Kışın gelmesi için Erzurum’daki köy yollarının kapandığı haberlerini almamız gerekmiyor.

Bir damdan ötekine iniş yapan kedinin donması da. 

Ben uzaklardayım nasıl olsa…

Kışın yaklaştığının somut bir habercisi ise sonbaharda bazı semtlerde sokak köşelerinde kesilmeye başlayan odun parçaları olabilir.

Yol kenarlarında polenlerin yerini artık yapraklar kaplamış da olabilir. Ağaçlarla kaplı yollardan yürümeyeli çok oldu.

Takvime de aldanmayalım. Mevsimler bıraktığımız gibi değil artık. Zira dışarıda sizi bekleyen bi’ dolu sürpriz mevcut. Akşam eve sırılsıklam dönebilirsiniz! Oysa ne de açık bir gökyüzüne uyanmıştınız sabahleyin!

Doğalgaza zam gelmeden kış geldiğini anlayamıyorum diyenler de mevcuttur.

Otomobilimin lastiklerini değiştirdiğimde kış gelmiştir diyenler de olabilir.

Kışı getiren…

Kış benim için dolabımdaki yazlıkların kovulup, yerlerini kışlıklara bırakmalarıyla başlar. 

Yaz için de tam tersidir.

Hava soğusun veya ısınsın. Anlamı var mıdır üstümüzdekiler buna ayak uyduramadıktan sonra?

Evlerde sobaların yanması, radyatörlerin ısınması bana kış getirmez. 

Bana kışı getiren giydiklerimdir. 

Üzerimde taşıdıklarım ve 24 saat boyunca gerçekleştirdiğim defiledir beni kışa bağlayan.

Ne giyersek ona göre şekilleniyor hayat ya da hayatı nasıl şekillendirmek istiyorsak ona göre giyinmiyor muyuz?

Giysilerimiz bizi hayata bağlayan bir unsur değil midir? Bizi ifade eden yerimize bas bas bağıran ve işte ben kıştayım diyen üzerimizdeki bir kazak değil midir?

Nasıl giyinirsek yazı ve kışı öyle yaşarız. Giyindiğimiz gibi algılanır, önce giysilerimizle değerlendiriliriz.

O kış senin, bu kış benim!

Yaz, kazak giyilerek gelmediği gibi boyunda olmayan bir atkıyla da kışı yaşayamayız.

Yaz açık renkli şortla yazdır benim için. Yaz gelmesi için okulların kapanması yeterli değildir.

Giyilen çift katlı çoraplarla botların vermiş olduğu müthiş hantallık olmadan kış yaşanır mı?

Ceplerinde kağıt mendil unutularak çamaşır makinesine giren pantolonları ne zaman giyeriz?

Kat kat giyinip kolumuzdaki saate bakmakta zorlanmıyorsak kış gelmiş diyebilir miyiz?

Hava ne kadar soğuk olursa olsun, takvim Aralık, Ocak da olsa benim için kış gelmiş denemez.

Kışı getiren soğuk değil, onu yaşamak için büründüğümüz bu ayrıntılardır.

Dolabımı değiştirdim.

Aslında itiraf etmeliyim, öyle çok keskin bir değişim değil. Kışın da yazlıklara ihtiyaç olmuyor değil. İhtiyaç duysak da göz önünde olan kışlıklardır.

Kışı yaşamak için başrolde kışlıklar, figüranlar ise yazlıklardır diyorum.

Kış sevilmez genelde; fakat size atkının ne kadar da çok yakıştığını hiç düşündünüz mü?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Yazılar