kötü amaçlı kişilerce ele geçireleceği korkusu yüzünden büyük çoğunluk hala internetten alışverişin avantajını ve kolaylığını yaşayamıyor. Aslında bu tamamen bir bilgi eksikliğinin doğurduğu sonuç. Nasıl mı?

    İnternetten alışveriş yaparken kredi kartı bilgilerinizi e-ticaret sitesi üzerinden girdiğinizde bu bilgiler doğrudan sanal poslar üzerinden doğrudan bankaya transfer olur. Sanal poslar ile doğrulanan bilgilerinizden sonra işlem tamamlanır. Bu esnada kredi kartı bilgileriniz üst düzey güvenlik alt yapısı ile korunur ve bankanız tarafından da sizin güvenliğiniz için gerektiğinde alışverişiniz size sorularak onaylanır.

    Bir cafede ödeme yapmak için uzattığınız kredi kartınız daha güvensiz!

    Bir de şöyle düşünün, bir cafede yemek yediniz ve servis görveliine hesabı ödemesi için kredi kartınızı uzattınız. O esnada görevlinin kredi kartınız üzerinde adınızı ve kart bilgilerinizi görme ihtimali çok büyük bir olasılıktır. Bir de cafedeki güvenlik kameralarının o kartın üzerindeki bilgileri görüntüleyebileceğini düşünürsek, onlineda çok ama çok daha güvende olduğunuzu söyleyebiliriz. İnternetten alışveriş ederken dikkat etmeniz gereken temel şey yasal bir e-ticaret sitelerinden alışveriş etmeniz.

    İnternetten alışveriş yapmaya alışmaya başlasanız çok iyi olur çünkü zaman geçtikçe bu konuda geri kaldığınızı görecek ve dijital dünyada sunulan avantajları kaçırdığınızı görebilirsiniz.

  • Öğretmenlik

    Bir devlet maddi manevi öğretmenine hak ettiği değeri göstermiyorsa kimsenin eğitim kalitesini ve öğretmenleri eleştirmeye hakkı olmaz.

    Öğretmenlik beyaz yakalı işine veya mavi yaka işine benzemez. Farklıdır, özveri ister.

    Öğretmene bir memur, sıradan bir çalışan, bir yönetici veya bir genel müdür gibi davranamazsın. Öğretmen, öğretmendir.

    Ülkemizde insan yetiştirmenin değeri de yok maalesef. İnsanın yetişmesini isteyen bir irade zaten yok.

    Cahillikle beslenen bir iktidarın uyduruktan ve boş bir öğretmenler günü kutlaması da alıştığımız samimiyetsizliklerden sadece biri.

    Eğitim sistemimiz berbat. Öğretmenlerimiz yetersiz, öğrencilerimiz “boş”.

    Sistemsizlik, kendi içinde sistem doğurur ve eğitim ticarileşir.

    Eğitim sistemi ve eğitilmiş kitle olarak geriye gidiyoruz. Zaten eğitilmiş bir toplum da istenmiyor anlaşılan. İstense bu kadar yanlış peş peşe yapılamaz.

    Eğitim sisteminde merkezde öğretmen olmalı. Bu öğretmenin bu ülkenin yetenekli gençlerinden oluşmasını istiyorsan, önce maddi sonra manevi olarak öğretmenlik mertebesine dünya standartlarında hak ettiği değeri ve saygınlığı vereceksin. Sonra sistemi kurgularken merkeze insanı yerleştireceksin. Niyetin, eğitimli bir toplum yaratmak olacak, kendi istediğin gibi şekillenen bir toplum değil!

    Atama kararı almayı bir devlet “müjde” diye veriyorsa, devlet zaten öğretmenini öğretmenlik yapması için yetiştirmiyor demektir. Devlet, yetiştirdiği öğretmene görev yeri belirlemek zorundadır. Belirleyemiyorsa gereğinden fazla öğretmen yetiştirmemeli. Eğer öğretmen açığı var da atama yapmıyorsa yine başa döneriz. Devlet öğretmeni, öğretmenlik yapsın diye yetiştirmiyor. Öğrenciliğinizde düşürdüğünüz işsizlik oranından yararlanıyor. Bu her meslek için böyle.

