Pastanızı Başkasına Yedirtmeyin!

7 Haziran’daki genel seçimin sonuçları istenildiği gibi çıkmadığından “Bu olmadı tekrar deneyelim.” denilerek yeni bir genel seçim sürecine girilmiş oldu. Şimdi siz “Ama efendim koalisyon hükumeti kurulamadı mecbur seçim tekrarlanacak.” da dersiniz. Her şeyi kuralına uygun giden ülkemizde siyasi taktikler, oyalamalar, zaman doldurmalar, topu köşe bayrağına doğru sürmeler de gayet normal oluyor! Hatta milli bayramlarda yerde sakatlık yapan futbolcu rolü oynanması da bir o kadar kurallar dahilinde artık. Malum 1 Kasım’a 29 Ekim’den gidiliyor…

7 Haziran’da iyi seçememişiz!

Her bir seçim, ülkeye yeni bir maliyet demek. Seçimi tekrarlatmak, mahalle maçlarında adam bölüşmek gibi defalarca tekrar tekrar yapılacak bir iş değil yani. Kurulan sandık, seçimde görev alacak çalışanların ücretleri, kumanyalar ve diğer giderler… Ayrıca ülkenin başı boş kalmasının birçok iş kararının seçim sonrasına bırakılmasına sebebiyet vermesi ile de paradan edilen israfın zamandan da edildiğinin bir göstergesi. Ülkede bir belirsizlik söz konusu olunca BİST ve döviz de ne yapacağını şaşırıyor. Şu anda evlerde verilecek en küçük alışveriş kararı seçim engeliyle karşı karşıya sayın seyirciler! Özetle seçim, bir düzeni oluşturmak ve bir oyun kurmaktır. Seçim yapmayı, seçememe noktasına getirirsek bu bir kaos ortamı yaratır. Tam da bugün yaşadığımız gibi. Olmadı tekrar, bu sefer sağ baştan denilerek yapılacak iş değildir seçim yapmak. Ayrıca bir kere seçtik beğenilmedi diye bu sefer başkasını seçecek halimiz de yok.

Bir kere seçtik, şimdi başkasını mı seçeceğiz yani?

Anketlere bakılırsa 6 Haziran seçim sonuçlarına göre değişen pek de fazla bir şey yok zaten. Yani oy oranları değişebilir, millet vekili sayıları oynayabilir ama görülen o ki yine tek başına iktidar olacak parti yok. Bu da demek oluyor ki erken seçim diye tutturmak kişisel çıkarların ötesine geçemeyecek. Olan yine bu ülkenin kaynaklarının umursamazca heba edilmesi oluyor.

Tatil rezervasyonunuz 25 Ağustos’tan önce ise para iadesi alabilirsiniz

Aranızda 29 Ekim tarihini içeren küçük bir tatil planı yapmış olan varsa onlara bir çift lafım var. Ne olur ve lütfen oy kullanın. Hem eğer rezervasyonunuzu 25 Ağustos’tan önce (Erken seçim yapılacağının açıklandığı tarih) ise rezervasyon iptali ile bilikte para iadesi talep etme hakkınız da var. Her ne olursa olsun, seçime katılımı düşürmeye etki edebileck bir tarih olan 1 Kasım seçimine katılımı olabildiğince sağlamak bu gibi siyasi hesapların artık işlemediğini gösterecek.

Sizle aynı dertleri yaşayan insanları yalnız bırakmayın!

1 Kasım’da sandığa gitmemeyi düşünenler varsa eğer hemen uyarayım. Sebebi ne olursa olsun, oy kullanmamak “Ben bu ülkede yaşamıyorum!” demek ile eş değer. Yani siz bu ülkenin sorunlarına muhatap oluyor, bu ülkede vergi veriyor, bu ülkenin caddelerinde alışveriş yapıyorsunuz ama oy kullanmayarak bütün bunlara karşı verdiğiniz olumlu/olumsuz bir tepki ve duyarlılık göstermemiş oluyorsunuz. Bu da sizin yok sayılmanız demektir. Sizle ile aynı kaygıları taşıyan diğer insanları yalnız bırakmaktır. Siyasilerin, devletin, sizi hiçbir konuda muhatap almamasına olanak vermektir. Sonuçta, oy kullanmadığınızda yaşamayan birinin hesaba katılmamasıdır olacak olan. 

Oy kullanın ki siz de hür iradenizle, bu ülkede yaşayan bir birey olarak seçiminizi yapın. Hatta herkes gönlüne, aklına en çok yatan partiye oy verebilse keşke. Ah şu baraj saçmalığı olmasa! Seçimlerde, bir seçim ortaya koyamayan birinin, bilirsiniz ki şikayet etmeye, dost sohbetlerinde söylenmeye de hakkı yoktur. Ahlar vahlar içinde kaçan gol, skoru değiştirmeye yetmez maalesef!

Pastanızı başkasına yedirtmeyin!

Seçim bir oran, yüzdelikler hesabıdır. Bu da demek oluyor ki bir pastayı 3’e bölmek varken sizin kullanmadığınız oy ile pastayı 2 kişi yer. Yani sizin hakkınızı başkaları yer! Yani, hiçbir aday aklınıza yatmasa da bari kötünün iyisini bulun ve  “Bu oyunda ben de varım!” diyin.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir