Nielsen’in yapmış olduğu araştırmaya göre sosyal reklamlar sosyal olmayan reklamlara göre %55 daha fazla akılda kalıcı oluyor. Yani sosyal olmak hedef kitle üzerinde 2 kat daha etkili. Bana kalırsa bu etki çok daha fazla olabilir. Özellikle mobil olarak, akıllı telefonlarımızla her an sosyal ağlara kendimizi kaptırmış haldeyiz. Trafikte araçla giderken, yolda yürürken, televizyon seyrederken bile algımızın büyük bölümü mobil aygıtımızda.
Hal böyle olunca toplu taşıma aracında yolculuk eden genç, elindeki akıllı telefonu ile billboardlardaki reklam yerine, Twittter’ı incelerken sponsorlu iletileri, Facebook’ta haber akışını incelerken ise markaların reklamları ile karşılaşıyor. Bu yüzden sosyal reklamlarla daha fazla süre karşılaşmış oluyor ve sosyal reklam kullanıcının aklında daha fazla yer edinebiliyor. Her geçen gün internet kullanım yaş ortalamasının dar bir kitleden genele yaygınlaştığını düşündüğümüzde artık sosyal medyanın tek başına genç işi olmaktan çıktığını da söylemek gerekir.
Aşağıdaki infografik, sosyal reklamcılığın dünü, bugünü ve yarını hakkında istatistik veriler ve tahminler içeriyor. Tahminlerdeki kritik nokta, önümüzdeki senelerde her geçen yıl sosyal reklamcılığa ayrılan bütçelerin artacak oluşu. Yani sosyal medya reklamcılığına daha çok para harcanacak. Elbette sosyal reklamcılığın tek başına yeterli olmadığını, işin bir de hem offline hem de diğer online reklam çeşitlerinin yer aldığını ve bunların birbirini besleyecek şekilde kullanılması gerektiğini belirtelim. Online reklam açısından ele aldığımızda, yine Nielsen ve MediaBistro’nun raporlarına göre medya ajanslarının %71’i sosyal reklamcılık ile diğer online reklam seçeneklerini bir arada kullandıklarını belirtmiş.
Sosyal reklam sağlam bir içerik sayfasına yönlendirilmeli
Sosyal ağ kullanan kitlenin giderek artması ve ilgi yüksek kullanıcıların olduğu sosyal ağlar, reklamveren için de cazip bir reklam mecrasına dönüşmüş oluyor. Sosyal reklamcılığa ayrılan bütçenin artacak oluşu, şüphesiz ki sosyal ağlara verilen reklamlardan sağlanan pozitif geri dönüşle doğru orantılı. Ancak sırf akılda kalıcılık sağlamak veya hakkınızda konuşturmak için mi sosyal ağlara reklam verilir? Elbette hayır. Sosyal ağlarda reklam verme fikrini ele aldığınızda öncelikle online ortamda olduğunuzu yeniden hatırlayın. 🙂 Dijital ortamın nimetlerini sonuna kadar kullanarak, yeni müşteriler kazanabilir, potansiyel müşterilerinize formlar doldurtarak onlarla bağlantı kurabilmenin yolunu da açabilirsiniz. Ama asıl önemlisi, hedef kitlenizin kalbine son oku göndererek, onu kendinize aşık edebilirsiniz!
Kullanıcının aklında yer etmek veya reklama tıklamasını sağlamak öncelikli hedef olarak düşünülebilir ancak online ortamda reklama tıklayan kullanıcıyı yönlendirdiğiniz sayfa içerik anlamında etkili olmadığı sürece kullanıcının reklamınıza tıklaması size zarar olarak dönecektir. Etkisi olmayacak bir reklama para ödemiş olacaksınız. Reklama tıklatmak kadar reklamdan sonra kullanıcıyı yönlendirdiğiniz içeriğe de büyük önem vermelisiniz. Sıra dışı, etkileyici ve farklı içerik ile etkilenmeye hazır halde gelen kullanıcıyı ağınıza düşürebilirsiniz!
Çoğu zaman yaşadığımız bir deneyimdir. Ön yüzde renkli, cıvıl cıvıl, ilgi çekici bir reklam. Merakla ve yüksek dozaj ilgi ile tıklanır… Sayfa açılırken hayal gücümüz ile gerçekliğin örtüşmesini bekleriz. İşte bu anda hedef kitlenize hayal ettirdiklerinizi reklamdan sonra yönlendirdiğiniz içerikte karşılayamazsanız, o tıklama size fayda yerine boşuna ödenmiş bir reklam maliyeti olarak geri döner. Onun içindir ki önce reklamını yapacağınız bir içerik edinin ve sonra reklam mecrasını belirleyin. İçeriği asla ihmal etmeyin. 😉