    Uzatmayayım.

    Bu ülkenin her köşesinde, yeri geldiğinde kendi çocuklarından daha fazla üzerinize titreyen öğretmenlerinizi unutmayın.

    Ailem öğretmenle dolu. Babam, halalarım, eniştelerim ve kuzenlerim…

    Kıymetinizi biz biliyoruz öğretmenlerim.

    Öğretmenler Günü’nüz kutlu olsun.

  • Alibaba.com’un Adı Neden Ali Baba?

    Alibaba-neden-alibabacom

    Geçtiğimiz günlerde New York Borsası’nda halka arz edilince, Alibaba’nın ülke gündeminde, gazetelerin ekonomi sayfalarında çok daha fazla yer aldığını gördüm. Anlaşılan global ölçekli dev bir e-ticaret şirketi olsanız da Türk gazetelerinin ekonomi sayfasında yer bulmak için ya klasik ekonomi gündemine dokunacak borsaya açılmak gibi hamleleriniz olmalı ya da büyük bir inşaat projesi geliştirmelisiniz! Abartmıyorum, çevrenizdekilere alibaba.com‘u duyup duymadıklarını sorabilirsiniz. Gerçi B2B pazarında faaliyet gösteren ve henüz Türkiye’de de yeteri kadar ekin olmayan bir şirketin, konunun ilgilileri dışında fazla bilinmesini beklemek haksızlık olur.

    Alibaba.com, Çin merkezli bir B2B (business to busines) e-ticaret şirketi. Dünyanın dört bir köşesinden tedarikçilere ürün sağlayan devasa bir platform.Yani şöyle özetlemek gerekirse, ülkemizde Çin’den ürün getirip satanların alibaba.com’u kullanıyor olmaları oldukça muhtemel. Çin’in dünyaya ürün sağlamadaki rolünü de düşünürseniz, yıllık 300 milyar dolardan fazla cirosu olan alibaba.com’un değerini daha iyi anlayabiliriz.

    Global şirkete global isim: Alibaba ? 

    Yıllardır alibaba.com’u takip eden biri olarak (Bir dönem Çin’den ucuza ürün getirip satma fikri ve dış ticaret konuları ne de popülerdi!) Çinli global bir markanın neden “Ali Baba” gibi Türkçe bir isim seçtiğini çok merak etmişimdir. Eminim sizler de merak ettiniz. Hatta yıllar önce alibaba.com’u ilk duyduğumda Çin’de yaşayan Türklerin Alibaba’yı kurmuş olabileceklerini dahi düşünüp, arkasında acaba Türkler olabilir mi umudunu yaşatmıştım ve elbette bu “acaba” çok kısa sürmüştü. 🙂

    Alibaba.com’un kurucusu ve uzun süre CEO görevinde bulunduktan sonra geçtiğimiz yıldan itibaren yönetim kurulu başkanı olan Jack Ma, 1964 doğumlu bir Çinli; yani şirket %100 Çinli! Jack Ma, alibaba.com’u kurmadan önce 1998 yılında ABD’ye gidiyor ve burada dünya e-ticaret sektöründe tedarikçi ayağının yetersiz olduğunu görünce bu alana yönelik bir şirket kurma fikri beliriyor ve 1999’da alibaba.com’u kuruyor.

    Jack Ma, Alibaba adına ABD’de olduğu dönemde San Fransisco’da bir kafede otururken karar veriyor. Mekan, çok da şaşırtıcı olmasa da global ölçekli bir marka ismi belirleme noktasındaki gidiş yolunun örnek alınası olduğunu söyleyebilirim. Şirketinin adının dünyanın her yerinde bilinen bir isim olması gerektiğine karar veriyor ve bu yönde düşünmeye başlayınca aklına “Ali Baba” adı geliyor. Burada araya girmek istiyorum ve soruyorum, kaçımız Ali Baba’nın dünyanın her tarafında bilinen bir isim olduğunu düşünebilirdik?

    Çinli e-ticaret devinin adı neden Türkçe?

