Bu günlerde özel üniversitelerin daha agresif rekabet ettiği, öğrenci çekmek için pazarlama ve reklam faaliyetlerine hız verdiği bir dönemdeyken öğrenciler de kendilerine en uygun üniversiteyi belirleme aşamasında. Devlet üniversitelerini bir kenara bırakırsak, paramızı hangi üniversiteye yatırmamız gerekir sorusundan yola çıktığımızda, yani önümüzde alternatiflerin bol olduğu ve seçimin bize ait olduğu bir ortamda doğru ve akıllıca yapılacak bir kıyaslamaya ihtiyaç duyuluyor.
Devlet okullarına yerleşilen öğrencilerin üniversite tercih etmesi daha çok sınav sonucundaki puanlarıyla ilgilidir. Puanların izin verdiği sürece devlet okullarını tercih edebilirler. Bu açıdan devlet okulları için bir kıyaslama yapmak çok da gerekli değil.
Özel okullar için kıyaslama yapmamız gerekeceğinden, birazdan anlatacağım bir üniversitenin iyi olması ne demektir konusunu özel üniversiteleri ve devlet üniversitelerini ayrı ayrı düşünerek yorumlamakta fayda var.
İyi bir üniversite nasıl olur?
- Akademik kadronun profesörlerle dolu olması, akademik açıdan üst düzey bilgili olması tek başına bir anlam ifade etmez. Günümüzde öğrencisine koçluk edebilecek, yönlendirici, iletişim yeteneği kuvvetli ve güncel yeniliklere açık, kendisini geliştirme gayretinde olan akademisyenlere ihtiyaç var.
- Alanında söz sahibi, sektöre katkıda bulanan akademisyenlere “bilim adamı” denir, üniversiteye doğrudan katkı sağlar.
- Müfredatı ve sınav sistemi öğrencisinin yaratıcı düşünmesine olanak veremeyecek kadar ağır bir üniversite, üniversite değildir.
- Öğrencilerine sosyal aktivite ve kişisel gelişime yönelik etkinlikler düzenlemelerine yeterli olanak veremeyen üniversite üniversite değildir.
- Üniversite sadece kendi ekseni etrafında değil aynı zamanda dünya ekseni etrafında da dönebilmeli. Yurt dışı bağlantılarıyla öğrencisine eğitim, kurs, seminerler vb. olanaklar sunabilmeli.
- Üniverisite ulusal ve uluslararası sempozyumlara, seminerlere ev sahipliği yapabilmeli. Buralarda söz sahibi olabilecek, mikrofonu eline alabilecek akademisyene sahip olmalı.
- Üniversitenin özel sektörle bağlantıları olmalı, AR-Ge çalışmaları yürütülebilmeli, teknoloji üretebilmeli.
- Üniversite, eğitim-öğretim sırasında kariyer desteği sunarak, öğrencisin kişisel gelişimine destek vermeli, staj olanakları yaratmalı ve mezuniyetten sonra da öğrencilerine iş bulma aşamalarında destek olmalı.
- Üniversitenin iyi çalışan bir mezunlar derneği olmalı. İş bulma sırasında, o üniversitenin mezunlarının sektörel başarısı ve network becerisi büyük avantaj.
- Üniversitenin konumu sosyal yaşantıyı doğrudan etkiler. Şehir dışındaki bir üniversitenin zengin kampüs hayatı olmalı.
- Öğrenci kalitesi vasat bir özel üniversitenin mezunları marka kalitesini düşürür. Öğrenci profili ve üniversitenin burs olanakları bu açıdan ilişkilidir.
- Burs olanakları fazla olan, başarıyı ödüllendiren bir özel üniversitede eğitim görmek her zaman motive edicidir.
Bu maddeleri daha da uzatmak mümkün ama esas olanlar bunlar. Unuttuklarım olabilir ve belki sizin ekleyeceklerinizle de geliştirilebilir ancak unutulmamalıdır ki bir üniversitenin öğrencisine wdiploma verme ve meslek edindirmeden öte katkı sağlayacağı bir şey, sunacağı hayat vizyonudur.
Üniversite açısından, üniversite yönetiminin ve öğrenci kitlesinin kalitesi, fiziki yeterlilik ve olanaklar, kaliteli akademik kadro; öğrencinin kişisel gayretleri ve kendisini geliştirme çabasıyla birleştiğinde ancak, iş hayatında ve yaşamının geri kalanında öğrenci için bir avantaja dönüşebilir.
Üniversitenin etiketinden önce sizin kendi marka değeriniz önce gelecektir. Bunu unutmayın ![]()
![Product Director Yaklaşımıyla, Çok Ürünlü Bir Şirkette Organizasyon Nasıl Tasarlanır? [Case Study]](https://ermanakdeniz.com/wp-content/uploads/2026/08/product-case-study.png)
Bir yanıt yazın