Sevgili dostlar bugün sizlerle sipariş veremeyen adamdan bahsedeceğim.
Kendisi tüm ısrarlarımıza karşın yüzünün gösterilmemesini ve röportajımız sırasında kamera ve fotoğraf makinesi gibi görsel araçların kullanılmamasını talep etti.
İlk bakışta bu tavırlarından “ukala” izlenimi verse de kendisiyle zaman geçirdikçe aslında bambaşka bir insanla karşı karşıya olduğumuzu gördük.
Gördük diyorum çünkü bu sohbetin bu dereceye kadar gitmesinde emeği olan, bana Türk edebiyatına ve mizahına katkıda bulunma fırsatını veren değerli dostum Geyikzör‘ün espri hızıma katkısını görmezden gelmek mümkün değildi. Kendisinin katalizör göreviyle dakikada ortaya attığı ortalama espri pası 3’tür. Çevre şartları müsaitse ve dişi sayısı optimumsa bu pasların gol olma oranı yüksektir.
Fırsatları değerlendirmek gerek..
Eee tabii..
Sohbet 3 kişiliktir. Ben, Geyikzör ve sipariş özürlü adam.
Şans eseri hava bulutlu, yerler yapraklı ve gökyüzünde hüzün vardır.
Bu üç adam başlarına gelecekleri nereden tahmin edebilirlerdi ki…
Edemezlerdi işte.
Peki öyleyse konuyu kahramanımızın ağzından dinleyelim.
Sınav dönemiydi. Zaten ne zaman değildi ki? Her hafta sınav olan bölüme sövsem ve yine sövsem ne değişirdi ki? Bulutlu ve kapalı bir güne uyanmıştım. Akşam izlediğim filmin etkisinde kalmış olabilirdim belki. Çok yorgun hissediyordum kendimi. Tüm ev halkı çoktan güne başlarken ben mutfakta güzel bir kahvaltı ümidiyle ağır adımlarla banyonun önünden geçip mutfağa doğru süzüldüm. Haberler iyi değildi ve banyoya yönelip neler yiyebileceğim konusunu düşünmeye başlamıştım.
Bugün becerikli erkek havamda değilim ve o zaman giyinip dışarıda bir şeyler yemeliyim dedim.
Sınav gecesi ben de her normal öğrenci gibi sıradan bir sınav öncesi sendromu yaşamayı çok isterdim.
Beceremedim..
Karnım açtı ve bugün bir farklılık yapmalıyım dedim.
Daha önce hayatımda sınava çalışmadığım çok olmuştu. Ancak sınav öncesi hiç dışarıda kahvaltı yapmamıştım. Hemen beni hayata bağlayacak iki kafadar arkadaşımı daha yanıma alarak moral kazanmayı umuyordum.
Sınava çalışmayan öğrenci için diğerlerinin de çalışmaması sınavdan 100 almasından daha çok keyif verecek bir durumdur.
-Abi hiç çalışmadım. Dün Ece aradı on saat konuştuk. Yedi beynimi..
-Abi dün proje ödevini bitirmek için çok kastım. Tam sınava çalışmaya başlarken uykum geldi. Erken kalkıp çalışırım dedim; sabah sınava zor yetiştim..
McDonald’s’ın sabah kahvaltısı zımbırtısını denemek istedik. En yakın konumda McDonald’s olması da bizi bu yöne itti. Yoksa güzelim kahvaltılıklar dururken McDonald’s’ın kahvaltısına kalmadık…
Ayrıca yemişim McDonald’s’ın kahvaltısını…
Saat henüz erkenken yavrucaklar okul yolundaydılar. Hayatlarına bir farklılık katmak isteyen 50 yaş üstü teyzeler de sarı McDonald’s peyniri yemek için can atıyorlardı elbette. Bekar, 30 yaşlarına yaklaşan çalışan erkek profili de içeride oldukça hakimdi. Hal böyleyken biz sırıtıyorduk içeride. McDonald’s’ta kendimi yabancı gibi hissedeceğim hiç aklıma gelmemişti.
Siparişimizi vermeye hazırlanırken birden bir ses duyduk…
McDonald’s’a giderken şehrin eşsiz gürültüsüyle dolan kulaklarımız artık belli bir düzeyin altındaki sesleri işitemez olmuştu. Buna karşılık alışık olmadığımız kullanımlara karşı olan duyarlılığımız halen yerindeydi. Komik kullanımlar özellikle sokak ağzı dediğimiz kültürde yer alıyor. Kullandıkça bu gürültüye de alışmış oluyoruz.
Örneğin “2 al 1 öde” iki tane al demek istenir ve bu aslında pratik söylenimi gereği halk tarafından benimsenmiştir. Bunun gibi birçok kullanım mevcutken, McDonald’s’ta duyduklarımız bizi hayrete düşürmüştü.
Şaşırmıştık işte.
Herkes bir şeylerle meşgulken can dostum güzel insan hamburger canavarı olan –ki daha sonra ismi değişmiştir- hamburgerin piri olarak bilinen arkadaşımın gözlerine bakan McDonald’s çalışanı şöyle haykırıyordu:
“Sipariş veremeyen var mı?”
Duyunca inanamadık kulaklarımıza. Düşünün ki bir adam McDonald’s’a gelmiş hamburger alacak ve bunu için içeri kadar da girmiş ama kasaya gidip bir adet sipariş isteğini belirtemiyor.
McDonald’s elemanı da bu arkadaşa psikolojik destek vermek için ve tüm iyi niyetiyle haykırıyor “Sipariş veremeyen var mı?” diye.
Sipariş vermeyen varsa veya bekliyorsa, buyurun kasa uygun ve sizi bekliyorum siparişinizi kabul etmek için mesajını kısa ve öz olarak bu söylemle ifade ediyor sevgili elemanımız.
-Abi dün McDonald’s ‘a gittim.
–Eee
-Olmadı abi. Beceremedim yine. Veremedim siparişimi..
–Kampanya da bitti iyi mi. Neyse seneye kadar öğreneceksin yavrum..
Sipariş veremeyen var mı?
Güzel...
Ben sipariş vereceğim de sen alabilecek misin acaba!
Buzsuz isterim buzlu kola gelir. 10 tuz verirsin 1 ketçap…
Neyse.
Siparişini veremeyen adam üzülme sen.
Biz veriyoruz da ne oluyor?

![Product Director Yaklaşımıyla: 3 Katmanlı Roadmap Karar Modeli [Case Study]](https://ermanakdeniz.com/wp-content/uploads/2026/08/product-roadmap-karar-modeli.png)
![Product Director Yaklaşımıyla: Çok Ürünlü Bir Şirkette Organizasyon Nasıl Tasarlanır? [Case Study]](https://ermanakdeniz.com/wp-content/uploads/2026/08/product-case-study.png)
Bir yanıt yazın