    Ali Baba ve Kırk Haramiler filmini izlemeyen var mı? Ali Baba denilince aklımıza ilk olarak Ali Baba ve Kırk Haramiler hikayesi geliyor değil mi? İtiraf etmeliyim ki çocukluğumda izlediğim bu filmin senaryosu ve çıkış noktasıyla tamamen bir Türk yapımı olduğunu sanıyordum! Oysa Arap Edebiyatı ile bizim de kültürümüzün bir parçası olan Binbir Gece Masalları‘nda yer alan ve aynı zamanda dünyanın dört bir köşesinde filme dönüştürülen bir hikaye Ali Baba ve Kırk Haramiler. O halde 1902’den bu yana dünyanın her köşesinden filme dönüştürülen Ali Baba ve Kırk Haramiler hikayesi ve Ali Baba ismini bilmeyen neredeyse olamazdı.

    Jack Ma, kafede aklına gelen bu ismi hemen çevresindeki insanlara bilip bilmediklerini sordu. O anda onun için öncelikli konu, bulduğu ismin sokaktan gelişi güzel çevrilen insanlarca kolayca bilinmesiydi. O anı kendi sözleriyle şu şekilde açıklıyor:

    jack-ma-alibaba“Bir gün San Francisco’da bir kafede otururken alibaba’nın çok güzel bir isim olabileceğini düşünüyordum. Bir garson geldi, ona ‘Alibaba’yı biliyor musun?’ dedim. ‘Evet’ dedi. Alibaba hakkında ne bildiğini sordum, ‘Açıl susam açıl (open sesame).’ dedi. İşte o an ‘Evet! İsmi bu olmalı!’ dedim. Daha sonra sokağa çıktım ve 30 kadar kişi çevirip onlara da Alibaba’yı bilip bilmediklerini sordum. Fark ettim ki herkes biliyor. Hindistan’dan, Almanya’dan, Tokyo’dan ve Çin’den… Alibaba, açıl susam açıl, 40 haramiler… Hepsini biliyorlar. Alibaba bir harami değil. O centilmen, akıllı bir iş adamı ve köylülere yardım ederdi. Telaffuzu kolay, tüm dünyada da biliniyor. Alibaba küçük tüketicilerin daha büyük şirketlere ulaşması için kapıyı açar (Açıl susam…). Bunun yanında Alimama ismini de aldık, birinin bizimle evlenmek isteyeceği ihtimaline karşı!”

    Dünya çapında faaliyet gösterecek olan bir e-ticaret şirketine isim ararken Jack Ma’nın çıkış noktasının ne kadar doğru olduğunu vurgulamak gerekiyor. “E-ticaret sitesi kuruyorum; ismi e-ticaretle ilgili olmalı.” demiyor. Marka olabilecek veya zaten marka olan ve bilinen bir isim üzerinden anlam ilişkisi kuruyor. Global vizyon ile domainde SEO kaygısı da yaşamadığını görüyoruz. 🙂

    İşte alibaba.com’un çıkış hikayasi oldukça basit. Global şirket, global isim. Bilinirliği var, söylemi kolay, hikayesi de hazır. Daha ne olsun?

  • Önceden de Böyleydi Mekanizmasıyla Mücadele Edin

    Bir insanın iş yapış şekli, kişinin karakteri hakkında birçok sır içerir. İşi iyi bilmek ile iyi yapmak arasında fark vardır. Bilgiyi uygulamaya dökmek bir beceridir ve yetenek burada devreye girer. Yeteneği ise doğru yönlendirmek karakterin işi olup, iş ahlakı dediğimiz olgu ile beraber kendini gösterir.

    Her birimizin kişisel yetenekleri ve kişisel değerleri var. Alışkanlıklar, görgü kuralları ve terbiye. Sorumluluk sahibi olma dürtüsü bir karakter olabilir ya da bir disiplin haline sonradan dönüştürülebilir. Karakter, anlamsız sıfırların sonuna gelen bir gibidir. Başarıyı ve başarısızlığı, iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı anlamlandıran bir değerdir karakter özellikleri.

