Hep şikayet eder dururuz; eğitim sistemimiz gençleri hayata hazırlayamıyor diye.

Ben buna pek katılmıyorum aslında.

Bu mükemmeliyetçilik oynamaya benziyor.

Hayata hazırlık diye bir şey olmaz çünkü.

Hayata hazırlandığınızı sandığınız anda hayat size hiç de ummadığınız, belki de en güvendiğiniz köşeden golünü atar.

Şunu unutmayalım ki Türkiye ‘de öğretim vardır. Eğitim ise okullardaki birkaç özverili öğretmen tarafından verilmektedir.

Ders aralarında, okul bahçesinde, karşılaştığınız otobüste hocanızla yaptığınız iki dakikalık sohbet size hayat yolunda bir ışık tutabilir.

Eğitim sistemimiz henüz oturmadığı için sadece öğreniyoruz. Bizi eğiten ise hayatın kendisidir.

O zaman hayata karşı hazırlanma diye bir şey olmamalıdır.

Okul sıralarında karşınızda size ders anlatan insandan tecrübelerini paylaşmasını isteyebilirsiniz ama kimsenin tecrübesinden tecrübe elde edemezsiniz.

Orta öğretime kadar öğretim sistemimiz müfredatlar üzerinden gider. Öğretmenimiz bize konuları yetiştirmekle sorumludur. Gencecik beyinlerin hayata bakışlarına bir katkı yapmasına imkanı yoktur.

Açıkçası o zaman varsa yoksa mezun olunca gireceğiniz sınavı düşünmekten hayatı sorgulayacak zamanız yoktur.

Bu yüzden deniyor ki eğitim sistemimiz hayata hazırlamıyor.

Oysa denmesi gereken şudur:

Eğitim sistemimiz gençlerin hayatı yaşayıp öğrenmesi için onlara fırsat yaratamıyor.

Üniversite öğrencileri için konuştuğumuzda ise durum daha karmaşıktır.

Eskiden hayatı üniversitede öğreneceğiz zannederdik. Oysa anladık ki meğer üniversite meslek edindirme kurumlarıymış!

Çoğu şirketin çalışmak istediği benzer yeni mezun profili vardır.

İşte o hayallerdeki aranılan insan modeli!

Biz hayatı üniversiteye kadar öğrenemediğimiz için hayatı öğreneceğimiz yer iş hayatı oluyor.

İş hayatında da sudan çıkmış balık gibi oluyoruz.

Garip olan bir açmazdayız.

Bir yandan bizden, dünyaya bakış açımızın genişlemesi, bir dünya vatandaşı olmamız, yeniliklerin peşinden koşmamız, takım oyuncusu, paylaşımcı ve analitik düşünmemiz istenirken öte yandan daha iş hayatına adım atmadan mesleği öğrenmiş olmanız bekleniyor. Bana göre bu beklentilerin ikisinin de aynı anda karşılanmasını istemek gençlere haksızlık.

İşte şirketlerin gözden kaçırdığı nokta tam da burası.

Hayatı yaşayalım.

Sadece kitaptan okumayalım.

Kendi hikayemizi yazalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Yazılar