    İş hayatında dışa dönük verilen imajınızda karakterinizin izlerini apaçık ortaya döküyorsunuz. Bazen rol yapmak durumda kalıyor veya duruma göre pozisyon alsanız da aslında siz yine o kişisiniz. Yaptığınız ve aldığınız her kararda siz, sizsiniz. Çalıştığınız ortamda farklı farklı iş yapış tarzı olan insan görürsünüz. Herkesin bir yoğurt yiyişi vardır ve herkes farklı karakterlere sahiptir. Hepimizin işimizi yaparken izlediği yollar, takındığı davranışlar vardır. Kısacası, bir işi farklı yollarla yapmak mümkündür. Ancak en iyi şekilde o işi yapabilmek için sağlam bir karaktere ve iş ahlakına da sahip olmanız gerekir.

    İş hayatında benim sıklıkla karşılaştığım bir durumdan bahsedeceğim: “Bu zaten önceden de böyleydi.” yaklaşımından.

    “Önceden de böyleydi.” söylemini iş dünyasında her alanda ve özellikle siyasette çok duyarız değil mi? Bizden önce bir yerde bir hata, kusurlu bir durum varsa o konuda üzerimizdeki sorumluluk sanki bir anda atabileceğimizi düşündüğümüz bir kurtarıcı düşünce şeklidir. “Biz yapmadık ve bizden önce böyleymiş bu.” Yani bu durumun oluşmasında sizin en ufak bir sorumluluğunuz yok, öyle mi?

    Yeni, faydalı ve farklı bir iş yapmak istiyorsak geçmişi ve hatta bizden önceki yapıları da değiştirmemiz gerekebilir. Eğer iyi çalışmayan bir nokta, performansından memnun olmadığımız bir durum söz konusuysa “Eskiden böyleymiş, buraya dokunmayalım.” yaklaşımı ile işten kaçmamak gerekir.

    İyi bir iş çıkarmak istiyorsak gelişerek değişmek, değiştirmek gerekir!

  • Sekreter (Yaz Kızım) İş Analisti Olmayın

    “Nasıl kötü analist olunur?” sorusunun benim için ilk cevabı “Sekreter Analist” olmaktır. Peki, nedir sekreter analist?

    Sekreter analist, şimdi açıklayacağım nitelikte iş analistliği yapan iş analistleri için benim vermiş olduğum bir isim. O açıdan sekreter, ya da “yaz kızım” iş analisti olup olmadığınızı henüz bilmiyorsunuz. Eğer iş analisti olmak istiyorsanız, şimdi size neden sekreter analist olmamanız gerektiğini açıklıyorum.

    İş analizi süreçtir

    İş analizi uzun bir süreçtir. Burada dikkatinizi çekmek istediğim kısmı iş analizinin bir süreç oluşu. Süreç gerektiren işler, beraberinde yönetim zorunluluğu da getirir. Süreç varsa bu sürecin yönetilmesi zorunludur. Analiz, uygulama geliştirme sürecinin temel fonksiyonu olmakla birlikte, sanılanın aksine sadece iş analistlerinin yapması gereken bir sorumluluk olmamalıdır. Örneğin proje yöneticileri de analiz yapmalıdır.

    İş analisti etkin olunması gereken bir iş rolüdür

    Yönetilmesi gereken işler, sorumluluk ve zaman zaman inisiyatif de gerektirir. Bir iş analiz edilecekse, ortaya neden-sonuç ilişkisi, yapılabilirlik (fizibilite), alternatif çözüm önerileri ve nihayetinde gereksinimler (requirements) ile birlikte analiz ortaya konulur. Gördüğünüz gibi özetlediğim bütün bu iş adımları için bir iş analizinin biraz “atik/çevik”, “analitik” ve “iş bitirici” özellikleri olmalıdır. Yani iş analisti pasif değil etkin bir iş rolüdür. Kolay iletişim kurabilmek, ilişki yönetmek gibi meziyetler de bir iş analistinde mutlaka olmalıdır.

    Yukarıda yazdıklarımdan sonra yanlış bir algı yaratıp, umut kırıcı konuşmak asla istemem. Şimdi gerçeğe dönüp bakalım; piyasada iş analisti olan herkes yukarıdaki saydığım özelliklere sahip mi? Elbette değil. Mesleğinizde başarılı, uluslararası düzeyde analiz yapabilir bir seviyeye gelmek isterseniz bu yazıda da belirttiğim, asla detay olmayan konulara dikkat etmelisiniz. “İş analisti olmak istiyordum, analitik becerilerimi yeterli bulmadılar; olamadım.” diye bir cümle de kimseden duyamazsınız. İş analisti olmak, o işe girmek ayrı; mesleğinin gerekliliklerini hakkıyla yapan iyi bir iş analisti olmak ayrıdır.

    Sekreter iş analistleri analiz yapmayan iş analistidir

    Çözüm üretmesi gereken, meseleyi anlayıp analize dönüştürerek, uygulama geliştiriciye ve iş birimine sunulacak analizi hazırlaması beklenen iş analistleri, günümüzde farklı şirket veya farklı birimlerde yukarıda anlattığımız görevleri yapmadan veya yapmalarına fırsat verilmeden de iş analisti o rolünü öyle veya böyle doldurabiliyorlar. Sekreter analist, iş biriminden gelen her talep ve isteği olduğu gibi alıp analiz dökümanına ekleyerek analiz yaptığını sanan analistlerdir. Analiz yapmadan, iş biriminin isteklerinin iyi bir çözüm olup olmadığını araştırmadan, yapılabilirliğini bile sorgulamadan , doğrudan iş biriminden gelen her talebi birer gereksinime çeviren analistler benim için sekreter “yaz kızım” analisttir. Yani işe değer katmayan, analiz yapmayan, sadece doküman oluşturabilen kişi, iş birimi ile yazılımcı arasında sekreter görevini üstlenen kişidir.

    Sekreter analist.

    Not al, not tut, analiz dokümanına yaz, gönder.

    Analiz yapmadan analist olunur mu?

    Olmaz.

    Sekreter analist olmamak için neler yapılması gerektiğini bir sonraki yazıda enine boyuna anlatacağım.

  • Türksat 4A Uydu Kurulumu ve Frekans Bilgileri

    turksat4a-uydu-kurulumu

    Bundan yaklaşık 2,5 yıl önce, tamamen kişisel ve haklı gerekçelerle yazmış olduğum Türksat 3A Frekansları ve Kanal Kurulumu başlıklı yazım, tahminlerimin üzerinde bile diyemeyeceğim kadar çok ilgi gördü.

    Biraz “artık yeter” biraz da artık internette doğru kaynak ve bilgiye ulaşmanın ne kadar zor olduğunu gözler önünü serme yazısıydı. İnsanlara yardım etmenin verdiği mutluluğu belki de en somut şekilde bu yazı altına yazılan yorumlarla yaşıyorum ve gerçekten faydalı olduğumu görmek beni birçok açıdan motive ediyor.

    Her ne iş yapıyorsanız yapın, önemli olan ihtiyaç olan, insanlara fayda sağlayacak bir ürün veya hizmet ortaya koyabilmeniz. İnternet yayıncılığında da özgün ve faydalı içerikler farkını ortaya koyarak ziyaretçiden hak ettiği geri bildirimi almaktan geri kalmıyor. Şimdiden tüm yorumlarınız ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim.

    Türksat 4A 18 Eylül’de Aktif Hale Geliyor!

    2,5 yıl önceki yazından sonra öğrendim ki hayatımıza artık yeni bir uydu giriyor: Türksat 4A! Yukarıdaki ilk yazının bende bıraktığı güzel etkinin şerefine bir Türksat 4A yazısı yazmak artık kaçınılmaz oldu. Öyleyse şimdi çanak anteninizin ayarlarıyla oynamadan kulağınızı bana verme zamanı. 🙂

    Türksat 4A Uydusu Kanal Ayarları:

    Evet gerçekten de çanak anten ayarlarınızla oynamayın. Türksat 4A ayarları için çanak anteninizin konumunda herhangi bir değişiklik yapmanıza gerek yok. Anteninizle hiç uğraşmadan bütün ayarlamayı sadece uydu alıcınız üzerinde çok basit ayarlamalar yaparak sağlayacaksınız.

    Türksat 4A uydu ayarlarını, kanalları şebeke tarama ile  ya da dilerseniz otomatik kanal arama ile de yine çok kolay bir şekilde yapabilirsiniz. Ben aşağıda size daha genel olması ve her uydu şle rahatça yapabileceğiniz şebeke taramasını anlatacağım. Şebeke tarama ile tüm kanalları kolayca uydu alıcınıza eklemiş olacaksınız. Otomatik kanal araması için ise dikkat etmeniz gereken uydu kurulumu alanından Türksat 4A 42 derece doğu uydusunu seçmeniz.

    Uydu kurulumu için bu linkteki videoyu izleyebilirsiniz:  http://www.turksat.com.tr/tr/videolar/127-uydu-kurulumu

    Şebeke Tarama İle Kurulum:

    Mevcut uydu alıcısı ayarlarıyla ve özellikle LNB ayarlarıyla hiç oynamayın. Değişen yani bir uydu ve buna bağlı olarak her kanala atanan yeni frekans bilgileri. Bu yüzden eğer Türksat 4A uydusunun kapsadığı coğrafi alanı taratacak şekilde ayarlarsak bütün kanallar uydu alıcısına düşecektir. Bunun için bütün uydu alıcılarında yer aldığından herkesin kolaylıkla uygulayabileceği, Türksat hizmeti olan şebeke tarama parametreleri ile Türksat 4A kanallarını uydu alıcınıza ekleyebileceksiniz.

    Kumandanızın menü tuşu ile açacağınız ekranda Kurulum/Ayarlar sayfasının altında Tek Kanal Arama veya bu menü yoksa Kanal Arama menüsüne gelebilirsiniz. Bu menüde ise Türksat 4A uydu frekans bilgilerini girecek ve şebeke aramayı açık duruma getirerek arama yapacağız. Dikkat ederseniz herhangi bir yerde yeni bir uydu ekleme veya uydu tanımlama yapmıyoruz. LNB bilgilerini mevcut çalışan uydumuzu seçerek alıp, geriye sadece frekans bilgilerini girmek kalıyor. Aşağıda iki ayrı frekans bilgisi mevcut. Çanak anteninizin konumuna göre en az biri veya ikisi de sinyal alarak kanalları getirecektir.

    Türksat 4A Uydu Kanal Frekansları:

    Frekans: 11844

    Polarizasyon: Dikey V

    Sembol Oranı: 2222

    FEC 3/4

    Şebeke Arama: Açık

    Frekans: 11747

    Polarizasyon: Yatay H

    Sembol Oranı: 27500

    FEC FEC 5/6

    Şebeke Arama: Açık

    Frekans bilgilerini aşağıdakine benzer bir sayfada girerek şebeke araması yapmış olacaksınız. Bu menüde karşınıza çıkan ekranda mevcut aktif olan uydunuzu (Türksat uyduları, örneğin Türksat 3A) seçtikten sonra aşağıdaki ekran görüntüsünde olduğu gibi ayarlamanızı yapabilirsiniz. Bazı durumlarda uydu alıcınızda çok fazla kanal olması durumunda bazı kanalları uydu alıcınıza ekleyemeyebilirsiniz. Bu durumda yukarıda anlattığım bütün bu durumlardan önce bütün kanalları silmeniz gerekir. Türksat 4A’da şu anda mevcut 429 adet kanal mevcut. Yeni kanalar ile bu sayının 500’e ulaşması bekleniyor. Öte yandan 4A ile bazı kanallar HD yayına da başlamış olacaklar. Ancak yayınları HD olarak izleyebilmeniz için uydu alıcınızın da HD uyumlu olması gerekiyor.

    Bütün bu kanal kurulum işlemi TKGS (Türksat Kanal Güncelleme Sistemi) özelliği olmayan uydu alıcıları içindi. Eğer uydu alıcınızın TKGS özelliği varsa kanal ayarları için hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Her şey otomatik olarak kendiliğinden sizin yerinize yapılmış olacak. 😉